Ç.Ü.'de Lisan-ı Ezhar (Çiçeklerin Dili) Mozaik Etkisi İle Giysi Tasarımı Sergisi

Gürcü Görkem'den "Başlangıçta Işık Vardı" resim sergisi

ADANA’DAN FİNALE KALAN OKULLAR BELLİ OLDU 

ADANA ULUSLAR ARASI MÜZİSYENLER VE SES SANATÇILARI DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI

‘Anne’ Temalı Şiir Yarışması Sonuçlandı

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın Yaza Merhaba Konserleri başladı

AHŞAP OYMACILIĞINI YAŞATMAYA ÇALIŞIYOR

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın Yaza Merhaba Konserleri başlıyor

Gazeteciler dizi oyuncusu oluyor

22. DEVLET TİYATROLARI - SABANCI ULUSLARARASI ADANA TİYATRO FESTİVALİ DEVAM EDİYOR  

Edebiyatta dev işbirliği:Çukurova Belediyesi ve Yeni Adana Gazetesi “Çukurova Öykü Ödülü Yarışması” düzenliyor

Adana Tiyatro Festivalinin ikinci haftası başlıyor

Adana Sinematek etkinlikleri başladı

Ç.D.S.O. YAZ KONSERLERİ BAŞLIYOR!

"Cumhuriyet'i biz böyle kazandık" pankartlı fotoğrafın resmini çizdi

DEVLET TİYATROLARI - SABANCI ULUSLARARASI ADANA TİYATRO FESTİVALİ’NDE 22’NCİ KEZ PERDE ZAMANI

TÜRK SİNEMASINDA BİR İLK: ROBOT OYUNCULAR BEYAZPERDEDE

Reverans Sanat, oyunculuk kampı açıyor

Ç.Ü.'de Prof. Dr. Hilmi Yücel Anısına Karma Sergisi

12 Ressam’dan karma sergi

Tiyatrocu Erol Keskin yaşamını yitirdi

ARKEOLOG HÜSEYİN ADIBELLİ’NİN TARSUS KİTABI ÇIKTI

Arkeolog Hüseyin Adıbelli’nin “Tarsus: Bir Ölümsüz Şehre Dokunmak” adlı kitabı Aratos Yayınları’ndan çıktı.

1993 yılında Tarsus’ta ortaya çıkan antik yol kazısı için Konya Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden hocası Prof. Dr. Levent Zoroğlu’yla birlikte Tarsus’a gelen arkeolog Hüseyin Adıbelli, 10 yıl kadar yaşadığı Tarsus’la ilgili gözlem ve düşüncelerini yazdığı bir kitabı yayınlandı.

Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Adıbelli’nin “Tarsus: Bir Ölümsüz Şehre Dokunmak” adlı kitap Aratos dergisinde yazdığı yazıların bir seçki olarak ortaya çıktı.

Arkeolog Hüseyin Adıbelli, kitabına yazdığı önsözde şunları söylüyor, “Bu kitap için seçilen başlıklarından anlaşılacağı gibi hepsi Tarsus’a dokunan yazılardır. Bu tercihimde, içinde uzunca bir süre yaşadığım şehri sahiplenen, onu dert edinen, sorgulayan, kısaca sağlıklı bir şehirde yaşama arzusuyla sürdürülebilir çözümler getiren yerel bakış açısını etkin kılabilmektir. Bir başka deyişle, bu koca şehrin görünmezlerini, aksayanlarını, saklananlarını, bilinmeyenlerini tarihe dönük mütevazı değerlendirmelerle pekiştirmektir. Elbette Tarsus’u bugüne değin pek çok akademisyen, yerel tarihçi ve uzman isimler kendi kulvarlarında yazıp çizdiler, benim amacımsa tekrara girmeden şahitlik ettiğim kentin son otuz yılını bu külliyata eklemektir.

Tabi bu yazılar şehrin gerçekleriyle yüzleşmek kadar bir yerde Tarsus’un yeniden keşfidir de; şehrin gizemli özünün ve yerel farklılıklarının ortaya konması yeni alanlar ve alternatif çabalar demektir. Tarsus için hayati öneme sahip “yaşanabilir şehir” senaryolarına katkı koyabilmişsem ne mutlu... Kitabın Tarsus’a; bu bilge şehre bol ışık saçması dileğimle…”

Aratos Felsefe Dergisi Yayın Yönetmeni Uğur Pişmanlık ise, Hüseyin Adıbelli’nin kitapta Tarsus’a dair çok önemli saptamalarda bulunduğunu dile getirerek, Hüseyin Adıbelli’nin Aratos Felsefe Okulu’nda verdiği derslerin birinde çok güzel bir şey söylemişti. Ve demişti ki, “Anadolu’da gidip gezdiğimiz tarihi harabeler, antik kentler ölü kentlerdir. Biz aslında mezar olmuş kentleri geziyoruz. Halbuki Tarsus yaşayan bir kenttir”.

Tarsus, kesintisiz bir şekilde varlığını korumuş sürekliliğini sağlamış olarak günümüze ulaşmış olması nedeniyle yaşayan bir kenttir. Öte yandan tarihsel birikimi ve zenginliğiyle de Hüseyin’in dediği gibi ölümsüz bir kenttir.

Tarsus insanı, Tarsus’a sadist bir sevgiyle yaklaşıyor, severken boğarak öldürüyor. Evet, Hüseyin Adıbelli’nin ölümsüz kent dediği Tarsus öldürülmeye çalışıyor.

Arkeolog Hüseyin Adıbelli, 1993 yılında antik yol kazısı için geldiği Tarsus’ta bu kentin toprağında çalıştı, ekmeğini yedi, suyunu içti. Tarsus’un sorunlarının derdine düştü, yazdı, çizdi, konuştu. Birçok Tarsusludan daha çok Tarsuslu olarak bu kente dokundu.

Hüseyin Adıbelli, arkeolojik anlamda ve kültürel olarak emek verdiği ve dokunduğu Tarsus’a dair dair yazdıklarını bu kitapla kalıcı hale getirilmiş oldu” diye konuştu.

  (vş)