Ahmet DUMAN


“Türk Anası Sana Gözyaşı Döktürmedik” ”

Bunu söylemesi güç, hem de çok güç biliyorum, ama Türk Anası da gözyaşı dökmekten memnun


                                                                                                                   

Kumyangjang-Ni, Pusan Limanı, Kunuri, Seul, Taegu, Wawory, Simninni.

Bu isimleri tanıyor musunuz? Birkaçı dışında çoğunu tanımıyorsunuz; biliyorum. Ben tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Diyeceksiniz ki; neden? Çünkü Türk Askeri bu, adını ilk kez duyduğunuz topraklarda savaştı kanını döktü, öldü, esir oldu, yaralandı. Nerede olduğunu bile bilmediği bir ülkede; çook uzaklarda Kore’de!

DP henüz iktidara geleli tamı tamına 2 ay 19 gün olmuştu! Genel Kurmayın 3 ağustos 1950 tarihli kararıyla Kore’ye asker gönderilmesine karar verilmişti. CHP muhalefetteydi uğradığı seçim yenilgisinin şokunu yaşıyordu ama gücü yetmedi. Kore’den daha o yılın kasım ve aralık aylarında şehit ve yaralı haberleri gelmeye başladı. Kaç şehit kaç yaralı olduğunu yazmayı yanlış buluyorum. Ölüm sayıyla rakamla ölçülecek bir olgu değil ki. Acının ve can kaybetmenin ölçüsü olur mu? DP’liler konuyu TBMM ne getirmeye gerek bile görmemişlerdi!

 Başlığa koyduğum cümle CHP’nin 1954 seçimlerinden önce kullandığı sloganlardan biriydi.  Hem II. Dünya Savaşını hem Kore Savaşını anımsatıyordu. Bunu söylemesi güç, hem de çok güç biliyorum, ama Türk Anası da gözyaşı dökmekten memnun olmalı ki; 2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan milletvekilliği genel seçiminde DP’ye %56.6 oranında oy vermişti. CHP neredeyse Parlamento dışında kalacaktı; sadece, Malatya 12 milletvekili, Tunceli 2, Kars 12 ve Sinop’ta 6 milletvekili çıkarabilmişti.

 Son yıllarda Suriye’nin kuzeyinde de birçok yeri öğrendik. Her akşam haber programında bir yığın yer ismine alıştı kulaklarımız. Eskiden güney kentlerimizde yaşayanların çeşitli nedenlerle yakından bildiği birkaç yer adının dışında birçok yerin adını ve konumunu öğrendik. Çünkü evlatlarımız o, adını bilmediğimiz yerlerde ölmeye ve Türk anası gözyaşı dökmeye devam ediyor…

16. yüzyıldan 20.yüzyıla kadar Afrika’nın Kuzeyine şimdi Libya dediğimiz bölgesine Osmanlı, Trablusgarp Vilayeti derdi. Hep endişe ile anılan bir de sürgün yeri vardı: Fizan… Akdeniz’den 1000 km. daha güneyde gidip de nadiren dönülen bir sürgün yeri…

Şimdilerde Libya’da işler karışık. Özellikle Kaddafi sonrasında Ülke iki cepheye ayrılmış durumda ve birbirleriyle savaşıyor. Türkiye’deki iktidar yanlısı medyaya göre taraflardan biri “Türkiye Karşıtı” o zaman karşı taraf da Türkiye yanlısı gibi görünüyor. İşte Türkiye bu, kendinden yana olan bölge yetkilileriyle Akdenizdeki kaynakların ortaklaşa kullanılması konusunda bir antlaşma imzaladı. Çok iyi oldu. Derken; anlaşan tarafa askeri yardım gündeme geliverdi. Türkiye, Libya’ya asker gönderiyor!

Hem de çok komik yanlış bir gerekçe ile AKP sözcüsünün ifadesiyle “Mazide kanlarımızı döktüğümüz bu yerlere yardım etmek görevimizdir” Cumhurbaşkanı ise oldukça yanlış bir ifadeyle “Gazi Mustafa Kemal’in ne işi vardı Libya’da” Yani o gider de ben gidemez miyim? Yani şimdi birinin söylemesi gerekmez mi? Gidemezsin kardeşim. Sen, o koşullarda, o bölgede, hem de yalnız başına! kusura bakma ama Beştepe’den, Kızılay’a gidemezsin!

Askerlerinizi iç savaş olan bir yere, çeşitli nedenlerle sizden yana olduğunu sandığınız bu nedenle de kazanmasını istediğiniz tarafın yanında ateşe atıyorsunuz. Pekiii ya karşıtlar kazanırsa? 

Türk Anası daha ne kadar sana gözyaşı döktürenlere iktidar vereceksin?

 



YAZARLAR

  • Perşembe 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 14 ° / 5 ° Fırtına
  • Cuma 14 ° / 5 ° Fırtına
  • BIST 100

    113.653%0,29
  • DOLAR

    5,9342% -0,11
  • EURO

    6,5945% 0,06
  • GRAM ALTIN

    287,97% 0,50
  • ÇEYREK ALTIN

    475,1505% 0,50