Geçtiğimiz aylarda Almanyaların birleşme süreci ve Türklerin hissiyatını anlatan mektubunu paylaştığımız, Almanya’da yaşayan arkadaşımız Nermin’in koronalı Almanya günlerine ilişkin gözlemlerini içeren satırları aşağıda sunulmaktadır.
***
‘’Oynatmaya az kaldı. Kaç gündür evdeyim. Günleri sayıyorum, ne zaman kurtulacağız bu "karantina" denen cendereden, diyorum.
Filistinlileri, Uygur Türklerini, çadırlarda yasamak zorunda olanları, sınırlar arısında sıkışmış göçmenleri, hatta Avrupa ve Almanya’daki akıbetleri bilinmeyen Suriyeli sığınmacı çocukları, gençleri düşünüyorum. Afakanlar bastıkça da o pencereden öbürüne koşturuyorum.
***
Oturduğum ev, yıllar önce okuduğum şimdi müze olan Ortaokul binasına çok benziyor. Eski, yarı ahşap, yüksek tavanlı ve pencereli. Okulumu çocukluğumu hatırlattığı için çok seviyorum. Yalnız bir kusuru var. Balkonu yok. Şöyle çıkıp sandalyemi çekip oturamıyorum. Almanya’daki ilk yıllarımızda, evlerin niye balkonları olmadığına hiç akil erdirememiştik. Ama sonra yapılan evler hep balkonlu oldu. Bir Alman arkadaşım bana "Babam, Türklerden aslında çok şey öğrendik, yaşama sevinci, balkon gibi şeyler" demişti. Sahi mi dediğimde, evet, bu beladan kurtulalım, seni balkonda Türk kahvaltısına davet edeceğiz, ama ıspanaklı börekle çayı sen yapacaksın dedi. Güldüm, istediğin ıspanaklı börekle çay olsun dedim.
Bunca yıl sonra, ilk defa bir Almandan, hem de Hitler gençliğinden olduğu söylenen birinden duyuyordum bunları. Boğazım düğümlendi, gözlerim yaşardı adeta, her şeye rağmen en katı olanlarına bile yaşama sevincimizi taşıyabildiysek ne mutlu bize. Demek ki yaşama sevincinin kaynağı da pınarı da bizde dedim sevinçle, bir güzel de şakır şukur, döne döne oynadım kendi kendime.
Sonra da, eyy korona, biz neler gördük geçirdik, nelerin üstesinden geldik, senin mi gelemeyeceğiz, dedim.
***
Başbakan Merkel'in, kendisine aşı yapan doktorunda korona çıktığı, 14 günlük karantinaya girdiği duyuldu. Bu ne aşısıymış diye sorulunca, aşı bölümü hemen yalanlanıp, doktor tedaviye alındı.
Şansölyemiz gönüllü karantinasına başlamadan önce alışverişe de çıktı. Marketten çıkışı olay yarattı. Merkel de bu şaşkınlığa şaşırdı. Şaşıranlar kendisinden çok arabasına odaklanmıştı. Biraz sinirlenerek "Kameralar neyi çekiyor diyerek, aldıklarına şöyle bir göz attı; Bir kaç şarap, bir iki paket peynir, fındık, fıstık ve biraz yeşillikle bir rulo tuvalet kağıdı’’. Ee, ne var ki bunda bakışına "Sayın Şansölye bu tuvalet kağıdını nereden buldunuz? sorusu gelince Merkel iyice afallamış. Meğerse markette sabahtan beri tuvalet kağıdı yüzünden münakaşalar çıkmaktaymış. Hatta az önce park yerinde bir aracın camları kırılarak sadece tuvalet kağıdı çalınmış. Siren sesleri arasında gelen polis kalabalığı dağıtmış, arka koltuğa düşen bir ruloyu, ‘değerli eşyalarınız açıkta bırakmayınız’ uyarısıyla ön cama koymuş.
***
Şansölyemiz, üçüncü testte de negatif çıkmasına rağmen, gönüllü karantinasını sürdürmekte, ihlalinde güvenlik kuvvetlerinin müdahalesini gerektirecek kuralları öncelikle kendisi uygulamaktadır.
Hannover’den aldığımız, Almanya’nın ilk Türk asıllı Belediye Başkanı Ferit Onay’ın virüse yakalandığı haberi hepimizi üzmüştür. Çok sevilen Başkan Onay’ın virüsü alt ederek bir an önce aramıza ve görevi başına dönmesi için duacıyız.
Diğer üzücü bir olay da Hessen Eyaleti Maliye Bakanı Thomas Schaefer’in intiharıdır. Bakan, virüsün önlenemez yayılım hızı ve yarattığı çaresizlik içinde Frankfurt hızlı treninin önüne atlayarak canına kıymıştır.
***
Almanya’da kafa karıştıran bir tartışma da, tarihi Robert Koch Enstitüsünün 8 yıl önce Meclise sunduğu söylenen korona raporu üzerineydi.
Alman makamlarının bu raporla salgıdan önceden haberdar olduğu, kimseyle paylaşmadığı, kendi askeri, ekonomik, siyasi önlemlerini aldığı, olası taşkınlıklar için asayiş provaları dahi yaptığı, komplo teorileri tadında enikonu tartışılmaktadır.
Ayrıca, Bosch’un geliştirdiği korona testini, Trump’ın rüşvet verip Amerikalılara mal etme girişiminin de yine Şansölyemizin cevval girişimi ile durdurulduğu da söylenmektedir.
Korona aşısının da başarıyla denendiği söylenmektedir.

***
Bir eleştiri 1,5 metre sosyal mesafeyle çalışan Meclis’in, koşulları giderek zorlaşan mülteciler, cep harçlığı için çalışırken işsiz kalan öğrenciler, taşeron şirketlerin elinde suyu çıkan göçmen işçilerin durumunu iyileştirme adımı atamamasıdır. Alman sendikalarının da artık eski gücünü çoktan kaybetmiş olduğu bilinmektedir.
Bundestag’ın önümüzdeki günlerde 750 milyar Avroluk bir ekonomik destek paketinin dağıtım ilkelerini benimseyeceği ve daha çok büyük firmaları, bankaları, kartelleri kayıracağı fısıltı gazetesinde dolaşmaktadır.
***
Bazı eksikliklere ve beklentilere rağmen Almanya küresel salgınla mücadelede başarılı sayılıyorsa, bunda halkın büyük payı var. Almanlar her zaman kanunlara uyar ve resmi ağızlardan yapılan çağrıları dikkate alır.
Krizinin başından beri ikaz ve bilgilendirmeler sadece yetkili kuruluşlardan yapılmıştır. Sağlık açıklamaları sağlıkçılardan, ekonomik ve siyasi açıklamalar siyasetçilerden, inanç konuları dini önderlerden, asayiş tedbirleri de hep emniyetten geldi.

Bu siyaset toplumda güven yaratmış, hepimizi rahatlatmıştır.
