DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 11.11.2021 15:19:00 600 0
  • BIST 100

    1.909%1,56
  • DOLAR

    13,7970% 0,98
  • EURO

    15,5908% 0,53
  • GRAM ALTIN

    783,43% 0,56
  • Ç. ALTIN

    1292,6595% 0,56

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 14 11 0 3 18 36
2.Konyaspor 14 7 2 5 10 26
3.Hatayspor 14 8 4 2 9 26
4.Fenerbahçe 14 7 4 3 3 24
5.Alanyaspor 14 7 4 3 -2 24
6.Başakşehir FK 14 7 6 1 4 22
7.Fatih Karagümrük 14 6 4 4 3 22
8.Galatasaray 14 6 4 4 2 22
9.Adana Demirspor 14 5 4 5 2 20
10.Beşiktaş 14 6 6 2 0 20
11.Antalyaspor 14 5 6 3 -2 18
12.Gaziantep FK 14 5 6 3 -4 18
13.Altay 14 5 7 2 -3 17
14.Sivasspor 14 3 4 7 5 16
15.Giresunspor 14 4 6 4 0 16
16.Kayserispor 14 4 6 4 -4 16
17.Yeni Malatyaspor 14 4 9 1 -11 13
18.Göztepe 14 2 7 5 -7 11
19.Kasımpaşa 14 2 8 4 -8 10
20.Çaykur Rizespor 14 3 10 1 -15 10
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Cuma 16 ° / 8.8 ° kırık bulutlar
  • Cumartesi 18.1 ° / 11.1 ° kırık bulutlar
  • Pazar 19.5 ° / 10.8 ° kırık bulutlar

Öykü: Gül Parlak

TECELLİ

Sakine teyzem, kayboldu. İki oda bir salon evde uzun yıllar bulunamadı. Ne zaman evlerine gitsem, camın önüne kurulmuş bir masa, üzerinde çiçekli masa örtüsü, minderli sandalyeler, özenle yerleşmiş tabaklar hazır olurdu. Salona serilmiş kırmızı Isparta halısı, köşede ince uzun gümüşlük, gümüşlüğün içinde hapsolmuş, sürahi, boş bardaklar, yaldızlı çay takımı, hepsi yerli yerindeydi de bir kara gözlü teyzem yoktu. Kocası, kocasının tarak isteyen kaşları, çıkık alnı, iri cüssesi, evin başköşesindeydi. Konuşkan kızlarının duvardan duvara döşediği, ortada dolanıp duran kelimeler de öyle. Geniş koltuk, gazete, gözlük, kahve fincanı, sehpa, hepsi vardı ama incecik parmaklı Sakine teyzem, kayıptı. Kanepenin kenarında oturan elişi torbası, iğne iplik görünürdü, o görünmezdi. Evdekiler bu kayba alışmış gibiydi. Kimse bir eksik var gibi davranmıyordu.

Bir yıl önce ekim ayında, işler birden değişti. Evin, gölgesi ağır erkeği, aniden hastalandı. Dilinden düşürmediği, evde erkeğin sözü geçer tekerlemesi hastalığa sökmedi. Bir höt bile diyemeden yatağa girdi. Bir daha da çıkamadı. Doktor, ilaç, fayda etmedi. Kemik suyuna çorbalar, dağ kekikleri işe yaramadı.  Korktuğuna uğradı.

Hastalık süresince, ocağın parıl parıl yanan gözleri hiç kapanmadı. Baharatlı yemek kokuları buharla karışıp mutfağa yayıldı. Büyük küçük tencereler durmaksızın çalıştı. Ne zaman ki, hak vaki oldu, ocak söndü, sofra dürüldü, teyzem ismiyle cismiyle ortaya çıktı.

Sus hakkından söz hakkına geçen kızları, yıllar sonra ortaya çıkan görünür duyulur olan annelerini fark ettiler. Annemiz burada, dediler. Buradaymış! Bundan böyle kaybolmaması için biricik annelerine güzel teklifler yaptılar.

Öğretmen olan kızı Gülay’ın, teyzem için düşündüğü en iyi yol, evini kapatıp onlarla yaşamasıydı. Torununa bakmanın, evdeki ufak tefek işleri yapmanın, sıkıntısını azaltacağı fikrindeydi. Alt kat komşusu muhabbet edecek arkadaş bekliyordu nicedir.

“Gider gelirsiniz, yalnız kalmazsın, konuşur, paylaşır, açılırsınız,” dedi.

Sade, bilindik cümlelerle izah etti durumu. Annesinin ne kadar hassas, ne kadar zayıf olduğunu, babasının acısının zorluğunu cümle aralarına serpiştirdi. Allah korusun şöyle olur, Allah korusun böyle olurlarla etkisini artırdı.

Ama teyzem, “Hayır,” dedi. “Evimde kalacağım. Ev işine, el işine veda ettim. Biraz zaman geçsin, eşyaların yerini değiştireceğim. Koltuğu pencerenin önüne çekip kedimi seveceğim.”

“Anne senin kedin yok ki!”

“Edineceğim,” dedi, gülerek. “Hem yalnızlığıma iyi gelir hem geceleri ısıtır beni, sıcacık.”

Diğer kızı Nuray, hemşire, bekâ. Teyzemle aynı semtte yaşıyor. Kendince daha güzel bir teklif yaptı annesine. “Üç oda bir salon ev bomboş. Nöbetiydi, fazla mesaisiydi derken, eve uğrayamıyorum. Çocuk bakma, temizlik yapma, rahatına bak. İstediğin zaman evine gidersin. Hobi kurslarına yazıl, yeni arkadaşlar edin.”

Yalnız kalan ebeveyne söylenecek, bildiği tüm cümleleri art arda kurdu. Özensiz, sıradan, ışıksız cümleler…

Hayır, sözcüğünü yeni öğrenen teyzem, yeri gelmişken küçük kızına da bir çırpıda aynı sözcükle cevap verdi. “Hayır!”

“Yeni arkadaşlar istemiyorum. Kuşları doyurup, onlarla konuşacağım.”

Canım teyzem, koltuktan sarkan kemikli, zayıf ayaklarından birini terlikten çıkardı, yukarı çekti. Ellerini kucağına koydu, başparmağındaki dikine mor çizgiye uzun uzun baktı. “Velhasıl işte böyle güzel yavrum,” dedi. “Kış bitince, ortalık düzelince kaplıcaya gideceğim. Sırtım, kollarım, bacaklarım ağrıyor, iyi gelir. Yazlığa gidersen sana gelirim, güneş her derde deva.”

Sarıldık. Mutluydu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                             

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


Söyleşi: Mehmet ŞEN

Şiirler: Şennur ÖZ

Öykü: Ayşegül Bayar Kaya

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: ETHEM BARAN

Öykü: Nefise Abalı

Şiir: Onur Sakarya

Öykü: Gülçin Göktay

Öykü: Püren Çetin

Öykü: Aslı Zorba

Haiku: Mutlu Derin Doğan

Öykü: Gül Parlak

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Aytül AKAL...

M. ŞEHMUS GÜZEL

Öykü: Nazire K. Gürsel

Şiir: İlknur Güneylioğlu Şengüler

Şiir: Nevin Koçoğlu

Şiir: Uygur ORHAN

Öykü: Gülser KUT ARAT

Öykü: Bayram SARI

Öykü: Ali GÜNAY

ÖYKÜ: SEMA CANBAKAN