Sevgili dostlar merhaba,
BU GÜN SİZLERLE OHAL, TEZKERE, FIRAT KALKANI GİBİ KONULAR HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİMİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM.
Türkiye1946 da çok partili siyasi hayata geçmiş, ancak ülkeye demokrasi gelmemiş, o tarihten sonra Türkiye giderek kendi ulusal menfaatleri doğrultusunda içeriden değil, emperyalizmin kıskacında dışarıdan yönetilir hale gelmiş, "Sözde" demokrasi kahramanları siyasiler eliyle, kısır, popülist politikalarla bugünki şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmaya doğru dolu dizgin yol almaya başlamıştır.
ABD Küreselleşmeyi yeni dünya düzeni olarak dayatırken, Ortadoğu´da BOP´un, Arap baharının ideolojik alt YAPISI hazırlanmış, bu çerçevede ülkemizde de TÜRK-İSLAM sentezi, ILIMLI İSLAM, giderek siyasi İSLAM Cumhuriyet´in kurucu ideolojisi KEMALİZMİN yerine konmaya çalışılmış, devletin tüm kurumları bu zihniyete teslim edilmiş, anayasal kurum MGK´un tehlikeyi işaret eden "28 Şubat" Kararları hükümete darbe sayılmış, halkın Cumhuriyet ve kurucusu ATATÜRK´le bağı kopartılmaya çalışılmıştır
2002 sonrası AKP´nin iktidara getirilişi de BU ABD odaklı, AB destekli emperyal projeye, Büyük Ortadoğu Projesine, (ikinci İsrail=büyük Kürdistan´a) hizmet AMAÇLIDIR. Proje, bugün içeride Soros bağlantılı yeni "yetmez ama evet"çiler ve Yandaş BASIN ve PKK eliyle yürütülmektedir.
Türkiye´nin "dönüştürülmesi" Sürecinde Tabi ki ABD-CİA destekli FETO´cu yapı da yer almış, aynı MENZİL´in yolcusu oldukları için de ÖZELLİKLE 14 yıllık AKP HÜKÜMETLERİ tarafından korunup kollanmış "ne istedilerse verilmiş", Devletin tüm kurumlarını ele geçirmelerine göz yumulmuş ve BİRLİKTE ATATÜRK´ÜN Kurduğu tam BAĞIMSIZ, laik, demokratik Cumhuriyet ve ulusal-üniter devlet yapısının altı oyulmuştur.
Dershaneler üzerinden başlayan, MİT ve 17-25 Aralık´la devam eden, aralarındaki GÜÇ kavgası sonunda 15 Temmuz da, "GÖRÜNÜRDE" hükümete karşı bir darbe teşebbüsüne kadar varmıştır.
ZATEN CUMHURBAŞKANI, darbe teşebbüsünün ardından FETO´cuları "AYNI MENZİLE" giden farklı yollardan biri olarak gördükleri için müsamaha gösterdiklerini, sinsi hesaplarını göremedikleri için Allah´tan ve milletten af dilemiş, FETO´cu siyasilerin de üzerine kararlılıkla gidileceğini söylemişti.
Demokrasiyi her tür Karşıt Güce karşı savunmak, ATATÜRK ´ün Kurduğu Cumhuriyete sahip çıkmak hepimizin ilk görevidir. Bu nedenle FETO TERÖR ÖRGÜTÜ´nün her türlü ayağı temizlenmelidir.
Ama, Cumhurbaşkanı´nın "AYNI MENZİL" sözü (yani aynı hedef, aynı amaç) Sakın 2023´te, BİRLİKTE Cumhuriyet´in Altını oymak olmasın? Bu söz açıklanmaya muhtaçtır. CEVABI hala resmen verilmemiştir.
Ayrıca, bugünün "sorumsuz"CUMHURBAŞKANI, 2002-2014 Yılları arasında kurulan tüm AKP hükümetlerinin başı, "sorumlu" başbakanıdır.
