AB Bakanı Ömer Çelik, İtalya Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni´yle görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Çelik, İtalya ile Türkiye´nin birçok ortak noktası olduğuna değinerek, "Aktüel karşılaştığımız konulardan bir tanesi karşı karşıya kaldığımız göç krizi konusunda bundan en sıcak ve en yoğun şekilde etkilenen ülkelerin başında geliuyoruz. Biz Orta Akdeniz´de bu göç krizi ile karşı karşıyayız, İtalya Batı Akdeniz´de bu göç krizi ile mücadele ediyor.,” dedi ve Göç krizi karşısında İtalya´ya beraber çalışabilineceğini söylediğini aktaran Bakan Çelik şöyle devam etti:
"Özellikle yine ortak ajandamız olan Kuzey Afrika, Libya konusunda buraya da hassasiyetle bakıyoruz çünkü Kuzey Afrika´da ortaya çıkacak bir istikrarsızlık, Akdeniz´in yeni göç dalgalarıyla karşı karşıya kalması demek. Geçen gün bir dostumuz bizi ziyaret ettiğinde kendisine şöyle bir soru sordum: Halep konusu bir Orta Doğu konusu mudur? Bir AB konusu mudur? Kuşkusuz bunun cevabı, Halep konusu sadece bir Orta Doğu konusu değildir artık AB konusudur. Halep´te ortaya çıkacak yeni bir istikrarsızlık durumu bizi 1 milyon ya da 2 milyon tane mülteciyle karşı karşıya bırakacaktır. Ölümden kaçan bu insanlara hiç kimsenin kapıyı kapatma hakkı yok. Ölümden kaçan bu insanları kimsenin dışlama hakkı yok. Hele de bazı ülkelerin yaptığı gibi bu mültecilerin botlarını batırma şeklindeki tutumun bugünün dünyasının değerleriyle bir ilgisi yok. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız, sınırlara tel örgüler örerek, askeri birlikler koyarak bu insanları ölüme terk edemeyiz. Birebir anlaşması gerçekleştikten sonra bir günde 7 bin kişi Akdeniz´e geçerken şimdi bu sayılar 20-30´a indi. Bu göç krizi ile doğrudan karşılaşan ülkeler olarak başta Türkiye, Orta Akdeniz´de Yunanistan, Batı Akdeniz´de İtalya´nın sorunu değildir bu sadece bütün dünyanın sorunudur. Bütün dünyanın ortak bir duyarlılıkla bu krizin yönetilmesine sahip çıkması gerekir."
"TÜRK SINIRLARI DAEŞ´TEN TEMİZLENMİŞTİR"
Bakan Çelik bir gazetecinin sorduğu, "AB´nin vize serbestisi için öngörebildiğiniz bir tarih var mı ve gelinen son nokta nedir?" sorusu üzerine şöyle cevap verdi:
"Vize serbestisi konusunda teknik olarak 7 tane kriterden bahsediliyordu, aslında bunların hepsi karşılanmıştır bir tek tartışma konusu olan Terörle Mücadele Yasası ile ilgili olan konudur. Biz burada sürecin Avrupa Konseyi bağlamında oradaki mekanizma bağlamında takip edilmesi ile ilgili bir teklif sunduk. Çünkü ortada şöyle bir durum var, biz DAEŞ, FETÖ, PKK ve PYD gibi birden çok terör örgütünün saldırısı altındayız. Darbe girişimi olmuş, ordudaki generallerin üçte biri, yarısına yakını bu girişime karışmış ve bunlar tasfiye edilmiş, tutuklanmış ama buna rağmen biz hiçbir güvenlik zaafı içine Türkiye´yi ve müttefikleri sokmaksızın DAEŞ´le mücadele için Suriye topraklarına girmişiz. Aylar sürebilir denilen bir operasyonu günler içerisinde gerçekleştirmişiz. 65 ülkenin, koalisyonla elde edemediği başarıyı şu şekilde elde etmişiz, ilk defa ordumuzun Özgür Suriye Ordusu´na destek vermesi ile birlikte Türk sınırları DAEŞ´ten temizlenmiştir ama bu sadece Türk sınırlarının DAEŞ´ten temizlenmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Avrupa sınırları ilk defa DAEŞ´ten temizlenmiştir, aynı zamanda da ilk defa NATO sınırları DAEŞ´ten temizlenmiştir. “