Devletimiz; milli sınırları içerisindeki kara parçası ile uluslar arası hukuka göre tayin edilen deniz ve hava sahasını kapsayan alandan ibaret siyasi ve milli bir varlığımızdır.
Bu genel tarif ışığında kanaatimize göre devlet dediğimiz bütünlüğün temeli köylerdir. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu da küçük kabilelerden, beyliklerden başlamış sahasını genişleterek ve gücünü artırarak büyük imparatorluk olmuştur.
Bu durumda vatan dendiği zaman önce sınırlarımızı ve sınır köylerimizi hatırlarım. Çünkü sınır her milletin namusu ve şerefi ile ayakta durur. Genelde sınırlarımız köylerimizle kaplanmış bulunup bu itibarla vatan adına köylerimiz temsilci ve sınırdaki bayrağımız ve sınırdaki Mehmetçiğimiz ülkemizin ve devletimizin timsalidir.
Köylerimiz vatan mevhumunun bir nevi tezahürüdür. Zira vatan dendiği zaman önce toprak yani kara parçası hatırlanır. O halde köylerimiz mahsulü, hayvanları ve çiftlik donanımları ile vatan toprağının esası ve öncüsüdür. Nitekim şehirler beton yığını binalar ve asfalt yollarla kaplı olup zeminde toprağı görmek adeta imkan dışıdır. Gerçi o binaların zemini ve asfaltların altı dahi topraktır ama şehirlerde köylerde gördüğümüz toprak zenginliği ve asaleti yok durumundadır.
Kırsal alanda doğayı görüyor, ormanı tanıyor, ovayı ekiyor biçiyor, bağ bahçe yapıyor ve bizi doyuracak tahıl ürünlerini, et ve süt ürünlerini oralardan temin ediyoruz. Bu itibarla köyler denince vatanın tamamını anlarım ve düşünürüm.
Şehirlerimiz de vatanımızın güzide parçalarıdır. Esnafın, bürokrasinin ve tüm vatan kurumlarının onurlandırdığı ve milleti yöneten gücün merkezi olduğu itibarı ile şehirlerimizde gönül parçamız, sevgimiz, umudumuz ve güvencemizdir. Ankara vatanımızın kalbi ve beyni, İstanbul tarihimizin ve varlığımızın iftiharı, İzmir, Erzurum, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Çukurova ve diğer tüm şehirlerimiz vatanımızın şanlı ve şerefli bölgeleridir.
Ancak şehirlerimiz tam yeterince olmasa dahi birçok merhaleyi kat etmiş olarak varlıklarını geliştirmek durumundadırlar.
Köylerimiz ise yol, su, eğitim, sağlık konularında devlet yardımına muhtaç durumdadırlar. Buralara yönlendirilecek hizmetlerle köylerimiz daha parlak ufuklara kavuşacak, hedefleri büyüyecek ve köylerden şehirlere göç akımı da azalacak beklide sona erecektir.
Bu itibarla köylere asli vatan sevgisi ile sarılıp her konuda kalkındırmak, yetiştireceği mahsullerle ve hayvancılıkla Türkiye doyacak ve dışarıya da ürünlerimizi satacak seviyeye geleceğiz.
Bu umut ve temennilerle doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün köylerimizi, şehirlerimizi ve bütün olarak aziz vatanımızı sevgi ve onurla kucaklıyor, hayatımızda bunu özlüyoruz.
Ulu Atatürk´ün “Türk köylüsü, Türk Milletinin efendisidir.” Sözünü daima hatırda tutmalıyız.
Tufan ALPAT Emekli Hakim