Artık kimse kimseyi oruçla, namazla niyazla kandıramayacak!
Hiçbir yere de tıpış tıpış gitmeyeceğiz.
Çünkü yeni bir yol daha var; liyakatin baş tacı edildiği adalet yolu, onur yolu var.
Biz seçmenler, adayları yakın takibe alacağız. Yok artık fanatikçe oy kullanmak.
Güvenmemiz için bize güven veren aday arayacağız.
Sizin partiniz, dininiz ve ırkınız bizi ilgilendirmiyor.
Kavun da değilsiniz ki koklayıp karar verelim ama siyasetçiler tarafından aldatıla aldatıla bir bakışta siyasetçinin ruhunu okur duruma geldiğimizi de bilmenizi isteriz...
Bugün adaylardan en genç olan adayı biraz inceleyelim ve ağzından çıkan sözleri gelecekte unutup unutmayacağını ve kendisini denetleyebilmek için kayda alalım diyorum.
14 Mayıs’taki seçimlerde dört Cumhurbaşkanı adayından biri olan Sayın Sinan Ogan...
Türkiye siyasetinde uzun zamandan beri takip ettiğim bir kişi; duruşuyla, üslubuyla, nezaketiyle Türk siyasetinin içinde kalmış ender bir kişi o.
Türk kültürünün verdiği özgüven ve halkın içinden gelmenin verdiği rahatlıkla, gönlünden yüzüne vuran ışıkla çevresine güven veren biri.
O bu toprakların insanı; toprağı tanıyan bir çiftçi çocuğu, tarlada çalışıp hayvan otlatmış ama okulunu da ihmal etmemiş.
Gençlik işte; sporunu da yapmış inşaatlarda amelelik de...
Tüm adaylardan kat be kat donanımlı, görgülü kültürlü bir adam o.
Atatürk’ü çok iyi tanımış ki eskilerin yaptığı hataya düşmüyor ve “En büyük Türk milliyetçisi Atatürk’tür” diyor ve Atatürk yolunda olduğunu ispatlarcasına “ilk işimiz üretim; köyde, tarlada, bahçede üretim” ve “gıda güvenliğini sağlamamız gerekir” diyor.
Kalkınmanın ve bağımsızlığın köylüyü milletin efendisi yapmaktan geçtiğini Başbuğ Atatürk’ten öğrenmiş ve özümsemiş bir aday o.
Köy okullarının açılacağını ve andımızın tekrar okutulmaya başlayacağını müjdeliyor. O eğitimin değerini fazlasıyla bilen biri. Taşımalı eğitime son vereceğini söylüyor.
“Ben kimseyle hesaplaşmam, kimin ne hesabı varsa adaletle hesaplaşsın. Bizim işimiz adalete müdahale etmek değil devleti adalet temellerine oturtmaktır” diyor.
Devletin kurumlarını tarikat ve cemaatlerden temizleyeceğini söylüyor.
Etnik kökenlerimiz ne olursa olsun bu topraklarda hepimizin kardeşçe yasayabilmesi için terör ve mafya tik oluşumlara göz açtırmayacağını, devletin kurum ve kuruluşlarının bu tür oluşumlara acımasız ama halkına şefkatli olması gerektiğini söylüyor Sinan Ogan.
“Görevime başladığım ilk gün ve ilk işim sığınmacıların imtiyazlarını kaldıran kararnameyi imzalamak olacak” diyor ve sığınmacıların, kadınlarımızın güvenliğini tehdit eder duruma geldiğini söylüyor.
Birinci önceliğinin Liyakat olduğunu söylüyor.
80 darbesinden kalan Partiler ve seçim yasaları dosyası TBMM’de Sümen altında bekletiliyor. Hiçbir Parti Başkanının işine gelmiyor bu yasaları değiştirmek. Bu yasa sayesinde her Partide, hatta Sivil Toplum Örgütlerinde ve Odalarda değiştirilemeyen ve o koltukları ölünceye kadar işgal eden Padişahlar var.
