Balkan Cumhuriyetlerini Avrupa ailesine katmayı beceremeyen AB’nin ‘’hem suçlu hem güçlü’’ bakışla Rusya, Çin ve Türkiye’nin Balkanlardaki varlığından rahatsızlık duyması bölgede acı bir tebessüm yaratmıyor değil.
Öyle ki bazı Balkan ülkeleri AB’nin hantal politikalarından duydukları hayal kırıklığını yüksek sesle dile getirmeye başladı.
KIRILGAN COĞRAFYA
İlk büyük savaşta Osmanlı’dan kopan Balkan coğrafyası ikinci büyük savaşa kadar çalkantılı müstakil devlet yapılanmaları ile var olmaya çalışsa da II. Dünya Savaşından sonra Türkiye ve Yunanistan dışında tamamı yarım asır sürecek Doğu Bloku nüfuz alanına girer.
İki kutuplu dünya düzeninin Berlin Duvarı ile birlikte yıkılmasıyla başlayan tarihi dönüşümde Balkan Coğrafyası Yugoslavya’dan doğan altı yeni Cumhuriyetle tanışır.
Her birinin yekdiğerinde azınlığı bulunan, sınırları tartışmalı, geleceğini AB’de gören, genç cumhuriyetler içeriden veya dışarıdan kışkırtmalarla yeniden eski sıkıntılı günlere dönme istidadında.
Rusya’nın Ukrayna’yı istilası ile ortaya çıkan küresel kutuplaşmada Balkanlar çatışmaların sıçrayabileceği en yakın kırılgan coğrafya olarak dikkat çekmiştir.

AB ŞEMSİYESİ
Yugoslavya’dan kopan, siyasi kaos içindeki cumhuriyetlerin AB şemsiyesi altında istikrara kavuşabileceği şeklindeki iyimser senaryo, AB’nin kendi içinde yaşadığı yapısal sorunlar ve ağır karar alma mekanizması nedeniyle gerçekleşemedi.
Öyle ki bugün gelinen noktada Balkan sorunlarının iki çıbanbaşı sayılan Sırbistan ve Arnavutluk liderleri dahi ortak basın toplantısı düzenleyerek, AB’den duyulan hayal kırıklığını dile getirmiştir. Aynı şekilde Polonya Cumhurbaşkanı, Arnavutluk ve Makedonya ile üyelik müzakerelerini geciktirdiği için AB’ye açıkça tepki göstermişti.
Elini çabuk tutması yönünde AB’nin sinir uçları ile oynayan Arnavutluk Başbakanı Rama, geçtiğimiz haftalarda Balkanlardaki Rus, Çin ve Türklerin faaliyetlerini öven beyanlarda bulunmuştu.
Bu bir bakıma Balkanlarda AB şemsiyesi altında birleşerek Batı kulübü bünyesinde istikrara kavuşmayı düşleyen cumhuriyetlerin beklentilerinin tükendiğinin işaretidir.
AB MANEVRASI
Balkan Cumhuriyetlerini Avrupa ailesine katmayı beceremeyen AB’nin ‘’hem suçlu hem güçlü’’ yaklaşımıyla Rusya, Çin ve Türkiye’nin Balkanlardaki varlığından rahatsızlık duymaya başlaması bölgede acı bir tebessüm yaratmıyor değil.
Slovenya, AB Dönem Başkanlığı sırasında bölgeye ilgisini göstermek için Balkanlara çözüm olarak radikal etnik öneriler içeren bir diplomatik fikir kâğıdını el altından üyelere iletmişti.
Anlaşıldığı kadarıyla Sloven önerileri Balkanlardaki ezeli etnik sorunlar için ‘’Büyük Arnavutluk, Büyük Sırbistan ve Büyük Hırvatistan’’ ihdasını şart koşmaktaydı. Özünde yeni etnik ayrışma ve kavuşmalar içeren, 30 yıl önceki acılı etnik çatışmaları çağrıştıran senaryo ciddi tepkiler yaratmıştı.
AB içi istişarelerde, Balkanlardaki boşluklardan Rusya, Çin ve Türkiye’nin yararlandığına dikkat çekilirken, Türklerin daha çok Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova ve Makedonya’da nüfuzunun arttığı uyarısının yapıldığı söylenmektedir.
Avusturya, AB’nin Balkanlardaki rakiplerini Türkiye, Rusya ve Çin olarak saydı.
İngiltere ve Fransa’nın, AB’nin Balkanlardaki beceriksizliğini aşma yönünde, AB dışı ülkeleri de içerecek yeni bir Avrupa yapılanması formülü üzerinde çalıştığı söylenmekte.
Fransa, geçtiğimiz haftalarda AB’nin rakibi olarak gördüğü Türkiye, Rusya ve Çin’de Fransa’yı kötüleyen, Afrika’da neo-kolonyalist olarak niteleyen kampanyalar geliştirdiğini iddia ederken, yaklaşan jeopolitik riskin, Batı Balkan ülkelerinin Rusya veya Türkiye’ye kayması olarak belirledi.
Avrupa Konseyi Başkanı Tusk, Balkan turunun Arnavutluk ayağında Başbakan Edi Rama’yla ortak basın toplantısında “Osmanlı Devleti’ni Avrupa’dan uzak tutan İskender Bey gibi siz de başarı elde edeceksiniz ”gibi yoruma açık sözler sarf etti.
AB’nin Balkan gerçeğini, Balkan hassasiyetini hiçbir zaman anlayamadığı gibi bu yönde çaba göstermediği açıktır. Buradaki ikilem AB’nin kendi hatalarını gölgelemek için Rusya, Çin ve Türkiye tehlikesine sığınması ve aynı cephede olduğu, Balkan coğrafyasını bilen Türklere endişeyle bakmasıdır.

