DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 12.05.2022 11:08:00 267 0
  • BIST 100

    2.375%0,00
  • DOLAR

    16,1404% 0,40
  • EURO

    17,3094% 0,07
  • GRAM ALTIN

    964,35% -0,20
  • Ç. ALTIN

    1591,1775% -0,20

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 38 23 3 12 33 81
2.Fenerbahçe 38 21 7 10 35 73
3.Konyaspor 38 20 10 8 21 68
4.Başakşehir FK 38 19 11 8 20 65
5.Alanyaspor 38 19 12 7 9 64
6.Beşiktaş 38 15 9 14 8 59
7.Antalyaspor 38 16 11 11 7 59
8.Fatih Karagümrük 38 16 13 9 -5 57
9.Adana Demirspor 38 15 13 10 13 55
10.Sivasspor 38 14 12 12 2 54
11.Kasımpaşa 38 15 15 8 10 53
12.Hatayspor 38 15 15 8 -4 53
13.Galatasaray 38 14 14 10 -2 52
14.Kayserispor 38 12 15 11 -7 47
15.Gaziantep FK 38 12 16 10 -8 46
16.Giresunspor 38 12 17 9 -6 45
17.Çaykur Rizespor 38 10 22 6 -27 36
18.Altay 38 9 22 7 -18 34
19.Göztepe 38 7 24 7 -37 28
20.Yeni Malatyaspor 38 5 28 5 -44 20
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Çarşamba 31.3 ° / 18.9 ° Bulutlar
  • Perşembe 34.5 ° / 21 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 22.7 ° Açık hava

MUSTAFA GÜNAY

FELSEFEDE VE ŞİİRDE AKDENİZ İMGESİ: ALBERT CAMUS VE AHMET ERHAN [i

Akdeniz nedir, neresidir, Akdeniz’in temel nitelikleri ve unsurları nelerdir? Akdeniz, bir doğal iklim olduğu kadar bir kültür iklimidir. Bir kültür iklimi olarak Akdeniz düşünce ve kültür tarihinde sıkça işlenen bir temadır. Akdeniz kavramı ve imgesi hem felsefede hem de şiirde karşımıza çıkar. Bu çalışmada kısa bir biçimde Akdeniz’in felsefi bir kavram olarak örneğini Camus’den söz ederek vermeye çalışacağım. Şiirde ise Ahmet Erhan’ın dizelerinde Akdeniz’in izlerini sürmek uygun olacaktır.

 

Camus ve Akdeniz İmgesi

 

Camus, bir denemesinde şöyle der: “Akdeniz'in tragedyası güneşe bağlı, Kuzeyinki gibi sislere değil. Kimi akşamlar, denizin üstünde, dağların eteğinde, gece, küçük bir koyun pürüzsüz kıvrımı üzerine iner ve o zaman sessiz sulardan acı bir olgunluk yükselir. İnsan buralarda anlayabilir ki, Yunanlıların tanıdıkları umutsuzluk, hep güzellik içinden, güzelliğin insanı ezen yanından varılmış bir umutsuzluktur. Bunaltıcı altın sarısı içinden, tragedya yükselir. Bizim çağımızsa, tam tersine, umutsuzluğu, çirkinlikler, kıvrantılar içinde besledi. İşte, onun için, Avrupa korkunç olabilirdi; bereket versin acı, hiçbir zaman çirkin olmuyor.”(Camus, Denemeler)

Kendi çağını Antik yunan kültürünün değerleriyle kıyaslayarak ele alan Camus, Akdeniz’i bir kültürel ilkim olarak göz önünde bulundurur. Camus, kültürü ve tarihi değerlendirirken doğadan yola çıkan bir yaklaşıma sahiptir. “Yunanlılar için değerler, her türlü eylemden önce vardı ve onu sınırlandırıyordu. Yeni felsefe ise, değerleri eylemden sonraya koyuyor. Olan değil, oluşan değerler var ve biz onları bütünlüğü ile ancak tarih sona erince bileceğiz. Bu değerlerde sınır diye bir şey kalmıyor, gelecek üzerinde de görüşler değiştiği ve değerlerin frenlemediği bir savaş da alabildiğine genişleyeceği için bugünün gelecek inanışları birbiriyle çatışıyor, bağrışmaları imparatorlukların vuruşma gürültüsünde kaynayıp gidiyor, ölçüsüzlük Herakleitos'a göre, bir yangındır. Yangın dört bir yanı sarıyor; Nietzsche çoktan aşıldı. Avrupa artık çiçeklerle değil, toplarla felsefe yapıyor. Ama doğa hep duruyor karşımızda ve insanların çılgınlığı üzerine kendi sessiz göklerini ve kendi mantığını geriyor, atomun günün birinde ateş alıp aklın utkusu ve insan soyunun tükenmesi ile tarih sona erinceye kadar.  Ama, Yunanlılar sınır, hiçbir zaman aşılmaz, demediler. Onlar sınır vardır ve onu aşan belasını bulur, diyorlardı. Bugünün tarihinde onları yalancı çıkaran hiçbir şey göremiyoruz.”(Denemeler)

