Önce bir soralım. Referandum nedir diye? Sözlüklere bakıyoruz. Referandum Fransızca kökenliymiş. Siyasi iktidar tarafından alınan bir kararın idare edilenler tarafından kabul edilip edilmediğini ortaya koyan, halkoyuna başvurma usulü imiş. Sözlükler öyle yazıyorlar. Yani bizim dilimizde, anlayacağımız şekliyle söylersek HALKOYLAMASI imiş. Bu arada biz bir şey daha öğrenmiş olduk.(!)
Yaşadığımız yıllar boyunca çok halk oylaması gördük. Ülkeyi yöneten siyasiler canı sıkıldığı zaman “Biz halka gideriz” diyorlar. Demesi kolay ama bu halka gitmek bizim bütçemize kaç milyar liraya mal oluyor bilen var mı? Ayrıca, halka ne için gittiklerini anlatamıyorlar ya da anlatmak işlerine gelmiyor. Bir bölümü “Evet” deyin diyor. Bir bölümü de “HAYIR” deyin diyor. Hangi taraf herhangi bir şekilde güçlü ise onun dediği oluyor. Oylanan ve kabul edilen şey halkın yararına mıdır yoksa değil midir? Onu kimse düşünmüyor. İşin acı yanı nedir biliyor musunuz? Oylayanlar neye oy verdiklerini bilmeden sandığa gidiyorlar. Neyi oyladıklarından haberleri yok. Bunda da en büyük kusur “Ben halka gidiyorum” diyenlerindir.”Suç” demek istemiyorum.
Şimdi Anayasa oylaması var. Halka gidiyorum diyenler, gittiği halka neyi oylattıklarını anlatmakla yükümlüdürler. Çünkü halk olduğunu söyleyenler neye oy verdiklerini bilmelidirler. “Bizi oylamaya çağırıyorsunuz ama biz neyi oylayacağız?” diyebilmelidirler. Çünkü ne olduğunu bilmeden “Evet” veya “HAYIR” demek yanlıştır. Çok kötü sonuçlar doğurabilir.”Evet” veya “HAYIR” dersek bilerek demeliyiz. İşte o zaman YURTTAŞ oluruz. Yoksa birilerinin oylattıkları şeye “Evet deyin” derse, bizler de körü körüne “Evet” dersek YURTTAŞ olamayız. Sadece “ümmet” oluruz. Çünkü ümmet, ülke yararını ve zararını düşünmeden, yönetenlerin emirlerini sorgulamadan körü körüne uymak zorunda kalan kişilerdir. Bu da insanlık anlayışımıza uymaz. Acaba yanılıyor muyum?
Yılını hatırlayamıyorum. Geçmişte rahmetlik Bülent ECEVİT´İN kurduğu hükümet güvenoyu alamamıştı. Rahmetlik Uğur MUMCU bununla ilgili bir yazı yazmıştı ve “Hayırsızların hayırlarında da vardır bir hayır” diye bitirmişti yazısını, şimdi ise yine “Evet” deyin diyorlar. Biz diyecek olsak bile neye “Evet” diyeceğiz.”Evet” denilmesini isteyenler bastıracaklar anayasa taslaklarını “Böyle bir Anayasa taslağımız var. Buna evet deyin” diyecekler. Bizler de inceleyeceğiz. Ülke yararına ise “Evet” diyeceğiz, yoksa “HAYIR” diyeceğiz iş orada bitecek. Nedenini bilemiyorum ama oylamasını isteyenler bunu yapamıyorlar. Nedenini bilen varsa söyleseler de biz de anlasak.
Ben de olayın üzerinde durdum. Basın yayın organlarından bilgi edinmeye çalıştım. Bizler ümmet olamadığımız için bu Anayasa´ya “Evet” diyemeyiz. Rahmetlik Uğur MUMCU´NUN “Hayırsızların hayırlarında da vardır bir hayır” dediği gibi, bizlerin, yani hayırlıların da hayırlarında hayır olacak. Neden mi “HAYIR” diyeceğiz?
