DEMOKRASİ VE HUKUK AÇISINDAN DARBE SÜRECİ,OHAL ve KHK´LER
Türkiye 15 Temmuz akşamı arkasında Fethullah Gülen´in bulunduğu söylenen silahlı bir darbe girişimi yaşadı.Darbeciler milleten de,TSK´dan da destek bulamadılar.Aksine çok büyük bir tepkiyle karşılaştılar.Ancak o gece 249 yurttaşımız şehit oldu,yüzlercesi yaralandı.TBMM´i bombalandı.Darbenin bastırılmasının ardından OHAL ilan edildi,KHK´ler yayınlandı, gözaltılar, tutuklamalar ve ihraçlar yaşandı,hala da devam ediyor.Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
Tarih: 13.10.2016 16:23:27 / 251okunma / 0yorum

Soru:Türkiye 15 Temmuz akşamı arkasında Fethullah Gülen´in bulunduğu söylenen silahlı bir darbe girişimi yaşadı.Darbeciler milleten de,TSK´dan da destek bulamadılar.Aksine çok büyük bir tepkiyle karşılaştılar.Ancak o gece 241 yurttaşımız şehit oldu,yüzlercesi yaralandı.TBMM´i bombalandı.Darbenin bastırılmasının ardından OHAL ilan edildi,KHK´ler yayınlandı, gözaltılar, tutuklamalar ve ihraçlar yaşandı,hala da devam ediyor.Türkiye bu noktaya nasıl geldi?

Z.Yergök:Demokrasilerde beklenen durum,iktidarların seçim yoluyla ve seçmen iradesi ile değişmesidir.Bunun aksi kabul edilemez.Çok sık darbelerin yaşandığı Afrika´da ve Güney Amerika´da bile darbeler tarihe karışmışken ülkemizin adının 2016 yılının Temmuz ayında silahlı bir darbe girişimiyle anılması üzücü olmuştur.Sevindirici olan taraf ise iktidarıyla muhalefetiyle,STK´larıyla,TSK´sıyla,Emniyet güçleriyle tüm milletimizin darbecilerin karşısında kararlı bir duruş sergilemesi ve darbecileri kısa sürede etkisiz hale getirmesidir.Tabi burada çok sayıda yurttaşımızın yaşamını yitirmesi,daha çoğunun yaralanması,Ulusal Kurtuluş Savaşımızı yöneten ve Türkiye Cumhuriyeti´ni kuran Gazi Meclis´imizin bombalanması ne kadar haince ve alçakça bir girişimle karşı karşıya kaldığımızı göstermektedir.Ortaya çıkan tüm kanıtlar,şüpheli ve tanık anlatımları darbe girişiminin sorumlusu olarak,bugüne kadar yargıya intikal eden iddianamelerde (FETÖ/PDY) olarak ifade edilen yapının Silahlı Kuvvetler içine sızmış olan unsurlarının olduğu anlaşılmaktadır.Yargı nihai kararını yargılama sürecinde verecek ve suçluları hak ettikleri cezaya çarptıracaktır.Türkiye´nin bu noktaya nasıl geldiğine gelince;40 yılı aşkın bir geçmişi olan ve devletin tüm kademelerine geniş ve yaygın biçimde yerleşmiş olan bu örgütün bugüne gelmesinde gelmiş geçmiş tüm iktidarların sorumluluğu olmakla birlikte,en yaygın ve etkin biçimde devlete yerleştirilmesi,yargıya ve emniyete tamamen hakim olması AKP iktidarı döneminde olmuştur.Üstelik 2004 yılında alınan MGK kararına rağmen.2005 Yılında Fethullah Gülen Cemaat´inin Okul,dershane ve yurtlarının,2007 Yılında ise emniyetteki F tipi yapılanmanın ve kadrolaşmanın araştırılması için CHP´nin vermiş olduğu Meclis Araştırma Önergeleri AKP oyları ile reddedilmiştir.Kendileri de zaten bugün bunları kabul etmektedirler.Bunun için de ´´Allah bizi affetsin´´ demişlerdir.

Soru:Bütün muhalefet partilerinin darbeye karşı durdukları ve seçilmiş iktidarın yanında yer aldığını belirttiniz.Gerçekten de,muhalefet liderleri Yenikapı´daki görkemli Demokrasi mitingine de katılarak birlik görüntüsü verdiler ve bu durum ‘´Yenikapı Ruhu´´olarak adlandırıldı.Madem iktidar ve muhalefet arasında bu birlik sağlandı,OHAL´e ve KHK´lere gerek kalmadan süreç Meclis´te gerekli yasaları çıkarmak suretiyle yürütülemez miydi? Şimdiden KHK´lerin Anayasa´ya aykırı olduğu ileri sürülüyor.CHP kimi KHK için Anayasa Mahkemesi´nde İptal davası da açtı.

Z.Yergök:Kuşkusuz iyi olurdu.Keşke OHAL ilanına gerek olmadan,İnsan Hak ve Hürriyetleri askıya alınmadan ve Meclis devre dışı kalmadan yürünebilseydi.Ancak OHAL ilanı da,KHK´ler yayınlanması da Anayasa´da yeri ve dayanağı olan işlemlerdir.Anayasa´nın 120 ve 121. maddelerinde düzenlenmiştir.Anayasal düzeni hedef alan, hükümeti devirmeyi,Meclis´i kapatmayı amaçlayan bir silahlı darbe girişiminin ardından OHAL ilanı anlaşılabilir bir durumdur.Ancak burada önemli olan husus,sürecin tamamen hukuka ve Anayasa´ya uygun olarak götürülmesidir.Bu noktada sıkıntı vardır,bir takım haklı itiraz ve eleştiriler bu hukuka aykırılıklardan kaynaklanmaktadır.OHAL ilanı üzerine Türkiye Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine başvurmuş,İnsan Hak ve Hürriyetlerini askıya alacağı bildiriminde bulunmuştur. Sözleşme bu imkanı vermektedir.Ancak OHAL´de,insan hak ve hürriyetleri askıya alınıyorsa da,bu dönemde dahi Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi,Suçsuzluk karinesi ilkesi ile Doğruve Güvenli Yargılanma ilkesi gibi hukukun evresel ilkeleri yine de geçerlidir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.Geçmişte de buna benzer durumlarda Avrupa Konseyine bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´nin Türkiye aleyhine vermiş olduğu ihlal kararları mevcuttur.Anayasa Mahkemesi´nin KHK ile ilgili 1991 yılı içtihatları da ortadadır.Buna göre OHAL KHK´leriyle OHAL sonrası dönemi kapsayacak şekilde geleceğe ilişkin düzenlemeler ve yasa değişiklikleri yapılamaz.Bu kararnameler OHAL durumuyla ve OHAL süresiyle sınırlı olarak çıkarılmalıdır.Çünkü OHAL´in sona ermesiyle bu KHK´ler kendiliğinden sona erecek ve yürürlükten kalkacaktır.OHAL rejimi kalıcı olmamalıdır.Ancak hükümetin çıkardığı çoğu KHK´lerde OHAL ile sınırlı olmayan geleceğe dönük,temel ve kalıcı düzenlemeler ve yasa değişiklikleri yapılmıştır.Bu durumdaki KHK´ler tamamen Anayasa´ya aykırıdır.

Soru:OHAL KHK´leriyle çoğunluğunu öğretmenlerin oluşturduğu her meslekten çok sayıda kamu görevlisi ve pek çok akademisyen açığa alındı,meslekten ihraç edildi veya tutuklandı. Darbenin arkasındaki suç örgütüyle bağlantısı olduğu iddiasıyla bir çok şirkete ve mal varlıklarına el konuldu,kimi yöneticileri ve sahipleri tutuklandı.Bu çerçevede yine bazı gazete,radyo ve televizyonlar kapatıldı,bazı gazeteciler ceza evine atıldı.Bütün bunlar yaygın bir ‘´mağduriyet´´yakınması doğurdu.Bunların içinden nasıl çıkılacak,suçluyla suçsuz ayıklanabilecek mi?Yoksa kurunun yanında yaş da yanacak mı?

Z.Yergök:Ne yazık ki,Olağanüstü hal,Darbe ve Sıkıyönetim dönemlerinde bu durumlar hep yaşanmakta,bu süreçler çok sayıda mağdur yaratmaktadır.Önemli olan bunu minimize etmek,mümkünse tek bir kişinin dahi haksız ve suçsuz yere mağdur olmasının önüne geçmektir.Bu doğrultuda iktidar ve muhalefet çevrelerinden benzer açıklamalar yapılmaktadır. Hükümetin darbeyle ve darbecilerle mücadele bağlamında hızlı karar alması ve arka arkaya çok sayıda kararname çıkarılması(bildiğim kadarıyla bugüne kadar 7 KHK çıkarıldı) yaklaşık 70 bin kişinin meslekten ihraç edilmesi ve 32 bin kişinin de tutuklanmasıyla devam eden bir süreç söz konusu.Bu kapsamdaki bir tasarrufta hatalar yapılması,mağduriyetler yaratılması kaçınılmaz. Ancak bu bir gerekçe olamaz.Mağduriyetlerle ilgili muhalefet partilerine ve Hükümete yoğun başvurular var.Başbakan bu başvuruların dikkatle değerlendirileceği mağduriyetlerin giderileceği beyanında bulundu.Bilindiği üzere Cumhurbaşkanı da süreci ‘´At izi,it izine karıştı´´diye değerlendirdi.Burada asıl vahim durum,iktidarın darbe sürecini kullanarak, darbeyle hiçbir ilgisi olmayan muhalifleri tasfiye ederek kendi yandaşlarına alan açtığı iddiasıdır.Böyle bir iddianın doğru olması,hukuka aykırı olmasının yanında darbeyle mücadelenin meşruiyetine gölge düşürecektir.Bu nedenle asla tevessül edilmemesi gereken bir yoldur.Bu süreçte yapılacak her yanlışlık,oluşacak her haksızlık ve hukuksuzluk öncelikle darbecilerin ve onun arkasındaki suç örgütünün işine yarayacaktır.Süreç ne kadar adalete ve hukuka uygun biçimde yürütülürse bu mücadele o ölçüde başarıya ulaşacaktır.

Soru:Yaklaşık 3500 civarında da yargıç ve savcı meslekten ihraç edildi ve bunların bir kısmı da tutuklandı.Yargıda iş yükünden söz ediliyordu,darbe sürecinde iş yükü yeni açılan ve açılacak olan davalarla artarken yargıç ve savcı sayısının azalmış olması yargının işleyişine ve adaletin gecikmesine neden olabilir mi?Bu durum ne gibi sorunlar ve sonuçlar yaratacaktır?

Z.Yergök:Toplam 14 bin olan yargıç ve savcının bir anda 3.500´ünün sistemin dışında kalması artan iş yüküyle birlikte sorunları da artıracaktır.Darbe girişiminden önce de mevcut iş yükü ve dosya sayısı mevcut yargıç ve savcı sayısına göre de çok fazlaydı.Hele batılı örnekleriyle karşılaştırdığımızda çok çok fazlaydı.Şimdi ise iş yükünün daha da artacağı açıktır.HSYK,yeni alınan ve yeni atanacak olan yargıç ve savcılarla bu açığı kapatmaya çalışacaktır.Ancak bunların zaman alacağı da aşikardır.Geçen gün,yargıdaki kıdemli ve deneyimli yargıç ve savcı oranının 1/3,kıdemsiz yargıç ve savcı oranının ise 2/3 olduğuna dair bir açıklama dinledim.Doğruysa ki,doğru olma ihtimali yüksektir bu da başka bir sorundur.Ancak,yargı için asıl sorun yargıç güvencesi ve yargı bağımsızlığı sorunudur.Bir ülkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse o ülkede adaletten de hukuk devletinden de söz edilemez.Hani çok beylik bir söz var,´hukuk bir gün herkese lazım olur´diye.Bu söz çok yerinde bir sözdür.Yargının yansızlığı ve bağımsızlığı herkes için olduğu kadar tüm toplum için de,ülke için de en büyük güvencedir.Herkesin bu konuda titizlenmesi ve özen göstermesi gerekir.Bu bağlamda bu yıl ki, Adli Yıl açılışının ‘´Cumhurbaşkanlığı Külliyesi´´nde yapılmış olması doğru olmamıştır.Yine mesleğe yeni başlayacak yargıç ve savcı adaylarının kura çekim töreninin de yine aynı yerde yapılacak olması doğru değildir.

Soru:Kamuda görevden alma ve ihraçlarla oluşan personel açığını hızla kapatmak için sınav sisteminin değiştirildiği,bugüne kadar kamuda etkin olan bir cemaatin mensupları darbe girişimi nedeniyle tasfiye edilirken onların yerini başka cemaat ve tarikat mensuplarının almakta olduğu iddiaları da var.

Z.Yergök:Bu yöndeki iddiaları da okuyor ve duyuyoruz.Temenni edelim ki bunlar doğru olmasın ve söylentiden ibaret olsun.Aksi halde bunca yaşananlardan hiçbir ders ve sonuç çıkarmamış oluruz.Böyle bir durum yarınlarda benzer sıkıntılarla ve yeni sorunlarla karşı karşıya kalmamıza neden olur.Bu yöndeki iddiaların hükümet edenlerce ciddiyetle ele alınması,incelenmesi ve varsa önlem alınması gerekir.Yakın geçmişte bugün darbecilikle suçlanan Cemaatin kamuda kadrolaştığı iddiaları gündeme geldiğinde iktidarın etkin ve yetkin bir bakanı ‘´Cemaatin kamuda kadrolaştığını ileri sürenler var,bu iddialara kargalar bile güler´´diyerek yanıt vermişti.Bugün o aymazlığın veya suç ortaklığının sonucunu yaşıyoruz. Yaşananlardan ders alınmalı ki,tarih tekerrür etmesin.Ülke için de,ülkeyi yönetenler için de doğru olan kamuda liyakat ve yeteneğe dayalı bir personel istihdamı ile başarıyı,yeteneği ve liyakatı esas alan bir yükselme sisteminin esas olmasıdır.

Soru:Bir de ‘darbenin siyasi ayağı´ meselesi var.Muhalefet bunun üzerine yeteri kadar gidilmediğinden bahisle iktidarı suçluyor.İktidar ise ‘mağduriyetleri´ ön plana çıkardığı için muhalefeti ve özellikle de ana muhalefeti ‘Yenikapı Ruhundan´ uzaklaşmak ve fabrika ayarlarına dönmekle suçluyor.Bu arada Meclis´te Grubu bulunan tüm partilerin katılımı ile kurulan ‘Darbeyi Araştırma Komisyonu´ gecikmeli olarak ilk toplantısını yaptı ve çalışmaya başladı.Geçmiş deneyimlerinizden de yola çıkarak sormak istiyorum,buradan bir sonuç elde edilebilir mi,özellikle darbenin siyasi ayağı ortaya çıkarılabilir mi?

