CHP SPOR KURULU BAŞKANI NUHUT: "AMATÖR FUTBOL SEKTÖRÜ, 11 AYDIR KAN AĞLIYOR”

AĞBABA’DAN "DÜKKÂNLAR KAPANMIYOR" DİYEN ERDOĞAN’A YANIT

CHP'Lİ TOPRAK,"YABANCI YATIRIMCI GELMİYOR, YERLİ YATIRIMCI KAÇIYOR!”

Şevkin, "9600 geçici işçi kadro bekliyor"

CHP’Lİ Bulut’tan kanun teklifi

CHP'Lİ İLGEZDİ, "İLLİYET DEĞİL EZİYET"

 İYİ Parti'ye Meydan Mahallesinde  toplu katılım

TCDD'de hukuksuz sürgün iddiası

AKP'Lİ KURTULMUŞ,"SEÇİM BARAJININ DÜŞÜRÜLMESİ BİR İHTİYAÇ"

CHP SÖZCÜSÜ ÖZTRAK: “AŞI YOK, BEKLENTİSİ VAR”

Gürer: “Elektrik, doğalgaz faturalarından vergi ve fonlar bir yıl alınmasın”

Ayhan Barut'tan Hal Yasası'nın değiştirilmesi için yasa teklifi

Şevkin,“Ortaöğretim mezunu hemşireler atanamıyor”

Ali Babacan'dan erken seçim açıklaması: "Küçük ortak desteğini çekerse mümkün olur"

İçişleri Bakanlığı'ndan Berhan Şimşek hakkında suç duyurusu

VATAN PARTİSİ’NDE TOPLU İSTİFA BUNALIMI

TANRIKULU: "SON 18 YILDA 27 BİN 493 KİŞİ İŞKENCEYE UĞRADI"

CHP HEYETİ AKSARAY’DA

AKP'li Kaya,"Muhalefet taş üstüne taş koymamış bir zihniyettir"

İLGEZDİ: "KÜLTÜR BAKANLIĞININ SANATÇILARDAN HABERİ YOK"

AKP'li Yazıcı,"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlendirecek"

Kılıçdaroğlu, "Biz insanlar arasında ayrım yapmayız"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer biz CHP'liler olarak haksızlığın ve adaletsizliğin karşısında susarsak, görevimizi yapmamış oluruz. Millete karşı görevimizi yapmamış oluruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmasına, kavgasız gürültüsüz bir hafta dileyerek başladı.

Zeycan Yedigöl'ün 39 yıldır hasretini çektiği oğlunu bulamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, 10 Nisan 1981'de görevliler tarafından alınan çocuğunun mezarını aradığını ancak onu bulamadan vefat ettiğini anlattı.

"Bir anne evladına hasret toprağa verildi." diyen Kılıçdaroğlu, "Demokrasinin, adaletin olduğu yerde bunlar olur mu? Üstelik Zeycan Yedigöl, 2011 yılında Erdoğan ile görüştü. 'Evladımın öldüğünü biliyorum, en azından mezarını gösterin, başında bir Fatiha okuyayım. Elimi mezar taşına süreyim.' Ama bulunmadı." sözlerini sarf etti.

Kılıçdaroğlu, CHP'lilerin bunları unutmaması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Eğer biz CHP'liler olarak haksızlığın ve adaletsizliğin karşısında susarsak, görevimizi yapmamış oluruz. Millete karşı görevimizi yapmamış oluruz. Biz CHP'liyiz. Bizim konumumuz, durumumuz; dünyaya, Türkiye'ye, insanlara bakışımız daha farklıdır. Biz insanlar arasında ayrım yapmayız. Hangi görüşten olursa olsun, her insanın görüşü saygıdeğerdir. Hangi kimlikten olursa olsun her insanını kimliği saygıdeğerdir. Hangi yaşam tarzından olursa olsun herkese saygı duymak, CHP'lilerin temel görevidir. Bizi, diğer partilerden ayıran temel nokta budur. Bizim sevdamız Türkiye'dir, Türkiye'de yaşayanlardır, bayrağımızdır, vatanımızdır. Biz ayrım yapmayız. Haksızlığa tahammül etmeyiz. Kim haksızlığa uğradıysa onun yanında olmak, o haksızlığı gidermek temel görevimizdir. Tarihin bize yüklediği böyle bir sorumluluk var. Bu tarihi sorumluluğu genel başkanlarımız bugüne kadar getirdi, biz de sonra götürmek zorundayız."

