Yayla kültürümüz kesintisiz devam ediyor. Asırlar öncesinden başlayan gelenek günümüz koşularına uyarlanarak sürüyor. Geçen hafta sonu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ve ekibi tarafından düzenlenen "Göller Yaylası İçme Suyu Projesi" tanıtım gezisine katıldık. Hüseyin Sözlü´nün yorumuyla "Haritaya yeni işlenen yollar"da Torosları gezme olanağı bulduk. Özellikle Kozan ve çevre köylerin asırlardan beri kullandığı Yedi Göller Yaylası´nı gezdik. Yayla ve köy sakinleri yer yer topluluğun önünü keserek coşku içinde duygularını aktarıp, ikramda bulundular. Alıç, taş armudunu yıllar sonra gözleri sevinçten parlayan gençlerin elinden aldık.
Göller Yaylası Toroslar´ın en yüksek tepesinden başlayan Kozan´a doğru uzana geniş bir platodan oluşuyor. Başlangıçta her tür ağacı görme şansımız oldu. Asırlık çınarlar, yükselirken ardıç, çam, meşe, kesme,ladin derken makiye doğru Sıraelifi buluyoruz. Başktan başta irili ufaklı göletler var. Her evin veya aşiretin büyüklüğüne göre irili ufaklı göletler hayvanların içme suyu gereksinimini karşılıyor. sakinler ise yine kar suyundan biriken, kuyulara topladıkları suyu tulumba ile çıkarıp içiyorlar. Sular kesinliklee sağlıksız. Neden sağlıksız olduğunu biliyorum. Buralar kendi yöremiz olduğu halde yeterince tanımıyoruz. 1967 yılında onbeş gün Kapaklıkuyu Köyü´nde öğretmenlik yaptım. Askerlik dönüşü Saimbeyli´nin bu köyüne atandım. Benden önce vekil öğretmen görev yapmış. Okulların kapanmasına 15 gün kala görevi bana bıraktı. Sene sonu evraklarını hazırlamak bana kaldı. Himmetli Köyü´nden bir atla köye kadar çıktım. Dik ve sarp bir orman yolundan uzun süre gittiğimi hatırlıyorum. Dönüşte bu yolu yaya geldim. Okulda hiç öğrenci yoktu. Muhtar okulu açıp bana yardımcı oldu. Çocukları sordum yaylaya gittikleri söyledi." Bizim buralarda böyle" dedi. Çocukları hiç görmedim. Okulun bahçesinde su içebileceğim bir pınar gösterdi. Öyle gürül gürül akan pınar değil. Birikmiş kirli su birikintisi. Tükenmek için haziran ayını bekliyor. Üzerinde böcekler uçuşuyor.
Muhtara bu su içilir mi? diyecek oldum. "Üfle böcekler uçar, tasla alıp içersin" dedi. Söylediğini yaptım. Onbeş gün beni evinde konuk etti. Köylülerin yaylaya hayvanları ile gittiğini, karsuyu ile ihtiyaçlarını karşıladıklarını anlattı. Aynı ilçenin insanlarıyız, fazla irdelemek saygısızlık olur diye soru sormaktan kaçındım. Aradan 48 yıl geçmiş. Belleğimde kalan yaylanın uçsuz bucaksız, dizboyu otlukları sık ormanlarıydı.
Bu gidişte okulu bulamadım. Yöreyi bizlere yeniden gezdiren Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü´ye teşekkür, isabetli yatırımı için kendilerini ve ekibini kutlarız.
Adana Büyükşehir Belediyesi yasanın kendisine verdiği yetki ve olanakları ile bu yöreye su getiriyor. Su, Saimbeyli sınırları içinde Ayvacık Köyü Dıngır Deresi´nden çıkarılıyor. Saniyede 60 litre su akıtan borularla Yedi Göller Yaylası ve çevrede bulunan 9 köye içme suyu sağlayacak. Beşyüz tonluk depolarla, önce elektrik gücü ile 400 metre yukarıya, daha sonra 32 kilometre uzunlukta ana borularla kaliteli su doğal gücüyle dağılabiliyor. Maliyeti ise ihale bedelinin sekizde biri. Dört ay gibi kısa sürede hem yollar açılıyor, hemde borular döşenip, suya yol veriliyor. Bu bir rekordur. Cumhuriyet kurulduğundan beri bu köylerimizin yaşam koşulları böyleydi. Köylerin yaşam koşulları değişmekle kalmayacak, yaylalık için seçilen yöre Yedi Göller Bölgesi olacak. Gezide gözden kaçmayan bir görüntü vardı. Arslar parsellenmiş, satılık levhaları asılı.
Suyun çıktığı Dıngır Deresi bir doğa harikası. Kayanın yüksekliği 350 metreden aşağı değil. Kayanın dibinde asırlık çınarlar ayakta duruyor. Ulaşım olmadığı için balta değmemiş. Kayanağa ulaşmak için dik ve kayalık ormanda 8 buçuk kilometre yolu yine ASKİ kendi olanaklarıyla yeni açmış. Suyun gözünün bulunduğu yer 1020 metre rakamında, Yedi Göller Bölgesi´nin yüksekliği ise 1560 metre.
Yıllar boyu görülmeyen bu doğa harikası yere Su-Yol gizmeti getiren ASKİ yöneticiler unutulmaz hizmeti yaptıklarını yıllar sonra görecekler.
Bu yöre Çukurovalıların beğendiği yaylalardan birisi olacak.
Bizler Adana ve çevresini yeterince tanımadığımızı bir kez daha gördüm. Yedi Göller Yaylası´nda kayalar "Peri Bacaları" gibi poz veriyor. Yine yaylada en az 300 kişiden oluşan bir ekibin, bir otamobil firması için reklam filmi çektiğini gördük. Anadolu´nun güzelliği için yazılmış sayısız şiirlerimiz var. Yöremiz ozanlarından İbrahim Pataz bir şiirinde şöyle diyor:
Bahar gelir anlatılmaz hal olur
İlkbaharda gez gör Anadolu´yu.
Yaylaların dikenleri gül olur
İlkbaharda gez gör Anadolu´yu.
*****
Kadir Mevla´m canlandırır ölüyü
Çiçeklerle süsler kuru çalıyı
Antalya´yı İstanbul´u Bolu´yu
İlkbaharda gez gör Anadolu´yu.
*****
Kuzu meler anasını arzular
Boz develer köşeğine bozular
Yeşil giyer düz ovalar yazılar
İlkbaharda gez gör Anadolu´yu.