Yeni Adana.net 5 OCAK

Ana Sayfa
Yeni Adana'yı Tanıyalım
İç Haberler
Dış Haberler
Başyazı
Yorum ve Köşe Yazıları
Politika
Ekonomi
Spor
Kultur Sanat
Özel Dosyalar
İletişim ve Künye
Duyuru Reklam
Arşiv
Önemli Linkler
Herkes
Ana Arşiv
VERGİ NO
118 BILINMEYEN TELEFOLAR
ASKİSU BORCU ÖĞRENME
NÖBETÇİ
ECZANELER
T.C. KİMLİK NUMARASI
HAVADURUMU
ÖSS

 

 

 

2005 yılı 5 Ocak'ını Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevinde daha etkin ve geniş tabanlı bir savaşıma açılmanın "YENİ BİR BAŞLANGIÇ"ı yapmanın zamanı olarak görüyoruz
Kurtuluş Bayramımız kutlu olsun!..

Adana'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83. yıldönümünü kutluyoruz. 5 Ocak 1922'nin üzerinden 83 yıl geçmiş bulunuyor.
5 Ocak 1922: Kimileri için bu tarih, geçmişin derinliklerinde kalmış bir olayı simgeliyor olabilir. Dile kolay... Kaç kuşak geçmiş aradan! Genç kuşaklar için belki de bu gün bayrakların asıldığı, törenlerin yapıldığı, okullarda anıların anlatıldığı, şiirler okunduğu olağan bir takvim yaprağı...
Gerçek bu mu? Türk ulusunun varlığını birinci amaç olarak gören; Türk vatanının bütünlüğünü tartışılmaz bir ilke olarak özümseyen; bu topraklarda herkesin güven içinde, başı onurla dimdik ve toplumsal gönencin her zerresinden eşit olarak yararlandığı bir sistemde yaşamasını amaç edinen kimileri için ise 5 Ocak Atatürk Cumhuriyeti'nin aydınlık gerçeği. Her yıl değil, belki her gün yaşanması gereken "YENİ BİR BAŞLANGIÇ" adımı.
Türkiye bugün de küresel çıkar hesaplarının, Ortadoğu uluslarının canı ve kanı pahasına savaş ve şiddet fırtınalarına dönüştüğü bir kavşak noktasında yeniden! 1914'lerin "emperyal" çatışmaları daha çaplı boyutlarda topraklarımız ve yaşam alanlarımız üzerinde sürüyor. Türk ulusu bu arada içten ve dıştan bölücü, teslimiyetçi saldırılar karşısında bulunuyor. Bir yandan ABD'nin dayatmaları, bir yandan Avrupa Birliği kılığına girmiş, o günlerin "Düvel-i Muazzama"sının yarattığı "ulusallıktan" uzaklaştırma hamleleri, Türkiye'yi neredeyse Mondros sonrası, Sevr öncesi gelişmelere taşıyor.
2005 yılı 5 Ocak'ını bu tehlikelerin bilinci ile Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevinde daha etkin ve geniş tabanlı bir savaşıma açılmanın "YENİ BİR BAŞLANGIÇ"ı yapmanın zamanı olarak görüyor; ülkenin bütünlüğü ve ulusun geleceği konusunda kaygı taşıyan tüm yurttaşlarımızı 'yurttaş olmanın sorumluluğunu' üstlenmeye davet ediyoruz.
5 Ocak Kurtuluş Günü’nü, “Özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir” diyen Atatürk’ün, bağımsızlıkçı çizgisi doğrultusunda anlamamız ve kutlamamız gerektiğine inanıyoruz.
Yaşadığımız süreç bunun gerekliliğini daha yalın bir şekilde göstermektedir.
Kurtuluş Bayramımız kutlu olsun!..
Yeni Adana


