Geçen pazar günü Karaisalı Kızıldağ Yayla yolunu gördük. Bizler duyduğumuza değilde gördüğümüze inanırız. Yolun yeni hali ile öncesini bilenler daha mutlu. Eski kuşağın anlattığı gerçek bir yayla yolculuğu. "Eşek ve atların dengine yerleştirilen çocuklarla şafakla yola çıkılır, Göçgediği´nden akşam üstü Göçkaya´sı görünür" derlerdi. Dengin bir tarafında yumurta ihtiyacını görecek iki tavuk birlikte evin karabaşı da yolculukta varlar. Bir ardıç ağacı altına konulan göçevi varsa karaçadır, yoksa yerli dokuma savanlarla bir barınak yapılır. Ekonomik durumu yerinde olanlar tahta baraka evler içinde yerlerini alırlar. Çukurova´nın sarı sıcağından kurtulmanın yolunu böyle bulurlar. Kızıldağ Yaylası yöre insanına hem yakın, hemde Toroslar´ın üstünde sert havası ve soğuk suyuyla asırlarca yaylalık olarak hizmette kusur etmedi. Asırlık ardıç ve ladin ağaçlarını keserek, kel tepeler haline getirmelerine karşın.
Kızıldağ Yaylası Karakucak Güreşleri´nin yayla geleneğinde ayrı yeri var. Tarihi cami çimlerinde yapılan güreşler şimdilerde Kırkpınar ile denkleşmeye doğru gidiyor.
Çukurova´nın zenginlerinden Huriye Hatun´un develeriyle yaylaya gelmesi şeniklere neden olurdu. Göçgediği´nden deve çanlarının duyulması, sakinlerin Göçkayası´nda toplanmasını sağlardı. İkinci gün koçlar kesilir, yemekler yapılır toylar kurulur,sakinler eğelenirdi.
Cumhuriyet´in ilk yıllarında Karaisalı Kaymakamlığı´nın yaylaya taşındığı yine yaşlılar tarafından anlatılırdı. Adliye ve mahkumların taşınması başlıbaşına birer öykü.
"FURU FURU VERİLEN KAYALAR"
“Furu furu vermek” yöresel bir deyim. Karasılı´lar birşeyi kesmek, biçmek adına çabuk yapacaklarını ifade ederken böyle söylerler. Ağır iş makinasını kullanan elemana belediye başkanı sorar:”Bu kayaları nasıl yapacağız?”der. Yanıt “furu furu veririm” olur.
Karaisalı Kızıldağ Yayla yolu zoru başarmanın bir örneği. Umutalanı´na çıkmak, Bakacak´ın korkunç uçurumundan geçmek her yiğidin karı değildi. Onlarca metre yükseklikten, tonlarınan ölçülen kayaların yer değiştirmesi, kısa zamanda asfatlanarak kullanılır hale getirilmesi bu işi bilenler için övgüye değer. Kırk çalışan ile 7 ayda bitirilmesi yine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü´nün bir cesareti. 13 bin 500 metrelik bu yolu aynı doğa koşulları ile ihale edilse, üç müteahhit değiştirir, üç yılda bitirilmezdi. Ayrıca ihale bedeli, 30 milyon Lira olan yol, 5 milyon Lira´ya çıkarılıyor. Yıllar süren yol çalışması, değişen müteahhitle yolun maliyeti beş altı katı bulurdu.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Karaisalı belediye başkanı ve teknik elemanları adına yaptığı kısa yorumunda" Atatürk döneminde yüzde otuz kalkınma rakamına ulaşıldı. Bu bir rekordu. Cumhuriyet´in bu kazanımı imece yöntemi ile sağlandı. Bu iştede herkesin emeği var. Bizler Cumhuriyet´in gurur duyduğumuz bu yöntemini hayata geçirdik. Çok kısa zamanda, 40 çalışanımızla bu işi başardık. Temel ilkemiz gideri kısmak, geliri artırıp, hizmeti yöreye yaymaktır. Kent- kırsal ayırımı gözetmeksizin hizmeti vereceğiz. Önceliğimiz insanların "Su-Yol" ihtiyacını kesinlikle çözmektir. Bunlar çağdaç bir ihtiyaçtır. Geciktirilmeye, ötelenmeye getirilmez" dedi.
Kızıldağ Yayla Yolu´nun sanatsal çalışmaları tamamlanmasıyla , Pozantı bağlantısı yine yöre halkı ve Adana için büyük kazanç olacaktır.
1950´li yıllardan beri bitirilmeyen Kozan- Tufanbeyli yolu aklımıza geliyor. Sorumluluğu Adana Büyükşehir Belediyesi Karayolları´ndan alamaz mı? Cumhuriyet´e özden bağlı kuşağa başarılar dileğiyle.