Siyaset toplumsal hayatın vazgeçilmez unsurudur. Ülkemizde de günün konusu ve sert şekilde geçen olayıdır . Anlaşılan odur ki dünya hayatında siyaset ağırlıklı olarak çeşit değiştirmekte ve hatta diplomasi dili hakaretlere kadar uzanmaktadır. İç siyasi hayatımızda böyle olduğu gibi ülkeler arası siyasi olaylarda dahi böyle bir dil kullanmanın başladığı ve adet olacağı görülmektedir. Avrupa Birliğine karşı olan aşırı istek geri tepen silah durumunu almış olup Türkiye´yi suçlayan sözlerle yıllar geçtiği halde Birlikçe yaklaşım gösterilmemiş buna sert sözlü müdahalelerimiz, karşılıklı söz ve fiil sertliği getirmiş iken sağduyu ile düşünmenin zamanıdır demek doğru olacaktır. Zira özel hayatta dahi sevgi dili ile, nezaket dili ile konuşmak birçok konuyu halledebildiği halde gürültü ve patırtının, meydan okumanın siyasette fayda getireceğini ummak beyhudedir. Fakat Türk Milletinin onuru neyi gerektiriyorsa o dilin kullanılması da millet olarak bizim tabi hakkımız ve gücümüz dahilindedir.
ABD ile Almanya arasında dahi diplomatik gerginlik başlamış olup gelecek beklenmektedir.
ABD, Rusya, Çin arasında rekabet bazı çevre ülkelerine dahi yansımakta ise de dünya hayatı bir sisteme oturacak ve elbette Türkiye Cumhuriyeti bu konumda onurlu yerini bulacak ve koruyacaktır.
Yenilik her zaman olabilen ve bazen zarurette olan ihtiyaçtır. Ancak her hadisenin başında akıl, samimiyet ve sağduyu gelir. Otuz yıldır emekli maaşımı T.C.Ziraat Bankasından alırım. Önceki yıllarda maaş günü erken saatlerde bankanın önünde toplanır, birkaç yüz kişi birden mesai başlayınca bankaya dalardık. Emeklilerin kendileri arasında ve banka personeli ile emekliler arasında sözlü kavga eksik olmaz bazen fiili durumda olurdu. Şimdi ise Ziraat Bankasının aldığı bürokratik tedbirlerle bu kavga hali bitmiş olup kartla para çekmek yanında genç, nazik, yetişmiş personel ve bilgisayar yardımı ile emekli işlemi düzene girmiş bulunmaktadır. Demek ki bürokratik işlemler için anayasa ve diğer kanunlar da bir değişikliğe lüzum kalmadan tartışmalı konular halledilebiliyormuş. Bütün bankaların şimdi aynı konuda geliştikleri yaşadığımız hadiselerdir.
Sosyal haklar çağımızın ve demokrasinin en önde olan hak konusudur. Yaşlılar, engelliler, çocuklar, kadınlar ve mağdurlar ayrı ayrı sosyal haklar konusu olup bunların hepsine birden hizmeti devletten beklemek yanlış olur. Zira bütün bu konular çok parayı, büyük tesisleri, büyük imkanları gerektirmektedir. Onun için yaşlı olup ihtiyaç halinde sahipsiz kalanlara, diğer ihtiyacı olanlara, ayrı ayrı devletten hizmet beklemek imkansıza yaklaşan bir istek ve beklenti olup belediyelerin, özel teşebbüslerin çocuk, yaşlı, kadın ve her çeşit mağdurlar için ve engelliler için hizmet oluşturacak çalışmalar yapması, tesisler kurması gereklidir.
Dağılan aile hayatının birlikte yaşamak olmasa dahi yakın temasta kalması, insani ilgilerin toplum içinde yaygın olması, aile fertleri arasında ihmal edilmemesi zaruri olan keyfiyet bulunup sosyal devlet kavramı gereğince geniş çapta düşünülmesi icap eden ülke ve millet sorunu olarak ortadadır.
Şikayetçi olduğumuz birçok konu yeni ve muğlak bir anayasa yerine akıl ve mantık yolu ile çözülmelidir.