CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK toplantısı konusunda CHP Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke basın açıklaması yaptı. CHP´nin terörün bitirilmesi konusunda dört çözüm önerisi sunduğunu belirten Böke, bunların arasında Meclisin derhal işlevsel hale getirilmesi ve İçişleri Bakanının derhal istifa etmesi veya görevden alınması hususlarının yer aldığını vurguladı.
Böke´nin açıklamalarından satır başları şöyle:
Önce benim iktidarım diyenler nedeniyle Türkiye terör örgütlerinin hedefinde. Bunun için Türkiye terör sarmalında.
Toplumsal barışımızın sağlanması için bu siyasi zihniyetin değişmesi gerekiyor.
CHP Terörün bitirlmesi için 4 çözüm önerisi sunuyor. Bunlar şöyle:
1-Türkiyeyi tüm terör örgütlerinin hedefi haline getiren dış politika 180 derece değişmeli.Cenevre bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Hükümet derhal Suriye politikasını değiştirmeli
2-Meclis derhal işlevsel hale getirilmeli. Buradan somut çözüm önerileri çıkarılmalı ve bu öneriler derhal uygulamaya koyulmalı.
3-Türkiye İçişleri Bakanı derhal istifa etmeli veya görevden alınmalıdır.
4-Emniyet istihbarat gibi güvenliği doğrudan ilgilendiren kurumlar değil, parti çıkarlarına göre değil, liyakat esaslarına göre atama yapılmalıdır.
“TERÖRÜN YENİDEN TANIMLANMASI KONUSUNDA HÜKÜMET TASARI GETİRMELİ”
Bizim muhatabımız hükümettir. Bunun için hükümetten bir tasarı sunulması gerekmektedir. Önümüzde bir tasarı olmadığı için değerlendirme yapamıyoruz.
Dokunulmazlıkla ilgili CHP2nin ilkesel duruşunda hiç bir değişikilik yoktur. Kürsü dokunulmazlığı hariç tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyoruz. Bunun için gelin hep birlikte kaldıralım.
Teröre karşı dayanışma çağrılarıyla ilgili olarak CHP Meclis kapsamında tüm partilerin bir araya gelip bir çözüm önerisi üretmesinden yana.”.
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ SELİN SAYEK BÖKE2NİN AÇIKLAMALARI AYNEN ŞÖYLE
Partinin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Selin Sayek Böke, “Şunu herkes bilmelidir ki, biz terörü kabullenmeyeceğiz. Biz terörü kanıksamayacağız. Biz teröre asla alışmayacağız. Biz teröre yenilmeyeceğiz. Ve biz terörü bahane ederek kendi dikta rejimlerini güçlendirmek isteyenlere de asla fırsat vermeyeceğiz.” dedi. Genel Başkan Yardımcısı Böke´nin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu´nun gündemine ilişkin parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı şöyle:
TÜRKİYE BİR BÜTÜN OLARAK TERÖRÜN KARŞISINDA DİMDİK AYAKTADIR
Değerli basın mensupları, çok sevgili vatandaşlarımız, hepiniz hoşgeldiniz demekten dahi utanır olduğumuz günler yaşıyoruz. Hiçbirimiz hoş değiliz, hiçbirimiz mutlu değiliz. Ağır bir hüzün ve öfkeyi hep birlikte yaşıyoruz.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi MYK´sı sonuncusu bu hafta başkentimizin göbeğinde yaşanan terör olaylarını, bu olayların nedenlerini, alınması gereken tedbirleri ve çözüm önerilerini görüştü.
Her şeyden önce şehitlerimize Allah´tan rahmet diliyoruz. Tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz ve geride kalan sevenlerine ve tüm milletimize bir kez daha başsağlığı diliyoruz
İki gün önce gerçekleşen ve çoğu genç 35 canımızı yitirmemizle sonuçlanan alçak saldırının terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu hain saldırıyı, savunmasız sivil yurttaşlarımıza bir otobüs durağında saldıracak kadar gözü dönmüş olan terör örgütünü lanetliyoruz. Terör örgütü, destekçileri, taşeronları, terör örgütüne o veya bu gerekçeyle arka çıkanlar, terörü kınarken dahi “ama”larla, “fakat”larla bahane yaratmaya çalışanlar şunu iyi bilmelidirler ki, bugün evlatlarının arkasından ağlayan Türkiye bir bütün olarak terörün karşısında dimdik ayaktadır. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti´nde terör yöntemleri kullanarak herhangi bir siyasi veya toplumsal sonuç elde edebileceğinin hayalini dahi kurmamalıdır.
HÜKÜMETİN EN TEMEL GÖREVİ VATANDAŞLARIMIZI TERÖRDEN KORUMAKTIR
Şunu herkes iyi bilmelidir ki, Kürt meselesini kendisine kalkan yapan PKK karşısında da, caniliğine dini maske yapmaya kalkan IŞİD karşısında da tüm Türkiye bir bütün olarak bir arada yaşam irademizi güçlendireceğiz. Toplumsal barışımızı ve huzurumuzu tesis etmek için her zamankinden daha hoşgörülü, her zamankinden daha sakin, her zamankinden daha sağduyulu olacak ve birbirimize daha çok sarılacağız. İnadına birlikte yaşam, inadına birlik, beraberlik, inadına demokrasi ve inadına özgürlük diyeceğiz. Bugün yaşıyor olduğumuz derin hüzün ve öfkeyi terör karşısında, terörden medet umanlar, terörü siyasi yöntem olarak görenler karşısında dimdik bir mücadele azmine dönüştüreceğiz. Teröre terör demekte, konjonktüre, teröristin kimliğine, terörün amacına ve hedefine göre tereddüt etmeyen; dün de, bugün de terör kimden gelirse gelsin, kimi hedef alırsa alsın terör ve şiddet karşısında aynı tutumu alan Cumhuriyet Halk Partisi bugün de bu tavrından ödün vermeyecektir. Ülkeyi yönetenler bazı terör örgütlerine güzelleme yaparken, onların ülkeyi terör üssüne çevirmesine seyirci kalırken, başka terör örgütleriyle karmaşık alışverişlere girerken de Cumhuriyet Halk Partisi aynı ilkesel tutumu sergiliyordu. Bugün de hiç yalpalamadan, hiç taviz vermeden aynı ilkesel tutumu alıyoruz. Terör kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, hangi amaca ulaşmayı hedeflerse hedeflesin bir insanlık suçudur. Hükümetin de en temel görevi vatandaşlarımızı terörden korumaktır. Ülkeyi terörden korumaktan aciz olanların terörü gerekçe göstererek özgürlüklere, sivillere, vatandaşlarımızın temel haklarına, demokrasiye saldırmaları, orada burada hain arayarak ülkeyi bölmeleri, kutuplaştırmaları, düşmanlık tohumları ekmeleri asla kabul edilemez.
TERÖRÜ KABULLENMEYECEĞİZ
Şunu herkes bilmelidir ki, biz terörü kabullenmeyeceğiz. Biz terörü kanıksamayacağız. Biz teröre asla alışmayacağız. Biz teröre yenilmeyeceğiz. Ve biz terörü bahane ederek kendi dikta rejimlerini güçlendirmek isteyenlere de asla fırsat vermeyeceğiz.
Son 5 ayda yalnızca Başkent Ankara´da, Türkiye´nin kalbinde 3 bombalı saldırı gerçekleşti. Daha önce Suruç´ta, Diyarbakır´da ve Sultanahmet´te olduğu gibi. Yüzlerce insanımızı yitirdik.