Z.Yergök:Darbenin siyasi ayağı bulunduğu konusunda herkes hemfikir,ancak bunun ortaya çıkarılması konusunda bugüne kadar bir gelişme yaşandığını duymadık.Bunun yanında 15 Temmuz akşamı darbeciler TRT´den‘´Yurtta Sulh Konseyi´´adına bir bildiri okudular.Bu konsey kimlerden oluşuyor,başında kim vardı bu konu da bugüne kadar aydınlanmış değil.Bir ara CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu´nun Başbakan Binali Yıldırım ile bir görüşmesinin ardından basın temsilcilerine yaptığı bir açıklama oldu.Görüşmeleri sırasında Başbakan,Genel Başkana bir kitapçık gösteriyor ve bunun içinde darbecilerin Cumhurbaşkanı ve Başbakan adaylarının isimleri var diyor.Bu orada kaldı ve bugüne kadar bir gelişme yaşanmadı ve yeterince de bunun üzerine gidilmedi.Bu kitapçıkta yazılı isimler kimlerdi,bu bilgiler darbe soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla paylaşıldı mı,ne oldu?Bunlar çok önemli ve açıklığa kavuşması gereken hususlardır.Bu konuda en net açıklamayı eski AKP kurucularından olup 2007 yılına kadar AKP hükümetlerinde Başbakan Yardımcılığı yapan ve AKP´yi en iyi tanıyan ve dürüst bir siyasetçi olarak bilinen Abdüllatif Şener yaptı.Şener açıklamasında´´bu darbenin siyasi ayağı vardır ancak ortaya çıkarılamaz.AKP ile Cemaat o kadar iç içe geçmiş ki,benim dışımda AKP´de, bir biçimde bu yapıyla ilişkisi olmamış kimseyi bulamazsınız´´demişti.Meclis Komisyonuna gelince,sizin de belirttiğiniz gibi gecikmeli olarak çalışmaya başlayan Komisyon da her ne kadar muhalefet parti temsilcileri de var ancak çoğunluk iktidar partisindedir. Komisyon ilk toplantısını yaptı, başkanını, yazman üyesini ve sözcü´yü seçti.Bunların tamamı da iktidar partisi üyelerinden seçildi.Komisyon Başkanı iktidar partisinden seçilirken yazman üyelik ve Sözcü´lük muhalefete bırakılabilirdi. Geçmişte bu örnekler var.Bu defa yapmadılar. Komisyonda dinlenmek için çağrılacak kişileri belirleme yetkisi de Komisyon başkanına verildi.Bu şunu ortaya koyuyor, iktidar partisi AKP neyi ne kadar araştırmak ve ortaya çıkarmak istiyorsa ancak o kadarı araştırılabilir.Ben açıkça komisyonun yapısından ve bu işleyişinden umutsuzum. Komisyon Başkanı olan Burdur Milletvekili ve eski Cumhuriyet Başsavcısı olan zatın kimliği de bu anlamda güven vermiyor.Bu zat Türkiye´nin yaşadığı en hukuksuz süreç olan, üretilmiş sahte delillerle ve kumpaslarla anılan Ergenekon,Balyoz,Odatv ve Askeri Casusluk davaları sürecinde televizyon programlarında sürekli boy gösterip bugün çoğu ya kaçak ya da tutuklanmış olan Cemaat yargısına,onların yargıç ve savcılarına dolayısıyla bu kumpaslara destek veriyordu. Kendisinin geçmişte Gülen hareketine yakın olduğu konusunda bir çok iddia basın ve yayın organlarında yer aldı.Bu kişi şimdi Cemaat darbesini soruşturacak Komisyona başkan seçildiğine göre buradan nasıl bir sonuç beklenir,nasıl umutlu olunabilir. Buna benzer bir gelişme de Askeri okulların,Harp Okullarının kapatılarak onların yerine açılan Milli Savunma Üniversitesi´ne Rektör atanmasında yaşandı.Buraya da hükümetin darbe soruşturmasında milat kabul ettiği 17/25 Aralık´tan sonrasına,2014 yılına kadar Cemaat gazetesi Bugün´de yazarlık yapan bir akademisyen rektör olarak atandı.Bu atama da anlaşılır gibi değildir.

Soru:Tam yeri gelmişken sormak istiyorum.Bu 17/25 Aralık´ın milat olma meselesi de çok tartışılan bir konu.Bunun hukuki bir karşılığı var mıdır?

Z.Yergök:Hiçbir hukuki karşılığı yoktur.Cemaat´in yargı ve Emniyet içindeki örgütlü yapılanmasının yolsuzluk iddiaları bağlamında hükümete ve dönemin başbakanı ve ailesine yönelik hamlesinin tarihidir 17/25 Aralık 2013.O güne kadar tam bir dayanışma içinde yürüyen AKP ve Cemaat,o tarih itibarıyla bir güç mücadelesine ve iktidar kavgasına tutuştular.O gün itibarıyla AKP iktidarı,devlete,Emniyete ve yargıya yerleşmesinden,özellikle de Yüksek Yargıyı ele geçirmesinden sorumlu olduğu Cemaatçi kadroları buralardan temizlemeye başladı.Ancak tam başarılı olamadı.Bunda Erdoğan´ın kararlılığına rağmen,AKP ve hükümet üzerindeki mutlak otoritesine karşılık, partisini ve hükümeti Cemaate karşı tam olarak harekete geçirememesinin de etkisi vardır.Kendisi de bu durumu‘´en yakın arkadaşlarıma bile anlatamadım´´ diyerek itiraf etmişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın 15 Temmuz´a kadar Cemaatle mücadeleyi tek başına sürdürdüğü iddiası bu nedenle abartı sayılmamalıdır.Bu da, AKP ile Cemaat kadrolarının ne kadar iç içe geçtiğini ileri sürenlerin tezlerini destekleyen güçlü bir argümandır. 17/25 Aralık AKP´nin kendi içine dönük tasarruflarında,iktidarın kimi idari tasarruflarında milat kabul edilse dahi bunun yargı nezdinde ve hukuki süreçte bir geçerliliği olamaz.Darbe süreci ile ilgili soruşturma ve koğuşturma da miladı yargı ve yasalar belirler. Bu,silahlı darbe teşebbüsünde bulunmuş bir terör örgütü ve suç örgütü ise bu örgüte üye olmak,yardım ve yataklık yapmak da suçtur.Bu suçun yasalarda gösterilen cezaları,dava ve ceza zamanaşımı süreleri vardır, yargı buna göre hareket edecek ve kararını verecektir.Bunun dışında 17/25 Aralık diye bir milat olamaz.

