Demokrasi uzun bir tarihi, ilkeleri, kuralları ve gelenekleri olan bir düşünce ve yönetim anlayışıdır.
Demokrasinin benimsenmesi ve demokratik yönetime geçilmesi kolay olmamıştır.
Çok kan dökülmüş çok bedeller ödenmiştir.
Bugün Batı Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyada bilim ve teknolojide gelişmiş, aş ve iş sorununu çözmüş, yüksek insani gelişme düzeyini yakalamış, toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sorunlarını çözmüş, Toplumsal ve sosyal huzur ve barışa kavuşmuşülkelere bakıldığında bu ülkelerin demokrasi ile yönetilen ülkeler oldukları görülecektir.
Demokrasinin Türkiye sürecine bakıldığında:
1920 yılında halkın temsilerinden meclis kuruldu.
1923 yılında babadan oğula geçen saltanat ve hilat anlayışına dayanan yönetim anlayışına son verildi. Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet kuruldu.
1945 yılında tek parti anlayışına dayanan siyasal sistemden çok partili siyasal sisteme geçildi.
1945-2002 arasında demokrasinin geliştirilmesi için büyük mücadele verildi.
Kasım 2002 seçimlerinde AKP, demokrasiyi güçlendirme, hukukun üstünlüğünü egemen kılma, hak ve özgürlükleri geliştirme ve güvenceye kavuşturma sözünü vererek iktidara geldi.
2002-2016 arasında tek başına iktidar oldu.
2013 yılında yapılan bir yasa ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kuralı benimsendi.
Ağustos 2014´te yapılan seçimlerde AKP Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi.
Demokratik kurallara, anayasaya, yasalara uygun yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan ilk günden başlayarak ben halk tarafından seçildim. Gücümü halktan alıyorum. Kural tanımam dedi. Fiili durum yarattı. Ülkeyi tek başına aldığım kararlarla yönetmeye başladı. Bu durum kurumlar arasında çatışmaya neden oldu.
Fili durumu yasal statüye kavuşturmak isteyen Erdoğan, anayasa değişikliğini ve başkanlık sistemini gündeme getirdi. Topluma dayattı.
Anayasal sistem,500 yıllık geçmişi olan bir sistemdir.
Anayasa toplumsal uzlaşma metinidir.
O nedenle anayasa toplumun tüm kesimleriyle görüşülerek, toplumun tüm kesimlerinin düşünce, görüş ve önerileri alınarak hazırlanır.
Bu evrensel bir kuraldır.
Şıh mürit ilişkisine dayalı, Şıh istedi müritler yaptı anlayışıyla anayasa yapılmaz.
Mecliste görüşülmekte olan başkanlık sistemine geçilmesini hedefleyen anayasa değişiklik taslağı, toplumla tartışılmadı.
Toplumun kesimlerinin düşünce, görüş ve önerileri alınmadı.
Halkın haberi olmadan kapalı kapılar arkasından, hazırlandı.
Halka tartışılmadan, düşüncesi ve görüşü sorulmadan,kapalı kapılar arkasından hazırlanan anayasa değişiklik taslağı, 9 Ocak 2017 tarihinde Meclis´te görüşülmeye başlandı.
Mecliste yapılan görüşmenin televizyonlarda yayınlanmasına izin verilmedi.
Halkın, anayasada yapılan değişikliği ve değişiklikle getirilen başkanlık sistemini öğrenmesine izin verilmedi.
Değişikliğin oylanması sırasında anayasa, Meclis İç Tüzüğü´ ve yasalar çiğnendi.
AKP milletvekillerine büyük baskı yapıldı.
Tolumun gözünün içine baka baka anayasa, meclis iç tüzüğü ve yasalar ihlal edilerek, zor kullanılarak, baskı yapılarak, milletvekilleri açıktan oykullandırıldı.
Anayasa değişiklik taslağını hazırlarken demokratik davranmayan AKP, anayasa değişikliğinin oylanması sırasında da demokratik davranmadı. Bu tablo, AKP´nin yapılanma ve işleyişi ile demokrat bir parti olmadığını açık olarak ortaya koydu.
Anayasa değişikliğini savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan,
AKP Genel Başkanı Başbakan Binali Yıldırım,
AKP yöneticileri,
Değişikliğe destek veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Bahçeliye yakın olan MHP yöneticileri: Ülkede büyük bir kaos ve kuralsızlık var. Başkanlık sistemine geçilirse, Recep Tayyip Erdoğan “AKP Genel Başkanı ve başkan” olursa:
Demokrasinin gelişeceğini,
Hukukun egemen kılınacağını,
Hak ve özgürlüklerin gelişeceğini ve güvenceye kavuşacağını,
Türkiye´nin kurallı bir toplum olacağını,yurttaşlara eşit ve adil davranılacağını iddia ediyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti´ni din kurallarına göre yeniden yapılandıracağını söyleyerek siyaset yapan Milli Görüş öğreti ile yetişmiş,
Demokrasiye inanmayan,
Belediye başkanlığı, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı dönemlerinde demokrat davranmamış, ayırımcı ve dışlayıcı uygulamalar içinde olmuş
Recep Tayyip Erdoğan´ın,
Yapılanma ve işleyişiyle demokrat bir parti olmayan AKP´nin Genel Başkanı ve“başkan” olursa Türkiye´nin demokratikleşeceğini,
Hukukun egemen kılınacağını,
Türkiye´nin kurallı bir toplum olacağını,
Yurttaşlarına eşit ve adil davranılacağını iddia etmek büyük bir aldatmaca ve kandırmadır.
Halkımızı uyanık ve dikkatli olmaya, ülkenin geleceğinin karartılmasına izin vermemeye, anayasa değişikliğine karşı çıkmaya çağırıyorum.
Aksi halde yapılacak yanlışın bedelini hep birlikte öderiz.
Celal Topkan
2o. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili