Akıl, doğuştan itibaren her insanda var olan bir meziyettir, özelliktir. Muhakeme, münakaşa, düşünme, sağduyu, mantık, hissiyat gibi özellikleri olan akıl bazı insanda üst seviyededir. Bazı insan kısmen eksiktir ve insandan insana bu özellik değişir.
Yukarıdaki benzetmeye göre insanlar bazen çok doğru karar alır bazen de farkında olarak veya hissiyatları galip gelerek siyasi hayatlarında yanlış kararlar alırlar. Bu hal siyasi hayatımız için sakıncalı, tehlikeli bir yoldur. Zira siyaset yasalarımızda ve devlet yönetiminde ön safta bulunmakta olup bu büyük olayda aklın gerçek yolunu bırakarak hissiyatla yanlış yola girmek veya akıl gücü itibarı ile yanlış yapmak, yanlışta ısrar etmek ülke yararına hiçbir sonuç getirmez.
Bunun için siyasi hayatta yarış ve tartışma gerekli olup ancak aklın unsurlarından, yeteneğinden, mantık ölçüsünden, ahlak ve sağduyu açısından, gerisi ve geleceği açısından tartışılmadan yanlış karar verilmesi siyaseti başarısız kılar.
Siyaset aklın bütün yollarını deneyerek sonuca ulaşmalıdır. Elbette her akıl üstün seviyede olmayabilir ve herkesin dahi olması gerekmez. Normal akıl, zeka sağduyu dairesinde karşılıklı tartışırsa doğruyu bulur. Sağduyu dışında bencil, kişisel çıkar duyguları, acelecilik siyaseti gerçek ve doğru dışına çıkarır ve hayırlı sonuç getirmez.