Şimdi önümüzde hangi partiye mensup olursak olalım, dünyaya nasıl bakarsak bakalım hepimizin ideolojik gözlüklerini çıkararak cevaplaması gereken bir soru duruyor. Bugün beylik laflarla büyük nutuklar atıp bir sonraki bombanın canlarımızı almasını mı bekleyeceğiz? Yoksa terörün nedenlerini, sorumlularını ve alınacak önlemleri ilk iş olarak ele alıp bu yönde adım mı atacağız? Hepimiz bu soruya cevap vermeyi ülkemize, gençlerimize, çocuklarımıza ve yarınlarımıza borçluyuz. Bu muhasebenin yapılması beraberinde zorunlu olarak siyaset konuşulmasını getiriyor. Çünkü bu sorunun nedenlerini de, çözümünü de ortaya koyması gereken bizleriz. Yani siyaset kurumu. Bu sorunun nedeni siyasi yanlışlardır. Bu sorunun çözümünün de siyasi irade olması gerekmektedir.
Böylesine bir durum karşısında aman ha siyaset yapmayın demek, her şey aynı kalsın, Türkiye´yi teröre teslim eden şartların hiçbirini değiştirmeyelim demektir ve kafayı devekuşu gibi kuma gömmek demektir. AKP temsilcileri ve havuz medyasının bu meseleyi siyasileştirmeyin diyerek çözümün tartışmasından kaçmasının bir tek anlamı vardır. Yeter ki, biz eleştirilmeyelim, Türkiye teröre karşı savunmasız kalmaya devam etse de olur diyorlar. Siyaset konuşmak, gerçekleri ortaya koymak bizim görevimiz. Bir sonraki bomba olmasın, bir daha içimiz yanmasın diye bir zorunluluk. Türkiye´nin bir terör sarmalına sokulmasının siyasi hesabını vermeyenler, hiçbir şey olmamış gibi eski tas eski hamam gitmeye kalkanlar asıl çirkin siyaseti yapanların kendileridir. Çünkü böylesine büyük bir sorunu halının altına süpürmek, biz siyasi zarar görmeyelim de terör devam ederse etsin demektir.
BUGÜN TÜRKİYE BİR TERÖR SARMALINDA
Terörün sonlandırılması için ihtiyaç duyulan politika değişikliklerini konuşturmayarak kendi iktidarlarını korumak istiyorlar. Üstelik aynı tavrı terörü muhaliflerini sindirecek bir fırsat olarak kullanarak da gösteriyorlar. Nitekim Cumhurbaşkanının terör örgütlerinin silahsız da olabileceğine dair açıklamalarından mevcut tek adam rejiminin ülkemizi soktuğu terör sarmalını bir siyasi fırsat olarak kullanma cüretini göstermeye devam edeceği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı bunu söyledikten bir gün sonra birileri yine Cumhurbaşkanı´nın konuşmasını kendisine emir bilmiş olacak ki, üç akademisyen tutuklandı. Tutuklanma gerekçeleri terör örgütünü eleştirmemek. İnsanları bir şey söylemedikleri için tutuklamak ancak totaliter tek adam rejimlerinde görülen bir uygulamadır. Bu tek adam rejiminin sahipleri terör sorununa neden olan politikalarını değiştirmek, ülkeyi güvene ve huzura kavuşturmak yerine yine önce ben, önce benim iktidarım diyorlar. Canlarımızı kaybettiğimiz terör ortamını kendi otoriter rejimlerini daha da güçlendirecek, kendilerine muhalif kim varsa akademisyen, sivil toplum kuruluşu, işadamı, hepsini hapsederek bir fırsata çevirmeye kalkıyorlar. Silahlı terör örgütlerini engelleyemeyenler ülkenin başkenti silahlı terör örgütlerinin at koşturduğu bir kente dönüştürenler, bu konuda siyasi hesap vermek, bu durumu değiştirmek ve engellemek yerine hala siyasi fırsatçılık peşindeler.