Soru:Türkiye,bir taraftan darbenin yaralarını sarmaya çalışıp bununla mücadele ederken,hem ülke içinde hem de sınır ötesinde terörle mücadelesini de sürdürmekte ve onlarca şehit vermektedir.Diğer taraftan insanların aş ve iş sorunu artmaktadır.Ülkemiz bu sarmaldan nasıl ve ne zaman esenliğe kavuşacaktır?

Z.Yergök:Yıllardır terör örgütlerinin devam eden eylem ve saldırılarıyla bugüne kadar asker sivil binlerce insanımız ülkeleri için şehit oldu,ailelerinden ve sevdiklerinden ayrı düştü onları yasa boğdu.Tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.İç barışımız terör saldırılarıyla bozulurken,hükümetin yanlış dış politikası ve Suriye politikası nedeniyle komşularımızla da ilişkilerimiz bozuldu.Türkiye yeniden ‘´Vatan savunması için gerekli değilse her savaş bir cinayettir´´ diyen Atatürk´ün ‘´Yurtta Barış,Dünyada Barış´´ilkesine dönmelidir.Diğer yandandemokrasimizin eksikliklerini tamamlamalı,gerçek anlamda sosyal bir hukuk devleti olmalı, laikliğe sarılmalı,bilim ve akıl yolunda ilerlemeliyiz.Bizi birleştirecek,güçlü kılacak ve esenliğe çıkaracak olan bu değerlerdir. Darbe girişiminden sonra ‘´Aziz Atatürk´´ün,´Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir´,´Ya istiklal ya ölüm´ sözleri Cumhurbaşkanı ve başbakanın ağzından düşmezken,AKP genel merkez binasına tam boy Atatürk resmi asılırken,Cumhurbaşkanının şaşırtıcı ve talihsiz Lozan söylemi ne yazık ki birleştirici olmamıştır.Üstelik Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın daha iki ay önce 93.Yıldönümü vesilesiyle Lozan Antlaşması ve imzacı devlet adamlarımız için söyledikleri övgü dolu sözler ortadayken.










Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
EGE BAGATUR ANISINA BELEDİYECİLİK PANELİ
Seyhan Belediyesi ve Çukurova Sanat Girişimi işbirliği ile Adana´da 1973-77 yıllarında belediye başkanlığı yapan Bagatur anısına kentleşme ve belediyecilik üzerine bir panel düzenlenecek.
Şehit kaymakamın 2 kez hayata döndürüldüğü belirlendi.
Mardin´in Derik ilçesindeki bombalı saldırıda yaralanan Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk´ün, tedavi gördüğü Gaziantep´teki hastanede 2 kez yaşam fonksiyonları durmasına rağmen müdahale ile yaşama döndürüldüğü, son krizde ise kurtarılamadığı ortaya çıktı.
‘ORDU MİLLET EL EL PROGRAMI´ İPTAL EDİLDİ: GEREKÇE PROVOKASYON İSTİHBARATI!
Anıtkabir´de "Ata´nın Huzurunda Ordu Millet El Ele" temalı etkinlik gerçekleşmesine saatler kala kısaca, “Anıtkabir Komutanlığında 10 Kasım 2016 tarihinde saat 15.00´te yapılması planlanan "Ata´nın Huzurunda Ordu Millet El Ele" temalı faaliyet iptal edilmiştir. Saygı ile duyurulur.” Mesajı ile iptal edildi
Adanalılar Ata´ya saygı duruşunda
Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 78. yıl dönümünde tüm yurtta olduğu gibi Adana´da da törenlerle anıldı.
İnşaat mühendisleri geleceği şekillendiriyor
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Suphi Civelek, inşaat mühendisliği mesleğinin toplumun yaşam kalitesini, insanların can ve mal güvenliğini doğrudan etkileyen bir meslek olduğunu vurguladı.
e-Fatura ile 300 bin çam ağacı kesilmekten kurtuldu
Türkiye´de firmalara maliyet ve kırtasiye yükünden kurtaran 2010 yılından bu yana uygulanan ve 2014 yılında zorunlu hale gelen e-Fatura uygulaması 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren ihracatçı firmaların ihracat faturalarını da kapsar hale gelecek. Türkiye e-Fatura´ya geçtikten sonra 300 bin çam ağacını kurtarırken, firmalara yüzde 2 civarında tasarruf olanağı sundu.
BASINDA DA DONALD TRUMP KAZANDI
Amerika Birleşik Devletleri´nde yapılan başkanlık seçimleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görürken, seçimleri kazanan Donald Trump´ın Türk medyasında da en çok konuşulan başkan adayı olduğu belirlendi.
Hava Kuvvetleri´nden ayrılan pilotlar göreve döndü
Türk Hava Kuvvetlerinin pilot ihtiyacının karşılanması amacıyla daha önce Hava Kuvvetlerinde görev yapmış tecrübeli emekli istifa etmiş pilotların ilk 20´sinden 12´si 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında eve dönüş yaptı.
Geleceğin meslekleri
Geleceğin meslekleri
Türkiye´de işsiz bireylerin yüzde 30´unu 15-24 yaş arası genç bireyler oluşturuyor. Genç nüfusun geleceği için işgücü piyasasının taleplerini dikkate almak gerektiğini savunan Öğretim Görevlisi Dr. Işıl Kellevezir, ülkemizde yakın gelecekte ön planda olacak mesleklere dikkat çekti.
EKİM AYINDA ADANA HAVALİMANI´NDA 476.294 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ
DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan 2016 yılı Ekim Ayı Havalimanı İstatistiklerine göre; Ekim ayında Adana Havalimanı´nda iç hat yolcu trafiği bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 artışla 418.233, dış hat yolcu trafiği 58.061, toplamda ise yüzde 6 artışla 476.294 oldu.
DBP EŞ GENEL BAŞKANI TUNCEL, SİLİVRİ´YE SEVK EDİLDİ
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi´nden, İstanbul Silivri Cezaevi´ne sevk edildi.
Türkiye´den ´Rus Hava Savunma Sistemi´ açıklaması
Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, uzun menzilli hava savunma sistemi ile ilgili Rus Hava Savunma Sistemi´nin Türkiye´ye verilebileceğine ilişkin haberlerle ilgili açıklama yaptı.
Hüseyin Çapkın tahliye edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, avukatının itirazı üzerine tahliye edildi. Çapkın hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.
Cumhuriyet ve Atatürk´ü Anma Halk Koşusu´nda herkes şampiyon
Adana Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Herkes İçin Spor Federasyonu Adana İl Temsilciliği´nin birlikte düzenlediği Cumhuriyet ve Atatürk´ü Anma Halk Koşusu´nda7´den 70´e 2 bin 500 Adanalı koştu.
Akar ile Dunford´dan kritik görüşme
Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford arasında gerçekleşen görüşme hakkında açıklama yayımladı.
İŞ KAZALARINDA ÖLENLERİN SAYISI SAVAŞTA ÖLENLERDEN FAZLA
Türkiye´nin kanayan yarası olan iş kazalarında meydana gelen ölümler 2016 yılında da hız kesmedi.
Adana Taşköprü,Ceyhan,Beşocak Lions Kulüplerinin kan bağışı
Aynı anda üç nokta da gerçekleşen kampanya ‘´1 Kan 3 Can´´ sloganıyla hayat buldu. Ceyhan Lions Kulübü´nun Kan bağışı Çukurova Fakültesin de gerçekleşirken, Beşocak Lions Kulübü M1 AVM ‘de, Taşköprü Lions Kulübü´de Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Bando takımı gösterisiyle Baraj Yolunda Kan merkezin de gerçekleşti.
