Genel siyasi hayatımızın tamanını eksilerle dolu görmek doğru değildir. İktidar ve muhalefetin bazı gayretlerinde iyiyi aramakta olduklarını görmek mümkündür ve doğrudur ancak siyasi liderler arasındaki anlaşmazlık ve makamda sabitleşmek ve demokrasi için şık olmasa bile ülkemizde yerleşmiş bir adet halinde yaşamaktadır. O sebeple liderler değişmedikçe yeni bir siyasi ufuk mevcut görülmemektedir. Ne varki bütün gayesine ulaşmış olan AK Parti iktidarını biraz daha müsamahakar ve daha fazla halktan yana yani kamudan, memurdan, emekliden, işçiden yana soğukkanlı tavır takınması bu işi kolaylaştıracak ve ülkeyi daha iyi sonuçlara götürecektir. Muhalefetin de paralel bir yakınlaşması işi kolaylaştıracak ve doğru olan sonucu bulmayı sağlayacaktır.
Yeni anayasa düzeni içinde partili cumhurbaşkanı yetkilerini daha adil, tamamen iktidar muhalefeti kapsayacak şekilde kullandığı takdirde bu gidişi sağlamak mümkün ve kolay olacaktır. Fakat değişen anayasanın getirdiği yenilikler sorumsuzluk ve sorumluluk duygularını eksi şekilde etkilerse siyasi çözüm zorlaşacaktır.
Demokrasi yolunda yöneticiler bir partiye bağlı olabilir. Fakat yargıçların herhangi bir siyasi yol sahibi olmaları büyük sakıncadır. Elbette her vatandaşın içinde siyasi bir kanaat bulunabilir. Bir partide de çalışmış olabilir ancak o kişinin hakimlik sıfatını aldıktan sonra kararlarına siyasi düşüncelerinin üstün gelmesi adaletin harabeye dönüşmesine yol açar. Meslek hayatımda bunların benzerlerine tanık oldum.
Hakimlik adalet, hukuk ve yargı dışında hiçbir düşüncenin, isteğin, amacın konusu ve sahibi olamaz. Olduğu takdirde o hakimin elinde yargı sakattır, hastadır. Hatta hakimler ve cumhuriyet savcıları için hiçbir amaçla dernek kurmaları da doğru olamaz ve tasvip edilemez. Hakim kendi iradesi, vicdanı, hukuk bilgisi, ahlakı ve elindeki dava ile meşgul olup hiçbir başka telaş ve arzu içinde olmamalıdır. Hakim ve c.savcısı evvela bu karakter içinde yaşamalı adeta kendisini toplum dışında sadece hukuk, adliye ve yargı atmosferi içinde bilmelidir. Cemiyet olayları elbette vatandaş olarak onunda konusu olabilir fakat bu açığa çıkmamalı, görevine ve yetkisine dahil olmamalıdır. Bu suretle yargı teminatı ve tarafsızlığı hakimin, savcının vicdanında ve ahlakında aramalı bunları atayan, özlük işlerine bakan şahıs ve makamlar olarak onlarında bu çerçeve içinde kalmaları, görevlerine yargı icrasını dahil etmemeleri, parti ile bağlantılarını yargıdan hariç tutmaları bir vicdani ve ahlaki yasak olarak benimsenmeli, kabul edilmeli ve fiilen yürürlüğe konulmalıdır.
Adalet devletin temelidir. Yani adalet olmayan yerde devletin varlığını düşünmek o yönetimi demokrasi ve meşruiyeti içinde kabul etmek mümkün olmamalıdır. Kakınmanın, yaşamanın, özgürlüğün tadı ve amacı yargının tarafsız ve güçlü olmasına bağlıdır.