Anayasada değişiklik yapılarak partili cumhurbaşkanlığı adı altında getirilmek istenilen aslında rejim değişikliğidir. Halk egemenliğine dayanan siyasal sistemden (rejimden) tek adam sistemine (başkanlık sistemine) geçilmesidir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti´ni din esaslarına göre yeniden yapılandıracağını söyleyerek siyaset yapan Milli Görüş´ün öğretisi ile yetişmiş, Milli Görüşün değişik kademelerde görev yapmış, milletvekili adayı olmuş, 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi´nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş, 2001 yılında Milli Görüş öğretisiyle yetişmiş, arkadaşlarıyla birlikte AKP´yi kurmuş ve:
“Ben Müslüman´ım diyenin, aynı zamanda laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanlığın yaratıcısı Allah, kesin hakimiyetin sahibidir.
Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir demek koskoca bir yalan.
Tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek. Sen bunun önüne geçemezsin ki.
Hem Müslüman olacaksın hem laik. İkisi bir arada olunca, ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil ikisinin bir arada olması.
1.5 milyarlık İslam alemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Onun ışıkları gözüküyor. Bu kıyam başlayacak” demişti (Erdoğan´ın Refah Partisi Ümraniye Teşkilatının açılışında yaptığı konuşma, 1995).
YineMilliyet Gazetesinde 14 Temmuz 1996´da Nilgün Cerrahoğlu ile yaptığı röportajda: "Refah din değildir. Eşittir İslam değildir. Ama referansı İslam´dır. Referansımıza ters hiçbir şey yapmak ve yaşamak istemiyoruz.
Referansınıza ters kanunlar kalkacak mı?
Tayyip Erdoğan: Tabii. Kanunları da insanlar yapar.
Şu ana kadar demokrasiyi bizim gibi anlayan, bizim gibi yaşayan ve yaşatmaya gayret eden bir parti gelmedi. Ama demokrasi amaç mı, araç mı? Ha burada bizim bir ayrılığımız var. Biz diyoruz ki, demokrasi bir araçtır. Demokrasi amaç değildir” demişti.
Recep Tayyip Erdoğan´ın, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı, başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Milli Görüş öğretileri doğrultusunda yaptığı uygulamalar dikkate alındığında: Partili cumhurbaşkanlığı ile yapılmak istenilenler bellidir.
AKP, 1 Kasım 2015 seçimlerinden başlayarak başkanlık sistemini getirmek için mücadele ediyor. Eski ve yeni milletvekilleri, eski ve yeni belediye başkanları, eski ve yeni il ve ilçe başkanları, eski ve yeni kadın ve gençlik kolları başkanları ile sürekli toplantılar yapıyor. Onlara, getirmek istediği partili cumhurbaşkanlığı sistemini anlatıyor. Eski ve yeni kadrolarıyla bir bütünlük içinde halka gidiyor. Halkı ikna etmeye çalışıyor.
Nihayet, AKP´nin uzun süredir üzerinde çalıştığı partili cumhurbaşkanlığına (başkanlık sistemine) geçilmesini sağlayacak olan anayasa değişikliği Meclisin gündemine geldi.
Anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti´nin laik demokratik sosyal hukuk devleti yapısının geleceği açısından hayati önemdedir.
CHP, Cumhuriyeti kuran partidir. Kurduğu Cumhuriyete karşı sorumluluğu vardır.
CHP´nin milletvekili sayısı göz önüne alındığında: Anayasa değişikliğini engellemek için Meclis´te yapılacak çalışma yetmez.
Eski ve yeni milletvekilleri, eski ve yeni belediye başkanları, eski ve yeni il ve ilçe başkanları, eski ve yeni kadın ve gençlik kolları başkanları partinin hafızasıdır, deneyim ve birikimidir.
CHP´nin derhal partinin hafızası, deneyimi ve birikimi olan eski ve yeni milletvekillerini, eski ve yeni belediye başkanlarını, eski ve yeni il ve ilçe başkanlarını, eski ve yeni kadın ve gençlik kolları başkanlarını toplamalıdır. Sürekliliği olan toplantılarla anayasa değişikliğini engellemek için yapılması gerekenler tartışılmalıdır. Anayasa değişikliğini engellemenin araçları (stratejisi) geliştirilmelidir.
Böyle bir çalışma, üye ve örgütleri aktif hale getirir. İç dinamizm yaratır.
Arkasından hep birlikte halka gidilerek, rejim değişikliği ile yapılmak istenilenler anlatılmalı, halk ikna edilmeli, değişiklik engellenmelidir.
Bunlar yapılmadan, Kılıçdaroğlu´nun, “Biz bu anayasa değişikliğine izin vermeyeceğiz” demesiyle anayasa değişikliği engellenemez. Ayrıca bu sözlerin toplumda karşılığı yoktur. Ayrıca içi doldurulmadan söylenen bu söz, halktan tepki almaktadır.
Saygılarımla
Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili