YALNIZ KALINAN DÜNYA´DA İNGİLİZ´İN İPİNE TUTUNMAK
AKP iktidarı 24 Haziran´da son derece yaşamsal ve kritik bir seçime hazırlanırken Osmanlı´nın yıkılışı ve Kurtuluş Savaşımızın etkisiz kılınması yolundaki çabaları dikkate alındığında ülkemize ve ulusumuza husumet göstermekle öne çıkan bir İngiltere´nin dostluğuna ve yardımlarına muhtaç mı kalmalıydı?
Tarih: 16.5.2018 15:33:58/ 2499okunma / 0yorum

Şöyle bir 15-16 yıl öncesine bakalım. O zaman da Türkiye´nin dış politikası ve buna bağlı olarak güvenlik kaygıları pek ‘aman aman´ denilecek sağlıklı düzeyde değildi ama hiç değilse çiğnetmeye yanaşmadığı kırmızıçizgileri ve ulusal duyarlılık alanları vardı. Örneğin Ecevit, Kıbrıs ve Irak konusunda Batılı ‘dost ve müttefiklerimizin´ hilebaz yaklaşımlarına karşı durmaya çalışıyordu.  En büyük sıkıntı dış borçlar ve ekonomik krizler yüzünden çekiliyordu. Kemal Derviş olayına neden olan büyük çöküş bir açıdan dış odakların Türkiye´yi hizaya getirme planları doğrultusunda başımıza musallat edilmişti. Buna rağmen Ecevit´in sıkıntılı bir koalisyon başbakanı olarak Türkiye´nin klasik ulusal politikalara bağlı kalabilme çabaları sürdü.  Nitekim bu ‘uyumsuzlukları´ sonunu getirdi Karaoğlan´ın ve ‘hop´ diye yapılan erken seçimle AKP iktidara getirildi.

Son 16 yılın dış politika ve ulusal güvenlik gereksinmeleri çerçevesinde yürütülen icraatın özet bilançosunu bile şu satırlara sığdırmanın olasılığı yok.  Kıbrıs´tan ve Avrupa Birliği Macerasından başlanarak arada ABD´nin Irak Saldırılarının yarattığı bunalımlı ilişkileri;  BOP eş başkanlığı döneminin gözü kara Batı severliğini de dikkate alırsak nereden nerelere geldiğimizi belki bir nebze anımsayabiliriz. Bu arada basiretsiz AB´ye uyum çabalarının, bu sayede siyasal kimlik kazandırılan PKK´nın ve siyasal uzantılarının giriştiği etnik ayrışmaya yönelik kalkışmaların tetikleyicisi olduğunu da unutamayız.

Bir de fazla uzatmadan son yıllara bakarsak heyula gibi bir Suriye sorunu çıkıveriyor ortaya.  Önce kardeş gibi bağırlara basılan Esad´ın bir gece içinde neden can düşmanı haline gelişine akıl sır erecek gibi değildir çoğu zaman. Ama nedeni hangi faktörleri içeriyor olsa da ortada Güney sınırlarımızın ötesinde her an dünya savaşına dönüşüverecek bir cadı kazanının kaynadığı yadsınamaz. Batı, artı İsrail, artı Arap dünyasının iç düşmanlıkları ve ARTI mezhep çelişkilerinin AKP iktidarının önyargılarına dayalı hedeflere yönlendirilmesi gibi dinamikler bu ülkeyi yerle bir eden bir kanlı savaşa sürüklemiştir. Türkiye´yi yönetenlerin bu karmaşada sorumlulukları da büyüktür. “Şam´da namaz kılma” hedefi ile girişilen macera sonuçta Güney hudutlarımızda teyakkuzla yaklaşmamız gereken savaş öncesi Suriye´nin yerine bizlere istikrarsız bir coğrafya parçasından öte bir tehdit hediye etmiştir.  Bu bağlamda yüzyılların ezeli MOSKOF düşmanının bir daha sökülüp atılması nerede ise olanaksız varlığı ile birlikte yaşama zorunluğumuz doğmuştur.  

İsrail ise başlı başına ayrı bir sorundur. Bir yandan ekonomik ilişkiler düne kadar tıkır tıkır işler, Kuzey Irak petrolleri limanlarımızdan buralara sorunsuz taşınırken, Filistin´e yönelik zalimane tavırları yüzünden İsrail hükümeti ile kanlı bıçaklı bir kavga, karşılıklı açıklamalar, ticaret ambargoları ve ‘van münit´ uyarıları ile sürüp bugünlere gelmiştir.  Gazze´ye yapılan son saldırısı ile İsrail artık en büyük düşmanıdır Türkiye´nin… Olay sadece Filistinlilerin mağdur Müslümanlar olmasının ötesine geçmiştir ve Batı Emperyalizminin İran üzerinden Asya içlerine sarkma operasyonunda kanlı bir köprübaşı olma işlevi ile İsrail, Türkiye için daha da güçlenen bir askeri tehdit konumuna gelmiştir.

Ancak karikatürize edilir  biçimde anımsatabildiğimiz bu tablonun dışında bir de Türkiye´nin yöneticileri, iktidarın başındakiler kendi elleriyle yarattıkları paralel devlet yapısının FETÖ unsurları ile savaşımı dış politikamızın bir bileşeni haline getirmişlerdir. Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere bu nedenle bozuşulmadık ülke kalmamış gibidir. FETÖ kaçaklarının sığındığı savlanan ülkeler, elbette en başta çete başı Fethullah efendinin mekan tuttuğu Amerika bu rahatsızlıktan fazlası ile payını almıştır. Öylesine ki kişiselleştirilmiş husumet yüzünden kimi ülkeler ile siyasal ve ekonomik ilişkiler gerilmiş, kopma noktasına gelinmiştir.

Kısaca durum şudur: AKP´nin iktidara geldiği yıllarda Türkiye´nin nerede ise tüm kırmızı çizgilerini silmeyi göze alıp, uluslararası destek ve meşruiyet elde edebilmek uğruna sınır ötelerini hoşnut kılma yarışına girişilmiş iken, bugün yeryüzünde diyalog kurulabilecek bir ülke kalmamış gibidir. Davutoğlu´nun stratejik derinlik ilkelerini özetleyen, ‘komşularla sıfır sorun´ sloganı bile işe yaramamış, aksine düşmanlıklar ta içlerimize kadar girip canımızı yakmaya başlamıştır.

İşte böyle bir ortamda Erdoğan İngiltere gezisini yapmıştır. İki nedeni var görünmektedir bu sempati tezahürünün. Birincisi İngiltere 15 Temmuz darbe girişiminin FETÖ ihaneti olduğunu daha o günlerde kabul etmiş ve dile getirmiştir. Bu durum diğer Avrupa ülkeleri için hiç geçerli olmamış, bilakis onlar darbe girişimini kuşku ile karşılar pozisyonlarını bugüne kadar sürdürmeyi yeğlemişlerdir. İkincisi her ne kadar IŞİD´e karşı AB´nin koalisyonunda yer alsalar da, YPG/PYD´ nin terör örgütü PKK´nın bir uzantısı olduğunu kabul eder görünmüştür İngiltere. Bunda ne kadar samimidir, ne kadar iyi polis-kötü polis oyunu vardır geri planda kestirmek zordur  ama sonuçta 24 Haziran öncesinde Erdoğan´ın kırmızı halı ile karşılanıp Kraliçeleri ile görüşmesinde istekli davranmıştır İngiliz hükümeti.

Görüşmeler büyük ölçüde Erdoğan´nın yalnız kalınan dünyada bir dost araması çabalarına umut olacak biçimde yürüdü. BBC´nin haberine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Theresa May, Londra´daki görüşmelerinin ardından düzenledikleri ortak  ortak basın toplantısında bunun örnekleri gözlendi.

Theresa May, Gazze´de yaşananlarla ilgili bağımsız bir soruşturma yapılması gerektiğini, hem ölen Filistinlilerin hem de Hamas´ın protestolardaki rolünün araştırılması çağrısında bulunduklarını söyledi ve "Filistinlilerin barışçıl gösteri hakkı vardır. İsrail´in İşgal Altındaki Filistin Toprakları´nda şiddet uygulaması kabul edilemez," diyerek İngiltere ve Türkiye´nin önemli partnerler olduğunu olduğunu ekledi, 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye´ye teşekkür etti.

May, Türkiye´deki göçmenler için hem Avrupa Birliği mekanizmaları hem de ikili mekanizmalar üzerinden 750 milyon sterlinlik harcama sözü verdiklerini belirtti ; Türkiye´nin TF-X savaş uçağını birlikte geliştireceklerini, motoru ortak üreteceklerini söyledi ve ekledi:

"Türkiye´de darbe girişimi, Suriye´deki gelişmeler ve Kürt terörizmi demokrasiye bir baskı uyguladı.Türkiye´de demokratik değerlerin ve uluslararası insan haklarının uygulandığını görmek istiyoruz. İngiltere Türkiye´nin yakın dostlarından biri olmaya devam edecek."