Bu durum ve bu anlayış mevcut tek adam rejiminin bakış açısını çok net bir şekilde anlatıyor. Tek adam rejimi için kendi rejimlerini tehdit etmeyen hiçbir şey bir politika değişikliği gerektirmiyor. Tek adam rejimi için canlarımızı kaybettiğimiz terör sorunu da dahil her meseleyi dikta rejimini daha da güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. İşte bugün Türkiye´nin bir terör ve ölüm sarmalına sürüklenmesinin nedeni tam da bu anlayış. Önce benim iktidarım diyenler istihbarat ve güvenliği ülkenin güvenliği için değil, kendi ihtiyaçlarına göre biçimlendirdiği için başkentimizde bomba üzerine bomba patlıyor. Önce benim iktidarım diyenler dış politikayı Türkiye´nin çıkarlarına göre değil, kendi ideolojik saplantılarına göre şekillendirdikleri için Türkiye bütün terör örgütlerinin hedefinde. Önce benim iktidarım diyenler toplumsal barışı sağlamak yerine terör meselesine kendi dönemsel çıkarlarına göre yaklaştıkları için bugün Türkiye bir terör sarmalında.
DERHAL YAPILMASI GEREKEN 4 ADIM
Dolayısıyla güvenliğimizin, huzurumuzun ve toplumsal barışımızın sağlanması için öncelikle bu siyasi zihniyetin değişmesi gerekiyor. Artık boş laflara, bitmek bilmeyen güvenlik zirvelerine, her terör saldırısından sonra hiçbir siyasi sorumluluk almadan vatandaşla alay eder gibi verilen demeçlere hiçbirimizin tahammülü kalmadı. Bu sorunu hemen bugün ciddiyetle ele almak, Türkiye´yi teröre teslim etmiş olan AKP politikalarını değiştirmek zorundayız. Bunun için derhal yapılması gereken 4 adım öneriyoruz:
1) Türkiye´yi tüm terör örgütlerinin hedefi haline getiren, sınır güvenliğini tamamen ortadan kaldırmış olan dış politika 180 derece değişmeli. Cenevre´de devam ediyor olan Suriye görüşmeleri Türkiye için Ortadoğu´ya yönelik müdahaleci dış politikadan dönmek için bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Hükümet derhal Suriye politikasını tamamen değiştirmeli. Suriye´de barışı önceleyen yapıcı bir siyaset izlenmeli. Türkiye´nin sınır güvenliği derhal Türkiye için sağlanmalı.
2) Meclis yeniden işler hale getirilmeli. Her şeyden önce Türkiye´nin içinde bulunduğu terör sarmalından çıkması için etraflı bir tartışma yapılmalı ve buradan mutlaka somut çözüm önerileri çıkarılarak vakit kaybetmeden siyasi olarak hep birlikte uygulanmalı. Bu doğrultuda Sayın Genel Başkanımız dün Meclis Başkanı´na yaptıkları görüşmede bir mektup sundu ve bu konuda açık bir çağrı yaptı. Siyaset kurumu ve meclis için vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamaktan daha öncelikli hiçbir şey olamaz. Meclis derhal görevini yapmalıdır.
3) Türkiye üst üste terör saldırılarının hedefi olurken en temel görevini yerine getirmekte aciz kalan ve başarısız olan İçişleri Bakanı Efkan Ala derhal istifa etmeli veya Sayın Başbakan tarafından görevden alınmalıdır. Güvenlik ve istihbarat rejimi bir kişinin çıkarlarına hizmet etmek yerine, ülkenin güvenliğini öncelik haline getirecek şekilde yeniden acilen düzenlenmelidir.
4) Emniyet, istihbarat gibi güvenliği doğrudan ilgilendiren kurumlar başta olmak üzere, bürokraside parti çıkarlarına göre değil ülke çıkarlarına göre, partiye yakınlık esasına göre değil liyakat esasına göre atama yapılmalıdır.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Bu 4 acil önlem derhal alınmazsa, bu duruma seyirci kalınmaya devam edilirse, aman biz eleştirilmeyelim, bizim politikalarımız aynı kalsın denilirse AKP hükümeti de terörün ortağı olacaktır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Soru- Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın terörün tanımının değiştirilmesiyle ilgili bir açıklaması olmuştu. Ondan sonra AKP içerisinde bir çalışma olduğuna yönelik de iddialar var. Siz terörün tanımının değiştirilmesi, kapsamının genişletilmesi, hatta sivil teröristler var gibi ifadeler de var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz, bunu sormak istiyorum.