Ahmet Remzi Yüregir’in kaleminden
Adana’nın Kurtuluşu ve 5 Ocak Bayramı

Yazarımız T.Zeynep Yüregir’in, gazetemizin kurucusu Ahmet Remzi Yüregir’in Kurtuluş Savaşı Anıları’nı sadeleştirerek yayına hazırladığı “Kuvayi Milliye Ateşi” adlı kitapta Adana’nın ve tüm Çukurova’nın kurtuluşunu sağlayan Ankara Anlaşması sonrasında yaşanan süreç şöyle anlatılmaktadır.
2: ADANA’ YA DÖNÜŞ
Üç gün sonra Bozantı’daki Adana il örgütü Adana’ya hareket edecekti. Doğal olarak Yeni Adana da bunlarla birlikte Adana’ya göçecekti. Aylarca Bozantı’da yayın yaparak Ulusal Savaşımın gerçek evrelerini yurttaşlarına bildirmiş ve yurdun kurtulması için haykırmış olan Yeni Adana’nın da Bozantı’dan ayrılma zamanı gelmişti. Göç hazırlıklarına başlamış olan Yeni Adana, 27 Kasım 1921 günü 184. sayısında yer alan bir başyazı ile Bozantı’ya veda ederek yayınına ara vermişti.
VEDA
Şu buzlu, karlı dağlar arasında tam iki yıldır vatan kaygısı, erdem tutkusuyla haykırdık. Hiç bir acı, hiç bir yoksunluk bizi yürüdüğümüz yollardan çeviremedi. Ulusal vicdanımızın gösterdiği yollarda endişesiz, korkusuz yürüdük. Bu gün, üç yıldır bağımsızlığından ve bayrağından yoksun kalan anayurdumuza dönüyoruz. Geçen kara günlerin en büyük ödülü bu mutlu günleri görmektir.
Silahıyla çalışan kahramanların ulu ve kutsal aşklarına tercüman olarak davamızı gücümüz yettiğince savunduk. Gördüğümüz yakınlık ve sevgi bize daima umut ve cesaret verdi. Kalbimizde, elinde silahını taşıyan bir kahraman kadar güven ve azim vardı. Buazim bizi anavatanımızın kucağına kadar götürdü.
Artık bu nüshadan başlayarak savaşımımıza siper olan şu dağlara veda ediyor, kahraman halkımızın Çukurova’ya açtığı kapılardan biz de yuvamıza dönüyoruz.
Bundan böyle kurtulan yurdumuzda daha büyük çabayla çalışacağız. Şimdi şu yanımızdaki kahramanların ve yoksulluktan ölen gelin-kız mezarlarının üzerinde kışın zalim rüzgarı esmeğe başladı. Artık biz bu dondurucu yerleri terk ederken arkamızda adsız birçok toprak yığınları kalıyor, neşe ve sevinç içerisindeyken bizim içimize diken gibi batan tek şey vatan kaygısı önünde bu topraklar altında gizlenen kahramanlar ve o kahramanların acı içinde sessizce can veren kızlarının, gelinlerinin mezarıdır. Her şeyi arkada bırakabiliyoruz. Ancak bunlar içimize düğüm oluyor. Başımızı yüz kez arkaya çevirtiyor. Evet, bize cennet yurdumuzun kapısını açan hep bunlardır. Biz şimdi bunlara veda ediyoruz.
Büyük ölüler, size veda ediyoruz! Sizlerin kahramanlıklarınıza, sabır ve dayancınıza daima saygı göstereceğiz. Üzerinizde açan çiçekleri daima koklayıp sizleri anacağız.
İçimizde en büyük andaç olarak sizlerin hayalinizi, kimsesiz bilinmeyen adlarınızı taşıyacağız.
Biz bugün şu dağ başından ayrılıp mutlu ocaklarımızın başına dönerken, dağılan yuvalarımızı yapmaya giderken en önce sizin önünüzde baş eğiyoruz, size veda ediyoruz.
Savaşımımızda hiç bir zaman erdem ve haktan ayrılmayacağız. Namus ve erdemin en büyük savunucusu olarak çalışacağımız gibi, haksızlığa, zalimliğe karşı da varlığımızı feda etmekten çekinmeyeceğiz.
Bugün çevremizdeki yüzlerce sahipsiz mezar bize daima bu yolu gösteriyor. Biz o derinliklerden yükselen,’Kanımız heder olmasın!’ çığlığını, kutsal bir sesi işitiyoruz.
YENİ ADANAADANA’MIZA GİDİYORUZ
Kasımın son günleri gelmişti. Ankara anlaşmasıyla imza edilen protokole göre, Bozantı’da bulunan Adana il örgütü Aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Adana’da hükümet dairelerini teslim alacak ve orada iş görmeye başlayacaktı. Bundan ötürü ilin ileri gelenleri bir gün önce, yani 30 Kasım’da, Bozantı’dan hareket ederek o akşam Adana’ya varacak, o geceyi Adana’da geçirdikten sonra sabah erkenden hükümet dairesine gidecekti.
Bozantı’da program böyle hazırlanmıştı. Bununla birlikte daha önceden askeri işler için bölge kumandanı Muhiddin Paşa ile yönetim işleriyle ilgilenen İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Hamit Bey Adana’ya gitmişti.
Bozantı’da toplanmış olan binlerce insan Adana’ya bir an önce kavuşmak için il örgütünü götürecek trenle gitmek istiyordu. Doğal olarak buna olanak yoktu, çünkü bu kadar insanı tren taşıyamazdı. Polis ve jandarmalarımızın önemli bir bölümü daha önceden Adana’ya gönderilmişti. Halk bu günleri heyecan ve sevinç içinde yaşıyordu. Gecelerini sabahlara kadar uyumadan, ateş yakarak, halk oyunları oynayarak geçiyordu.
Bozantı mahşer yerini andırıyordu, çünkü bu günlerde çevre köyler ile Bor, Niğde, Ereğli, Karaman, Konya ve Kayseri’de bulunan Adana göçmenleri Bozantı’ya akın etmiş ve Adana yolunu tutmuşlardı. 29 Kasım’da il örgütünü götürecek tren hazırlanmıştı, 30 Kasım sabahı Bozantı’dan hareket edecekti.
VİLAYET ÖRGÜTÜ YOLA ÇIKTI

30 Kasım 1921 Çarşamba sabahı saat 8’de Adana il örgütünü taşıyan tren Bozantı’dan Adana’ya doğru hareket etmişti. Bu tarihsel tren güzel bayrağımızla ve Toros’un yeşil çam dallarıyla süslenmişti. Tren her istasyonda sonsuz alkışlarla karşılanıyor, ‘Yaşasın ulus! Yaşasın Gazi!’ çığlıkları göklere çıkıyordu.
Halkın bu candan ve içten gelen ilgisi çok yerindeydi, çünkü aylarca anayurttan uzak kalmış, toprak deliklerinde, mağara köşelerinde, ağaç altlarında yaşam sürerek yurt özlemi çekmiş ve bu süre içinde birçok evladını yoksulluktan, düşman bombasından ve kurşunlardan yitirmişti.
Bugün o özverilerin ödülünü alıyordu, güzel yurduna, güzel bayrağına kavuşuyordu. Bundan ötürü ne kadar sevinse, ne kadar coşsa hakkıydı. Hele güzel yurdunu kan ve ateş beldesi durumuna getiren zalim ve kan dökücü kitlenin kirli ayaklarının bu yurt parçası üzerinden çekilmesi ayrıca sevinilecek bir şeydi.
Bütün sevinçler birbirine karışıyordu. Adana örgütünü götüren tren bütün istasyonlarda böylece karşılanarak işgal bölgesindeki ilk istasyon olan Yenice’ye varmıştı. Burada işgalin acı anılarını gösteren insanlar ve izler göze çarpıyordu. Bu durum Bozantı’dan gelenlerde tuhaf bir etki yaptı, ancak tez geçti.
Yenice’deki Fransız görevlileri gelerek Valiyi ve ileri gelenleri selamladılar ve ‘Hoş geldiniz!’ dediler. Doğal olarak karşılık verildi. Tren biraz durduktan sonra Adana’ya yollandı.
BEKLENMEDİK
BİR OLAY

Tren Kahyaoğlu İstasyonu’na gelmişti ki, orada treni bir görevli karşıladı. Bu kişi, Adana’daki İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Hamit Bey tarafından gönderilmişti. Görevlinin getirdiği ileti şuydu: Fransızlarla imza edilen protokole göre 1 Aralıktan önce Türk bayrağını çekme yetkisi yalnız Adana’da Hamit Bey’in ve Muhiddin Paşa’nın konakladığı yerlere verilmişti.
Öyle iken Aralık ayı başlamadan Adana’ya gitmekte olan Bozantı treninde bayrak vardı. Dolayısıyla bu durum protokole aykırı imiş... Hem de bu durumda Adana’ya girilecek olursa halk coşarak olay çıkarırmış... Bunun için trenlerdeki bayrakların indirilerek tren öylece Adana istasyonuna girecekmiş!
Bu öneri herkeste büyük bir gerginlik uyandırdı ve çekilmiş Türk bayrağının indirilmesine hiç kimse taraftar olmadı. Başta Vali Hilmi Bey olmak üzere herkes bayrağın indirilemeyeceği yanıtını verdi. Bu konuda her iki taraf da haklıydı. Ancak ortada kesin bir hata vardı. Şöyle ki, böyle bir günde gelecek trende kesinlikle bayrak bulunacaktı. Madem ki, protokole uymak gerekliymiş, bunu Adana’daki kurulumuzun önceden Bozantı’ya bildirmesi gerekirdi ve ona göre de trene bayrak çekilmezdi. Öyleyken böyle bir şey haber verilmedi. Trene bayrak çekildikten sonra indirmek çok zordu.
Sonunda bu tartışma Şakirpaşa İstasyonu’na kadar sürdü. Güzel bayrağımız tren üzerinde dalgalanıyordu. O zaman şuna karar verildi: Trenden bayraklar indirilmeyecek. İl örgütü de Şakirpaşa’da inerek Adana’ya oradan girecekti.
Bu karar hemen uygulandı. Yolcular Şakirpaşa’da inerek araba ve otomobillerle Adana’mıza girdi. Doğal olarak binlerce karşılayan ile dolu olan Yeni İstasyon’daki halk, il örgütünü görmekten yoksun kaldı. Yine de bu tartışma sırasında sayılamayacak kadar Adanalı Şakirpaşa’ya akın etmişti.
İl örgütü akşam vakti Adana’ya girdi, vali ve bazı arkadaşları geceyi Suphi Paşanın evinde konuk olarak geçirdiler. Sabah erkenden Vilayet Konağı teslim alınarak güzel bayrağımız konağın üzerine çekilecekti. Artık bu mutlu dakikalar yaklaşıyordu.
BOZANTI’DAN GELENLER
VİLAYETİ DEVRALIYOR

1 Aralık sabahı olmuştu. Vali ve arkadaşları Vilayet Konağına giderek oradakilerden görevi teslim alacaklardı.

Vali ve Jandarma Komutanı otomobille, diğer kişiler ise araba ile hareket ettiler. Protokol gereğince önce Vilayet Konağı üzerindeki Fransız bayrağı indirilecek, yerine Türk bayrağı çekilecekti. Artık bu saat gelmişti. Binlerce insan Vilayet alanında toplanmış, sıra sıra kurbanlar hazırlanmıştı.
MÖSYÖ HASLER’İN ÖFKESİ
Bu sırada bir olay çıktı. Ramazanzade Müçteba Efendi önceden hazırlamış olduğu Türk bayrağını bir bohça içerisine koyarak ve elleri üzerinde tutarak Vilayet Konağının üst salonuna geldi. İleri gelenler de oradaydı. Müçteba Efendi bayrağı çekecek kişiye teslim etmek üzere iken Fransız Genel Valisinin Genel Sekreteri Binbaşı Hasler göründü. Bu adam Müçteba Efendiyi elinde bayrakla dolaştığını görünce sinirlenmiş olacak ki, ihtiyarın üzerine yürüdü,onu öfkeyle itti ve söylendi. Binbaşı Hasler bu hareketiyle kötü duruma düştüğünü algılayamıyor ve hala kendisini eski konumunda tartışmasız amir sanıyordu.
Orada bulunan kişiler bu davranışa gülmekle yanıt verdiler ve biraz da özürlü saydılar, çünkü durum bizim için çok onurlu olmakla birlikte onlar için çok acıydı. Neyse, Binbaşı Hasler’in bütün telaş ve öfkesine rağmen bayrağımız Askerlik Dairesi Başkanı Cevat Salim Bey tarafından Müçteba Efendiden alınarak Fransız bayrağının indirildiği direkteki ipe bağlandı ve orada bulunanların hepsinin ipe sarılmasıyla tepedeki yerine çekildi.
Bu anda Adana alkış tufanına boğuldu. Alanda kurbanlar kesiliyor, ulusal marşlar söyleniyor ve ‘Yaşa Gazi!’ sesleri her yanı çınlatıyordu.
Bu sevinç günlerce sürdü. Böylece bayrağımız çekilerek Vilayet Konağına el konmuştu. Bundan sonra görevliler Fransızlardan görevlerini teslim aldılar.
Ulusal hükümet görevlileri yerlerine oturarak Ankara adına göreve başladılar ve Adana eylemli olarak bizim oldu.
Yalnız anlaşma gereğince 5 Ocak tarihine kadar Fransız görevlileri ve askerleri hiçbir şeye karışmayarak boşaltma işiyle ilgileneceklerdi.
YENİ ADANA, ADANA’DA
YENİDEN ÇIKMAYA BAŞLIYOR

Bundan önce de yazılmış olduğu üzere ‘Yeni Adana’ ilk işgal günlerinde, 25 Aralık 1918 tarihinde Adana’da yayınlanmaya başlamış, ancak bir ay kadar süren yayını işgal komutanlığı ve hainlerin işine gelmemiş olduğundan durdurulmuş ve sonunda matbaası süngülü askerler tarafından basılarak her şeye el konulmuştu. Matbaanın sahipleri ve gazetenin yetkilileri tutuklandıktan ve hapsedildikten sonra Kilikya dışına sürgün edilmişlerdi.
Böylece Yeni Adana, Adana cephesinde savaş başlayıncaya kadar yayınına ara vermek zorunda kalmıştı. Başlayan savaşla birlikte yeniden bir süre Karaisalı’da önce müstensih (Teksir, çoğaltma makinesi, şapirograf) ile, daha sonra sağlanan hurufat ve bir el tezgahı ile çıkmış ve bir süre de vagonlarda hatta Belemedik istasyonunda yayınlanmıştı. Sonunda Bozantı’da sağlanan küçük bir yerde yine el tezgahı ile Adana’mıza kavuşuncaya kadar yayınını sürdürmüş ve Bozantı’da 184. sayıya kadar çıkarılmıştı.
Ankara anlaşmasının imzası ile Adana’mıza kavuşunca ‘Yeni Adana’’da yuvasına dönmüş, bir takım hazırlıklarını tamamlayarak ve 9 Aralık 1921 tarihinde 185-1 sayı ile Adana’da yayınlanmaya başlamıştı.
KAHRAMAN ASKERLERİMİZ
ADANA’YA GİRİYOR

Yeni Adana gazetesinin 23 Aralık 1921 tarih ve 191-7 sayılı nüshasında kahraman askerlerimizin Adana’ya girişiyle ilgili ayrıntılı haberler, karşılıklı konuşmalar ve günün anlamıyla ilgili bir başyazı yayınlanmıştır.
Bunları aşağıya aktarıyoruz:
TARİHİ BİR GÜN:
KAHRAMAN ASKERLERİMİZİN ŞEHRİMİZİ ALIŞI

Önceki gün askerlerimizin saat bir de Yeni İstasyon tarafından şehre gireceği haber alınmıştı. Herkesin kalbi benzersiz bir heyecan ve sevinçle titriyordu. Omuzlarında bayraklarını taşıyan kafileler istasyona doğru koşuyorlardı. Memleketin kadın ve erkeği kahraman askerlerimizi karşılamaya gidiyorlardı. İstasyon önündeki boş tarlalar, dalgalanan bayraklarla bir lale bahçesi gibi kıpkırmızı bir görüntü sergiliyordu.
ASKER GELİYOR

Uzaktan, bağlar arasından, kahraman askerlerimiz başlarında bir mızraklı süvari birliği ve mızıkalarıyla büyük bir heybetle ilerliyordu. Halk alkış tufanı arasında yıllardan beri özlemini çektiği kahramanları kucaklayarak ağlıyordu. Kolbaşı, büyük İstasyon caddesini izleyerek Kolordu binasına doğru yürüyor, yolların üzerine dökülen binlerce insan tarafından alkışlanıyordu. Asker sanki halkın kucaklarında taşınıyor gibiydi. Belki Adana, kurulduğundan beri böyle heybetli ve heyecanlı bir görüntüye tanık olmamıştı.
ASKERİN BAYRAĞI

Sakarya’da eşsiz sahneler yarattıktan sonra Çukurova’ya gelen askerlerimizin önünde kendilerinin gazi bayrakları dalgalanıyordu. Rengi, savaş alanlarında solmuş ve delik deşik olmuş bu şanlı sancak, omuzlarında yükselen kahramanların nasıl insanlar olduklarını ilan ediyordu. O bakır renkli, heybetli insanlar büyük bir ağırbaşlılık ile bu bayrak altında yürüyorlardı.
DİKKAT ÇEKEN BİR KADIN

Askerin önünde yaşlı bir kadın çarşafını omuzlarından aşağıya atmış, elinde küçük bir Türk bayrağı taşıyordu. Sürekli kahramanlık türküleri söyleyerek, kahramanları alkışlıyordu. Onların kahramanlıklarını haykırıyordu. Gözlerinin içinde benzersiz bir sahne canlanan bu zavallı ihtiyar kadıncağız, bir kardeşini, bir damadını savaş alanlarında yitirmiş ve kimsesiz kalmıştı. Şimdi gönlünü, önlerine düştüğü askerlerin kahramanlıklarını okumakla teselli ediyordu.
ANLATILMASI GÜÇ SAHNELER
Yolların üzerine toplanan kadınlardan bir çokları askerlerin ayaklarına ayaklarına yüzlerini sürerek ağlıyorlar, bu soylu askerleri kutsuyorlardı. Zavallı askerler görülmemiş bir görüntü karşısında yüzlerini yürüdükleri yerlere süren bu kadınları yalvararak, ağlayarak yerden kaldırıyorlardı. Bu sahneyi tanımlamanın olanağı yoktu. Ovuşturulan gözler bile bu görüntülere katlanamıyordu.
SANCAK ÇEKİLMESİ
Bu eşsiz alay caddeyi izleyerek, oldukça düzenli bir durumda yolun iki yanında duran kız ve erkek öğrencilerin alkışları ve ulusal şiirler arasında Kolordunun çevresine toplandı. Sayısız esnaf kuruluşlarının hazırladıkları çeşitli biçimde süslenmiş kurbanlar tekbir ve tehlil (Tanrının yüceliğini ve tek olduğunu belirten sözler) sesleri arasında kesildikten sonra, bölge komutanı Muhiddin Paşa sancak direğine doğru yürüdü. Emir subayı tarafından tutulan bayrağı öptükten sonra, mızıka selam marşını çalarken, bayrak merkez komutanı Ata Bey tarafından çekildi.
Bayrak, polisler, jandarma merkez bölüğü ile bir askeri birlik tarafından selamlandı. Daha sonra Muhiddin Paşa tarafından askerlere seslenen değerli bir söylev verildi.
ADANA BÖLGE KOMUTANI
MUHİDDİN PAŞANIN ASKERE SÖYLEVİ

