1“kendini gülde unutan diken”
İçinizde birikmiş tüm şiirler susar, sadece şairin şiirleri kalır.
Yüzyıllardır tetiklenen bir güç ve kimlik karmaşası, dünyanın içinde kırmızı kırmızı döner durur. Zaman kimliksizdir. Hurafenin kaba eliyle giydirilir giysileri. Kimliğe bürünen zaman hep ‘şimdi´yi vurur. 2“Ciğerhûn”´un, ‘şimdi´siyle şairin bulunduğu ‘şimdi´ çarpışmaz aslında, biçilmiş kederler, nereden baksak hep aynıdır aslında.
3“hafızanın kayalıklarını aşındırır”
Acı kendini tekrarladığında, tinin içinden çıkan Ciğerhûn´un hafızasıdır ve daha çok acıyla sınanmak içindir insanın varlığı. 4“hafızanın ipini bıraktım” diyen şairin dizesinin ‘şimdi´ye sertçe vurması da bundandır. Şairin, “Kemik İnadı” olmasa, bir de umudu çağıran 5“ışığa inanıyorum”u belki de 6“hışırtılar etçil hırıltılar arasında” birbirini yiyerek yok olup gidecek unutan insan.
Şair, Asuman Susam´ın yeni şiir kitabı “Kemik İnadı”nı okurken, sözlerin büyüsü, gelip tam yüreğin ortasına hüzünlü bir saksafonun sesiyle vurur. Bir şiiri okuduğunuzda, diğer şiire hemen geçmek istemezsiniz. Çünkü her bir şiirin dizesinde, bugünün, sizin yüreğinize dokunan acılarının öfkesinde kabalaşan tüm sözleriniz şairin o sade dilinde bükülür. Bu yüzleşmede, bugünün dünyasında insanı bir sarmaşık gibi saran ve boğan o şiddetin öfkesi de Susam´ın, dizelerinin arasında incelir. Artık, düşüncenin derinliğe yol alabilirsiniz. Susam´ın şiirlerinde okuyucuya dayatılmış hiçbir sözcük ve anlam yoktur, bu nedenle bir okyanus kadar genişler, dizelerin arasında sizin bulduğunuz anlamlar. Şairin, yerinde kullandığı özgün imgelerin arasında kaybolma tehlikeniz de var. Aşınmış hafızalarınızın ipini bırakma da… Susam´ın şiirlerinde, okuyucunun duygusu da hüzne bulanmıştır artık.
7“kimlikler diyorum, üzerine basa basa
en son kimsesizliğe çıkar”
Susam, geçmişin olduğu kadar ‘şimdi´nin içinde bulunduğu, egemen gücün yarattığı savaşlara ve katliamlara karşı oldukça duyarlıdır. “dünyanın kirpiklerimden düşen ağrısı” dizesinde olduğu gibi bütün şiirlerinde bu duyarlılığı hissettirir. Şair Galip´in "Hüsn ü Aşk" kitabında ki şair tanımına uygundur, Susam´ın ruh hali. "Şâirliğe sûz u derd lâzım / Endûh u belâ olur mülâzım" Bela da ister istemez hep yanıbaşındadır, şairin. Kadın olması zaten içinde bulunduğumuz toplumda belalı bir durumdur. Susam, bu, kadına yüklenen belaları, mitolojide yer alan kadın karakter “Antigone ve çağımız yazarı Sylvia Plath´in kader birlikteliği üzerinden, açıkça ifşa etmiş. Susam, aslında okurun hafızasını da bilgisini de zorlar şiirlerinde. Derin bir felsefeyle örülüdür şiirleri.
Tekinsiz, karmaşa ve savaş içerisinde, geriye giden bir ülkede yaşarken bizler, Susam´ın şiirlerinde, mekânla, zamanla ve bellekle kurduğu ilişki ‘şimdi´nin içinde çarpmaya başlar, ama bu çarpış Susam´ın, dilin süzgecinden geçerken dil de başkalaşmıştır. Ancak bu başkalaşım okuruyla hemen bağ kurar. Çünkü egemen dilin şiirin içine sızmasına izin vermemiştir. Şiirlerindeki dil bu nedenle yersiz ve yurtsuzdur. Bu yüzden şiirlerin duygusu sahicidir ve okurken duygularınız da hiç tökezlemez. Asuman Susam´ın, Kemik İnadı şiir kitabı okura, duygu zenginliğiyle, düşsel, geniş bir iç yolculuğun kapısını sonuna kadar açmıştır. Bu kitabı okura kazandıran editör Sırma Köksal´ın duyarlılığını da görmek gerekir. Çünkü okur olarak içine girdiğinizde, sizler de öyle sanıyorum ki, bugün egemenlerin yarattığı bu şiddet ortamında o ışığa editörü gibi inanacaksınız ve şairin sesini duyacaksınız. 8“kim yaklaşırsa çapaklı bir ses olarak kalbin yarasına / o yakınımızdır bizim”
Kimse
en çok kimsin dediklerinde tökezliyorum
bir yalancı gibi terliyor ellerim
hepsi olmaktansa hiçbiriyim
ama bu nasıl denir
sen gideli kim´den türetilen ne kaldı
niçin yorgunu bir akıldan
ne´liğim kemiğimin tozu
gizlenmişi açık ediyor rüzgar
bir kaçak gibi terliyor ellerim
aynanın içine kaçmış sen´i bekliyorum
kimim ben
varlığın evinde rüyada
yerin sertinde inzivada
bir suçlu gibi terliyor ellerim
seni istemezim sanmıştım
kusur ben´miş anladım
1,5,Işık, sayfa 29,30
4,Sylvia, Sayfa 35
2,3,7 Kimse, sayfa13
6,8, Yakın, sayfa 22
Kemik İnadı-Asuman Susam
Can Yayınları
Yayına Hazırlayan: Sırma Köksal
1.Basım Eylül/2015
Sayfa:71