Geçen hafta Tufanbeyli´ye gittim. Çocukluğumun geçtiği köyler baharda ne halde. Eriyen kar suları sele dönüşüyor mu? Bahar güneşini gören yemlik, ekşimen çıkmış mı? Pınarlar, kuzu otlattığımız harmanyeri, çamıniçi ormanı ne halde görmek istedim. Giderek sayısı azalan akranlarım, yakınlarım baharda neler yapıyor merakıyla köye gittim.
Köyden şehire göçün nedenlerini, köye geri dönenlerin ne beklediklerini öğrenmeye çalıştım.
Köyümün adı Karsavran. Yeşilova Köyü´nde çocukluğumun bir bölümü geçti. İki köyde ortak anılarımız olan çağdaşım ve anılarım var. Ziyarete gittiğimde iki köyüde uğrarım.Yine öyle yaptım.Tufanbeyli´nin 29 köyünden Yamanlı, Yeşilova ve Kayarcık köyleri termik santralın yakınında bulunan köyler. Bu üç köyün tarlalarından bir bölümü istimaka uğradı. Bedelini alanlar kentte ev, arsa, otomobil aldılar. Bazılarıda elinden çıkardı. İlgimi çeken Yeşilova´da yaşayan köylüler yaylacı konumuna düşmüşler. Henüz kentten köye dönmemişler. Ekilen verimli tarlaların büyük bölümü istimlak edilmiş ve telle çevrilerek ekime ve hayvan otlatmaya kapalı hale getirilmiş. Yeşilova´da akranım tek kişiyi bulabildim. Köy tümden boş. Evlerin kapıları kapalı. Köyde besicilik yapan az sayıda sakin var. Bunlardan biride yeğenim Ahmet. Dört beş ineğiyle üç kızını okutuyor. Yükün çoğunu eşi çekiyor. Süt, peynir ve yağ satarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.

KÖMÜR TOZU ZARAR VERİYOR
Kentten erken gelen arkadaşımın bir oğlu termik santralından yakındı. Aynen şöyle söyledi:"Ovada verimli tarlalarımız istimlak edildi. Kıraç ve verimsiz toprak elimizde kaldı. Onunla köye tutunmaya çalışıyoruz. Santralden zararlı toz çıkmıyor. Çıkan buhar. Tarıma ve hayvanlarımıza zarar vermiyor. Bizi mağdur eden topraktan çıkan kömürün tozu. Rüzgarın etkisiyle evlerimize kadar gelebiliyor. Kömür tozunun etrafa yayılması önlenirse sorun kalmaz"diyor.
Karsavran ise daha canlı, köyden kente göçten çok, emekli olanlar köye dönüyor. Ekilen arazi ve hayvancılık eskisinden daha canlı. Muhtarlık seçiminde giren dargınlık devam ediyor. İki kahve var, ikiside dolu. İşten yorgun argın dönen köy sakinleri bir çay içmek. Biraz söyleşmek için soluğu kahvede alıyor. İki dargınlar kahvesinde yakınlarım var. İkisinede uğrayıp çaylarını içtim.
Karsavran´da tarlalar termik santrala gitmedi. Mutlu olanlar var, üzülenler var. İlerleyen yıllarda istimlakın köylerine kadar geleceğini söyleyenler çıkıyor arada. Toprağa bağlı olan akranlarım bana dönüp:" Emekli olanlar köye geliyor. Sen gittin bilmem nerede yayla edindin" diye sitem diyorlar.
Köye bahar gelmiş. Yemlik, ekşimen çıkmış. Evlerin önüne sacı kuranlar yufka ekmeği, bazlamayı, sıkmayı yaparak yoldan geçen tanıdıklara ikram ediyorlar. Bir başka genç iki kız leğende hamuru, el arabasında odunu ile komşu fırına gidiyor. Fırında somunu kendi odunu ile pişirip, evine dönecek. Belki fırın sahibine bir ekmek verecek. Fırın sahibi varlıklı ise ekmeğini vermeden döner. Çocukluğum hatırıma geldi. Giden iki genç bayana sordum: Kimin fırınına gittiklerini öğrendim. Bir isim söylediler ama hiç tanıdık gelmedi. Çocukluğumuzda oyuna dalar açlık aklımıza gelmezdi. Halil, Osman, Aydın, Küçük Osman birlikte en yakın fırına gider yeni çıkan çavdar ekmekli somundan yarım parça alırdık. Karsavran´da gelenek devam ediyor. Köyden göç komşu köyler kadar değil. Büyükşehir Belediyesi hizmet veriyor. Altyapı sorunu çözülmüş, günlük temizliği iki çalışan yapıyor. Her evde büyükbaş hayvan var. Köyün sığırcısı yine sabahın erken saatinde hayvanları alıp otlağa götürüyor. Akşam üstü hayvanlar dönerken büyük gürültü çıkarıyorlar. İnekler yavrusunu özlemiş, bir diğeri sütünü vermek istiyor.
Bizim köyde iki bayan inekleri sığıra katmak için önlerine alırlar, kollarında takılı helkeleri, dönüşte çeşmeden su getirecekler. Çoban sığırları alıp gider. İki bayan söyleşmeye başlar. Ya komşuyu çekiştiriyor, ya kayınvalidesini. Bilinmez. Söyleşi uzar. Bir bakarlar akşam olmuş, çoban sığırları ile köye dönüyor."Bakhele akşam olmuş" diye zorlatırlar.