Çağının koşulları içinde ve çözümü zor sorunlar karşısında neler yapılabileceği konusunda, Camus’nün Antik bilgeliklere, değerlere/ölçülere ve sınırlara büyük önem verdiğini görebiliriz.

 

Ahmet Erhan’ın şiirinde Akdeniz İmgesi

 

Ahmet Erhan’ın şiirinde yaşadığı çağın sorunları karşısında ortaya konulan bir tanıklık dikkat çeker. Ancak Ahmet Erhan yalnızca tarihin karşısındaki insanı değil, aynı zamanda doğa karşısındaki insanı da dile getirir.

İlk kitabı Alacakaranlıktaki Ülke’yi anımsamak, aynı zamanda belli bir tarihsel dönemi de anımsamaktır. Tarihin getirdiği acılar, yaşanan trajik süreçler insanı bunaltır, çaresiz ve umutsuz bırakır. Tutunacak bir dal bulamayan insanın savrulması, sarsılması, belki de yıkılması söz konusudur.  İşte bu noktada Erhan’ın şiirinde sıkça dilen Akdeniz’in, belki de yaşadığı coğrafyanın ve iklimin, tarihsel-toplumsal yıkımın karşısında bir dinginlik ve kurtuluş imgesi olarak düşünülmesi söz konusudur. Akdeniz’e dönmekten söz eden şair, kendisi için olduğu kadar insanlık için de bir milat, bir başlangıç arayışını ortaya koyar.

Erhan’ın doğaya bakışı kendine özgüdür, dönemsel bir çıkmazla, bunalımla sınırlı değildir. Çünkü sonraki şiirlerinde de doğa, onun şiirinin temel izleklerinden biri olmayı sürdürür. Doğasıyla, insanıyla Akdeniz, onun şiirine rengini verir. Erhan’ın şiirindeki Akdeniz imgesi, belli bir kültür ve insan felsefesinden izler taşır. Bu noktada Albert Camus anımsanabilir. Erhan, kimi şiirlerinde açıkça Camus’den söz eder. Ama onun birçok şiirinde varoluşçu felsefenin etkisi de yer alır.

 

İklim ve kültür olarak Akdeniz

 

Camus gibi Erhan için de Akdeniz’in özel bir anlamı vardır. Avrupa’nın içine düştüğü nihilizm karanlığından ve bunalımdan çıkış yolunu Akdeniz’in güneşine ve aydınlığına yönelmekte görür Camus. Erhan da ülkenin alacakaranlık döneminden ve sorunlarından kaçmak, uzaklaşmak ve bir çözüm bulabilmek için Akdeniz’e yönelir. Günümüzde yitik bir cenneti çağrıştırmayacağını belirterek, “Milattan Önceki Şiirler” başlıklı şiirinde, Akdeniz’den ne anladığını şöyle ifade eder: “Her şeyin anamalcı bir düzenin çarkına koşulduğu bir dünyada, gözlerimi ellerimle kapatıp, bir Akdeniz görüntüsü çizmiyorum duvarlara. Bugün insan Akdeniz’e gidince, ırzına geçilmiş bir kadının karşısında duyduğu o kederi duyabilir ancak…”(Erhan, 1984: 85)  Yine de her şeyin Akdeniz’in bilincine varmakla başladığını vurgulayan şair, Akdeniz’in anlamını şöyle dile getirir: “Akdeniz’de ben kendi geçmişim ve geleceğimle birlikte, bütün insanlığın geçmişini ve geleceğini buldum. Dokunduğum şu taş, üzerinde birtakım anlamadığım dillerden sözleri taşıyan bu yazıt, benden önce vardı, benden sonra da varolacak.  Doğayı yitirdik belki, ama bir Akdeniz çocuğu her şey akar diye sesleniyor hala. İnsanlığın bütün değerleri kendini koruyor; onca olumsuzluğa ve zorbalıklara karşın. Dünyanın bir çekirdeği varsa, bu Akdeniz olmalı. Bu dünyadaki ilk’lerin serpilip geliştiği yerdir Akdeniz. İnsanın kendini ve evreni sorguladığı bir bilinç alanıdır.” (Erhan, 1984: 85)

Erhan açısından Akdeniz hem doğa hem de kültür bağlamında söz konusudur. Uygarlık tarihinde Akdeniz’in yeri önemlidir. Akdeniz’in simgelediği ve temsil ettiği değerler çerçevesinde, Erhan’ın şiirinde Akdeniz, bir kaçış ve inziva mekanı olmaktan çok, geçmişe bakarak yeni bir gelecek arayışının temeli olarak görülür. Başka bir dünyanın, başka bir toplumun ve kültürün arkesi, anamaddesi olarak anlaşılan Akdeniz, şair için de yeniden doğmanın olanaklarını içerir.

Erhan, Akdeniz’i bireysel ve evrensel yönlerden de düşünmek gerektiğini belirtir. Bu nokta o Akdeniz’i yalnızca dünyanın belli bir bölgesi ve iklimi olarak değil, özlediği bir dünyanın bütünlüğünü simgeleyen bir yer olarak tasarlar ve herkesin kendine özgü tasarımlamasının da mümkün olduğunu söyler: “Herkesin bir Akdeniz’i vardır. Giderek bütün dünya milyonlarca küçük küçük Akdeniz’in biraraya gelip, toplaştığı yerdir. İnsanın kendi varlığının bilincine varması böyle başlar. Yalnızlığımın bilincine varıyorum; ama bu yalnızlık duygusu beni insanlardan ayırmıyor, tam tersine, insanlara açılabilmemin tek koşulu yalnızlığımdır benim. Uyumu Akdeniz’de buldum; bütün insanlığın çocukluğuna kavuştuğu bu yerde…”(Erhan, 1984: 85) Bu sözleri söylediği anı milat olarak kabul eden şair, kendi varoluşunun miladı olarak Akdeniz’e dönmeyi ifade eder. “Bu dönüşün ötesine uzanan bütün yaşayacaklarım, artık milattan sonraki tarihlerle anılacak…”(Erhan, 1984: 85)

Erhan’ın şiirinde karşımıza çıkan insan ve şiirin öznesi, büyük ölçüde şairin kendisi olmakla birlikte, onun şiirinde belli bir kuşağın acılı sesini de işitiriz. Onun şiiri insanı toplumsal-kültürel ve coğrafi etkenler bağlamında dile getirirken, uygarlık tarihine ilişkin değerlendirmeler de ortaya koyar.  Bu bağlamda ölümle yoğun biçimde uğraşılması bir yanıyla yaşanan tarihsel döneme yönelik bir tepkiyi ve değerlendirmeyi içerirken diğer yandan sonlu ve geçici bir varlık olarak insanın bu dünyadaki varoluşunun poetik yorumunu ve ifadesini içerir.

Akdeniz coğrafyası ve kültürü, felsefeye olduğu daha başka pek çok sanat ve edebiyat eserine konu olmaya devam etmektedir.  

 

Kaynakça

Albert Camus,(1982), Denemeler, Çev: Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol, Say Yayınları.

Ahmet Erhan, (1984), Kuş Kanadı Kalem Olsa, İstanbul,  Can Yayınları.

……………., (1997), Çağdaş Yenilgiler Ansiklopedisi, Ankara, Bilgi Yayınevi.

……………., (1998), Ölüm Nedeni: Bilinmiyor, Ankara, Bilgi Yayınevi.

 

 

 

[i]  Bu yazı yazarın şu kitabından alınmıştır: Şiire Felsefeyle Yönelmek, Çizgi Kitabevi Yayınları, 2022.

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


SÖYLEŞİ: BETÜL ERDOĞAN

Şiir: Levent Karataş

GÜLSER KUT ARAT

Öykü: Recep Nas  

Söyleşi: Demet Duyuler

MUSTAFA GÜNAY

Turgut BAĞIR

ŞİİR: ŞAHİN TAŞ  

Söyleşi: Demet Duyuler

BİR RESSAM VE BİR TABLO: SEYHAN ASLAN HANOTTE

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

KİTAP İNCELEME: MELTEM KOFOĞLU

DENEME: BEHİYE H. MALKOÇ

SÖYLEŞİ: DUYGU HARMANCI KARAGÜLLE

ADANA BİLGE KAĞAN İLKOKULU 4/D SINIFI ÖĞRENCİLERİNDEN ÖYKÜLER

Şiir: Mustafa Suphi

Mehmet BİNBOĞA

Seyhan CAN

Öykü: Leylâ SERPİL

Öykü: Kafiye MÜFTÜOĞLU

Öykü: Jale Sancak