Bugün nasıl CUMHURBAŞKANI olarak, yok saydığı Anayasa´nın 104. maddesi uyarınca "Anayasanın uygulanmasını " gözetmekle görevli ise, 14 yıllık BAŞBAKANLIK Döneminde de Anayasa´nın 112. maddesi uyarınca Hükümet´in genel siyasetinin yürütülmesinden bakanlar kurulu ile birlikte Meclis´e karşı SORUMLUDUR. GEÇMIŞE DÖNÜK SİYASİ SORUMLULUĞU VARDIR.
Bu nedenle, geçmiş 14 yıllık AKP hükümetlerinin FETO´cu yapılanmanın tüm devleti bir ahtapot gibi sarmasındaki rolleri ve siyasi sorumluluklarının, Anayasanın 100. Maddesi Hükmü uyarınca ortaya çıkartılması ve sorumlulara yüce Divan yolu açılması, TBMM´in önünde bir GÖREV olarak durmaktadır.
OHAL İLANI VE UYGULAMALARINA GELİNCE, OHAL Anayasal bir kurumdur. Şartları oluştuğu için İlanı yerindedir. Ama her Anayasal kurum gibi, GETİRİLİŞ AMACI,kapsamı,koşulları,süresi özenle korunarak uygulanması önemlidir.
OHAL geçici bir yönetim biçimidir. OHAL süresinde çıkartılan KHK´Ler OHAL süresi ile sınırlı geçici nitelikte düzenlemeler getirebilir. Ayrıca Meclis açıksa hemen, değilse içtüzük gereği Meclis´ce onaylanmışsa hukuki metin olabilir.
KALICI nitelikteki düzenlemeler ise, Meclis´te yasa yoluyla çıkartılabilir.
AYRICA, OHAL SÜRESiNCE ÇIKARILAN KHK´ler ANCAK ANAYASAL KOŞULLARA UYGUNSA ANAYASA´nın 148. Maddesi koruyuculuğu altındadır. AKSİ HALDE MECLİS´in onayı beklenmeksizin Resmi Gazete´de ilanı üzerine SÜRESINDE İPTAL DAVASI AÇILMASI MÜMKÜNDÜR.
Hükümet 15 Temmuz sonrası Meclisi olağan tatile sokmuş, açıldıktan sonra da Meclis´in onay yolunu işletmeye niyetli görünmemektedir. MECLİS DEVRE DIŞIDIR.
ANLAŞILAN O Kİ, CUMHURBAŞKANI BAŞKANLIK SISTEMI ADI ALTINDA DAYATTIĞI, AMA MECLISTEN GEÇİREMEDİĞİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ BUGÜN FIILEN HAYATA GEÇİRMİŞ BULUNMAKTA VE OHAL´i DEVAMLI UZATARAK BIR YANDAN HIZLA CUMHURIYETIN KALAN SON KURUMLARINI DA YOK ETMEYİ, DİĞER YANDAN DA TÜM MUHALEFETI SUSTURMAYI PLANLAMAKTADIR.
FETO´cu darbe teşebbüsü Cumhurbaşkanı´na BIR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAK ŞANSINI VERMİŞTİR.
ÖTE YANDAN, OHAL UYGULAMALARI DAHA ŞİMDİDEN CADI AVINA DÖNÜŞMÜŞTÜR. FETO´cu yapılanmanın siyasi ayağına, kilit isimlerine DOKUNULMADAN, FETO kurumları ile ilgili oldukları iddiasıyla pek çok kişinin mağdur edildiği, FETO´cu şirketlere yada bazı belediyelere kayyum atamalarının KHK´lerin amacını aştığı, özellikle gözaltı sürelerinin cezalandırmaya dönüştüğü görülmektedir.
