Birleşmiş Milletler dünya siyasetini yönetmek, uluslarası anlaşmazlığı, rahatsızlığı çözmek üzere kurulmuş olsa gerektir. Fakat kurulduğundan beri bu yolda başarılı olduğunu söylemekte imkansız gibidir. Çünkü önce kuruluşunda sağ duyu ve samimiyet yoktur. Zira her insan gibi insanların oluşturduğu tolumlar, uluslar eşit seviyede yaratılmışlardır ve bu ilahi bir kuraldır. Birleşmiş Milletler teşkilatı ise asıl ve son yetkiyi güvenlik konseyine bırakmış olup bu şekilde ilahi düzen olan eşitlik kuralını ihlal etmiş bulunmaktadır. Bu hali ile sakat bir teşkilat olup onlarca masum toplumun zararını giderememektedir.
Avrupa Birliği BM´ye karşı hernekadar ekonomik bir birlik ise de siyasi açıdan BM´ye benzetmek yanlış olmasa gerektir. O da kendi paralelinde bir yapı olup bölünmeye başlamış ve gerekli amacı tam olarak yerine getirememiştir.
Oysa dünyada birçok küçük toplum veya devlet kendi içinde sefalet ve menfaat çatışması yaşamakta olup birçok büyük devlet bu küçükleri yem olarak kullanma durumundadır. Bu adalete, hukuka uygun olmayan hadiseler karşısında BM teşkilatı suskun veya aciz konumundadır.
İsrail´in Filistine saldırısı, Suriye´nin yıllardır halkına reva gördüğü zulüm karşısında bu teşkilatın ciddi ve etkin bir rolü olmamıştır ve olmamaktadır.
Bu sebeplerle bu teşkilatın yeniden düzenlenmesi veya eşit seviyede yeni bir teşkilatın kurulması zarurettir.