DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 5.05.2022 11:59:00 408 0
  • BIST 100

    2.375%0,00
  • DOLAR

    16,1047% 0,18
  • EURO

    17,3207% 0,14
  • GRAM ALTIN

    966,01% -0,02
  • Ç. ALTIN

    1593,9165% -0,02

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 38 23 3 12 33 81
2.Fenerbahçe 38 21 7 10 35 73
3.Konyaspor 38 20 10 8 21 68
4.Başakşehir FK 38 19 11 8 20 65
5.Alanyaspor 38 19 12 7 9 64
6.Beşiktaş 38 15 9 14 8 59
7.Antalyaspor 38 16 11 11 7 59
8.Fatih Karagümrük 38 16 13 9 -5 57
9.Adana Demirspor 38 15 13 10 13 55
10.Sivasspor 38 14 12 12 2 54
11.Kasımpaşa 38 15 15 8 10 53
12.Hatayspor 38 15 15 8 -4 53
13.Galatasaray 38 14 14 10 -2 52
14.Kayserispor 38 12 15 11 -7 47
15.Gaziantep FK 38 12 16 10 -8 46
16.Giresunspor 38 12 17 9 -6 45
17.Çaykur Rizespor 38 10 22 6 -27 36
18.Altay 38 9 22 7 -18 34
19.Göztepe 38 7 24 7 -37 28
20.Yeni Malatyaspor 38 5 28 5 -44 20
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Çarşamba 31.3 ° / 18.9 ° Bulutlar
  • Perşembe 34.5 ° / 21 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 22.7 ° Açık hava