Kemal Kılıçdaroğlu, adaleti sağlayacak olan kişilerin hakimler olduğuna işaret ederek, yargıçların, sadece hukuku değil vicdanının da sesini dinlemek zorunda olduklarını, adaletin böyle gerçekleşebileceğini vurguladı.

Kanun çıkarmakla adaletin gerçekleşmeyeceğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Adalet önce insanın vicdanında olmalıdır. Ahlakında, erdeminde, bilgisinde, düşüncesinde olmalıdır. Adalet budur." diye konuştu.

Bostancı-Dudullu metro hattında hayatını kaybeden iki işçinin ailelerini ziyaret ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sayın Akif Hamzaçebi de 'Ben izleyeceğim.' demişti. Aileler bizden onu istemişti, 'Bizi yalnız bırakmayın, davalarımızı izleyin.' Dün tarihi bir karar çıktı. '5'li çete' diye tanımladığımız grubun yaptığı metro inşaatında bu firmaların yetkilileri ve alt yüklenici firmaların yetkilileri ertelenmeksizin 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2 işçinin hayatı... Adalet bir şekliyle yerini buluyor. İki işçinin aileleri 'Davamızı izleyin, karşı taraf çok güçlü. Dolayısıyla yargıyı etkileyebilirler. Ölen kişiler suçlu ilan edilebilir.' demişti. Ama her şeye karşın bu memlekette hakimler var. O hakimleri şükranla, saygıyla anmak da bizim temel görevimiz."

Devletin temelinin adalet olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Adaleti sağlayacak olan kurumlardır, sadece hakimler değil. Örneğin, bir vali devlet adına konuşabilir. Bulunduğu ilde, devleti temsil eder." diye konuştu.

"Vali, sıcak siyasetin içine girmez, devlet adamı gibi konuşur." ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, valinin, devlet adamı gibi davranmak zorunda olduğunu söyledi.

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu'nun "Mesele işsizlik değil, mesele mesleksizliktir, mesele iş beğenmemektir." açıklamasına işaret eden Kılıçdaroğlu, CHP İl Başkanı'na telefon ederek bu konuyu sorduğunu anlattı.

CHP İl Başkanı'nın kendisine, "Hayır, binlerce insan işsiz. İş Bulma Kurumu geçici işçi ilanı verdiği zaman insanlar kilometrelerce kuyruğa giriyorlar" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Peki gitsinler, Vali beyle görüşsünler. 'Biz ayrım yapmıyoruz. Hepimiz iş istiyoruz. Bize iş ver, hangi iş olursa olsun' desinler. Polis alarma geçti, valiliğe yaklaşamadılar. Sayın Valim, bu tür laflar size yakışmaz. Siz valisiniz, devletin valisisiniz. İşsiz var mı, var. Dünya kadar işsiz var. Sadece Diyarbakır'da mı, hayır. 81 ilin tamamında yüz binler işsiz. On binler yatağa aç giriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Gebze'de işten atılan işçilerin hak aradığını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'ya gitmek isteyen bu işçilere polis aracılığıyla şiddet uygulandığını dile getirdi.

Türkiye'den Libya'ya giden ticaret gemisinin hukuk dışı aranmasına ilişkin Kılıçdaroğlu, "Bizim bir gemimiz, uluslararası sularda durdurularak, usulsüz bir şekilde baskın yapıldı ve arandı. Kaptan dahil eller havada. Ne oluyor, Allah aşkına? Benzer bir olay, İsrail'e gidişte olmuştu." dedi.

Yine uluslararası sularda İsrail askerlerinin Türk vatandaşlarını öldürdüklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Biz, dava açtık. Hep birlikte karşı çıktık. Ne oldu? Bir gece yarısı Meclis'ten çıkan bir kanunla Türkiye Cumhuriyeti devleti açtığı davadan vazgeçti. Acaba AK Parti'li kardeşlerim bunu biliyorlar mı? Filistin davasına sahip çıkmak için oraya gidenler öldürüldüler. Hakları bile verilmedi. Tazminat istendi. İsrail dedi ki, 'Ben tazminat vermem ama bir vakıf gösterirseniz, o vakfa bir bağışta bulunabilirim.' Utançlarından kimse duymasın diye bunu gece yarısı Meclis'ten bir kanunla geçirdiler."

Benzer bir olayın şimdi yaşandığının altını çizen Kılıçdaroğlu, "Bizim gemimize uluslararası sularda yaptıkları baskın dolayısıyla Almanya'yı da İtalya'yı da şiddetle kınıyoruz. Hükümetten bu konuda çok açık, çok net bir yanıt bekliyoruz." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, çağdaşlaşmak ve uygarlaşmak istediklerini belirterek "Ama Batı'nın Türkiye'ye karşı çifte standart uyguladığını hepimiz biliyoruz." ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği yetkililerine "Türkiye'ye karşı çifte standart uyguluyorsunuz" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"En açık örneği Kıbrıs'tır. Referandumdan sonra doğrudan ticaret tüzüğünü işleme koymadılar. Hala bekliyor. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen hala bekliyor. Tek dillendiren CHP'dir. Türkiye'de eserler, gürlerler, oraya gittiklerinde, kapı arkasında esas duruşta 'Talimatınız var mı?' derler. Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler, böyle bir tabloyu maalesef sergiliyorlar."

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutladı.

Bir ulusun, bir milletin en güçlü kaynağının, yetişmiş insan gücü olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bir ülkede yetişmiş insan gücü varsa, o ülke dünyanın en zengin ülkesidir." diye konuştu.

Yetişmiş insan gücünü, öğretmenlerin yetiştirdiğini, bu nedenle öğretmenlerin, bütün saygın ülkelerde el üstünde tutulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, öğretmenlerin, aynı zamanda toplumun kanaat önderleri olduğunu, kırsalda, kasabada, derdi olanların öğretmenin kapısını çaldığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, aydınlanmanın kaynağının öğretmen olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin 5 temel sorunundan birinin "eğitim" olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, bir ülkenin, dünyada söz sahibi, saygın olmak, büyük buluşlara imza atmak istiyorsa, eğitime önem vermesi gerektiğini vurguladı.

Eğitim reformunu en başarılı gerçekleştiren ülkenin Finlandiya olduğunu, bu reformu gerçekleştiren bakan yardımcısını Türkiye'ye davet ettiklerini ve gerçekleştirdikleri reformu ondan dinlediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Gönül isterdi ki, Milli Eğitim Bakanlığının bütün kadroları da orada olsaydı. Ama olmadı." diye konuştu.

Eğitimin gerçekten milli olup olmadığını soran Kılıçdaroğlu, "Eğitim politikası, bir milli politika olarak belirlendi mi? Milli Eğitim Bakanlığı, gerçekten milli mi? Eğitim politikasını belirleyenler, eğitimin önemini biliyorlar mı acaba? 7 bakan değişti, 7 milli eğitim politikası oluştu. En temel düzenleme, 5 AK Parti milletvekili tarafından kanun teklifi olarak verildi. Hiçbirisi öğretmen değildi. Öğretmenler Günü'nde, öğretmenlerin dertleriyle uğraşıyoruz. Geldiğimiz nokta budur. Devlette liyakat çökünce, liyakatin yerini torpil alınca, niteliksiz, eğitimden bihaber pek çok kişi eğitimi yönlendirmek için belli pozisyonlara getirildi." ifadelerini kullandı.

Fatih Projesi kapsamında ücretsiz bilgisayar verileceği sözünün tutulmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, eğitimin EBA sistemi üzerinden olduğunu, 3 milyon 37 bin öğrencinin internetinin bulunmadığını dile getirdi.

Sayıştay raporuna göre, 138 bin 393 öğretmen eksiği olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Dışarıda da atama bekleyen yüzbinler var. Neden yapmıyorlar?" diye sordu.

Öğretmenlere 3600 ek gösterge verileceğini, en yetkili kişinin söylediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, yıllar geçtiğini ancak 3600 ek göstergenin verilmediğini söyledi. Emekliliği gelen öğretmenlerin 3600 ek göstergeyi beklediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Verin 3600 ek göstergeyi, söz verdiniz. 138 bin öğretmen açığının üzerine bir yüz bin daha eklenecek." dedi.

Köy okullarının açılması, taşımalı eğitime son verilmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, köy okullarının neden açılmadığını sordu.

Kılıçdaroğlu, Ankara, İstanbul, İzmir'de bir sınıfta 50-60 öğrencinin bulunduğunu, kronik rahatsızlığı nedeniyle eğitime devam edemeyen 20 binin üzerinde öğretmen olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Eğitime mi harcayacaksın, Londra'daki tefecilere mi vereceksin? Karar budur. Beşli çeteye milyar dolarları mı aktaracaksın yoksa bu ülkenin pırıl pırıl çocuklarını eğiten öğretmenlere imkan mı sağlayacaksın? Bu, bir siyasi tercih. 'Biz, filan sendikayız. İktidardan destek alıyoruz.' Destek alsan, sana 3600 ek gösterge verirler. Seni kandırıyorlar. Sana 3600 ek gösterge sözü verip, 3600 ek gösterge vermiyorlarsa 'Sana oy yok' diyeceksin. Bir talimat verilirse bugün öğleden sonra 3600 ek gösterge çıkar. Zaten biz kanun teklifini vermişiz. Onlar da versinler. Parlamentodan oy birliğiyle çıksın. Olmuyor."

Kılıçdaroğlu, iktidar olduklarında "Öğretmenler Meslek Kanunu" çıkaracaklarını, öğretmeni toplumda en saygın konuma getireceklerini, hiçbir öğretmenin yoksulluk sınırının altında maaş almayacağını, eğitim yatırımları için özel yasal düzenleme yapacaklarını, toplam yatırımın en az yüzde 18'inin Milli Eğitim Bakanlığı yatırımlarına gideceğini anlattı.

"Onların tercihi öyle, bizim tercimiz böyle. Kararı, sandığa gidince öğretmen verecek." diyen Kılıçdaroğlu, Organize Sanayi Bölgelerinde teknoloji liseleri kuracaklarını, bu okulların, Milli Eğitim Bakanlığı ve Organize Sanayi Bölgesi yönetimiyle ortak yönetileceğini dile getirdi.

Her okulun kendi bütçesi olacağını belirten Kılıçdaroğlu, okul müdürlerinin dilenci hale getirildiğini iddia etti.

Bu beş temel çözümü öğretmenlerin takdirine sunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar, bunu yapmıyorlar; biz yapacağız. Onlar, çocukları, öğretmenleri sevmiyorlar; biz seviyoruz. Onlar, bilimi sevmiyorlar. Biz, bilimi, bilgiyi seviyoruz. Onlar, savurganlığı seviyorlar. Biz, savurganlığı değil, adaleti, hakkı, hukuku, paranın yerinde ve zamanında kullanılmasını savunuyoruz. Onlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerler. Biz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunuruz. Aramızda siyah ile beyaz kadar fark var.

Mustafa Kemal Atatürk, öğretmenleri toplumun saygıdeğer lideri olarak tanımladı. İktidar sahipleri, bir gün çıkıp da, 'Öğretmenler, bu toplum için çok önemli ve hayatidir' dediler mi? Hala iktidarın peşinde giden öğretmen varsa, kimse kusura bakmasın, ben ona öğretmen demem. Öğretmen, iradesini pazarlayan kişi değildir. Öğretmenler Günü'nde öğretmenlere neden bir maaş ikramiye verilmiyor? Bayram gününde sizin sevinmeye hakkınız yok mu? 'Efendim, bütçede para yok'. Bütçede para var; öğretmene, ikramiye verme konusunda siyasi tercih yok. Tercih olsa verecek."

Kılıçdaroğlu, CHP'li milletvekillerinden, her gittikleri ilde öğretmenleri ziyaret etmelerini, saydığı çözüm önerilerini anlatmalarını istedi.

(vş)


Haber Kaynak : HABER MERKEZİ