Resim Sanatı Üzerine Denemeler/ D. H. Lawrence/ Derleyen ve Çeviren: Recep Nas

polis çevirmesi / Levent Karataş

Söyleşi: Gül Parlak

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Alper AKÇAM...

Nihat Ziyalan'dan Yaşama Dokunan Şiirler Sevdakeş...

Söyleşi: Süreyya KÖLE

VİRÜS: ONUR SAKARYA

M. ŞEHMUS GÜZEL

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Gürsel KORAT...

KİTAP OKU-YORUM: Emel GENLİ

Recep Nas Çevirisiyle Bir Sylvia Plath Şiiri: Kesik

ÖYKÜ: Gülser KUT ARAT

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Gültekin EMRE...

YAYFEN YAYINLARI ve ERDAL ÇAKICIOĞLU BULUŞMA

Söyleşi: Duygu TERİM

Eşyaların Ruhuna Dokunan Ressam: İman Afsarian

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Asuman Kafaoğlu-Büke...

Yaşadığını Yazmak

çetele

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nedim GÜRSEL...

Söyleşi: Gül Parlak

çetele

çetele

hâtıralar yazıyor yağmurların baba

şeffaf su rengi mürekkebi yüzlerimiz

çiseleyince valse uçan özçocuklar ruhuyla

haftanın saydam günleri kalp dağınıklığı

 

pazartesi, bençocukluğu, kış göğünden uçan üç küme kırlangıç

salı karakter yoksunu tanımında semâzen Ahmet Erhan’ın

çarşamba holde çıkarılmış yoksul ayakkabılar

lanetli perşembe şarabı belâlar kırmızısı

cuma süslü işçi meyhanesi Ali Baba’da telgraf bekleyen çoban

mucizevi cumartesi gençliğimin kanatları 

pazarların huzurlu ıssızlığı kara şemsiyeliler 

 

haydutum baba: damlalarla geçiyorum körlerülkeni

kırk sekiz yaşın sarhoşu evin yolunu bulamıyor

yarım asırlık iskeletimle sürtüyorum Moda kıyılarını

bastonlarımı daha sıkı tutuyor yanıt bekliyorum:

beni niçin bıraktın?

  

 Levent Karataş/ Mart 2020/Acıbadem

***

 

"Çetele"  Şiir İncelemesi

Yağmur hüznünü  içinde arayarak şiirinde dizelerde kalemiyle yol alan Levent Karataş, babasını arayan İsa'dan yola çıkarak göndermede bulunduğu Tanrı'nın yarattığı şeffaf su rengi bakan yüzlerimizde bulduğu hüzünle, Tanrı'nın yüzlerimizdeki yansımasını gösteriyor bizlere. Çiseleyince içlerine çocukluk yalnızlığı, öz ruhunu vals’ e taşımak isteyen çocukluğu harekete geçirmek isteğinde bulunarak, kanatlarında yükselecek yalnızlığın, göğe yükselecek olan vals rüzgarının ruhaniyetten güç alarak imgelemimize gelişindeki tasavvura gönderme isteğimizi uyandırıyor iç alemlerimizde. Sonra haftanın saydam günlerindeki kalp dağınıklığı  içinde yaşayan insanlara taşınıyoruz günler içinde yürümeye başlıyoruz. Günlerle gelen İsa'nın acısında , günlerin bölünen zaman dilimlerinde, Tanrıya anlatmak isteği. Çocukluğun eksik kalmışlığında yaşayan Pazartesi ben çocukluğu, üç küme kırlangıç gibi yalnızım, yoksun diyerek mevsimin en umutsuz yerinde çıkagelen üç küme kırlangıcı getiriyor imgelem o günün imgelemine. Salı karakter yoksunluğuna karşı semazen  Ahmet Erhan'ı çağıran,  var olmanın hafifliğindeki ruhsal ağırlığın önemine vurgu yaparak gizli eleştiride bulunmakta kararlı duruş sergiliyor. Çarşamba holde çıkarılmış yoksul ayakkabılar gibi yaşayan bireyin yalnızlık dünyası içinde  buluyoruz kendimizi. Lanetli Perşembe şarabı belalar  kırmızısı, ruhu acıtan  Tanrısal  göndermelerin işaretlerine vurgu yapıyor. Cuma süslü işçi meyhanesi Ali Baba'da babasından telgraf bekleyen çobanla karşılaşmasının önümüzdeki gerçekliği ile kırsal havanın esintisinde çobanın yalnızlık habercisini bekleyen, yaradılışla baş başa kalışının izleri ile, Cumartesi kutsal günün gençliğinin kanatlarıyla uçtuğu günlerden imgelemine düşen saygıyı, yaşatıyor. İç aleminde her şeyden sıyrılmak isteği. Pazar ıssız, huzurlu kara şemsiyelilerin gezdiği  günlerinden birinde olmanın hafifliğini yine yaşama zarifliğinde, çocuk yalnızlığında  haydut oyununda, yine yalnız kalmıştır. Babasızlığın acısını onaramamıştır  gözyaşlarını bıraktığı yerde hiçbir şey yine de . 48 yaşında,  sarhoş kalp dağınıklığı içindeki bireylerden biri gibi evin yolunu ararken buluyor kendini. Bu dağınıklıkla yarım asra yaklaşan yaşından  Moda kıyılarında gezdiği güne gelene değin, hüznün kör kuyularında  bıraktığı izleri üzerinde taşımaktadır. Ayakta durabilmek, yaşama sıkı tutunmak sesini yineleyerek sesleniyor. Beni niçin yalnız bıraktın... Tanrıda İsa'yı vurguluyor. Her şeyi bir anda toplar gibi sıkı sıkı tutunuyor değneklerine, dik durmasına yardım edecek olan babaya(Tanrı'ya) seslendiği sesten, Levent Karataş, "Çetele" başlığıyla  Tanrıyı arayan İsa’nın hüznünde hesaplaşma  içindeki çocuğun yalnızlıkları, acıları günümüzdeki  bırakılma hassasında son dizedeki soruyla şiiri cevapsız bitirerek, Yaradan’a sorular sormamıza kapı da aralayarak çeteleyi tutmuş oluyor.

Yalnız kalan çoban da  kendi etrafında Ahmet Erhan'ın dizelerini okuyabilir pekala. Ali Baba'da kendini sorgulayabilir.