Bu kısa ömrü bilime ve akla dayandırarak huzur içinde yaşamak varken tarihte örnekleri yaşanmış, felaketlere yol açmış anlayışları reddetmede neden kararsız kalıyoruz?
Sağlıklı gelecek geçmiş deneyimler üzerine kurulur. O deneyimler ki bizim bugünkü kararlarımıza ışık tutar. Anadolu tarihi bir anlamda savaşlar, yıkılışlar, toparlanışlar, yeniden kuruluşlar tarihidir. Çok eskilere de gitmeye gerek yok. Kaosun, güvenlikten yoksunluğun acısını hemen hepimizin büyük büyük ninesi anlatmıştır. İpsizin, sapsızın eşkıyalığa soyunduğunu, olmayan altını çıkarması için fakir fukaraya, dul kadınlara yaptıkları zulmü. Gücü yetenin güçsüzü ezdiğini…
Ne zaman nefes almaya başladık? Atatürk önderliğinde kurulan Cumhuriyetle birlikte devlet otoritesinin tesisiyle. Cumhuriyet yönetimi bilimi en gerçek yol gösterici kabul etti. Aydınlanma hamlelerine girişti. Laikliği ve milletleşmeyi barış, huzur ve güven içinde yaşamanın aracı olarak gördü. Yeni Türkiye Cumhuriyeti kurgusu geçmiş deneyimlere dayandırılarak geliştirildi.
Lakin Atatürk´ün ölümüyle birlikte süreç kesintiye uğradı. Mürşidi ilim olanların sayısı yine de az değil. Tüm sapmalara rağmen çıkış yolu bulma potansiyelimiz ve içinde bulunduğumuz badireyi atlatma şansımız her zaman var.
Bunun için durup bir nefes almamız, önümüze, arkamıza, sağımıza, solumuza bakmamız gerekiyor. Birileri para kazansın, servetine servet katsın, birileri makam-mevki sahibi olsun diye neden elli yıllık ömrümüzü feda edelim? Etnik kökenimiz, mezhebimiz, dinimiz ne olursa olsun Türkiye bizim ülkemiz. Türkiye, bölgenin merkezi, üç tarafı denizlerle çevrili, günde dört mevsim yaşanan, köksüzü köklendiren, güzel memleket. Böyle baktığımızda dayanışırız, birbirimizi severiz, zenginlik yaratırız, zenginliği paylaşırız.
Etnik ve mezhepsel bölünme tarih boyunca insanlığın en büyük felaketi oldu. Batı´nın bir anlamda kendi topraklarından attığı bu felaket yıllardır Ortadoğu´ya kan kusturuyor. Ve ne yazık ki bu tehdit Türkiye´nin en yumuşak karnı haline geliyor. Şu veya bu şekilde etnik ve mezhepsel nedenlerle kararlarımız akılcı olmaktan çıkıyor.
Bu sürüklenişi durdurmamız lazım. Değişmemiz ve değiştirmemiz gerekiyor. Nerden başlayarak? Kendimizden, yakın çevremizden. Kimin için? Kendimiz için. Çocuklarımız, torunlarımız için. Yaşanabilir bir Türkiye için.