BAROLARDAN KUTUPLAŞMA UYARISI
BAROLARDAN KUTUPLAŞMA UYARISI
Türkiye Barolar Birliği ev sahipliğinde gerçekleşen baro başkanları toplantısında, toplumdaki kutuplaşma ve hukuksuzluğun yarattığı tehlikeye karşı uyarılarda bulunuldu. Cumhurbaşkanı, siyasi iktidar ve yetkililer hukuk kurallarına uymaya ve gerginliği sona erdirmeye davet edildi.
DURAK: "FETÖ, BAŞBAKANI DA BENİ DE YANILTMIŞ"
Adana Büyükşehir Belediye Başkanıyken 2010 yılında açığa alınan Aytaç Durak, görevden alınmasının nedenini AK Parti iktidarı sandığını ifade ederek, "Şimdi öğreniyorum ki, kumpası hazırlayan, belediyeyi 4 yıl sömüren FETÖ, Başbakanı olduğu gibi beni de yanıltmış" dedi.
ERDOĞAN: ´BU DENSİZLERİN AMACI TÜRKİYE´Yİ SIKINTIYA SOKMAK´
Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik operasyonu değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dokunulmazlık üzerinden devlete, millete, yargıya meydan okuyan bu densizlerin amacı, Türkiye´yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Açık ve net söylüyorum. Benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum yoktur” dedi.
“YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI TAMAMEN YOK EDİLMİŞTİR“
“YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI TAMAMEN YOK EDİLMİŞTİR“
Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm vatandaşlarımızı içine sürüklendiğimiz durumun yarattığı açık ve yakın tehlike konusunda uyarıyoruz. Cumhurbaşkanını ve siyasi iktidarı, hukukun evrenselleşmiş kurallarına uymaya ve toplumdaki gerginliği sona erdirmeye davet ediyoruz.
“BU KARAR, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TARİH BOYUNCA EDİNDİĞİ KAZANIMLARI YOK SAYAN BİR BELGEDİR”
“BU KARAR, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TARİH BOYUNCA EDİNDİĞİ KAZANIMLARI YOK SAYAN BİR BELGEDİR”
Adana Baro Başkanlığı tarafından Cumhuriyet gazetesi yazarlarının tutuklanmalarına tepki gösterildi.
HDP´Lİ PİR, ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI
Diyarbakır´da gece saatlerinde gözaltına alınan HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
GÖRGÜ TANIKLARI DEHŞET ANLARINI ANLATTI
Diyarbakır´da emniyet binasına bomba yüklü araçla yapılan saldırının görgü tanıkları, dehşet anlarını anlattı.
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
EKONOMİYE BAKIŞ
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
COCA´SI, PEPSİ´Sİ YOKTU AMA KOLA KULLANILIRDI
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
CEMAAT´İN DÖRT YÜZÜ ve SİYASİ OPORTÜNİZM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
ŞARKILARI YAŞATAN TÜRK MÜZİĞİ USTASI MUSTAFA SAĞYAŞAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
UMUT OLSUN SONSUZA DEK ATATÜRK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
YÜCE TÜRK MİLLETİNİ ESARETTEN ÜZGÜRLÜK VE EGEMENLİĞİNE KAVUŞTURAN ÇAĞDAŞ CUMHURİYET KURAN, AKLIN VE BİLİMİN ÖNCÜLÜĞÜNDE DEVRİMLERİ GERÇEKLEŞTİREN ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 78. YILDÖNÜMÜ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4)
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
SÜPERLİĞİN ADI DEĞİŞMELİ
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Prof.Dr. Mehmet Tomanbay - TÜRKİYE CUMHURİYETİ MESUT, MUVAFFAK ve MUZAFFER OLACAKTIR
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Atatürk 1938 yılında neler yaptı?
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ARINMA YA EVET, FIRSATÇILIĞA HAYIR…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
17 NİSAN ‘´KİTAP HEDİYE GÜNÜ´´
Cihat OVALI ADANA´DA FUTBOL
Cihat OVALI ADANA´DA FUTBOL
EMEĞE SAYGI LÜTFEN !
İlhan ALPER
İlhan ALPER
MÜZİĞİN ÖNCÜLERİ
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
PAZAR GÜNLERİ BEYNİMİ BESLEME GÜNÜMDÜR
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
CHP SOLDA (MI?)
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
OHAL
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKULLARDA YENİLEŞME
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
ÜÇÜNCÜ BALKAN BOZGUNU DAYATMASINA HAYIR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
FÜZE SELAMİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
CUMHURİYETİN DÖNÜM NOKTALARI (1)
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Çıkmaz Sokak
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MEYVELİ AĞAÇ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ULAŞIM MASTER PLANI YAPMAK ÇOK MU ZOR?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
CUMHURİYET BAYRAMI´NDA ADANASPOR - GALATASARAY
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
17 °C
Cumartesi
15 °C
Pazar
13 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

PTT. 1. LİG

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg