DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 12.05.2022 11:08:00 260 0
  • BIST 100

    2.375%0,00
  • DOLAR

    16,1190% 0,27
  • EURO

    17,3265% 0,17
  • GRAM ALTIN

    964,61% -0,17
  • Ç. ALTIN

    1591,6065% -0,17

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 38 23 3 12 33 81
2.Fenerbahçe 38 21 7 10 35 73
3.Konyaspor 38 20 10 8 21 68
4.Başakşehir FK 38 19 11 8 20 65
5.Alanyaspor 38 19 12 7 9 64
6.Beşiktaş 38 15 9 14 8 59
7.Antalyaspor 38 16 11 11 7 59
8.Fatih Karagümrük 38 16 13 9 -5 57
9.Adana Demirspor 38 15 13 10 13 55
10.Sivasspor 38 14 12 12 2 54
11.Kasımpaşa 38 15 15 8 10 53
12.Hatayspor 38 15 15 8 -4 53
13.Galatasaray 38 14 14 10 -2 52
14.Kayserispor 38 12 15 11 -7 47
15.Gaziantep FK 38 12 16 10 -8 46
16.Giresunspor 38 12 17 9 -6 45
17.Çaykur Rizespor 38 10 22 6 -27 36
18.Altay 38 9 22 7 -18 34
19.Göztepe 38 7 24 7 -37 28
20.Yeni Malatyaspor 38 5 28 5 -44 20
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Çarşamba 31.3 ° / 18.9 ° Bulutlar
  • Perşembe 34.5 ° / 21 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 22.7 ° Açık hava

Turgut BAĞIR

Kent Yaşamının Vazgeçilmez Unsuru Meydanlar

Meydan Fakiri Bir Kent: Adana

Kent insanları olarak içimizde hissettiğimiz her derin bunaltının ardından kendimizi attığımız sığınaklardır meydanlar. Tıpkı ırmakların denizlere kavuşup buluşması gibi kendine, evine, işyerine tutsak olmanın bunaltısını aşmak ve diğer insanlara karışmak istediğimizde kendimizi bulduğumuz alanlardır. Sığınak ve meydan kavramlarının anlam yükleri ve doğurduğu çağrışımlar birbirine ne denli zıt olsa da aynı tümce içindeki bu buluşmaları doğal bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Bazen bir sığınağın en özgür olduğumuz bir alana dönüşmesi ya da kalabalık meydanlarda onca insan içinde olup da kendi yalnızlığımızı yaşamamız, kendimize sığınmamız gibi paradoksal bir durumdur bu.

Parklar ve bahçeler gibi kente ve kent insanına nefes aldıran soluk borularıdır meydanlar. Kent ve kent insanları onlarla nefes alıp verir; dirim kazanırlar. Kentlerin nabzı, meydanlarda atar. İnsana yaşadığını duyumsatan buluşmalar, aşklar, ayrılıklar hep buralarda gerçekleşir. Öfkemizi, sevincimizi, mutluluk ya da coşkularımızı hep birlikte paylaştığımız ve bunu topluca ifade ettiğimiz alanlardır meydanlar. Her çeşit protestolarımızın, kutlamalarımızın, gösteri ve yürüyüşlerimizin son bulduğu, seslerimizin, soluğumuzun birbirine karıştığı ve tek ses olarak birlikte yükseldiği dayanışma mekânlarıdır. Toplumsal bir varlık olan insanın bir arada olduğu ve bir arada olmanın haz ve mutluluğunu yaşadığı, birbirini tanıdığı, paylaşımlar yaşadığı, sosyalleşme mekânlarıdır. Yabancılaşmanın, iletişimsizliğin, güvensizliğin, yalnızlaşmanın var olduğu ve her geçen gün biraz daha derinleştiği kent yaşamında, bozulan insan ve toplum ilişkilerini onarmada ortam hazırlayan ve insanın yeniden yaşam enerjisi üretmesini sağlayan önemli bir olgudur meydanlar. Bu açıdan şehir plancılarının ve belediyelerin önem vermesi gereken en başat konulardan biridir, değilse de olmalıdır. Çünkü kentler insanlar için vardır.

Kent yaşamının vazgeçilmez gereksinimlerinden biri olarak düşünülen meydanlara tarih boyunca önem verildiği görülür. Bu meydanlar, belli amaçlar ve etkinliklere yönelik olarak tasarlanırlar. Antik Yunan ve Roma dönemi kentlerinin bugün de var olan arkeolojik kalıntıları incelendiğinde saray, tapınak, cimnazyum, amfitheatre gibi çeşitli devlet binalarının önü ya da çevresinde büyük boş alanlar yer aldığı, agora, forum gibi pazaryerleri ya da meydanlar olduğu görülür. Meydanlar, bir toplumun tarihini, sanatını, mimarisini, estetik algısını, yaşam anlayışını, kültürünü kısaca ruhunu yansıtan çağının tanığı dokulardır. Bu meydanlarda yer alan heykeller, kabartmalar, resim ya da mimari yapılar havuz ve fıskiyeler o toplumu yansıtan en rafine örneklerdir. Tarih boyunca dünya üzerinde yüzlerce kentte var olan binlerce meydan, o kentin aşklarına, kavgalarına, sanat hareketlerine, devrimlerine, değişimine tanıklık etmiştir. Meydanlar, hem geçmiş yaşanmışlıklarıyla günümüze taşıdığı değerler, hem günümüz yaşantısına kazandırdıkları, hem de geleceğe taşıyacaklarıyla bizim için önemlidirler. Örneğin Ortaçağ boyunca yasaklanmış olan tiyatronun bu çağın sonlarında kilisenin içinden yeniden doğduğunu ve 1200’lü yıllardan başlayarak kilisenin avlusuna, oradan da kentin meydanlarına taştığını görürüz. Avrupa’da Ortaçağ boyunca açık havada, kentlerin boş alanlarında ve meydanlarda Pagent denilen oyun arabalarında halka sunulan dinsel nitelikli oyunlar dindışı drama doğru evrilerek Rönesans boyunca da devam etmiştir. Ortaçağ ve Rönesans Avrupa’sının pek çok kentinde bulunan yüzlerce meydan işte bu sokak tiyatrolarının, kukla oyunlarının, Commedia del Arte gibi halk tiyatrosu topluluklarının etkinliklerine sahne olmuştur. Paris’te Concorde Meydanı, insan hakları evrensel bildirgesinde de ifade bulan özgürlük, eşitlik, adalet gibi düşünceleri doğuran Fransız ihtilaline, Rusya’da Kızıl Meydan ise her yıl kutlanan 1 Mayıs kutlamalarıyla Ekim Devriminin coşkusuna tanıklık eder. Çin’de hem rejimi ilan eden Mao Zedung yanlıları hem de rejim karşıtları için ünlü Tiananmen Meydanı, pek çok yaşanmışlığıyla çağının tanığı olmuş meydanlardandır. Yine Türkiye’de Taksim Meydanı dendiğinde 1 Mayıs kanlı Pazar, Kızılay Meydanı dendiğinde 5 Mayıs (555 K) toplumsal olaylarını birlikte hatırlamaktayız. Meydanlar bir yanıyla yukarıda da söz edildiği gibi toplumsal hafızanın yaşadığı toplumun belleğini taşıyan harddisklerdir.