Bu yaklaşım elbette Erdoğan´ın yüreğine su serptiği içindir ki  May´in ardından yaptığı konuşmasında  yoğun seçim programına rağmen İngiltere´ye geldiğini hatırlatarak iki ülke arasında Ocak 2017´de kurulan yatırım ve ticaret grubunun önemli çalışmalar yürüttüğünü, Türkiye´nin Avrupa´daki en büyük ikinci ihracat pazarı olan İngiltere ile ticaret hacmini 20 milyar dolara çıkarmak istediğini söyledi.

"Birkeşik Krallık ile teröre karşı işbirliğinmizi derinleştirmek istiyoruz" diyen Erdoğan, iki ülkenin içişleri bakanları arasında güvenlik ve istihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek için niyet beyannamesi imzalandığını da açıkladı.

İki lider, birisi Brexit süreci bağlamında Avrupa´dan kopma noktasına gelmişken, diğeri AB ile ile tüm köprüleri atma sıkıntılarını yaşarken görüşmelerinde ortak bir zemin bulmuş olmalılar. Ama burada yalnızlıktan bunalanın daha çok bu yakınlaşmayı sağlamak için oralara gitmeyi gerekli gören  Türkiye tarafı olduğu anlaşılıyor.

Şimdi durup düşünelim: AKP iktidarı 24 Haziran´da son derece yaşamsal ve kritik bir seçime hazırlanırken Osmanlı´nın yıkılışı ve Kurtuluş Savaşımızın etkisiz kılınması yolundaki çabaları dikkate alındığında ülkemize ve ulusumuza husumet göstermekle öne çıkan  bir İngiltere´nin dostluğuna ve yardımlarına muhtaç mı kalmalıydı? Türkiye yapayalnız kalmakta olmanın umarsızlığı ile dünyadaki her türlü emperyalizm hilesinin ve komplosunun ardındaki düşünce ve eylem merkezinden medet mi umar hale düşmeliydi?

24 Haziran´da oy kullanacak insanımız sandık başında bu soruların yanıtlarını herhalde arayacaklardır, umudumuz bu yönde…

 

 








