Yüzde 10 Barajı Falı
2015 yılında, gelecek dört yıl için TBMM üyeliği seçimi yapılacak. 12 Eylül´den kalma yüzde 10´luk anti-demokratik seçim barajı Anayasa Mahkemesi´nde. Mahkeme, şimdiki BBP genel Başkanı Destici´nin baraj kaldırılsın başvurusunu görüşme kararı verdiğini açıkladı. Anayasa Mahkemesi barajı kaldırma kararı verebilir. Bu durumda TBMM yeni bir düzenleme yapmak zorunda kalır. Ama Anayasa, ´seçime bir yıl kalmışsa kurallarda değişiklik yapılamaz´ diyor. Bazı çevreler, ´barajı düşürmek hak genişletici bir işlemdir, bu nedenle değişiklik yapılabilir ve 2015 seçimlerine altı ay kalmış olmasına karşın uygulanabilir´ savunması yapıyorlar. Savunmalarını da ´kim karşı çıkacak ki?´ sözüyle güçlendiriyorlar. Ortada AKP ile HDP´nin seçim barajını %7´ye düşürme konusunda anlaştıkları söylentisi dolaşıyor. CHP zaten barajın düşürülmesi gerektiğini savunuyordu. MHP´nin bu değişikliğe, yaptırımlı bir şekilde karşı çıkma olanağı yok. Toplumda pek ´barajcı´ kimse kalmadığına göre böyle bir sonuç beklenebilir. Genel seçimlerde baraj uygulamasının tümüyle kaldırılması için yasa önerisi vermiş bir milletvekili olarak, bu konunun bunca zaman gereği yerine getirilmeyip şimdi gündeme getirilmesini, siyaset inşaatçılarının yine iş başı yapması diye görüyor ve rahatsız oluyorum. Haziran 2015 genel seçimi, ilginç sonuçlarla gerçekleşecek görünüyor.
Soykırım Yalanları
Ermeni soykırım yalanına, 2014 yılında Anadolu ve Karadeniz rumlarına ilişkin soykırım yalanı eklendi. Yunanistan Parlamentosu bu kesime soykırım yapılmadı diyecek olanın cezalandırılmasını öngören bir yasayı kabul etti. Yasanın kabul tarihi 9 Eylül. Ulusal kurtuluş savaşımızın zaferinin İzmir´de ilan edildiği en kutlu günlerimizden biri. Amaçlanan açık. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti´nin varlığını reddetmek. Ne güzel ki, Ermeni soykırım yalanında olduğu gibi, bu yalan da yalnızca bizler tarafından değil çok sayıda yabancı tarihçi, akademisyen ve siyasetçi tarafından mahkum ediliyor. Ve ne güzel ki, ülkemizde çok sayıda tarihçi, araştırmacı ve siyasetçi, bu yalanları yerle bir eden ürünler vermekten asla vaz geçmiyorlar. Ancak ne acayip ki, bu emperyalist yalanlara ülkemizde ne iktidar ne de muhalefet partileri sistemli, kararlı, halkla bütünleşmiş bir reddiye çabası sergiliyorlar. Şurada ya da burada yetki kullanan koltukları dolduranların, bugüne dek süregelen esnemeli hallerinin sona ermesi gerekiyor.
Anayasa´ya Ne Olacak?
2015 siyasal mücadelesi, Anayasa çevresinde yoğunlaşacak görünüyor. 2007 yılında, cumhurbaşkanının sandıktan çıkarılması referandumu, 2014 yılında ilk uygulamasına varmıştı. Sandıklı cumhurbaşkanı Çankaya´yı boşalttı; orayı başbakana verip rütbesini düşürdü; Atatürk Orman Çiftliği´ni yok edip Beştepe yaptı; cumhurbaşkanlığının mekanı değişti. Şimdiki arzu, sandıklı cumhurbaşkanına devlet başkanı yetkileri vermek; onun için de anayasa değişikliği gerek.
Devlet Başkanlığı rejimi tepedeki değişiklikle sınırlı kalamaz. Memleket topraklarının yönetilişini de değiştirmeyi gerektirir. Toprak üstünde üniter yapının yerine federal düzen kurmayı gündeme getirir. PKK ile AKP müzakeresini mümkün kılan da bu! Müzakere terörü sona erdirmek için değil; "kalıcı barış" için! Kalıcı barış bir şifre! Açtığınızda dökülen, "Yeni Anayasa"! Toprağa ve milliyete özerklik verecek bir anayasa! Şimdiki Anayasa´da "Türkiye Devleti ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür" yazıyor. Oysa kalıcı barış müzakeresi, "ülkesi bakımından bölünme, 26 bölgeli özerklik ya da güneydoğu bölgeli özerklik" üzerine yürüyor. Bu müzakere "milleti bakımından bölünme, etnik topluluklara kimlik" pazarlıklarıyla sürüyor.
2015´ten 2019´a
Normal takvime göre 2015 - 2019 yılları arasında başka seçim yok. 2019 yılında ise üç seçim birden olacak. Cumhurbaşkanı, Milletvekili, Yerel Yönetim seçimleri. Ancak aklımızda "bu takvim normal işler mi" sorusu pek baskın. 2015 Seçimi, ülkeyi dört yıl taşıyabilecek yetenekte sonuçlar verebilecek mi?
Arada kalan dört yılda yaşanacaklarla birlikte, 2019 bizim için dipten gelen dalganın simgesi. 1919´un yüzüncü yılı. Sömürgeleşip dağılan yurdun en umutsuz zamanlarında yakılan bağımsız varlık ateşinin 100. Yılı. Aklımızı dalgalandırıyor. Yüreğimizi kabartıyor. Gözlerimizin önünde mazlum milletlerin bir kez daha büyük kurtuluş hareketine atılışı canlanıyor.
Niyet kursak da kurmasak da, tarih günün bataklığını neredeyse kendiliğinden aydınlatıyor. Durumun güzel tarafı şu ki, niyet var. Geriye kalan, niyetin iradeye dönüştürülmesinden ibaret.
03.01.2015