Yeni Adana.net EKONOMİ

Ana Sayfa
Yeni Adana'yı Tanıyalım
İç Haberler
Dış Haberler
Başyazı
Yorum ve Köşe Yazıları
Politika
Ekonomi
Spor
Kultur Sanat
Özel Dosyalar
İletişim ve Künye
Duyuru Reklam
Arşiv
Önemli Linkler
Herkes
Ana Arşiv
VERGİ NO
118 BILINMEYEN TELEFOLAR
ASKİSU BORCU ÖĞRENME
NÖBETÇİ
ECZANELER
T.C. KİMLİK NUMARASI
HAVADURUMU
ÖSS

 

 

 

ÇÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Gürgen, son yıllarda, bölgeye yurtdışı kaynaklı İtalyan, Karniol ve Kafkaf bal arısı ırklarının denetimsiz olarak girdiğini söyledi

Bilinçsiz arıcılık "dejenere ırk" yaratıyor
Türkiye'de bilinçsiz göçer arıcılık uygulanmasının, ırk kavramını ortadan kaldırarak tiplerde dejenerasyona neden olduğu bildirildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Başkanı ve Tarımsal Yayım, Haberleşme Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yaşar Gürgen, Çukurova yöresinin, bitki florasının zengin ve verimli, ikliminin de özellikle kış aylarında arıcılık yapmaya uygun olması nedeniyle bal üretimi açısından önemli yere sahip olduğunu belirtti.
Coğrafi konumu ve ekolojisi ile Kasım-Mayıs ayları arasında arıcılık faaliyetlerinin Çukurova'da yoğunlaştığını dile getiren Prof. Dr. Gürgen, yörenin zengin turunçgil alanları, kültür bitkileri varlığı ve dağlık bölgelerdeki doğal kaynaklara sahip olduğunu kaydetti.
Arıcılık açısından zengin kaynağının bilinmesinin Çukurova'ya ilgiyi artırdığını ifade eden Prof. Dr. Gürgen, ''Yetiştiriciler arı kolonilerini kışlatmak ve geliştirmek amacıyla bu bölgeyi tercih etmektedir. Bölge arıcıların cazibe merkezidir'' dedi.
YERLİ ANADOLU BAL ARISI
Adana ve Mersin'de 2002 yılı verilerine göre toplam 277 bin 839 arı kolonisi bulunduğunu ve 4 bin 592 ton bal, 333 ton da balmumu üretimi gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Yaşar Gürgen, şöyle konuştu:
''Bu iki ilin ortalama bal verimi, 16.5 kilogram kolonidir. Bölgede yaygın olarak bulunan bal arısı ırkı, genel olarak yüksek verimli, hastalık ve zararlılara dayanıklı, yerli Anadolu bal arısı (Apis Mellifera Anatoliaca) tipidir.
Ancak ülke genelinde olduğu gibi bölgede de yıllardan beri bilinçsiz bir şekilde göçer arıcılık sisteminin uygulanması, ırk kavramını ortadan kaldırarak, arı ırk ve tiplerinin dejenere olmasına neden olmuştur. Son yıllarda, bölgeye, yurtdışı kaynaklı İtalyan, Karniol ve Kafkas bal arısı ırkları denetimsiz olarak girmiştir.''
Prof. Dr. Gürgen, denetimsiz arı girişinin önlenmesi için, yetkili kurum ve kuruluşların gerekli önlemleri alarak arıcıların bilgilendirilip bilinçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Gürgen, yönetimi ve taşınması kolay Langstroth ve Dadant tipi modern kovanlar kullanılması, arıcılık yapılacak bölgenin polenli bitki örtüsü bakımından zengin, fakat tarımsal savaşım ilaçlarının kullanılmadığı özelliklerde olması, bal hasadının da nektar akımı kesilmeden yapılması gerektiğini kaydetti. (aa)

Kirişçi, Türkiye'nin kültüründe ve turizminde çok önemli bir yere sahip yaylalarda hazine ile vatandaş arasında süregelen tapu davalarının yasa değişikliği ile giderilmeye çalışıldığını belirtti
Mera Kanunu mağdurlarına
mülklerine kavuşma olanağı

** TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, kanun teklifinin komisyondan geçtiğini bildirerek, '4342 sayılı Mera Kanunu 4. maddesinde, (Mera, Yaylak ve Kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez) hükmü yer alıyor oysa, Güney'deki birçok kentte yayla turizminin yaygın olduğu bölgelerde vatandaşlarımız kadimden beri yayla olduğu iddiası bulunan bu yerlerde tapu sahibi olmuş ve yıllardır yazları ikamet yeri olarak mülkleri üzerinde tasarrufta bulunmuşlardır" dedi.Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete konu olmasına dair istisnai uygulamaya ilişkin yasanın uygulanmasına yönelik sorunun çözümünü amaçlayan Mera Kanunu'nda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifinin TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu'ndan geçtiği bildirildi.
TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kültüründe ve turizminde çok önemli bir yere sahip yaylalarda hazine ile vatandaş arasında süregelen tapu davalarının yasa değişikliği ile giderilmeye çalışıldığını belirtti.
Mera Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu'ndan geçtiğini belirten Komisyon Başkanı Kirişçi, şunları söyledi:
''4342 sayılı Mera Kanunu 4. maddesinde, (Mera, Yaylak ve Kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez) hükmü yer alıyor oysa, Güney'deki birçok kentte yayla turizminin yaygın olduğu bölgelerde vatandaşlarımız kadimden beri yayla olduğu iddiası bulunan bu yerlerde tapu sahibi olmuş ve yıllardır yazları ikamet yeri olarak mülkleri üzerinde tasarrufta bulunmuşlardır.
Bu yerlerde tapu kayıtlarının itiraz süresi dolmasına az bir süre kala Hazine bir çok yerde vatandaşlar aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Bunun neticesinde devlet ve millet davalı duruma düşmüş ve fiili durum kamu vicdanında yaralar açmıştır. Kanundaki değişiklik teklifi de bu ihtiyaçtan doğmuştur.''
Kirişçi, uygulamanın yayla turizminin önünü açacağını ifade ederek, ''Teklif ile üç önemli kriter getirilerek bir yandan vatandaşlarımızın probleminin çözümü sağlanmış bir yandan da mera, yaylak ve kışlakların korunması hedeflenmiştir'' dedi.
KRİTERLER
Kirişçi'nin verdiği bilgiye göre, yasa değişikliğinden faydalanabilecek yerler, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yer alacak ve 1 Ocak 2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları dahilinde yer alacak.
Yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerler olacak.
Bu kapsama giren yerler tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılacak ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam edecek. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmayacak, açılmış davalardan vazgeçilecek.
Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda, Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda infazı yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanacak.
Hazine adına tescil edilmesi gerekirken doğrudan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş bu nitelikteki taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilecek.
Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanacak. Daha önce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da, talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilecek. (aa)

Gülek'te orman arazisine yapılan villalar yıkılıyor
Mersin'in Tarsus İlçesi'ne bağlı Gülek Beldesi'ndeki ormanlık alana yapılan villaların yıkılacağı bildirildi. Mersin Orman Bölge Müdürü Nihat Öz, yaptığı açıklamada, Gülek Beldesi, Adana-Ankara karayolu kenarındaki ormanlık alana yapılan villaların yıkımına bugün başlayacaklarını belirtti.
Orman arazisini işgal ederek tamamı dubleks villa tipinde yapılan 12 binanın, Tarsus Orman İşletme Müdürlüğü tarafından daha önce ''işgal ve faydalanma'' suçuyla mahkemeye verildiğini belirten Öz, ''Mahkeme sonucunda villaların orman sayılan yerlerde olduğuna karar verildi, bu karar, Yargıtay tarafından onandı. İşgalcilere ve gerekli kurumlara başvuruda bulunduk ve evlerin yıkılacağını, mahkeme kararının infaz edileceği bildirdik. Yıkımı yarın gerçekleştireceğiz'' dedi.
Öz, yıkımın, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı, Tarsus Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerince bugün saat 11.00'de yapılacağını kaydetti.(aa)

Son güncelleme:08.03.2005-09.50