1990larda çok şey değişti.
Dünya sosyalist sistemi ve bu sistemin içindeki bölünmeler tarihe karıştı. SovyetlerBirliğinde, Çinde başka şeyleroldu. Arnavutlukta da başkaşeyler.
1970li yıllarda sol hareketin fraksiyonlarından biri Enver Hoca yolundaydı. Arnavutlukçu idi.
2007 yılında, zamanın ABD Başkanı Bush, Arnavutluku ziyaretetti. O zaman başka başka ülkelerden pek çok kişi, sözcüklerin gücündenyararlanarak, haberi pek çarpıcı bir başlıkla verdi: Tiran Tiranda!
Ne var ki Tiran, bir tiranı değil, yol kenarlarından yükselen bir sevgi sözcüğüyle Bushi!yi karşılıyordu. İki milyon nüfuslu Arnavutluk, Bush özgürlüğünü özlemişti. Amerikan bayraklı silindir şapkaların gölgesinde, tüm dünyayı ve özellikle de Amerikalıları şaşkına çevirdi.
*
Yugoslavya1990ları kanlı etnik çatışmalarla açtı. Parçalanma ilerledi. Sonunda doğan parçalardan biri Makedonya oldu.
2015 Mayıs ayında, yani bu ayın ilk yarısında, Makedonyada dinleme skandalları, sokak gösterileri, Kumanova kentinde silahlı bir çatışma ve yine sokak gösterileri, bakanların istifalarıyla yürekler birkez daha ağızlara geldi.
Yoksa yine kanlı etnik çatışmalar mı başlıyor!
Olayların ortasında, ABDnin Makedonya elçisi bir basın açıklaması yaptı. Açıklama ABD, AB, İngiltere, İtalya, Fransa büyükelçilerinin ortak açıklamasıydı.
Daha doğrusu bizimdilde bir tür muhtıra verdiler.
Makedonya Hükümetini NATO ve AB üyeliği için çok uzun süredir desteklediklerini, ama eğer kendisinden beklenen reformları yapmakta böyle ayak sürürse, bu iki çatıya üye olmalarının zor olacağını söylediler. Makedonya hükümetinden demokrasi ilkelerine ve Avrupa-Atlantik değerlerine bağlılığını göstermelerini istediler.
Makedonya iğne fıçısında, diğer komşuları gibi, Yugoslavya birliğinden bağımsızlığını ilan etmiş bir ülke olarak, küresel zamanın bağımsızlık hallerine örneklerden bir örnek olarak tarihini yazmayı sürdürüyor.
*
Ve bugünlerde Mısırdan, Arap Baharının Adeviye Meydanı fatihi Müslüman Kardeş Mursi için, Tahrir Meydanı fatihi seküler Sisinin elinden çıkmış idam hükmü haberleri geliyor.
Mursi Mübareki nasıl devirmişse, Sisi de Mursiyi aynı yöntemlerle devirmişti.
Türkiyede AKP, Mursiyi devrimin ürünü diye görüp Sisiyi darbeci ilanetti.
Y-CHP, aman bana darbeci derler diye ötesini kurcalamadan darbeye karşıyız diye birşeyler geveledi. Mursiye ne der, Sisiye ne der, anlamak mümkün olmadı!
Şimdi AKP, Mursi için idam kararlarını kınıyor. Y-CHP emekliye ikramiye sloganlarının altında, idam kötüşeydir diye birşeyler gevelemeye devam ediyor. Yine Mursiye ne der, Sisiye ne der, Arap Baharını nasıl niteler, Mısır halkına ne söyler, anlamak mümkün olmuyor.
*
İnsanlar yönlerini yitirince, dünya görüşü ve idealler halının altına süpürülünce böyle oluyor.
Öğrenilmiş çaresizliğin ürünü pragmatizm, fırsatçılığa tavan yaptırıyor.
Böylece insanlar özgürlük adına Bushi! Bushi! çığlıkları atabiliyor. Biji Serok Obama! diye bağırabiliyor. Yen ibağımsızlıklar, imparatorlukların muhtıralarına teslime dilebiliyor. Beş yıl içinde Mübarekten Mursi, Mursiden Sisi mahkumiyetleri ve idam fermanları ortalığı kaplıyor.
*
Bütün bunlar, küresel imparatorluğa meydan okuyan büyük dünya görüşünün geri geleceğini müjdeliyor.
Büyük ideolojik çıkışın şafağında olduğumuzu gösteriyor.
Bu çıkış, ulusalcı dünya görüşüyle mümkün olacak.
Güzel bir dünya için ulusal yol!