DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 21.10.2021 15:09:00 788 0
  • BIST 100

    1.909%1,56
  • DOLAR

    13,7970% 0,98
  • EURO

    15,5908% 0,53
  • GRAM ALTIN

    783,43% 0,56
  • Ç. ALTIN

    1292,6595% 0,56

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 14 11 0 3 18 36
2.Konyaspor 14 7 2 5 10 26
3.Hatayspor 14 8 4 2 9 26
4.Fenerbahçe 14 7 4 3 3 24
5.Alanyaspor 14 7 4 3 -2 24
6.Başakşehir FK 14 7 6 1 4 22
7.Fatih Karagümrük 14 6 4 4 3 22
8.Galatasaray 14 6 4 4 2 22
9.Adana Demirspor 14 5 4 5 2 20
10.Beşiktaş 14 6 6 2 0 20
11.Antalyaspor 14 5 6 3 -2 18
12.Gaziantep FK 14 5 6 3 -4 18
13.Altay 14 5 7 2 -3 17
14.Sivasspor 14 3 4 7 5 16
15.Giresunspor 14 4 6 4 0 16
16.Kayserispor 14 4 6 4 -4 16
17.Yeni Malatyaspor 14 4 9 1 -11 13
18.Göztepe 14 2 7 5 -7 11
19.Kasımpaşa 14 2 8 4 -8 10
20.Çaykur Rizespor 14 3 10 1 -15 10
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Cuma 16 ° / 8.8 ° kırık bulutlar
  • Cumartesi 18.1 ° / 11.1 ° kırık bulutlar
  • Pazar 19.5 ° / 10.8 ° kırık bulutlar

Öykü: Bayram SARI

Kamyoncu Tokadı Veya Mutlu Aşk Yoktur

Top sahasında, turunu iki buçuk liraya kiraya veren vebu dünyanın dışından gelmiş gibi gizemli duran adamın bisikletlerine binerdim. Çaktırmadan yarım tur atar, geri döner, tekrar başlardım tura. Kızmazdı. Bir yaz akşamı kuzenim Sami, postacıların 1970’lerde kullandığı ve adına “Güçlü” dedikleri, mobiletin motorsuzu olanmavi bir bisikletle kapıcı odamızın kapısını çaldı. Köye gideceğini, dönene kadar bisikletin bizde kalmasını istedi annemden. Harçlıklarımı top sahasının etrafında bisiklet tozlarına gömdüğümü kimse bilmiyordu.

Babam benim için tehlikeli değildi; işe gitmediği zamanlarda hep kahvede pişti oynardı. Bisikleti kullanmak için annemi kolluyordum. Söylesem asla izin vermezdi. Dairelerden birine temizliğe çağırdıkları bir gün oflaya puflaya çıkardım bodrumdan “Güçlüyü” ve doğru Çarşamba Pazarı’nın olduğu üst sokağa sürükledim. Bizim sokak Arnavut kaldırım taşlarıyla döşeli ve yokuştu, pazarın kurulduğu sokaksa asfalttı. Aslında ilk aşkım Evren’in sokağında bisiklete binmekti amacım. Üç abisi de kamyoncuydu, benden birkaç yaş büyük, kızıla çalan saçları ve uzun boyu ile kendimi şövalye hissettiren Leydim’e kendimi göstermek için deliriyordum! Beni fark etmeliydi. Bana âşık olmalıydı.

Bacağımı yerden atıp bisikletin selesine oturamadığımdan, kaldırıma yanaştırıp ancak binebildim üzerine. Oturduğum yerden ayaklarım pedallara yetişmiyordu, ben de yürür gibi dikilip öyle çevirmeye başladım pedalları. Evren ve abileri, kamyonlarının gölgesinde birer sandalyeye oturmuş, önlerindeki sehpadan çaylarını yudumlayıp, kurabiyelerini atıştırıyorlardı. Evren, sırtını kamyonun lastiğine dayamış, abilerinin arasında bana hiç bakmadan neşeli bir yüzledinliyordu büyük abisinin anlattıklarını. Önlerinden zorlandığımı hissettirmeden geçtim. Dönüp tekrar geçtim. Evren beni görmemekte kararlıydı. Döndüm. Daha ileriye gittim. O kadar hızlanacaktım ki, kasasının yanında, tentenin altında oturdukları kamyona yaklaşınca önlerinde frene basıp bisikletin lastiklerine şarkı söyletecek ya da ön tekeri havaya kaldıracaktım. Evren’in aşkı başlayacaktı.

Frenlere asıldım. Tutmadı. Daha da hızlandı. Devrilen sehpa ve çaydanlığın kakafonisi kulak zarımı delerek beynimde şiddetli bir deprem yarattı. Bisikletin ön tekeri, Evren’in bacağını eziyordu. Donmuştum. Şaşkınlığı geçen abilerinden biri sol kolumdan tutarak yanaklarıma iki tokat atarken, diğer abisi Evren’i ayağa kaldırmış, eteğini yukarı sıyırarak kalçasına bakıyordu. Gözlerim yaşarıyordu ama ağlamıyordum. Abisinin tokadı değildi canımı yakan. Evren’in sol kalçasında bıraktığım saçının rengindeki kızıl izdi. İlk defa bir kızın kalçasını görüyordum. Utanıyordum. Bakmamam ve görmemem gereken bir gizdi, Evren’in kalçası. Duyduğum aşkta yeri yoktu. Gözüme dolan yaşların ardında gördüklerim ıslak bir kâbustu.

“Ne vuruyorsunuz bacak kadar çocuğa!” diye, pencereden bağırdı babaları. Sevdiğim kızın babası aslında ellerinden yapışkan sıvılar salgılayan korkunç bir yaratıktı. Annemi yakından tanırdı. Beni apartman merdivenlerinde yalnız gördüğünde, pantolonumun arka cebine harçlık koyardı. Elleri, parayı cebime koyup kolay kolay çıkmazdı ama. Zamanı gelince mızrağımın ucunda sallandıracaktım kellesini.

Büyük abisi, “Evren’i ezdi baba…” diye geveledi, korkulu sesiyle.

“Siz kamyoncu değil misiniz oğlum? Hiç mi kimseyi ezmediniz? Bırakın çocuğu, kazadır olmuş…”

Abisinin pençeleri kolumun etinden çıktı. Yenik bir şövalyeydim.  Arkamı dönüp giderken, özgür bıraktım kirpiklerimi zorlayan okyanusları.

Mutlu aşk yoktu. Evren’in kalçasındaki izde görmüştüm bunu. Şimdi haklı veya haksız olayım, her ayrılıkta önce yanaklarımda bir kamyoncu tokadının acısını hissediyorum, sonra dabir kadın kalçasındaki kızıllığı görüyorum.

 

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


Söyleşi: Mehmet ŞEN

Şiirler: Şennur ÖZ

Öykü: Ayşegül Bayar Kaya

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: ETHEM BARAN

Öykü: Nefise Abalı

Şiir: Onur Sakarya

Öykü: Gülçin Göktay

Öykü: Püren Çetin

Öykü: Aslı Zorba

Haiku: Mutlu Derin Doğan

Öykü: Gül Parlak

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Aytül AKAL...

M. ŞEHMUS GÜZEL

Öykü: Nazire K. Gürsel

Şiir: İlknur Güneylioğlu Şengüler

Şiir: Nevin Koçoğlu

Şiir: Uygur ORHAN

Öykü: Gülser KUT ARAT

Öykü: Bayram SARI

Öykü: Ali GÜNAY

ÖYKÜ: SEMA CANBAKAN