Sinan Ogan en önemli olan bu konuya değiniyor ve “bu yasayı değiştirip tek adam sistemini yıkacağız. Yaşı geçmiş bu adamları, torun sevmeye ve bahçelerinde torunlarıyla oynamaya göndereceğiz” diyor.
Sinan bey, siyasetçilerin saygınlığını yitirdiğini ve siyasete tekrar saygınlık kazandıracağını söylüyor.
Bu konuda ben de çok düşünmüşümdür. Benim çocukluğumda kasabamıza ve köyümüze gelen siyaset adamları ve din adamları çok saygındı. Hatta camiye namaza gidenler bile saygıdeğer insanlardı. Ne olduysa günümüzde bu saygınlık yok oldu.
Kim yaptı bunu?
Tabii ki siyaset ve din adamları kendileri yarattı bu durumu. Maalesef bu iki alan paranın ve ticaretin merkezi oldu. Bence bu iki alanın parayla ilişkisi kesilmedikçe bunların tekrar saygınlık kazanmaları mümkün değil...
Çok güzel şeyler söylüyor, önemli konulara değiniyor Sinan bey... Hepsi bizim istediğimiz ve milletin çıkarlarına uygun olan şeyler ama bunları yapmasına müsaade ederler mi?
Kim mi?
Dünyayı sömürerek yöneten ve ulus devletlerin yıkılmasını isteyen ve bu yolda bayağı yol kat etmiş olan küresel çete, Sinan Ogan’a bu söylediklerini yapmasına izin verirler mi?
Vermezler...!
Ama halkımız bilinçlenip bu davanın kendi ölüm kalım meselesi olduğuna inanırsa ve bu davanın etrafında kenetlenirse küresel çetenin yapacağı pek bir şey kalmaz.
Unutmayın ki savaşı silahlar değil inanmış ruhlar kazanır.
Siz davanıza, aşınıza toprağınıza inanarak sarılırsanız yedi düvel gelse de geldikleri gibi giderler. Hem de bu sefer bitlerini ve pirelerini toplayarak giderler.
Yok bu dava bizim değil diyorsanız, yapılacak bir şey yoktur.
Canınız, malınız ve namusunuz istilacılara haktır...
Halkların seçme hakkı vardır efendim...
Cenneti de cehennemi de insan kendi elleriyle inşa eder.
Haddim değil ama Sinan Ogan Beyefendiye hiç değinmediği bir konuda benim de bir önerim var.
Milletvekillerinin kaymaklı maaşlarını ve tüm imtiyazlarını törpülemeyi düşünür mü?.
Çünkü hizmet ettiği halktan çok yüksek imkanlara sahip olanların, halkın yaşamından apayrı bir dünyada yaşayanların halka hizmet edeceğine ben inanmıyorum.
Zaten o sınırsız bal kaymaklı olan yeri yağmacılardan kimse koruyamaz. İşin kötüsü de yağmacıların olduğu yerde liyakatli insanlar barınamaz...
İşin özü şu!
Benden fazla maaş alan kişilerin bana hizmet edeceğine inanmıyorum. Bu vesileyle Atatürk’ün milletvekili maaşları için “öğretmen maaşını geçmesin” sözünü hatırlatmak isterim.
Sinan beyin kulağına küpe olsun!
Halkın oyuna ve sevgisine talip olanlar, sevgiyle nefretin arasında ince bir çizgi olduğunu hiçbir zaman unutmasınlar!
Tanrı yardımcınız olsun!
xxx
ŞURA
Biz koyun değiliz, koç aramıyoruz
Biz, bize hizmet edecek adam arıyoruz
Bizi anlayan, gönlümüzü dillendiren
Derdimizle dertlenen, bizimle ağlayan
Bizimle gülüp coşan, oynayan neşelenen
Lider değil, töreye uyan
Milletin işlerini danışarak yapan
Biz kendimize böyle bir sözcü arıyoruz
CngzArcn

