Günümüzün en az iki saati toplu taşımada geçiyor. Birkaç ay öncesine kadar özel halk otobüslerine veya minibüslere biniyorduk. Sabah işyerine, akşam eve dönerken. Gün içinde taplantılara gider - gelirken benzer taşıtlara biniyorduk. Sarı basın kartı için özel halk otobüs sürücüleri mırın kırın etmeye başladılar. "Bunu kim verdi, halen çalışıyor musunuz, biz ne yakıyoruz biliyor musunuz?" Sorularından uzak durmak için durağı değiştirmek gereğini duyduk. "Ne Şam´ın şekeri, ne arabın yüz" dedik. İsabetli ettiğimizi zaman içinde ayırımına vardık. Gerilmiş sinirler ile ne işyerine, ne de eve gitmiyoruz. Salt kazanmayı yeğeleyen özel taplu taşımacılardan ve onların yolcularla tartışmalarından uzak kaldık.
Belediye otobüsleri ile rahatımız yerinde. Sürücüler hizmet içi eğitimden geçirilmişe benziyor. Özellikle son bir kaç ay içinde sürücüler yolculara hoş görülü davranıyorlar. Bazı yolcuları tüm ısrarına karşı yanıt vermeden onları susturmayı tercih ediyorlar. Özellikle bayan sürücüleri kutluyoruz.
Sürücülerin yanında ve görülen bir yerde "Yüksek sesle konuşmayın. Uzun süre telefon konuşması yapmayın.Ön koltukları yaşlı, sakat ve çocuklu bayanlara bırakın" yazılarını okumayanlara karşı tavır koymuyor. Kentli yaşama yolcuların zamanla alışacaklarını düşünüyor olmalı. Tartışmak isteyen, bir adım öne çıkmayı yeğeleyen yolculara sürücüler açık kapı bırakmıyorlar.
Belediye otobüslerinde veya toplu taşımada günlük yaşamımızdan önemli kesitler yakalamak olanaklı. Ne konular konuşuluyor, neler dillendiriliyor ne Aziz Nesinlik konulara tanıklık ediliyor, yaşıyoruz. Günboyu yolculuk yapan bizim akranlar başka alem.
Kurttepe yöresine giden 170 nolu otobüsün bir ara güzergahı değiştirilmişti. Kenan Evren Bulvarı´nda ikinci veya üçüncü kavşaktan sola dönüp Özal Bulvarı´na çıkıyordu. Sürücü yolu şaşırdığını söyledi. Önde tek koltukta oturan yaşlı yolcu:" Kızım ben biliyorum, benim söylediğim gibi devam et" dedi. Sürücü yolcunun işaret ettiği yoldan ilerlemeye başladı. Arkadan bir yolcu bağırdı. "Nereye gidiyorsunuz. Orası çıkmaz sokak" dedi. Otobüs durdu, bir yolcu inerek otobüsün geri dönmesine yardımcı oldu. Bir başka yolcu gelip sürücüye yol gösterdi. Bizim ihtiyar özürü kabahatından büyük anlatmaya devam etti: " Kızım sorma, çarşıya gidiyordum. Yanlış otobüse bindim. Gidip Adana´yı bir baştan, öteki başa gezip döndüm. Şimdi eve gidiyorum. Evde beni ararlar" dedi. Yolcular belli belirsiz güldüler.
Sözün özü toplu taşıma bizim gerçek yaşamımızı özetliyor.