YAZARLAR

  • BIST 100

    106.785%-0,69
  • DOLAR

    5,7034% 0,11
  • EURO

    6,3138% 0,02
  • GRAM ALTIN

    270,54% 0,31
  • ÇEYREK ALTIN

    446,391% 0,31

Adana

20.11.2019

  • İMSAK 05:51
  • GÜNEŞ 07:15
  • ÖĞLE 12:29
  • İKİNDİ 15:11
  • AKŞAM 17:34
  • YATSI 18:52
  • Çarşamba 18 ° / 9 ° Güneşli
  • Perşembe 18 ° / 9 ° Güneşli
  • Cuma 18 ° / 11 ° Parçalı bulutlu

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

YEREL SEÇİMLERDE ORTAYA ÇIKAN RİVAYETLER MUHTELİF DE?

Seçim, ?İstanbul´da kim kazanacak´ sorusunun yanıtını arayıp bulmaktan öte yeni yönetim sisteminin - hatta yeni rejimin demek daha doğru ? beka sorunu halini almış gibidir. Zaten Cumhur İttifakı´nın baştan beri korkusu da böyle bir sonuçla karşılaşma ola

31 Mart Seçimleri sonrası oluşan durum için rivayet muhtelif. Seçimde tarafların iddiaları - ifadelerine göre maksatları - hep ülkeden, insanımızdan yana hizmet vermek yönünde.  Bu konudaki çeşitli söylemler seçim süreci daha başlamadan siyasal arenada görülmeye başladı, propaganda döneminde de hız kazandı. Seçim süreci sona ermek üzere.  Seçmenin ve halk kitlelerinin aklına takılan, ?beka sorunu? ya da ?herşeyin güzel olacağı? gibi söylemler ne anlama geliyor,  bunlar  özellikle 23 Haziran´dan sonra nereye götürecek ülkeyi, bunu bekleyip göreceğiz.

Seçim fırtınası sırasındaki toz dumandan geriye sarkanları özetlersek üç temel görüş egemen oldu.

Muhalefet, özellikle Millet İttifakı´nın güçlü ortağı CHP için, 1 Nisan´dan itibaren ülkeye baharın gelmesi ana hedef olarak görülüyordu. İktidarın değişime uğraması, tek adam yönetiminin geriletilmesi için sandıklarda zaferin sağlanması şarttı. Nitekim büyükşehirlerde başkanlıkların kazanılması üzerine slogan daha da iyimser hale dönüştü ve ?Her şey güzel olacak´ sözü ile bir zafer çığlığı halini almaya başladı.

Diğer yandan  propaganda döneminde Cumhur İttifakı ve onun sürükleyici gücü AKP için sonuçların Türkiye´nin  ?beka sorununun´ çözülmesine olanak verecek yaşamsal bir önem taşıdığı vurgusu öne çıktı. Ama liderler düzeyinde sık sık gündeme getirilen ?beka´ kavramının nasıl bir şey olduğu anlaşılamadan sandıklar açıldı ve  Türkiye´nin milli gelirinin neredeyse dörtte üçünü üreten beş büyük şehirdeki belediyelerin ?Millet İttifakına´ kaybedildiği görüldü.  Bu kez, daha aylar önce AKP´nin kimi ağır topları tarafından telaffuz edilmeye başlanan ?önümüzde 4,5 yıllık kesintisiz icraat dönemi var? saptaması, teselliden çok kendileri için gerçeği anlatan bir ifade olarak öne çıktı. Nitekim konu AKP Genel Başkanı tarafından somut biçimde ortaya konulmaya başlandı.  Türkiye´nin önünde 4,5 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunduğunu ifade eden Erdoğan, ?Bu 4,5 yıllık dönemi en verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi ve güvenlik başka olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir,? diyerek 31 Mart ve dolayısı ile yenilenecek  İstanbul seçimleri sonra  kendileri için hangi beklentileri içerdiğini ilan etti.

Bir başka rivayet de yurt dışından da gelen benzer değerlendirmelerin paralelinde Erdoğan yönetimine karşı çıkma gereğini duyan kesimlerden dillendiriliyor. Deniliyor ki, ?Türkiye yeni bir dönemecin eşiğindedir. Artık hiçbir şey eskisi olmayacaktır. 16 yıldır her seçimde sandıktan büyük zaferle çıkan AKP bu kez gerileme dönemine girmiştir. Önemli merkezlerde belediyelerin el değiştirmesi sadece yerel anlamda değil, geleceğe dönük siyasal konjonktür açısından da önemlidir. Bu durum bundan sonraki seçimler için de bir gösterge olarak kabul edilmelidir??