“Tanrıya bin kere şükran ve övgülerimi sunarım ki, bu mutlu ve onurlu günleri bize gösterdi.
Yıllardan beri ülkemizin bütünlüğünü, özgürlüğünü, bağımsızlığını kazanmak için yaptığımız özverilerin, Ulusal savaşımımızın birinci ödülü olan bu toprakları ve bu topraklarda şu günleri gördük.
Ulusal And’a karşı gösterdiğimiz bağlılık yurdumuzun kurtuluşu için cephelerde döktüğümüz kan, halkımızın kahramanlığı inşallah bu günleri güzel İzmir’de, İstanbul’da, Edirne’de gösterecektir. (Alkışlar)
Silah Bırakışmasından sonra ulusumuzun hiçbir davranışa kalkışamayacağını sananlar ulusumuzun gösterdiği bu harikalar karşısında hayrette kaldılar.
Bu gün yüreklerimizi heyecanlandıran, bize bu mutlu ve benzersiz günleri gösteren, cephelerde döktüğümüz kan, gösterdiğimiz azim ve iradedir. Bugün şu memleketin size yaptığı gösteri, size şükran ve bağlılık göstermek için yapılmıştır. Böylece karşılanmışızdır. Biz özverili oldukça, biz görevimizi yaptıkça, bizi her yerde karşılayacak ulusun bu gibi heyecanlı sevgileri ve gösterileri olacaktır. Yok, eğer bize düşen özveriyi yapamaz isek bizi karşılayacak olan düşmanın boyunduruğu, düşmanın süngüsüdür.
Böyle onurlu bir günde bulunmak mutluluğunu bana veren, beni Adana’nın askerce teslim alınmasına görevlendiren, başkumandanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşaya bütün yüreğimle minnettarım.
Asker! Yalnız şunu belleğinizde tutunuz: bizi çok mutlu eden ve sonsuz bir biçimde heyecana getiren şu günleri görmek onurunu yaşarken fazla kan dökülmesini engelleyerek, sevgili Adana’mızı bize geri veren Fransa’yı unutmamak gerekir.
Fransa daima bizimle birlikte kalmış bir ülkedir. Kırım’da bizim amaçlarımız için, bizim vatanımız için yan yana savaşmıştır. Fransa ile aramızdaki dostluktan hiç bir şey eksilmemiştir. Belki bir gün, yine yan yana savaşacağız.
Bir buçuk yıldan beri, dışarıda kendi ulusu arasında bizim için yorulmaz bir çabaya girişen Franklin-Bouillon’u belleğinizden çıkarmayınız.
Türk, kendisine sevgi ve dostluk gösterenlere karşı daima minnetlidir, daima o kişileri anıları arasında tutar. Sonra Türk, sözünün sahibidir, verdiği sözlere bağlıdır. Felakete yuvarlandığımızı gördüğümüz durumda bile Umumi Harpte verilmiş olan sözden dönmemek için özverilerimizi sürdürmemiz ne açık bir tanıklıktır. Ve bütün dünya bizim sözümüzde ne kadar direneceğimizi bu bağlamda gördü.
Asker! Görevimiz son bulmuş değildir. Ulusal Savaşımımızın semeresini bütünüyle görmedikçe, bütün ülkemizin esenliğini sağlayıncaya ve vatanımızı bütünüyle kurtarıncaya kadar savaşımımızı sürdüreceğiz. Hiç kuşkusuz bir gün gelecek ki, bütün dünya çabalarımızı değerlendirecek ve hep bir ağızdan hakkımız için bağıracaktır. Biz süngülerimizi Edirne’mize kadar vatanımızı kurtardıktan sonra yerine koyacağız.
Ulusumuz hiç bir tarihte köle olmamıştır. Bin yıldan beri efendi yaşamış ve bundan sonra da binlerce yıl efendi yaşayacaktır. (Şiddetli alkışlar) Ve ulusal onurumuz herkes tarafından kuşkusuz onaylanacaktır.
Askerler!. Her vakıt yüzünüz böyle ak olsun. Her vakıt utkulu olunuz. Sizi bu gün böyle karşıladığımı Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Paşanın bilgilerine sunacağım. Bu muştulu haber bütün vatanımıza yayılacak; ulus yeni baştan bayram yapacaktır.”
Muhiddin Paşanın bu heyecanlı söylevinden sonra Nakibüleşraf2 tarafından güzel bir dua okundu. Ve törene son verilerek Franklin-Bouillon’un konutuna gitmek üzere yönelindi.
Törene katılan halkımızın, özellikle esnafların gösterdiği beğeni toplayan ilgileri göğsümüzü kabartacak derecede yüksekti. Vatana ilgilerini her bağlamda gösteren bu saygın insanlar, bu gösteride de en önde bulunmuşlardı.
Özellikle Tabaklar esnafının her zaman olduğu gibi düzenli ve ahenkle çaldıkları ulusal marşları dinleyiciler üzerinde çok hoş etkiler yaratmıştı.
Tabaklar esnafından sonra Köşker esnafı geliyordu. Diğerleri de bu oranda katılmışlardı. Esnaflarımızı bu konuda tekrar tekrar alkışlarız.
ADANA’NIN KURTULUŞ BAYRAMI NASIL OLMUŞTU?

Bilindiği üzere Adana’mız 5 Ocak 1922 gece yarısından sonra tümüyle işgal kuvvetlerinden temizlenerek kesin olarak bize teslim edilmişti. İşte bütün Çukurovalılar bu tarih ve saati, Kurtuluş Bayramı olarak kabul etmişler ve öylece her yıl, bu büyük bayramı kutlamayı sürdürmüşlerdir.
Bu bayramın ilk kutlanması nasıl olmuş, büyük bayrak nasıl hazırlanmış ve nasıl çekilmişti? Bununla ilgili olarak o zaman Yeni Adana gazetesinde çıkan haberleri 8 Ocak 1922 tarih ve 198-14 sayılı nüshasından aşağıya aktarıyoruz:
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK BAYRAĞINI ADANA ÇEKTİ

Adana, 5 Ocak büyük bayramını kutlarken o günü en çok anımsatacak bir şeyi başlattı: O da büyük bayraktı.
Silah Bırakışmasından sonra, memleketimiz işgal altına girmişti. Her gün bilmediğimiz şenlikler ve donanmalar sürüyordu. Bu bakir şehirde, otuz devletin bayrağı birden çekiliyordu... Biz güzel sancağımıza çoktan veda etmiş, onu evlerimizde, sandık içlerinde korka korka saklıyorduk.
O gün memleketin talihsiz gençlerinden bir çokları Şafak’ın (Şafak Gazinosu: Kalekapısı semtinde Taşköprü’nün hemen güneyinde ağaç kazıklar üzerinde Seyhan ırmağına doğru uzanmış bir kahvehane) bir köşesinde düşünüp dertleşiyorlardı. İçimizden, kim olduğunu bilemiyorum, birisi büyük bir bayrak hayal etti! Bu konuda çok heyecanlı, çok özlemli sözler söylendi: Sonunda, birbirinden üç yüz metre kadar uzakta bulunan Saat Kulesiyle Ulucami’nin minaresi arasına çok büyük bir bayrak çekecektik. Bu kararımızı, cephelerde, yoksulluklar içinde, dağ başlarında dolaşıp savaşırken sürekli yineledik. En sonunda bu fırsat doğdu. Belediyemizin yardımıyla bu bayrak Adana’nın başı üzerinde dalgalandı.
BAYRAĞIN DÜZENLENMESİ VE YAPILMASI

Bayrak, yüz kırk arşın (Eski bir uzunluk ölçüsü, yaklaşık 65 cm. 140 arşın yaklaşık 91 metredir) kumaştan yapıldı. Yalnız, hilalin içinde dört dikişçi çalışıyordu. Hükümet binasının büyük salonu bu işe ancak yetmişti. Bayrağın gerçekten güzel ve pürüzsüz bir biçimde düzenlenmesinde başarılı olan Milli Eğitim Müdürü Rafet Bey ile diken Terzi Nuri Efendinin çalışmaları övgüye değerdir.
Türkiye’de ilk kez olarak bu kadar büyük bir bayrağı çekmek onuru Adanalılara kısmet olmuştur. Bu bayrak, Türkiye’nin ilk büyük bayrağıdır.
BAYRAK NASIL TAŞINDI?

Bayrak, önceki sabah tümüyle bitmişti. Törenle Hükümet Konağı’ndan indirildi. Binlerce halk tarafından, yatay bir biçimde tutularak caddelerde gezdirildi. Bu çok büyük dikdörtgeni en az iki yüz kişi taşıyordu. Önde Dabbağların mızıkasıyla bayrak büyük bir coşkuyla alkış tufanları içinde gezdirildi. Caddelere sığmayan bu kalabalığın başı üstünde yükselen bu Alsancak, ayrımsız herkese tatlı gözyaşları döktürüyor, çevresindeki insanları çılgın bir biçimde sürüklüyordu.
BAYRAĞIN ÇEKİLİŞİ
Bu tören pek heyecanlı oldu. Her şeyi önceden hazırlanmıştı. Bu şanlı büyük sancak her iki kuleden (Saat kulesi ve Ulucami minaresi) makaralarla göklere doğru çekilirken, heyecanlı dalgalarla yükseliyordu. Orada bulunanlardan hiç birisi kendinde değildi. Herkesin aşırı heyecandan gözleri kararmış ve herkes kendini başka bir aleme taşımıştı. Dünyada daha bundan sevimli, bundan sevinçli, bundan daha güzel bir şey olamazdı. Şehrin tepesinde kırmızı bir deniz ortasında beyaz köpüklü bir dalga gibi salınan bu büyük hilali seyretmeye hiç bir kimse doyamıyordu.
BU GÖRÜNTÜNÜN ALTINDA
ÖLMEK İSTİYENLER

Alkış tufanları arasında bir ihtiyar bu bayrağın altında ellerini yukarıya kaldırmış:- ‘Allahım, artık benim gözlerimi kapa... Bu dünyada artık başka bir şey görmek istemiyorum. Kalbim bu heyecanla dursun!’ diye bağırıyordu.
BİR
KAVUŞMA

4-5 Ocak
Geceyarısı
Adana ve yöresini 4-5 Ocak günü gece yarısında boşaltma ve teslim işlemi tamamlanarak sevgili yurdumuz anavatana tümüyle katılmış bulunacağından, saat tam 12 kavuşmanın başlangıcı kabul edilmişti. Belirtilen saatte tüm mabetler (Camiler, mescitler ve tekkeler) kandillerle aydınlatılmasıyla, temcit (Minarelerde sabah namazından önce belli makamlarda söylenen yakarış ilahileri) ve tehlillerle (İslam dininin özünü içeren “La ilahe ill-Allah” sözünün sürekli yinelendiği dua biçimi) bu büyük gün kutlanmaya başlandı.
Elektrik lambalarıyla aydınlatılmış olan Ulucami ve diğer camilerden yükselen Tanrısal yankılar bütün yürekleri özlemli heyecanlara sokmuştu. Bir yandan minarelerde naatışerif (Hz. Muhammedi övmek üzere yazılmış ilahiler) ve kasideler okunurken diğer yandan mabetlerde sabahlara kadar ibadet sürdürüldü.
Sabah saatleri
Yüzyıllardan beri özgür ve egemen yaşamaya alışmış olan özverili ve kahraman ulusumuzun esaret zinciri altında boğulmayacağını algılayamayanlara karşı ve güzel bir delil olan hazırlıklar ve düzenleme gerçekten herkese mutluluk verdi.
Havanın çok şiddetli yağmuruna rağmen haftalardan beri hazırlanmış olan, ipekli, yünlü ve pamuklu binlerce bayrak, yeşil ağaç dalları ve birçok yerlerde değerli halılar arasında dalgalanmaktaydı.
Hükümet konağı önündeki tüm gazinolar ve dükkanlar çok özenli süsleri, İstikamet Eczanesinin zafer takı, daha ileride Saathane caddesindeki dükkanların özellikle Osmanlı matbaasının düzeni dikkat çekiyordu. Büyük Çarşı içine doğru ilerleyip de Kapalıçarşı’ya dalındığı zaman geride ve ileride dalgalanan binlerce bayrak arasında insan heyecanına engel olamıyordu. Yağcami’den sonra gelen ve Kuruköprü’ye kadar devam eden ulusal ve yabancı tüm kurumlar, Osmanlı Bankası hariç olmak üzere, bu mutlu güne katıldıklarını ispat etmekteydiler.
Yarbaşı (Şimdi Reşatbey mahallesindeki karakolun olduğu yer) semtindeki en iyi süslenmiş bina buranın polis karakoluydu. Bütün mahallenin evleri, nehir sahilindeki evler, Belediye binası, Köprübaşı’ndaki gazinolar coşkun duygularla dopdolu olarak bu mutlu gün onuruna süslenmişti.
Öğleden sonra
Düzenleme kurulu tarafından hazırlanan program gereğince saat 12’den başlayarak okulların kız ve erkek öğrencileri ve bütün halk coşkun sevinç içerisinde Kumluk (Seyhan ırmağı boyunca Orman Bölge Müdürlüğü’nün ve İmam Hatip Lisesi’nin bulunduğu alan) alanına doğru ilerlemekteydi. Milli Eğitim Müdürünün çabaları ile büyük bir düzen içinde öğrenciler sınıf sınıf birleştirildi.
Bu sırada ulusal törende daima önde yürüyen ve memleketimizin en eski bir sınıf sanatkarı olan Dabbağ esnafı mızıkalarıyla hoş ve ulusal havalar çalıyordu. Bir aradan sonra derin bir dindarlıkla tüm tekke deflerinin sesleri tınlayarak işitiliyordu.
Başyazarımızın konuşması
Tüm öğrencilerden oluşan dikdörtgenin ortasında yer almış olan Belediye Başkanı ve üyeleri, şehrin ileri gelenleri, aydınları, üst düzey yöneticiler arasından çıkan başyazarımız hazırlanan kürsüye gelerek konuşmaya başladı.
Önce bizleri bugüne kavuşturan Tanrıya şükretmemiz gerektiğinden, bu uğurda yaşamlarını feda eden kahramanlarımızın ruhlarının kutsanmasından söz etti.
Bu konuşmanın ardından suretleri aşağıya alınmış olan ve Belediye Başkanı Mehmet Fuat Bey tarafından çekilen üç telgrafı okudu, alkış tufanları arasında konuşmasına son verdi:
BİRİNCİ TELGRAF: BAŞKUMANDANLIĞA
Bugün Adana’mızın tümüyle anavatana katıldığı çok onurlu bir gündür.
Memleket büyük bir mutluluk ve neşe içinde bayram yapıyor. Şehir binlerce bayrakla süslenmiştir. Bu özgür ve mutlu günü bize kanlı emekleriyle kazandıran kahraman ordumuza, onun kumandan, subay ve tüm erlerine minnetimizi sunarken, düşmanın kirli çizmeleri ile çiğnenen esaret altında inleyen vatanın diğer kısımlarının kurtuluşu uğrunda özveriye hazır olan ordumuza canla ve başla hizmet etmeye hazır olduğumuzu bildirir, Tanrıdan büyük zaferler dileriz.
İKİNCİ TELGRAF:BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Bugün memleketimizin anavatana katıldığı en onurlu ve kutsal bir gündür.
Şehir baştan başa binlerce bayrakla süslendi. Bugünü kutlamak için halkta mutluluk ve neşeye sınır yok. Ve bugün Adana’nın Ulusal Bayramı olarak halkımızca kabul edilmiştir.
Bu benzersiz günü bize yaşatan Büyük Millet Meclisi ve onun hükümetine minnet duygularımızı sunar, henüz işgal altında inleyen vatanın diğer kısımlarının aynı günlere pek yakında kavuşmasını Tanrıdan dileriz.
Halkımız Ulusal And’ın gerçekleşmesi için her türlü özveriye hazırdır.

ÜÇÜNCÜ TELGRAF:
AYINTAB, KİLİS, MERSİN, TARSUS,
KARAİSALI, CEYHAN, OSMANİYE,
KOZAN, DÖRTYOL, YUMURTALIK
BELEDİYE BAŞKANLIKLARINA

Kutsal kurtuluş bayramınızı kutlarız. 5 Ocak 1922 Adana’nın anavatana tümüyle katıldığı çok onurlu bir gündür. Halkımız bugünü Adana ilinin Ulusal Bayramı olarak kabul etmiştir. Sizlerin de bu karara katılmanızı ve her yıl bu günü kutlamanızı önerir ve bu konunun bütün çevreye bildirilmesini rica ederiz.
Adana yöresi adına
Belediye Başkanı
Mehmet Fuat (Dıblan)
Şiirler ve Dua:

Konuşma ve telgraflardan sonra Numune Okulu öğrencilerinden oluşan bir grup tarafından Mehmet Emin Beyin ‘Türkün Duası’ şiiri okundu.
Şiir okumadan sonra Lisenin Arapça öğretmeni tarafından çok güzel bir dua okunurken yağmur yağmaya başladı. Yağmurun şiddetli olması önceden kararlaştırılan yerlerin dolaşılmasına engel oldu. Bununla birlikte halk ve öğrenciler, büyük bir düzen içinde bando önde olarak dağıldılar.
Gece nasıl geçti?
Alınan karar gereğince yatsıdan önce düzenlenen fener alayları, Hükümet Konağı önünden köprüye doğru yürümeye başlamıştı. Esnafın önünde yine Dabbağların mızıkası ve ellerde meşalelerle halk Taşköprü’ye doğru dalga dalga ilerliyordu. ‘Yaşasın!’ seslenişleri arasında Muhiddin Paşanın konağı önünde duruldu. Muhiddin Paşa aşağıya kadar inerek mızıkayı dinledikten sonra özlü bir konuşma yaptı: Halkın gösterdiği vatan sevgisinden ve kendisine karşı gösterilen saygıdan dolayı mutluluğunu açıkladı.
Başyazarımız uygun bir karşılık verdikten sonra halk yürüyüşünü sürdürdü. Halkın coşkusu ve bununla birlikte gösterdiği esenlik ve ağırbaşlılığı ancak birlikte bulunarak algılamak olasıydı.
Hamit Beyin Konağı .önünde
Çarşı yönünden gelen halk, Hamit Beyin evi önünde mızıka tarafından çalınan bir hava dinlerken Vali Bey pencereye kadar gelerek selamlarını iletti, halk bundan sonra dağıldı.
Özverili bir bağış
Şafak gazinosu o günün gelirini Kızılay’a bağışladığından mızıka bir süre de orada çaldı. Halk, o günün yokluğu içinde yine yardım severliğini göstermekten çekinmedi. Mühürlü bir sandık içinde toplanan 12,275 kuruş halk arasından seçilen bir kurul tarafından sayılarak Belediye Müfettişine teslim edildi. Gazino işletmecisi Seyit Ağanın yardımseverliğini takdir ederiz.
NOT: Pozantı Ahmet Remzi Yüregir’in anılarında Bozantı olarak geçtiği için değiştirilmemiştir.

Kurtuluş günü tören ve etkinlikleri
Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83’üncü yıldönümü çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
Adana Valiliği’nin organize ettiği törenlere katılacak olan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Adana Şubesi ile Kuva-i Milliye Mücahitler Derneği mensupları, orta dereceli okullar ve kurum temsilcileri , halkoyunları ekipleri, bugün saat 8.30’da Büyükşehir Belediyesi önünde toplanacak, tarihi büyük bayrağı buradan alarak Belediye Bandosu eşliğinde Dörtyolağzı-İnönü-İnönü Caddesi-Özler Caddesi ve Küçüksaat güzergahını takiben saat 9.00’da Büyüksaat Kulesi önünde yerlerini alacaklar. Vali Yardımcısı, Garnizon Komutanlığı temsilcisi, Büyükşehir Belediye Başkanlığı temsilcisinin de katılımıyla Büyüksaat Kulesi’ne bayrak çekilip, selamlandıktan sonra görevli aseri tören mangası taragından havaya üç el saygı atışı yapılacak.
Kortejin daha sonra Atatürk Parkı’na gelmesinin ardından, Atatürk Anıtı’na çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak.
Törenlere, daha sonra Yeni İstasyon Alanı’nda devam edilecek. Buradaki program da günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, çeşitli etkinlikler ve ardından gerçekleştirilecek resmi geçitle sona erecek.
Saat 10.00’da Vali Cahit Kıraç, Garnizon Komutanı ile Büyükşehir Belediye Başkanı Valilikte tebrikleri kabul edecek.
Şehitlikler ziyaret edilecek, Garnizon Komutanı’na şükran ziyareti yapılacak.
DİĞER ETKİNLİKLER
Adana’nın kurtuluşunun 83’üncü yıldönümü etkinlikleri kapsamında, ayrıca Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Adana Müdafa-i Hukuk Derneği ile Adana Kuva-i Milliye Mücahitler Derneği’nce ‘’Bugünde Müdafa-i Hukuk’’ konulu panel düzenlenecek.
Öte yandan, 75. Yıl Sanat Galerisi’nde ‘’Türk Dili Konuşan Ülkeler Ressamları Buluşması’’ konulu resim sergisi ve Sabancı Kültür Merkezi’nde Yaşar Holding Vakfı’nca sergi açılacak, Büyükşehir Belediyesi Bandosu’nca konser verilecek, masa tenisi ve trap yarışmaları gerçekleştirilecek. (aa)