1- Millet Vekili sayısı 600 olacakmış. Aslında 550 kişi bile çok iken 600 kişi ne yapacak?
2- Seçtiğimiz Millet Vekillerinin hiçbir yetkisi olmayacakmış ve yurttaş olarak bizler hiçbir hizmet istemeyecekmişiz. Bana hizmet etmeyecek ise o benim vekilim olamaz. Ancak birilerinin vekili olur.
3- Başkan aynı zamanda partisinin Genel Başkanı olacakmış. Bu hangi demokratik ülkede vardır?
4- Hâkim ve Savcıları başkan atayacakmış. O hakim ve savcılar adalet dağıtamazlar. Çünkü hâkim ve savcılar kendisini atayan kişiye bağımlı olurlar. Adalet ortadan kalkar. Adalet olmayan yerde at izi it izine karışır. Yönetime yakın olan kişiler her şeyi yapar kimse karışamaz. Bunun adı adalet olamaz.
5- Camiye, okula ve kışlaya ve adliyeye siyaset karışırsa ülkenin çivisi çıkar.
6- Başkan ve çevresi bir suç işlerse 400 Millet Vekili izin vermezse yargılanmayacakmış. O ortam oluşursa vekiller başkanın vekili olacağına göre izin verilmeyecektir, suç da oluşmayacaktır.
7- Televizyonlarda “ Evet denilirse terör bitecek” diyorlar. Ülkemizde canlı bombalar cirit atıyorken, anarşi ve gözyaşı başını almış gidiyorken, gelecek olanların ellerinde sihirli değnek mi var anarşiyi hemen durduracaklar?
8- Halkın seçeceği vekiller, yani meclis, hem hükümet hem mahkeme olacakmış. Ondan sonra bir de adaletten söz edilecek öyle mi?
9- “Vekil” dedim de aklıma geldi.18 yaşındaki ÇOCUKLAR milletvekili olacakmış. O yaştaki bir çocuk bu milletin vekili olamaz. Kendisini yönetemeyen kişiler koskocaman ülkeyi nasıl yönetir? Toplumumuzda yaygın bir görüş vardır. Askerliğini yapmamış biri adam yerine bile sayılmıyorlar. Değil ki bu milletin vekili olacak. Halk arasında “Yoğurdu yumruğu ile yiyor.” diye bir deyim vardır. Bu hareketlerini, davranışlarını ölçemeyen anlamına gelir. En önemlisi de bunlar ne kadar okumuş olabilirler. En akıllısı liseyi bitirmiş olur. Bu kısacık ömrümüzde kocaman kocaman mektep bitirenleri de gördük. Gerçekten bir yüksek okul bitirmişse,”Filan okulu bitirdim. İşte diplomam” diyebiliyor. Olmayanlar da laf kalabalığı ile geçiştirmeye çalışıyor. Bir özlü söz vardır. “Tahsil insanın cahilliğini alır eşekliği baki kalır” der. Kısaca, yoğurdu yumruğu ile yiyen, askerliğini yapmadığı için adam yerine sayılmayan ve kendi vekili bile olamayan bir kişi benim de vekilim olamaz. İşte bu nedenle buna da koskocaman bir HAYIR.
Bunlar benim belirleyebildiklerimin bir kısmı. Böyle olacaksa Benden kocaman bir “HAYIR”.Başbakan televizyonda açıkladı. Tek adam seçilecekmiş. Seçildi. Koltuğa oturdu. Bir süre sonra oraya bir diktatör geldi oturdu. Örneğin Hitler gibi. Bunu hangi güç zapt edebilecek biliyor musunuz? Ülke o zaman kan gölüne döner. Şimdiki günlerimizi çamla, çırayla ararız. Hatta bu günlerimizi borçlu olduğumuz Ata´mıza bile verilmeyen yetkiler o kişide olacak. İşte buna bir kocaman “HAYIR” daha.
Öyleyse ne yapalım biliyor musunuz? Yüce Atamızın bize armağan ettiği Cumhuriyet´i, Laik ve Demokrat sistemi koruyalım. Bu güzel vatanımıza yazık etmeyelim.