Dünyada şehircilik ve mimari açıdan planlamaya dayalı gelişmiş ülkelerde meydanlara son derece önem verildiği bir gerçektir. Söz konusu bu toplumlarda her kentin birden fazla meydanı bulunmaktadır. Bu kentler ve sahip oldukları meydanlar saymakla bitmez. Ancak Avrupa’nın kimi ünlü meydanlarını hatırlayacak olursak aşağıdakileri sıralayabiliriz:  Polonya-Krakow’da “Rynek Glowny Meydanı”, Yunanistan-Atina’da “Omonia Meydanı”, İtalya’da Milano Katedrali önü meydanı, Siena’daki “Pizza del Campo”, Roma kentinin forum’ları, Vatikan’da San Pietro Katedrali’nin önünde yer alan “San Pietro Meydanı”, İspanya-Madrid’de bulunan “Plaza de Santa Ana” Meydanı, Plaza de Cibers Meydanı, Plaza de las Salesas Meydanı, Plaza de Espana Meydanı, İngiltere-Newyork’da Times Square Meydanı, Londra’da Trafalgar Meydanı, Prag’da Staromestske Namesti Meydanı, Brüksel’de Grand Place Meydanı, Fransa-Paris’de Concorde Meydanı, Etoile Meydanları.

Ülkemize gelince pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da bir kısırlık ve yoksunluk içinde olduğumuz görülür. İstanbul, Ankara, İzmir ve kimi büyük kentlerimiz dışında bilinçli ve ilkeli, bir amaca yönelik olarak planlanmış meydanlara rastlamak neredeyse olanaksızdır. Türkiye’de meydanlar dendiğinde İstanbul’da Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Üsküdar Meydanı, At Meydanı, Beyazıt Meydanı, Ankara’da Ulus ve Kızılay Meydanı, İzmir’de Konak ve Cumhuriyet Meydanı hemen aklımıza gelenlerdendir. Bunlardan başka Kayseri ve Mersin’de Cumhuriyet Meydanları, Bursa’da Ahmet Taner Kışlalı Meydanı, Gaziantep’de Demokrasi Meydanı, Muğla’da Saburhane Meydanı, Sivas Meydanı sayılabilir.

Türkiye’de “meydan” sayılan alanların pek çoğunun taşıt trafiğine açık genişçe bir kavşak ya da bir planlama dâhilinde kent yaşamına katılamamış atıl alanlar olduğu görülür. Yaşadığımız kent Adana için de durum böyledir. Adana, meydanlar açısında son derece yoksun olan kentlerden biridir. İstasyon binası önünde bulunan Uğur Mumcu Meydanı, Küçüksaat Meydanı, Kuruköprü Çevresi, Dörtyol kavşağı, Baraj yolu İller Bankası Kavşağı, Hastaneler Kavşağı ve ana arterlerin kesişme noktalarında oluşan genişçe alanlar her ne kadar meydan algısı yaratsa da kastedilen kentsel yaşamın gereklerine uygun işlevlere sahip “meydan” kavramından son derece uzak alanlardır. Binlerce dönümlük düz bir alanda kurulan, Çukurova’nın en büyük kenti olarak oldukça eski bir tarihsel geçmişi bulunan Adana’nın meydanlardan yoksun bir kent olması son derece ironik bir durumdur. Bunda kentin imarından sorumlu gelmiş geçmiş tüm yönetici ve plancıların sorumluluğu bulunmaktadır. 

                                                                                                                                 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


SÖYLEŞİ: BETÜL ERDOĞAN

Şiir: Levent Karataş

GÜLSER KUT ARAT

Öykü: Recep Nas  

Söyleşi: Demet Duyuler

MUSTAFA GÜNAY

Turgut BAĞIR

ŞİİR: ŞAHİN TAŞ  

Söyleşi: Demet Duyuler

BİR RESSAM VE BİR TABLO: SEYHAN ASLAN HANOTTE

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

KİTAP İNCELEME: MELTEM KOFOĞLU

DENEME: BEHİYE H. MALKOÇ

SÖYLEŞİ: DUYGU HARMANCI KARAGÜLLE

ADANA BİLGE KAĞAN İLKOKULU 4/D SINIFI ÖĞRENCİLERİNDEN ÖYKÜLER

Şiir: Mustafa Suphi

Mehmet BİNBOĞA

Seyhan CAN

Öykü: Leylâ SERPİL

Öykü: Kafiye MÜFTÜOĞLU

Öykü: Jale Sancak