 

Adana’nın kurtuluşunun 83. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Vali Cahit Kıraç:
“Bağımsızlığın temelleri Adana’da atılmıştır”
Adana Valisi M.Cahit Kıraç, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83. yılının büyük bir sevinç ve coşkuyla kutlandığını belirtti. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurdun düşman kuvvetleri tarafından işgal edildiğini hatırlatan Kıraç, “İşgal altında bulunan Adana ve çevresinde ise bu dönemde müttefik kuvvetlere komuta eden Alman General Liman Von Sanders “Yenildik, bizim için her şey bitti” sözüne karşılık yetkiyi teslim alan Mustafa Kemal Paşa “Savaş müttefikler için bitmiş olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı ancak şimdi başlıyor” diyerek milli mücadeledeki kararlılığını sergilemiştir” dedi.
Bu sözlerin özetlediği ve tarihe mal olmuş bu mücadelenin ardından 5 Ocak 1922’de düşman kuvvetlerinin Adana’dan tamamen çıkartıldığını vurgulayan Kıraç, daha sonra yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Değerli Adanalılar; Büyük Önder Atatürk’ün bu mücaele yıllarında “Bende bu vekayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur” ifadesi zincire vurulmak istenen bir milletin bu zincirleri kırarak elde ettiği bağımsızlığın temellerinin de Adana’da atıldığının bir göstergesidir.
Bundan tam 83 yıl önce al bayrağımıza kanının rengini veren, hakkı ödenemez vatan evlatlarının verdiği bu kutsal mücadele sonucu bugün bu kahramanların torunları olan bizler rahat ve huzurluyuz. Şanlı tarihimizde buna benzer nice zaferler kazanmış ve çeşitli badireleri büyük bir mücadele örneği göstererek atlatmasını bilmiş bir milletin evlatları olarak Milli Mücadele ve Kurtuluş Hareketini büyük bir gururla anmaktayız. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm Adanalılar’ın 5 Ocak Kurtuluş Bayramı’nı kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

Öztürk: “5 Ocak kurtuluş coşkusunu ilk günlerin heyecanıyla kutlamalıyız”
Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83. yıldönümü nedeniyle yayınladığı mesajda, “Büyük Atatürk’e Kurtuluş Savaşı için ilham kaynağı olmuş güzel şehrimizin kıymetini bilelim” dedi.
5 Ocak kurtuluş günü coşkusunu ilk günün heyecanıyla yaşamak gerektiğini ifade eden Başkan Öztürk, “Üzerinde yaşadığımız bu toprakların kahraman ecdadımızın hangi fedakarlıklarıyla korunduğunun bilinciyle hareket etmemiz gerekir” diye konuştu.
Kurtuluş coşkusunu tüm Adanalıların hep birlikte yaşamaları için ücretsiz halk konseri organize edildiğini bildirenÖztürk, böylesine anlamlı bir günde özel konser programıyla yediden yetmişe toplumun her kesimini buluşturmayı hedeflediklerini belirterek, “Adana’mızın kurtuluş yıldönümünde bir arada olmamızın anlamı daha farklı olacaktır” dedi.
Öztürk, tüm Adanalıları 5 Ocak Çarşamba günü saat 19.00’da Menderes Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek ücretsiz Feridun Düzağaç konserine davetini tekrarlarken, “Adanalı bir sanatçımızın Adana’mızın kurtuluş coşkusunu Adanalılarla birlikte yaşayacak olmasından ayrıca memnunuz” diye konuştu.
Öztürk, Kurtuluş Savaşı sonrasında Adana’yı ziyaret eden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Acı günlere ait olmakla beraber, bu memlekete ait kıymetli bir hatırayı yâd etmek isterim. Efendiler, bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana’da vücud bulmuştur.’ sözlerini anımsattı.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, yine bir Adana gezisi sırasında ifade ettiği, ‘Hakiki zafer, muharebe meydanlarında muvaffak olmak değil, asıl zafer muvaffakiyetleri kuvvetlendirmek, milleti yükseltmektir’ sözünü hatırlatan Başkan Öztürk, “Biz bu emrin gereğini yerine getirmek için çalışıyoruz” diye konuştu.

Adana’nın kurtuluş yıldönümünü kutlayan AK Parti İl Genel Meclis üyesi İsmail Baysal:
‘Özgürlük meşalemiz sonsuza dek yanacak”
AK Parti İl Genel Meclis Üyesi İsmail Baysal, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Baysal, mesajında şu görüşlere yer verdi:
“Samsun’da yakılan bağımsızlık ve özgürlük meşalesi kısa sürede tüm yurdu sarmıştır. Milletimizin canını dişine takarak giriştiği Kurtuluş Savaşı’nda Adana’nın kurtuluşu ile genç ve dinamik cumhuriyetimizin temelleri de atılmıştır. Türk milletinin kahraman evlatları ortaya koydukları onurlu mücadele örneğiyle topraklarımızı savunmuş, tarihimize şanlı bir direniş sayfası eklemişlerdir. Bu mücadele zaferle sonuçlanmış, atalarımız bizlere bağımsız ve hür bir vatan bırakmışlardır.”
Baysal, ülkenin özgürlük meşalesinin sonsuza dek yanacağını da sözlerine ekledi.

Barışık: “5 Ocak onur ve gurur günümüzdür”
Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Kazım Barışık, Ulu Önder Atatürk’ün, kurtuluş meşalesini Adana’dan ateşlediğini belirterek, 5 Ocak’ın onur ve gurur günü olduğunu bildirdi.
Barışık, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 83’üncü yıldönümü nedeniyle yayınladığı mesajda, bu tarihin kurtuluş savaşındaki önemine dikkati çekti.
Adana’nın 5 Ocak’ta özgürlüğüne ve milli kimliğine kavuştuğunu ifade eden Barışık, yazılı açıklamasına şöyle devam etti:
‘’(Ya istiklal, ya ölüm) şiarıyla yola çıkan Ulu Önder Atatürk, (Bende bu vakayiin ilk hissi teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur) sözüyle Adana’ya verdiği önemi ve Kurtuluş Savaşı’ndaki yeri konusunda gerçeği gözler önüne sermiştir. Görkemli destanı tarih sayfalarına kanlarıyla yazan, bağımsızlık uğruna canını esirgemeyen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum’’

Son güncelleme:22.02.2005-09.50