"Sorumlularından yargı önünde hesap sorulmalı"

İMO:"Şantiye şefliğinin yetkin kişilerce yürütülmesi hayati önemdedir"

Adana normalleşme listesinde yok

EŞİK'in TBMM İzleme Raporu'nun 5.si açıklandı.

ÇMO’dan “Tebliğ” eleştirisi

ADD,“TAM BAĞIMSIZLIK, EKONOMİK BAĞIMSIZLIKTIR.”

ADANA BAROSU’NDA “UZAKTAN” AVUKATLIK YEMİNİ VE RUHSAT TÖRENİ

"Medeni Kanun eşitlik ve çağdaşlığın simgesidir"

İstanbul'da UFO Görüntüsü Çekildiği İddia Ediliyor: İşte O Fotoğraf

Feyzioğlu'ndan "YÖK’e destek

“KADIN ERKEK EŞİT HAKLARA SAHİP” ZİHNİYETİ YERLEŞMEDEN DEMOKRASİ SAĞLANAMAZ ”

TMMOB, "RTÜK’e ait taşınmaz ihalesi iptal edilmelidir"

Esendemir, “Alçak katliamı kınıyoruz”

TBB BAŞKANI FEYZİOĞLU, "ÇOĞU AÇILIM SÜRECİNDE KAÇIRILDI"

"ANADOLU BASINI OKSIJEN ÇADIRINDAN ÇIKARILMALIDIR"

Eğitim Sen Eğitim Yöneticilerinin seçme ve görevlendirme yönetmeliğini yargıya taşıdı

AYM Başkanı: "Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargıyı bağlayan üstün hukuk kurallarıdır"

‘MÜTEAHHİTLER ÖNCELİKLİ MÜKELLEFLERİMİZDİR’

Sanayi odası başkanları ‘Hukuk reformu’ istedi

TGF 63.Başkanlar Konseyi Toplandı:"BASINA DESTEK PAKETİ ŞART"

EĞİTİM-SEN,"OYALAMAYA HAYIR"

TGS, "İşsizlik sarmalında 10 Ocak yaşıyoruz"

TGS Adana Şube Başkanı Salim Büyükkaya, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün 60. yılında gazeteciler, işsizlik, güvencesizlik, örgütsüz ve sağlıksız koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır”ifadelerini kullandı

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Adana Şube Başkanı Salim Büyükkaya, İşsizlik sarmalında 10 Ocak yaşandığına dikkat çekerek, “gazeteciler arasında işsizlik oranının kayıt dışı istihdam ile birlikte yüzde 25-30 seviyelerinde olduğu da tahmin edilmektedir. İşsizliğin görece yüksek olması, gazeteciler içinde güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşmasına ve iş güvencesinin kırılganlığının artmasına neden olan önemli bir sorundur” açıklamasında bulundu.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yazılı açıklama yapan Büyükkaya şunları kauydetti:

“1961 yılında gazetecilerin kararlı mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 Sayılı Kanun, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayınlanarak yasalaştı. Hemen ardından Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazetesi sahipleri, bu kanuna karşı 3 gün gazete çıkartmama kararı aldı. İstanbul Gazeteciler Sendikası öncülüğünde gazeteciler, patronların bu hareketine karşı Basın Gazetesi adıyla bir gazete çıkarttı. Gazetecilerin dirençli duruşu sayesinde patronlar 212 Sayılı Kanun’a karşı itirazları geri çekmek zorunda kaldı. Gazetecilerin bu mücadelesi ve kazanımı, o günden sonra ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak kutlanmaya başlandı. 1971 yılında askeri darbe ile 212 Sayılı Kanun’da bazı haklar tırpanlanınca ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak anılmaya başlandı. Bugün, 212 Sayılı Kanunu’n devamı olan 5953 Sayılı Basın İş Kanunu ile gazetecilerin yasal hakları belirlenmeye devam ediyor ancak son yıllardaki mahkeme kararları ile bu haklar gün be gün tırpanlanıyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) olarak 10 Ocak’ı uzun yıllardır bir ‘mücadele’ günü olarak tanımlıyoruz. Günümüz Türkiye’sinde 10 Ocak’ı sadece ‘Çalışan Gazeteciler’ günü olarak tanımlamak oldukça zor. Çünkü sektördeki işsizliğin ülke ortalamasının iki katı olduğu, güvencesiz ve sendikasız çalışmanın yüzde 90’ı aştığı, 67 gazetecinin cezaevinde olduğu medya sektöründe 10 Ocak, kutlanmayı değil, mücadele edilmeyi gerektiriyor.

İş kolu içindeki kayıtlı gazeteci sayısı

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açıkladığı son rapor olan Temmuz 2020 istatistiklerine göre “Basın, yayın ve gazetecilik” iş kolundaki toplam kayıtlı çalışan sayısı 86,505’dir. İş kolundaki kayıtlı istihdam sayısının, geniş bir perspektif ile bakıldığında bir düşüş eğilimi içinde olduğu görülecektir. Örneğin Bakanlığın açıkladığı 2013 Ocak Ayı İstatistiklerine göre iş kolunda kayıtlı çalışan sayısı 104.141’dir. Diğer bir deyişle Temmuz 2020 verilerine göre iş kolundaki mevcut kayıtlı istihdam oranı; 2013 Ocak verilerine kıyasla %16,94 daralma göstermiştir. Bakanlığın açıkladığı Aralık 2020 “iş kolu işyeri listesi’’ne göre ise gazetecilik faaliyeti içinde kayıtlı çalışan sayısı toplam 22,574 kişidir. Diğer bir deyişle, “Basın, Yayın ve Gazetecilik” iş kolu içinde, gazetecilik mesleğini icra eden kayıtlı çalışan sayısının, toplam kayıtlı çalışan sayısı (86,505) içindeki oranı ise yaklaşık %26,09’dur.

Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’nin (CİMER) TGS ile paylaştığı verilere göre “Türkiye’de 4/a sigortalı olarak çalışan gazeteci sayısı” Eylül 2020 itibariyle 17.551’dir.

Gazeteciler üzerindeki baskı: İşsizlik

Kayıtlı çalışan sayısına ilişkin verileri, sektördeki işsizlik rakamları ile birlikte değerlendirmek yararlı olacaktır. TÜİK verilerine göre Türkiye geneli işsizlik oranı 2016 ve 2017 yılında %10,9; 2018 yılında %11; 2019 yılında %13,7’dir. En son açıklanan Ağustos 2020 verilerine göre ise işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %0,8 azalarak %13,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıl sonu işsizlik oranının ise, pandemi nedeniyle daralan ekonomik faaliyetler nedeniyle görece yüksek çıkması beklenmektedir. Ülkenin önemli meselelerinden birisi olan işsizlik sorunu, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik engellerle boğuşan gazeteciler üzerinde daha yakıcı bir tehdit olmaktadır. Gazetecilik bölümü mezunları içinde işsizlik oranı TÜİK işgücü istatistiklerine göre 2016’da %19,2; 2017 yılında %19,1; 2018’de %23,8’dir. 20 Mart 2020’de açıklanan TÜİK işgücü istatistiklerine göre ise 2019 yılında bu oran %21,8’dir. 2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da gazetecilik bölümü mezunları, sosyal hizmet mezunlarının (%24) hemen ardından en yüksek işsizliğe maruz kalan kitle olmaktadır. Her ne kadar bir önceki yıla göre gazetecilik mezunları içinde resmi işsizlik oranı az da olsa bir düşüş gösterse de gazeteciler arasında işsizlik oranının kayıt dışı istihdam ile birlikte yüzde 25-30 seviyelerinde olduğu da tahmin edilmektedir. İşsizliğin görece yüksek olması, gazeteciler içinde güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşmasına ve iş güvencesinin kırılganlığının artmasına neden olan önemli bir sorundur.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) her yıl açıkladığı dünya basın özgürlüğü endeksinin 2020 verilerine göre Türkiye, oldukça kötü bir karneye sahiptir. Türkiye, 180 ülke arasında basın özgürlüğü bağlamında 154. sırada yer almaktadır. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki kısıtlamalar, gazetecilerin ekonomik ve sosyal hak mücadelelerini ve sendikal haklarını da baskılayan bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle TGS hem basın özgürlüğünün sınırlarını genişletme hem de çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını iyileştirme ve iş güvencesini artırmayı amaçlayan bir faaliyeti birlikte yürütmeye önem göstermektedir.

Sektörde Sendikalaşma Eğilimi ve Engellemeler

Temmuz 2020 verilerine göre “Basın, yayın ve gazetecilik” iş kolundaki toplam sendikalaşma oranı %7,87’dir. Ülkedeki genel sendikalaşma oranının %13,66 olduğu düşünüldüğünde, iş kolu içindeki örgütlenme oranının oldukça düşük olduğu görülecektir. Ancak bunun esas nedeni sendikal çalışmanın yetersizliği ya da eksikliği değil, işverenlerin sendika karşıtı tutum ve davranışları, çalışma mevzuatındaki boşluklar ve yukarıda bahsedilen işsizlik baskısıdır. Örneğin 2020 yılında medya sektöründe dört işletmede TGS üye çoğunluğunu sağlanmış ve Bakanlığa yetki için başvurmuştur. Bunun üzerine bu dört işletmede de işverenler, sendikal hak ve özgürlüklere saygı duymak yerine yetki belgelerine itiraz ederek süreci yargıya taşımayı tercih etmiştir. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) her yıl açıkladığı küresel haklar endeksine göre Türkiye, çalışan haklarına saygı bağlamında en kötü on ülke arasında yer almaktadır. Endüstriyel ilişkilerdeki çalışanlar aleyhine var olan bu olumsuz hava, yargının pandemi nedeniyle artan iş yükü ve davaların yavaş ilerlemesi ile birleştiğinde daha da ağırlaşmaktadır. Diğer yandan TGS, medya sektöründe toplu iş sözleşmeli 8 işletmenin 7’sinde yetkili sendika olarak, gazetecilerin hak ve güvencelerini korumak ve iyileştirmek adına gereken çabayı göstermektedir.