AMA BURADA ÖZELLIKLE TSK ÜZERINDE OYNANAN OYUNA İŞARET ETMEK GEREKIYOR;
SİYASİ İKTİDAR´ın, OHAL´den yararlanarak, sivilleşme adı altında TSK´NIN YAPISINI Kökten değiştiren, emir-kumanda kademesini dağıtan, doğal kaynağını kurutan,gücünü Kıran, tabir caizse ancak SEVR´i DAYATANLARIN AMAÇLADIĞI ŞEKİLDE "ETKİSİZ" kılan ve ancak yasa yolu ile yapılabilecek bir düzenlemeyi, MECLİSİ DEVRE DIŞI BIRAKIP "GEÇİCİ"NİTELİKTEKİ KHK İLE YAPMAYA KALKMASI öncelikle ANAYASAYA AYKIRIDIR,KABUL EDİLEMEZ.
Ayrıca ORTADOĞUDA "KÜRT KORİDORU" AÇILMAK İSTENİRKEN TSK´nın gücünü sıfırlayacak bir düzenlemenin yürürlüğe sokulması vahimdir.
TSK´NIN YAPISINI TÜMÜYLE değiştiren bu YAPI, ASLINDA AB İLERLEME RAPORLARINDA, FETO´nun ABANT TOPLANTILARINDA, SOROS´cuların görüşlerinde TÜRK ORDUSUNA BİÇİLEN YAPIDIR. BOP´a hizmet AMAÇLIDIR.
AKP, FETO İLE MÜCADELE ADI ALTINDA ABD, AB ve SOROS´cuların İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR. Bu karara en çok sevinen de herhalde HDP´dir. YANİ, AKP CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK.
ADD OLARAK BİZ, ANILAN KHK´nin yürürlüğe girmesi üzerine gazetelere ilan vererek MECLİSTE Kİ 110 milletvekilini İPTAL DAVASI AÇMALARI İÇİN GÖREVE ÇAĞIRDIK.
NİTEKIM CHP, ANAYASAYA AYKIRI BU DÜZENLEMENİN İPTALİ İÇİNANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURMUŞTUR.
AYM´den DOSYANIN ÖNCELİKLE İNCELENEREK TÜRK ORDUSUNUN SAYGINLIĞINI İADE ETMESİNİ İSTEMEK TÜRK MİLLETİNİN HAKKIDIR.
Türkiye´nin sınır güvenliği AÇISINDAN önemli bir konu olan FIRAT Kalkan´ı operasyonuna da değinmek istiyorum. OPERASYON KÜRT KORİDORUNU ÖNLEMEK ADINA zorunlu bir önlemdir. Ama yanında yer aldığımız ve yarın silahlarının namlularını kime çevirecekleri belli olmayan GURUPLARLA İŞBİRLİĞİNE GİRİYOR OLMAMIZ RİSKTİR.
AYRICA bu Harekatın fiziki hedefleri amaca uygun olarak sınırlandırılmalıdır.Güvenli bölge tesis etmek ve PYD/YPG´nin Fırat´ın batısına ilerleyişini durdurmak AMAÇLI bu Harekâtın ABD tarafından Rakka´ya, Musul´a yönlendirilerek askerimizin Ortadoğu bataklığına Çekilmesi tehlikesi de vardır. Tezkerenin süresi uzatılırken, TBMM bu tehlikeleri önceden görüp gerekli sınırlamaları yapmalı idi. Çünkü Suriye´nin Meşru yönetimiyle anlaşmadan Suriye´de sürecek varlığımız emperyalizmin asıl hedefi olan Türkiye´yi parçalamak siyasetinde kargaşa yaratmak için kullanılabilecektir.
Çözüm, Suriye´nin toprak bütünlüğünün sağlanmasında Meşru Esat Yönetimi´ne destek vermekten geçmektedir. Bu aynı zamanda Türkiye´nin bütünlüğüne ve iç Barış´a da hizmet edecektir.
ATATÜRK DEVRİMLERİNDEN UZAKLAŞMANIN AĞIR BEDELLERİNİ ÖDÜYORUZ.
HOŞÇAKALIN.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
TANSEL ÇÖLAŞAN