Sosyal hayat hukuku da kavramakla beraber geniş çapta sosyal anlayış yelpazesi çok geniş bir konudur. Başta hukuk ve doğuştan sahibi olduğumuz haklar olmak üzere çok geniş çerçeve hakkı ve hukuku temsil eder.
Sosyal haklar dediğimiz zaman her insanın yaşadığı süre içinde ve hatta öncesinde ve sonrasında muhtaç olduğu yaşamayı insan onuruna, yaradılış gayesine uygun biçimde sağlamaktan ibaret bulunduğu akla gelir. Doğrudur. Bu akıl yolu içinde sosyal hukuk dahi mevcut bulunmalıdır. Fakat herhangi bir devlette bu sosyal kavramın ideal şekilde uygulandığı iddia ve kabul edilemez. Çünkü zor, güç ve pahalı bir hizmettir.
Her hali düzgün, sağlıklı, bütün organları yerinde ve normal bir insanın hayatını ideale uygun şekilde devam ettirmesi mümkün olsa bile iş disiplini, başkasının hakları sebebiyle kendi özel haklarının bir noktada kısıtlanabileceği tabiidir. Böyle olmasa bile zaman zaman başkasının veya bir kurumun hizmetine ihtiyaç içerisinde kalması hayatın akışı gereğidir.
Birde bu bahsedilen müstesna şanslı insanlar arasında doğuştan engelli veya sonradan engelli hale düşmüş insanlar ve bunların çok çeşitli türleri vardır. Belki görme gücü, yürüme gücü, akıl gücü veya herhangi bir organı zayıflamıştır. Özel bir yakını yoktur. O insan ise bir bakıma varlığını yürütebilse dahi bazı ev içi, ev dışı olaylarda yardıma muhtaç sayılı olabilirler. Bunlar ve aşırı engel ile malül olup ailesi içinde bunlara ilgi duyan veya duymayan yakınları da olabilir. O zaman yakınlarından hayır göremeyen bu insanlara toplumun yardım etmesi zarureti ortaya çıkar.
Bu sebeplerle böyle durumlarda yardıma koşacak insan ekibinin teşkilat dahilinde önceden hazır bulunmaları gerekir. Bu işin önce belediyelere ait olduğu akla gelir. Doğrudur. Çünkü belediyeler bulunduğu şehrin ana yapısı, ana-baba evi, insanlarının kardeşi, akrabası veya öyle olması gerektiği durumundadır. O halde engelliye takviye yardıma ihtiyacı olanlara belediyelerin özel hizmet vermeleri ve bu hizmeti devlet adına, devlet himayesi ile yapmaları çözüm yolu olabilir. Bunun için genç bir kadro, kadın-erkek ve her yaştan insan bu işte yardımcı olabilir. Belediyenin bu teşkilatı ile muhtarların aracılığı ile tespit edilen bu kişilerin belirli süreler içinde bulundukları yerde ziyaret edilip ihtiyaçlarının tespiti ile, zaman akışı içinde bunların faturaları gerekli yerlerde ödenmeli, kamudan talepleri takip edilmeli ve bu gibi insanlar normal şartlarda yaşayan insanlar olarak kendilerini hissetmeleri sağlanmalıdır. Bu konuda ihtiyaç sayı ile sınırlanamaz o yaşantıyı görmek, ihtiyacı ihtiyaç sahibinin nezdinde ve hayat şartlarının gerektirdiği tarda tespit etmek gerekir.