Kaynak: ÖZEL HABER

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
YENİ REJİMİN SAKINCALARI CHP´NİN EFSANE MİTİNGLERİNDE NEDEN GÜNDEME GELMEDİ Kİ ?
YENİ REJİMİN SAKINCALARI CHP´NİN EFSANE MİTİNGLERİNDE NEDEN GÜNDEME GELMEDİ Kİ ?
Cumhuriyet Halk Partisi 24 Haziran ‘da sadece iki seçim kaybetmedi. Ülkeyi ve kurulmasında görev aldığı Cumhuriyeti de kaybetti gibi görünüyor. Gürer´in ve İnce´nin iş işten geçtikten sonra yakınmaları buna çok talihsiz örnekler oluşturuyor.
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´yi ‘İnce mi, Kılıçdaroğlu´mu?´ kavgasından öteye geçmeyecek bir Kurultay sürecine mahkum etmemek gerekir. Bu ortamı yaratmaya kimsenin hakkı da yoktur. Unutulmamalıdır ki iki yanlıştan bir doğru hiçbir zaman çıkmaz. D
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE DE RESTORASYON, YOKSA…
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE DE RESTORASYON, YOKSA…
CHP bir yol ayrımında temellere kadar inen sancılarla boğuşurken dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla ve kimi yüzeysel değerlendirmelerle yangına adeta körükle gitmeyi yeğledi.
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´  OYUNU!
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´ OYUNU!
Evet, yarın kritik bir dönemeç yaşanacak, teoride seçmen iradesi hem seçim yapacak hem de görevini devretme noktasına gelen iktidarı denetlemiş olacaktır. Elbette bu olay söylendiği kadar rahat ve etkili bir süreç değildir. O kadar çok icraat alanı ve konusu var ki, sandıklarda bunun ne olduğunu anımsayan ve önemseyen seçmen bulabilmek zor.
ARTIK 24 HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
ARTIK 24 HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
1946 yılından bu yana izleme olanağı bulduğumuz çok partili parlamenter sistemin yansıması olarak yaşanan seçim kampanyalarının çok dışında bir atmosfer içinde geçti gitti günler. Ülkeyi ve ulusu ortak çözümlere yöneltecek, uzlaşmazlıkları tek bir çatı çerçevesinde, açıkçası bir meclis çatısı altında ortadan kaldırması beklenen demokratik yaklaşımlardan iz yoktu. Aksine kişisel kavgalara, hırslara, tehditlere ve toplumsal fay hatlarına prim veren düzeysiz polemikler egemen oldu ortama. Ayrıca Cumhuriyet Rejiminin sona ermesi koşullarını dayatan kurumsal yapılanmaların ne denli en az zararla düzeltilebileceği arayışları yerine, “tek adam tek adama karşı” mücadelesi damga vurdu alanlara ve söylemlere…
   ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
Bugünden bekliyor halkımız, CHP´nin ağzından Cumhuriyet, Atatürk, laiklik ve ulusal çıkarlar, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğü sözlerini ve bunlara sıkı sıkı bağlılık taahhütlerini… Cumhuriyetin uğratıldığı yol kazasından en az zararla kurtarılması için canların dişlere takılarak savaşımın sürdürüleceği kararlılığını…
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
Kılıçdaroğlu´nun tam yetki ile sürdürme çalıştığı en geniş mutabakatın pratikte fazlaca bir kıymet- i harbiyesi yoktur. Kaldı ki eğer öyle bir mutabakat “Ekmek Ekmeleddin” fiyaskosuna yol açan yeni bir basiretsizlik örneği ile sonuçlanırsa 24 Haziran seçimleri gerçekten Türkiye için aşılması zor tehditlerle dolu bir dönemin başlangıcı olur.
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
Bu değişikliğe “sistem” adını kullanmak aslında yetersiz bir saptama. Açıkça Rejim değişiyor Türkiye´de. Önümüze konulan sandıkla 3 Kasım 2019´ya yürürlüğe girmesi gereken rejim değişikliği hemen uygulamaya konulmuş olacak. Değişen rejime artık Cumhuriyet adını kullanmamız bile doğru olmayacak.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
Cumhuriyet Halk Partisinin Tüzüğü´nü. bir yönüyle Anayasası´nı, baştan sona değiştirme girişiminin Olağanüstü Kurultay´da kapalı kapılar ardında ve basının izleyemediği bir süreçte yapılması hangi ‘Demokratik Kültür´e sığar? Genel Başkanın direktifleri ile hazırlanan taslak, gerçekten Örgütün ve üyelerin baskı altında olmadan Kurultay´a sunabileceği alternatiF tekliflerle ne düzeyde örtüşebilmiştir?
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN  SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
Açıkçası dünyanın en olgunlaşmış kabul edilen ülkelerinde bile ipliği pazara çıkmış olan, “sadece oya ve sandığa dayalı” demokrasi ucubesinin en ilkel hali Türkiye´de yaşanıyor. Kimi Batılı yorumcular bu durumun çok yaygın oluşundan alabildiğince kaygılılar. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Türkiye´deki demokrasinin de ‘seçilmiş diktatörler´in zuhur ettiği bir sonuca doğru hızla ilerlediğine işaret ediyorlar.
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA geçmişten gelen sorumlulukların ağırlığını omuzlarında hissederek Yeni Yüzyılı´na başlıyor. Dokularındaki ‘programa´ sadık kalarak her türlü zorluğa göğüs germeye, görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çaba gösterecektir
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi´nin geçmişinde kökleşmiş devrimci ve atılımcı dinamikler, her zaman ülkeyi ve ulusu yeni boyutlara, daha ileri hedeflere yöneltmekten geri durmayan refleksleri harekete geçecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel sorumluluğunu kavramış kadroların kendi içinden çıkması sürecini yeniden yaşayacak, Atatürk Türkiye´sinin dümenlerinin başında yerini alacaktır.
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
EMİRGAN´DAN ADANA RADYOSU´NA GÜL AVALAN´LA KONUŞTUK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
İSTATİSTİKLER BİLE UTANDI!
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA´NIN GÖZÜNÜ SEVEYİM
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EDEBİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÇAĞDAŞ BİR TOPLUM YARATMAK ÜZERİNE
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Türkçe Ezan, Acemi Politikacı ve Günah Keçisi…
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AVRUPA´DA SOSYAL DEMOKRASİNİN BUNALIMI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
FESLİ İLE CÜBBELİ´NİN KİNLERİNİN KÖKENİ!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
ALTIN ