Adana Ressamlar Derneğİ'nden 24 Kasım Karma Resim Sergisi

“Ah şu mikroplar” tiyatro oyunu çocuklarla buluştu

Uygur, ATAFOD’un konuğu oldu

2020 DÜNYA FELSEFE GÜNÜ MESAJI

Ecdet Güvel’den  “İnce Sözle Yarenlik” kitabı

10. MALATYA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NE BAŞVURULAR BAŞLADI!

YÜREĞİR FİLM AKADEMİSİ BAŞLADI

Hacivat-Karagöz yetim kaldı.

Şehir Tiyatroları sezonu açıyor

“ATATÜRK’ÜN FOTOĞRAFLARININ HİKAYESİ” SERGİSİ AÇILDI

ARATOS FELSEFE OKULLARI’NDA DERS BAŞLADI

Timur Selçuk hayatını kaybetti

ULUSLARARASI KAHRAMANMARAŞ ŞİİR VE EDEBİYAT GÜNLERİ’NE BÜYÜK İLGİ

GESAM’dan “Cumhuriyet İlelebet Payidar Kalacaktır” resim sergisi

ÇDSO’DAN, CUMHURİYET BAYRAMI KONSERİ

Hikmet Karagöz yaşamını yitirdi

Türk Telekom’dan az gören çocuklara sanat atölyesi

YAYINEVİ VE EDİTÖR ESER SEÇER Mİ?

Ressam Müge Süel, “Dans” konulu kişisel resim sergisini açtı

Ressam Süel’den balerin figürlü eserle Cumhuriyet vurgusu

Adana'da Karma Sergi

TÜRK ŞİİRİNİN BÜYÜK ŞAİRİ FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA’YI ANIYORUZ

Şiirleri,  Atatürk Devrimlerinin, Kurtuluş Savaşının geleceğimize silinmez etkileri ile damgasını vuran bir kavganın cümleleri olarak ulusal belleğimizde  yer bulan şairimizi 15 Ekim 2008 günü kaybetmiştik

Ölümünün yıldönümünde saygı ile andığımız Türk Şiirinin Büyük Şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca,  94 yıllık yaşamının 75 yılı boyunca ara vermeksizin şiir yazdı.  Onlarca şiir kitabında yer alan yüzlerce şiiri, edebiyatımızın tanımlarını zorlayarak derinliği zaman zaman metafizik kavramlara ulaşan, çoğu zaman da Atatürk Devrimlerinin, Kurtuluş Savaşının ulusal geleceğimize silinmez etkileri ile damgasını vuran bir kavganın cümleleri olarak belleklerimize kazındı.  Türk insanının  toplumcu, bağımsız  ve onurlu bir yaşam sürmesi adına yürekli çağrılar niteliğine dönüştü.

Dağlarca’nın  bu özelliklerini Üstad Nurullah Ataç daha baştan sezmiş ve kendisini şöyle selamlamıştı: 

“Bugün Bay Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın adı biliniyor, kitapları okunuyor, ama şiirimizdeki önemi, asıl yeri bilinmiyor. Biz onun neler yaptığını, neler getirdiğini gösteremedik. Kolay anlaşılır, güzelliği çabuk sezilir bir kaç şiiri vardır, en çok onlar üzerinde durduk. Ne bileyim? Biz Bay Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı öteki şairler arasında bir şair, öteki şairlerimize benzer bir şair diye tanıttık.

Oysa o öyle değil. O, öteki şairlerimize benzer bir şair değil, hepsinden ayrılıyor. Eskilere uymadığı gibi yenilere de uymuyor. Konuları başka, kalıpları başka, aradığı başka, dili başka. Bunların hepsini kendi yaptı, daha doğrusu  durmadan yapıyor.”

Nerede ise bir yaşamı dolduran ‘bu kendi şiirini oluşturma’ çabasının sonucu olarak Dağlarca, kendi ulaştığı gerçekleri kendi geliştirdiği anlatım özellikleri içinde sergiledi.

Dilimize ‘Türkçem benim ses bayrağım’ deyişini kazandıran ozan, bir yüzyılın dörtte üçünü dolduran şiir yaşamının üçte ikisini Türkçen’nin arınmasına adadı. (*)

DAĞLARCA’NIN 94 YILA DA SIĞMAYAN YAŞAM ÖYKÜSÜ ŞÖYLE:

26 Ağustos 1914 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur. İlköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, ortaöğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde 1933 yılında tamamladı.

 Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik ve Yön gibi dergi ve gazetelerde şiirlerini yayımladı.

1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Âsû adlı eseriyle Yeditepe Şiir Armağanı'nı kazandı (1955-56).[1] Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da "Kitap" kitabevini açtı ve yayıncılığa başladı. Ocak 1960-Temmuz 1964 yılları arasında dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı.

İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine birçok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En iyi Türk Şairi" seçilmişti. Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.

Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiçbir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi şiir dilini kurdu.  Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır.  Şiire nasıl başladığını  şu sözlerle anlatır:

“Evimizdeki şiir havası okuma yazma bilmez iken bile beni etkilemişti. Çocukluğumda kendimi bildiğim  günlerden beri şiirin varlığını duydum. Annem, babam, kardeşlerim gibi onun da ‘biri’ olduğunu sezmiştim. Anlatılan bir masalda kapıların açılırken, ‘Buyurunuz sultanım’ diye ses verdiğini, bu sesin nasıl elde edildiğini düşünmüştüm, bulmuştum. Öyle diyebilirim ki benden önce kimse şiir yazmasa idi, bunun denemelerini karalardım. Okuma yazma öğrenmeyi, şiir okumak ve yazmak için istedim.”

 "Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede 15 Ekim 2008’de yaşamını yitirdi ve  20 Ekim 2008'de Karacaahmet Mezarlığına toprağa verildi.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA'NIN YAPITLARI

Bir zamanlar Sözcü dergisinde (1960) ve Vatan dergisinde (1961-1962) yazdığı, özdeyiş niteliğinde kısa düz yazıları bir yana bırakılırsa, yalnız şiirle uğraşan ve şiirlerini Türkiye’nin hemen hemen bütün edebiyat dergilerine yaymış olan Dağlarca’nın kitapları şunlar:

Havaya Çizilen Dünya (1935)

Çocuk ve Allah (1940)

Daha (1943)k

Çakırın Destanı (1945)

Taşdevri (1945)

Üç Şehitler Destanı (1949)

Toprak Ana (1950)

Aç Yazı (1951)

İstiklâl Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya (1951)

İstiklâl Savaşı-İnönüler (1951)

Sivaslı Karınca (1951)

İstanbul- Fetih Destanı (1953)

Anıtkabir (1953)

Âsû (1955)

Delice Böcek (1957)

Batı Acısı (1958)

Hoo'lar (1960)

Özgürlük Alanı (1960)

Cezayir Türküsü (1961)

Aylam (1962)

Türk Olmak (1963)

Yedi Memetler (1964)

Çanakkale Destanı (1965)

Dışarıdan Gazel (1965)

Kazmalama (1965)

Yeryağ (1965)

Vietnam Savaşımız (1966)

Açıl Susam Açıl (1967)

Kubilay Destanı (1968)

Haydi (1968)

19 Mayıs Destanı (1969)

Hiroşima (1970)

Malazgirt Ululaması (1971)

Kuş Ayak (1971)

Haliç (1972)

Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)

Bağımsızlık Savaşı-Sakarya Kıyıları (1973)

Bağımsızlık Savaşı-30 Ağustos (1973)

Bağımsızlık Savaşı-İzmir Yollarında (1973)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)

Arka Üstü (1974)

Yeryüzü Çocukları (1974)

Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976)

Horoz (1977)

Hollandalı Dörtlükler (1977)

Balinayla Mandalina (1977)

Yazıları Seven ayı (1978)

Göz Masalı (1979)

Yaramaz Sözcükler (1979)

Çukurova Koçaklaması (1979)

Şeker Yiyen Resimler (1980)

Cinoğlan (1981)

Hin ile Hincik (1981)

Güneş Doğduran (1981)

Çıplak (1981)

Yunus Emre'de Olmak (1981)

Nötron Bombası (1981)

Koşan Ayılar Ülkesi (1982)

Dişiboy (1985)

İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)

Takma Yaşamalar Çağı (1986)

Uzaklarla Giyinmek (1990)

Dildeki Bilgisayar (1992)

İçimdeki Şiir Hayvanı (2007)

Mustafa Kemal'in Kağnısı

Yavaşlayan Ömür

Dağlarca’nın aldığı Ödüller de şunlar:

1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması Üçüncülük

1956 Yeditepe Şiir Armağanı

1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü

1966 Türkiye Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Armağanı

1967 International Poetry Forum Yaşayan En İyi Türk Şairi (ABD)

1973 Arkın Çocuk Edebiyatı Üstün Onur Ödülü

1974 Struga 13. Şiir Festivali Altın Çelenk Ödülü (Yugoslavya)

1974 Milliyet Sanat Dergisi Yılın Sanatçısı

1977 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü

2005 Vehbi Koç Ödülü

2008 Kültür Sanat Hizmet Ödülü

 

 

*TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2009 yılında yayımlanan FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA    yapıtından


Haber Kaynak : HABER MERKEZİ