 İstanbul seçmeni iki haftadan da az bir zaman sonra 31 Mart seçimlerinin zoraki ikinci raundunu yaşayacak. Millet İttifakının kazandığı Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilme süreci ve sonrasında ortaya çıkan gerilimin baş aktörü YSK´nın konumu başka bir rivayeti de bu kez çok farklı amaçların varlığını ortaya çıkardı. Bu gidişin, yani AKP´nin seçimlerde tarafsızlığı ve hukukun üstünlüğünü güvenceye alması gereken bir anayasal yargı kurumunu baskı altına aldığı yönündeki iddiaların ve hatta sergilenen ?taraf olma halinin´,  4,5 yıl sonrası için ciddi kaygıların şimdiden yaşanmaya başlanmasına yol açtı. Şu görüldü ki AKP, 4,5 yıllık ?seçimsizlik´ sürecinde    o  seçimden  de her ne pahasına olursa olsun mutlaka zaferle çıkmak   için  türlü çeşitli düzenlemeyi yapmaya hazırdır ve bunun için bütün yetkiyi de elinde tutma gücüne sahiptir. ?Seçimle gelen seçimle gitmelidir´ kuralı bir  biçimde işletilmeyebilecektir. Aksine ünlü mizahi Murphy Kanunları´ndaki bir kurala benzer ve koşut olarak AKP, ?gücü elinde tutan kuralı koyar, kuralı koyan da her zaman güç sahibi kalır´ denklemini işletme hevesine kapılabilecektir. Yani şu mutasavver 4,5 yıllık ?kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemi´ gerçekten de ?Türkiye İttifakı´ söylemi altında yatan tüm hesapların en ince ayrıntısına kadar yapıldığı ve ?dikensiz gül bahçesinin´ tüm koşullarının oluşturulduğu bir hazırlık dönemi olabilecektir. Evet şu günlerde bu rivayet bir karabasan gibi toplum katmanlarında dolanıp duruyor.

Ama doğal olarak akla şu geliyor: Nereye kadar başarılabilir AKP tarafından özlenen ve iştiyakla beklenen bu hal? Kendi içinde bile çıkmadı mı çatlak bir ses? Tart edilmiş eski bir başbakan, ?Ya yeni bir hal, ya da izmihlal´ diyerek feryat eder görünmedi mi? Kaldı ki 31 Mart seçimleri ortaya koymuştur ki seçmen kitleleri özellikle en dinamik sayılabilecek ülke merkezlerinde kolay kolay hukuk dışı açılımların, denetimsiz yürütme gücünün ürünü olarak ortaya çıkan keyfiliklerin peşini bırakacak gibi değildir. İstanbul seçimlerinin iptali de başkanlık sisteminin feraset ölçütlerinin büyük oranda sorgulanmasına yol açmıştır. Seçim, ?İstanbul´da kim kazanacak´ sorusunun yanıtını arayıp bulmaktan öte  yeni yönetim sisteminin - hatta yeni rejimin demek daha doğru ? beka sorunu halini almış gibidir. Zaten Cumhur İttifakı´nın baştan beri korkusu da böyle bir sonuçla karşılaşma olasılığı değil miydi?    İstanbul´da ortaya çıkacak sonuç  ne olursa olsun bu rivayet giderek akılları daha çok kurcalayacak, İmamoğlu kazansa da kaybetse de seçmen kitleleri ?seçimsiz yönetme´ heveslerine karşı duruşlarını güçlü tutmaya kararlı olacaklardır.

Ancak unutulmamalıdır ki yerel seçimlerin son raundu olan  23 Haziran  sonrasında   ülke ve ulus çıkarları açısından nelerin yitirildiği ya da kazanıldığı konusu  bir bakıma da  ?Her Şeyin Çok Güzel Olacağı´ rivayetinde saklıdır. Kimi çelişkilere ve olumsuzluklara yol açabilecek gelişmelerle yüklüdür bu rivayet ve ayrıca konu edilmeyi gerektirmektedir.  

------------------------------------------------------

NOT: ?Rivayet muhtelif´ deyimi Kanuni Süleyman´nın Muhibbi mahlası ile yazdığı beyitin ikinci kısmıdır, tamamı şöyledir:

"kimi ar?ar dedi kadd-i dildara kimi elif,
cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif!"


Anlam olarak ; ?söylenenler, anlatılanlar, düşünülenler hep aynı amaca hizmet ediyor lakin ifade ediliş biçimleri birbirinden farklıdır,? diye çevrilebilir. Bizim kuşkumuz siyasal arenamızda rivayetlerin de maksatların da farklı yönde gelişiyor olmasında? 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER