ÇÜ
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Gürgen, son
yıllarda, bölgeye yurtdışı kaynaklı
İtalyan, Karniol ve Kafkaf bal arısı ırklarının
denetimsiz olarak girdiğini söyledi
Bilinçsiz
arıcılık "dejenere ırk" yaratıyor
Türkiye'de bilinçsiz göçer arıcılık
uygulanmasının, ırk kavramını ortadan
kaldırarak tiplerde dejenerasyona neden olduğu bildirildi.
Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Ziraat Fakültesi
Tarım Ekonomisi Bölümü Başkanı ve Tarımsal
Yayım, Haberleşme Araştırma ve Uygulama Merkezi
Müdürü Prof. Dr. Yaşar Gürgen, Çukurova
yöresinin, bitki florasının zengin ve verimli, ikliminin
de özellikle kış aylarında arıcılık
yapmaya uygun olması nedeniyle bal üretimi açısından
önemli yere sahip olduğunu belirtti.
Coğrafi konumu ve ekolojisi ile Kasım-Mayıs ayları
arasında arıcılık faaliyetlerinin Çukurova'da
yoğunlaştığını dile getiren Prof.
Dr. Gürgen, yörenin zengin turunçgil alanları,
kültür bitkileri varlığı ve dağlık
bölgelerdeki doğal kaynaklara sahip olduğunu kaydetti.
Arıcılık açısından zengin kaynağının
bilinmesinin Çukurova'ya ilgiyi artırdığını
ifade eden Prof. Dr. Gürgen, ''Yetiştiriciler arı kolonilerini
kışlatmak ve geliştirmek amacıyla bu bölgeyi
tercih etmektedir. Bölge arıcıların cazibe merkezidir''
dedi.
YERLİ ANADOLU BAL ARISI
Adana ve Mersin'de 2002 yılı verilerine göre toplam
277 bin 839 arı kolonisi bulunduğunu ve 4 bin 592 ton bal,
333 ton da balmumu üretimi gerçekleştirildiğini
belirten Prof. Dr. Yaşar Gürgen, şöyle konuştu:
''Bu iki ilin ortalama bal verimi, 16.5 kilogram kolonidir. Bölgede
yaygın olarak bulunan bal arısı ırkı,
genel olarak yüksek verimli, hastalık ve zararlılara
dayanıklı, yerli Anadolu bal arısı (Apis Mellifera
Anatoliaca) tipidir.
Ancak ülke genelinde olduğu gibi bölgede de yıllardan
beri bilinçsiz bir şekilde göçer arıcılık
sisteminin uygulanması, ırk kavramını ortadan
kaldırarak, arı ırk ve tiplerinin dejenere olmasına
neden olmuştur. Son yıllarda, bölgeye, yurtdışı
kaynaklı İtalyan, Karniol ve Kafkas bal arısı
ırkları denetimsiz olarak girmiştir.''
Prof. Dr. Gürgen, denetimsiz arı girişinin önlenmesi
için, yetkili kurum ve kuruluşların gerekli önlemleri
alarak arıcıların bilgilendirilip bilinçlendirilmesi
gerektiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Gürgen, yönetimi ve taşınması
kolay Langstroth ve Dadant tipi modern kovanlar kullanılması,
arıcılık yapılacak bölgenin polenli bitki
örtüsü bakımından zengin, fakat tarımsal
savaşım ilaçlarının kullanılmadığı
özelliklerde olması, bal hasadının da nektar
akımı kesilmeden yapılması gerektiğini
kaydetti. (aa)
Kirişçi,
Türkiye'nin kültüründe ve turizminde çok
önemli bir yere sahip yaylalarda hazine ile vatandaş arasında
süregelen tapu davalarının yasa değişikliği
ile giderilmeye çalışıldığını
belirtti
Mera Kanunu mağdurlarına
mülklerine kavuşma olanağı
** TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı
Vahit Kirişçi, kanun teklifinin komisyondan geçtiğini
bildirerek, '4342 sayılı Mera Kanunu 4. maddesinde, (Mera,
Yaylak ve Kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez)
hükmü yer alıyor oysa, Güney'deki birçok
kentte yayla turizminin yaygın olduğu bölgelerde vatandaşlarımız
kadimden beri yayla olduğu iddiası bulunan bu yerlerde tapu
sahibi olmuş ve yıllardır yazları ikamet yeri
olarak mülkleri üzerinde tasarrufta bulunmuşlardır"
dedi.Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete
konu olmasına dair istisnai uygulamaya ilişkin yasanın
uygulanmasına yönelik sorunun çözümünü
amaçlayan Mera Kanunu'nda değişiklik yapılması
hakkındaki kanun teklifinin TBMM Tarım Orman ve Köyişleri
Komisyonu'ndan geçtiği bildirildi.
TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı
Vahit Kirişçi, yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin kültüründe ve turizminde çok
önemli bir yere sahip yaylalarda hazine ile vatandaş arasında
süregelen tapu davalarının yasa değişikliği
ile giderilmeye çalışıldığını
belirtti.
Mera Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi'nin TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu'ndan
geçtiğini belirten Komisyon Başkanı Kirişçi,
şunları söyledi:
''4342 sayılı Mera Kanunu 4. maddesinde, (Mera, Yaylak ve
Kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez) hükmü
yer alıyor oysa, Güney'deki birçok kentte yayla turizminin
yaygın olduğu bölgelerde vatandaşlarımız
kadimden beri yayla olduğu iddiası bulunan bu yerlerde tapu
sahibi olmuş ve yıllardır yazları ikamet yeri
olarak mülkleri üzerinde tasarrufta bulunmuşlardır.
Bu yerlerde tapu kayıtlarının itiraz süresi dolmasına
az bir süre kala Hazine bir çok yerde vatandaşlar
aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmıştır.
Bunun neticesinde devlet ve millet davalı duruma düşmüş
ve fiili durum kamu vicdanında yaralar açmıştır.
Kanundaki değişiklik teklifi de bu ihtiyaçtan doğmuştur.''
Kirişçi, uygulamanın yayla turizminin önünü
açacağını ifade ederek, ''Teklif ile üç
önemli kriter getirilerek bir yandan vatandaşlarımızın
probleminin çözümü sağlanmış
bir yandan da mera, yaylak ve kışlakların korunması
hedeflenmiştir'' dedi.
KRİTERLER
Kirişçi'nin verdiği bilgiye göre, yasa değişikliğinden
faydalanabilecek yerler, belediye ve mücavir alan sınırları
içerisinde yer alacak ve 1 Ocak 2003 tarihinden önce kesinleşen
imar planları dahilinde yer alacak.
Yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak
olarak kullanımı teknik açıdan mümkün
olmayan yerler olacak.
Bu kapsama giren yerler tahsis amacı değiştirilerek
Hazine adına tescilleri yapılacak ancak, bu nitelikteki
taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları
adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep
edilmeksizin aynen devam edecek. Bunlar hakkında Hazinece dava
açılmayacak, açılmış davalardan
vazgeçilecek.
Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili
belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan
davalar sonucunda, Hazine adına tesciline veya mera olarak sınırlandırılmasına
ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen
ve henüz tapuda infazı yapılmamış olan
taşınmazlar hakkında da aynı hüküm
uygulanacak.
Hazine adına tescil edilmesi gerekirken doğrudan gerçek
ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş
bu nitelikteki taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan
davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin
toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak
bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilecek.
Bu hüküm, henüz dava açılmamış
taşınmazlar hakkında da uygulanacak. Daha önce
açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera,
yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına
ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen
kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları
da, talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki
maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilecek.
(aa)
Gülek'te orman arazisine yapılan villalar yıkılıyor
Mersin'in Tarsus İlçesi'ne bağlı Gülek
Beldesi'ndeki ormanlık alana yapılan villaların yıkılacağı
bildirildi. Mersin Orman Bölge Müdürü Nihat Öz,
yaptığı açıklamada, Gülek Beldesi,
Adana-Ankara karayolu kenarındaki ormanlık alana yapılan
villaların yıkımına bugün başlayacaklarını
belirtti.
Orman arazisini işgal ederek tamamı dubleks villa tipinde
yapılan 12 binanın, Tarsus Orman İşletme Müdürlüğü
tarafından daha önce ''işgal ve faydalanma'' suçuyla
mahkemeye verildiğini belirten Öz, ''Mahkeme sonucunda villaların
orman sayılan yerlerde olduğuna karar verildi, bu karar,
Yargıtay tarafından onandı. İşgalcilere
ve gerekli kurumlara başvuruda bulunduk ve evlerin yıkılacağını,
mahkeme kararının infaz edileceği bildirdik. Yıkımı
yarın gerçekleştireceğiz'' dedi.
Öz, yıkımın, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü'ne
bağlı, Tarsus Orman İşletme Müdürlüğü
ekiplerince bugün saat 11.00'de yapılacağını
kaydetti.(aa)