Salgının neden olduğu olumsuzluklar

2020 yılında dünyayı etkisi altına alan pandemi, gazetecilerin maruz kaldığı hak kayıplarını ve başta iş güvencesi olmak üzere kısmi çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulamasının yasal sınırlılıkları, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yetersizliğini gözler önüne sermiştir. Pandemi öncesi basın sektörü çalışanlarının daha iyi bir ücret, iş güvencesi ve çalışma koşulları için verdiği mücadele ve sendikalaşma eğiliminde görülen iyimser hava, salgın ile birlikte ekonomik belirsizliklerin artması üzerine kısmen tersine dönmüştür. Sektördeki işsizlik oranının da görece yüksek olması nedeniyle gazetecilerin temel önceliği, ne pahasına olursa olsun işlerini korumak olmuştur. Bu olumsuz tabloyu lehine kullanan birçok medya patronu ise ülkedeki gerçek enflasyon rakamlarının altında ücret zammı oranlarını gazetecilere dayatmış, sosyal haklarda kısıtlamaya gitmiştir.

TGS’nin yıl içinde yaptığı görüşmeler ve sahada elde ettiği veriler ışığında gazetecilerin temel sorunları şu şekilde özetlenebilir:

1-      Kısmi çalışma ödeneğine başvurulan işletmelerde çalışan gazetecilerin gelirlerinde yaşanan düşüş,

2-      Kısmi çalışma kapsamında olmasına rağmen tam zamanlı çalıştırılmaya devam etme,

3-      Ücretsiz izine çıkartma nedeniyle gelirde düşüş,

4-      Ücretsiz izne çıkartılmasına rağmen çalıştırılmaya devam etme,

5-      İşten çıkarma yasağı nedeniyle işinden memnun olmayan gazetecilerin yaşadığı sorunlar,

6-      Ücret ve kıdem tazminatı alacakları konusunda işverenlerle anlaşmazlıklar,

7-      Pandemi ile birlikte evden çalışmaya geçen işletmelerde artan iş yükü,

8-      Tatmin etmeyen ücret seviyesi,

9-      İş sağlığı ve güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler,

10-  Pandemi nedeniyle daralan ekonomik faaliyetler nedeniyle gazetecilerin iş güvencesinde aşınma. Diğer bir deyişle işini kaybetme korkusunun artması,

11-  Kayıt dışı çalıştırılma,

12-  Farklı iş koluna kayıtlı basın kuruluşlarında istihdamdan dolayı TGS üyesi olamama.

Basın İş Kanunu’na yönelik olumsuz düzenlemeler

2020 yılı, gazetecilerin yasal haklarını düzenleyen 5953 Sayılı Basın İş Kanunu’nda (212) da olumsuz düzenlemelerin sürdüğü bir yıl olmaya devam etmiştir. Gazetecilerin yıpranma hakkından yararlanması hakkı, resmî basın kartı sahipliği şartına bağlanmış ve basın kartı olmayan gazetecilerin yıpranmadan yararlanmasının önüne geçilmiştir. Bu konuda TGS başta olmak üzere meslek örgütlerinin TBMM düzeyinde yürüttüğü görüşmeler ve sunduğu öneriler göz ardı edilmiştir. Yıpranma hakkının, resmi basın kartı taşımaya bağlı olmasının ne kadar yanlış olduğu CİMER’in TGS ile paylaştığı verilerden görülebilmektedir.

CİMER’e göre, 02.12.2020 itibari ile göreve bağlı basın kartı sahibi basın mensubu sayısı sadece 9,204’dür. Sürekli basın kartı sahibi basın mensubu sayısı ise 5,900’dür. Yine CİMER verilerine göre 2019 yılında daha önce basın kartı olmayan basın mensuplarından 1,021 tane göreve bağlı, 847 tane ise sürekli nitelikte basın kartı başvurusu alınmıştır. Göreve bağlı basın kartı başvurularından sadece 745 tanesi olumlu değerlendirilerek başvuru sahiplerine basın kartı düzenlenmiştir. Sürekli nitelikte basın kartı başvurularından ise sadece 260 tanesi olumlu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün 60. yılında gazeteciler, işsizlik, güvencesizlik, örgütsüz ve sağlıksız koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır. Ayrıca kanunun tanıdığı haklar budanmakta, kalemleri üzerindeki baskılar artmaktadır. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak 10 Ocak’ın yeniden bir bayram havasında kutlanabilmesi için tüm gazetecileri dayanışmaya, birlikte mücadeleye ve basın sektöründeki orman kanunlarına son vermeye çağırıyoruz.”

(vş)