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

OTOBÜS

Üşümüşüm; otobüse binince fark ediyorum. Tam kırk beş dakika bekledim. Göz gözü görmüyor, öyle bir sis. Apartmanın dışına çıktığım anda, sadece attığım adımı ve onun az ötesini görebildi-ğim, rakı dökülmüş gibi bir ortamın içinde buldum kendimi. Buzlu, bulanık bir beyazlık. 
 Hep yaptığım gibi en arkaya yürüyüp pencere kenarında bir koltuğa yerleşiyor, ısınsınlar diye ellerimi ovuşturuyorum. Pencerenin dışı hâlâ aynı beyaz hiçlikle kaplı. İnşallah doğru otobüse binmişimdir. Şoför otobüsü kaçırsa ya da yolu şaşırıp güzergâh dışı bir yere sürse, hiçbirimizin ruhu duymaz. 
Ellerim biraz ısındı. Camın dışındaki boşluğa bakmamaya karar verip koridor tarafındaki koltuğa geçiyorum. Başımı kaldırdığımda otobüsün içini, paltoların rengini, koltukları, koridoru net seçe-bilmek içimi rahatlatıyor. “Görebilmek ne mühim şey Allahım,” diyorum içimden. Gözlüğümü kaybettiğim, epey geçmişte kalmış o gün aklımda. Öğrencilerin yüzlerini seçip doğru kişiye doğru isimle hitap edebilmek için sürekli gözlerimi kısmak zorunda kalmış, yine de Mehmet’e Kadir, Kadir’e Eyüp, Eyüp’e Ayşe dediğim komik durumlar yaşanmasını engelleyememiştim. İleri dere-cede miyop olmanın, her sabah bulanık bir dünyaya uyanıp her şeyin ve herkesin netleşmesi için elinizin hemen gözlüğe gitmesinin nasıl bir şey olduğunu yaşayan bilir. 
Şimdi ise gözlüğüm gözümde, ama net görebildiğim tek şey otobüsün içi.
Ve bir anda fark ediyorum ki araçtakilerin hepsi beyaz saçlı! Ne tuhaf. Yaşlı insanların çoğunlukta olduğu otobüs saatleri vardır, biliyorum, ama bu kez durum biraz daha acayip sanki. Şoför hariç hepsi kamburu çıkmış, saçlarında tek gri tel yok, beyazlarının da çoğu ya dökülmüş ya incelip uçuş uçuş olmuş çok yaşlı insanlar. “Allah allah,” diyorum, “sabahın köründe iş yok güç yok, ne-reye gidiyor bu garibanlar?”
Ağır ağır ilerliyor otobüs. Arada iyice yavaşlayıp duraklardan yolcu aldıktan sonra yoluna devam ediyor. Hiç inen yok. Neredeyse tüm koltuklar doldu; bir benim yanımdaki cam kenarı boş, bir de önde tekli bir koltuk.
Sonraki durakta iki kişi biniyor. Onca yaşlının içinde en yaşlısı bu çift olabilir. Ayaklarını sürüye-rek koridorda ilerliyorlar. Bir boş tekli koltuğa, bir benim yanımdakine bakıyorlar. Ellerini bı-rakmak istemiyor gibiler. Atılıp, “Buyurun lütfen, siz böyle oturun, oraya ben geçerim,” diyorum. Hâlâ sabahın çok erken saatleri ve sesim açılmamış herhalde ki çatlak ve titrek çıkıyor. Çift, tek kelime etmeden benim olduğum yere geliyor, gözleri ve narin gülümsemeleriyle teşekkür edip oturuyorlar. Ben de tekli koltuğa geçiyorum.
Koltuk ters yöne, otobüsün arka tarafına bakacak şekilde yerleştirilmiş. Bir süredir sadece saçları-nı ve enselerini gördüğüm insanların yüzüne bakıyorum artık. Hepsi yaşlı ve yorgun, kiminin kaş-ları çatık, dudakları yay gibi gergin, kimi huzurlu ve sakin görünüyor, kimininse gözleri kapalı, uykuda gibi. Bir tanesi sessiz sessiz ağlıyor. 
Sonra bir anda hızlanıyor otobüs. O kadar ani bir hızlanış ki bu, herkes bir yerlere tutunup koltu-ğunda kalmaya çalışıyor. Koridor tarafında oturup yeterince hızlı davranamayan birkaç kişi yere yuvarlanıyor. Düşenler düştükleri yerde kalıyor, diğerleri bir gayret tutunmaya devam. 
Sinirleniyorum. Epeydir sinirlenmediğim kadar. Ayağa fırlayıp, şoförün saçma sapan manevraları yüzünden bir oraya bir buraya savrulan otobüsün içinde devrilmeden ön tarafa ilerlemeye çalışı-yorum. Düşenlerden birini kaldırmak için eğildiğimde, adam beni eliyle itip sessizce, “Bırak,” diyor sanki. Bakışları kalbimde bir yere çok dokunuyor, ama ısrar etmiyorum. İstemeden de olsa onun üstünden atlayıp şoför koltuğuna yaklaşıyorum.
Bana ait değilmiş gibi gelen o tiz, çatlak ses ikinci kez ağzımdan çıkıyor. “Ne yaptığınızı sanıyor-sunuz siz? Bunca yaşlı insan var otobüste, delirdiniz mi? Ya insan gibi kullanın ya da şikayet ede-ceğim sizi!” Koltuklarda kalan gözler bana dönüyor. Sessizce ağlayan kadının sesi artık çok net. İç çekerek, dünyanın tüm hüznü onun üzerine yağıyormuş gibi ağlıyor.
Şoför oralı değil. İyice zıvanadan çıkıyorum. Artık sizli bizli konuşamayacağım. “Bana baksana sen!” Sadece bir an dönüp bakıyor adam bana. Gözleri kopkoyu, karanlık kuyular gibi. Tüylerim diken diken oluyor. Bir elimle tutunmuş, diğer elimi sımsıkı yumruk yapmış halde, “Patates çuva-lı mı taşıyorsun?! Adam gibi kullan şunu, can bunlar can!” diyorum.
Şoför bakışlarını tekrar önüne çeviriyor. Beni duyuyor, görüyor ya da umursuyor gibi değil. Tam ağzımı açıp küfredecekken adamın solundaki camdan sisin kalkmaya başladığını fark ediyorum. Pus arkalara doğru hızla açılmaya devam ederken, bir anda güneş beliriyor. O kadar yakınımızda-ki sanki, tüm camlar kapalı olduğu halde sıcaklığı otobüsün içinde artık. Ve içeri dolan ışıkla bir-likte camdan bana bakan bir ihtiyar görüyorum. Benim pardösümün aynısından giymiş. Atkısı ve kasketi bile aynı. İkisi de kahverengi üzerine yeşil kareli. Sessizce bakışıyoruz. Adamın yumruk olmuş eli, benim yumruğumla karşı karşıya. Ben yavaşça elimi gevşetince, o da kendininkini indi-riyor. Son bir kez dönüp otobüsün içine bakıyorum. Herkes camlara dönmüş. Yerdekiler kalkmış. Kaşları çatık olanların yüzleri gevşemiş, kadın da artık ağlamıyor. 
Otobüs duruyor. Şoför ilk ve son kez ağzını açıp herkesin duyabileceği bir sesle, “Son durak!” diye bağırıyor. Yolcuların hepsi aynı anda benim olduğum yöne yürümeye başlıyor. 
Kapı açılıyor.
Sonrası sessiz, huzurlu bir boşluk. 
 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


SÖYLEŞİ: BETÜL ERDOĞAN

Şiir: Levent Karataş

GÜLSER KUT ARAT

Öykü: Recep Nas  

Söyleşi: Demet Duyuler

MUSTAFA GÜNAY

Turgut BAĞIR

ŞİİR: ŞAHİN TAŞ  

Söyleşi: Demet Duyuler

BİR RESSAM VE BİR TABLO: SEYHAN ASLAN HANOTTE

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

KİTAP İNCELEME: MELTEM KOFOĞLU

DENEME: BEHİYE H. MALKOÇ

SÖYLEŞİ: DUYGU HARMANCI KARAGÜLLE

ADANA BİLGE KAĞAN İLKOKULU 4/D SINIFI ÖĞRENCİLERİNDEN ÖYKÜLER

Şiir: Mustafa Suphi

Mehmet BİNBOĞA

Seyhan CAN

Öykü: Leylâ SERPİL

Öykü: Kafiye MÜFTÜOĞLU

Öykü: Jale Sancak