CENGİZ ARCAN


30 AĞUSTOS KUTLAMASI

30 Ağustos Zafer Bayramını kutlamak için Atatürkçü Düşünce Derneğinin TDU (Türk Alman İş Adamları) salonunda düzenlediği toplantıya katıldım.


30 Ağustos Zafer Bayramını kutlamak için Atatürkçü Düşünce Derneğinin TDU (Türk Alman İş Adamları) salonunda düzenlediği toplantıya katıldım.

Gönlüm, şehrin tüm siyasi partileri ve sivil toplum örgütleriyle hep birlikte bu milli bayramı kutlamak isterdi fakat herkes kendini vatan kurtarıcısı gördüğü halde egolarından bir araya gelemiyorlar ve küçük gruplarıyla kendi kendileriyle kalıyorlar. Kutluyorlar ya da kutlamıyorlar. Neyse, bu konu derin ve ayrıca yazılacak bir konu...

Bugün kırk yaş üstü insanların toplantısıydı sanki; çünkü kırk yaş altı gençler milli günlere pek ilgi göstermiyor. Ne derneklerde ne de siyasi oluşumlarda gençler yok denecek kadar azlar. Belki bizler gençlere heyecan veremiyoruz. Ya onlar çok farklı bir dünyanın bireyleri ya da biz kırk yaş üstü olanlar fosilleşmişiz ve gençler için bir şey ifade etmiyoruz.

Gençler de yaşlılar da anlaşılmamaktan şikayetçiler, oysa bizler anlaşılmak için değil anlamak, birbirimizi anlamak için bu dünyaya gelmiştik.

Bu arada çay kahve servisi yapan görevli genç bir bayanın seksen yaşlarındaki bir hanımefendiyle karşılıklı samimi iltifatlarından oluşan sinerjiyi yakaladım. İstemeyerek kulak misafiri olmuştum, yakalandım ve gülüştük...

Bu düşünceler içindeyken toplantı başladı ve her zaman olduğu gibi bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklâl Marşının ardından ADD başkanı ve yardımcısı 30 Ağustos ile ilgili konuşmalarını yaptılar. Konuşmacılar her ne kadar bilgi aktarmış olsalar da kendilerinde ve dinleyicilerde heyecan hissetmedim.

Bir an düşündüm; beni kürsüye davet etseler ve bana konuşma fırsatı verseler ben dinleyicileri heyecanlandırabilir miydim?

Evet, ben dinleyicilerin milli duygularını uyandırabilirdim.

Her iki tarafın yirmi yaşlarındaki gençlerinin birbirini kahramanca ve acımasızca öldürürken şahlanışlarını...

Gemilerdeki lüks kamaralarından  ve saraylarındaki ofislerinden savaş emri veren insanlık düşmanı emperyalist kan emicilerin duygusuz ve gaddarca verdikleri emirlerle Cezayir’den, Tunus’tan, Hindistan’dan, Yeni Zelanda’dan ve Avustralya’dan topladıkları yirmi yaşındaki çocukları Çanakkale’ye ve Yunanistan’dan topladıklarını da Anadolu topraklarına sürmelerini ve Çanakkale, Sakarya ve Afyon savaşlarını anlatarak dinleyicide emperyalistlere karşı bir nefret uyandırabilirdim.

Daha sonra gür sesimle,  on beş yirmi yaşlarındaki Mehmetçiğin önüne kurban gibi atılan yirmi yaşındaki çocukların   birbirlerini kahramanca boğazlamalarıyla dinleyiciyi savaşa hazırlar ve  tam savaş ilan edeceğimiz anda “mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir” diyen Atatürk’ün o yüce gönlünü ve duygularını aktararak dinleyicileri sakinleştirebilirdim.

Ve “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa yollayan analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızda, huzur  içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”
M.K.ATATÜRK’ün 1934’deki bu sözlerini okuyarak, dinleyicilerimin gözlerinin önüne getirebilecekleri “insanlık anıtını” hepsinin gönüllerine tek tek dikerdim.

Bu duygularla uçup gitmişken güzel bir keman taksimiyle kendime geldim. Ardından üç güzel bayan, tek tek ve sonra koro halinde Atatürk’ün sevdiği Rumeli türkülerini söylerlerken ben de elimde Türk bayrağını sallayarak ve türkülere eşlik ederek coştum, hüzünlendim...

Ve beş yıldızlı yerlerde şarap tanıtımı yapan bir iş adamının 30 Ağustos kutlama günü için ikramda bulunduğu o kaliteli şaraba da dayanamadım. 25 yıldır ağzıma koymadığım içki susuzluğumu, bu günün anısına iki kadeh şarap içerek giderdim. Bu günkü sarhoşluk bir başka sarhoşluk oldu...

On beş yasındaki Mehmetçiklerin yaşayamadığı aşkları, sevinçleri, mutlulukları kendi gönlümdeki acılarla, hüzünlerle, hasretlerle ve coşkuyla harmanlayarak evin yolunu tuttum...

Milli şuuru olmayan kişilerin ve toplumların aşkları da, sevinçleri de, hüzünleri de yalandır.

YAZARLAR

  • Çarşamba 36.4 ° / 23.2 ° Bulutlar
  • Perşembe 39.6 ° / 22.8 ° Açık hava
  • Cuma 41.9 ° / 23.1 ° Bulutlar
  • BIST 100

    3.169%0,12
  • DOLAR

    18,1970% -0,02
  • EURO

    18,1731% -0,21
  • GRAM ALTIN

    1.001,0% -0,60
  • Ç. ALTIN

    1651,65% -0,60