Selin SAYEK BÖKE- Bizim muhatabımız hükümettir. Böyle bir hukuki düzenleme değişikliği yapılacaksa, bu değerlendirmenin yapılabilmesi için önce hükümetten bir tasarının sunulması gerekmektedir. Şu anda böyle bir tasarı olmadığı içinde bunun teknik detayını tartışmak için doğru bir zemin yoktur.
Ancak biraz önce de ifade ettim, Cumhurbaşkanının ortaya atmış olduğu bu çerçeve Türkiye´yi bu dikta rejimini derinleştiren çok tehlikeli bir yere taşımaktadır. Üç akademisyenin tutuklanmış olması ifade özgürlüğüne vurulmuş olan yeni bir kelepçedir. Birbirimizin düşüncelerine ortak olmak zorunda değiliz. Ama birbirimizin sözlerinin özgürlüğüne ortak olmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi bu ilkesel tutumu taşımaya devam edecektir.
Soru- Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümet üyeleriyle bir görüşme yapacağını açıkladı biraz önce ve dokunulmazlık tartışmalarının olacağını ifade etti. “Dokunulmazlıkları kaldırılmalı” dedi. Sizin dokunulmazlıklarla ilgili HDP´li vekillerin dokunulmazlıklarıyla ilgili yaklaşımınız nedir?
Bir diğer sorum da malum teröre karşı birlik mesajları ifade ediliyor. Dün 3 partinin de deklarasyonu vardı HDP katılmadı buna ama. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan da HDP´yi isim vermedi ama dışarıda tutarak CHP ve MHP´yle bir ortaklaşmanın olabileceğini ifade etti. Sizin de Meclis Başkanlığına başvurunuz vardı 4 partinin mecliste görüşmesi acil. Cumhurbaşkanının bu açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Selin SAYEK BÖKE- Dokunulmazlıklarla ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin ilkesel tavrında hiçbir değişiklik yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi siyasetçilerin kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığının olmaması gerektiğini baştan beri savunmaktadır.
Buradan bir kez daha açık bir çağrı yapalım ve diyelim ki, gerçekten cesaretiniz varsa bütün siyasi partiler için kürsü dokunulmazlığı dışındaki bütün dokunulmazlıkları gelin yarın hep beraber kaldıralım. Bu cesareti göstermesi gerekenlerin kim olduğunu bizi izleyenler zaten bizim kadar iyi biliyorlar.
Teröre karşı birlik ve beraberlik konusunda da Cumhuriyet Halk Partisi ilkesel tavrı en net olan ve konjonktüre, terörün kaynağına veya yapılış şekline göre ifadesi değişmeyen bir tutumdur. Teröre karşı birlik ve beraberlik önceliklidir. Her şeyden önce ülkenin yönetiminde bir birlik ve beraberlik. Bunun da siyasi bir çatı olan ve Türkiye´nin en temel organı olan meclis kapsamında bütün partileri dahil ederek yapılması gerektiği ve her konuda böyle yapılması gerektiğini de yine ilkesel olarak her fırsatta ifade ediyoruz.
Dün Meclis Başkanına iletmiş olduğumuz mektupta da söylediğimiz gibi şu anda Türkiye´nin yaşıyor olduğu bu terör ve ölüm sarmalından çıkışın tek adresi vardır. O da meclistir ve meclis kapsamında yer alan siyasi partilerin bir birlik ve beraberlik içerisinde bu soruna çözüm üretmesidir. Bu görüşümüzde herhangi bir değişiklik yok.