Yirmi iki yaşında genç bir bayan, sabahın karanlığında evinden çıkıp ormanlık alanda bisikletiyle pedal çevirerek on dokuz kilometre uzaklıkta ki öğretmenlik yaptığı okula gidiyor. Akşam karanlığında aynı yoldan yine bisikletiyle evine geri dönüyor. Burası Hollanda.
Oturduğu semtten bisikletine binen yirmi yedi yaşında ki genç bayan beş kilometre ormanlık alanda gittikten sonra şehir içinde de beş kilometre yol alıyor ve çalıştığı Berlin belediyesine varıyor. Mesai bitiminde gece karanlığında aynı yoldan bisikletiyle evine dönüyor. Kar yağmur fark etmiyor, yolculuğu ve işi aksamıyor.
Bizim yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde bırakın kız çocuğunu erkek çocuğu bu şartlarda yolculuk yapsa, evinden bakire çıkar ama varacağı yere tecavüze uğramış olarak cenazesi ulaşır.
Ama korkmaya gerek yok biz zaten evden yüz metre uzaklıktaki kahveye arabamızla gidiyoruz. ‘’Ayranımız yok içmeye tahtırevanla gideriz ......’’ misali…
Kur’an’daki bilgileri okuyup anlamadan Arap’ın cahiliye devrinin örf ve adetlerini din edindiğimiz için bu pislikleri yaşamaya devam edeceğiz.
Arap kültüründen uzaklaşıp özümüze dönmedikçe, Türk olmadıkça çocuğunuzu mahalle bakkalına bile gönderemeyeceksiniz.
Ne Mutlu Türküm Diyene

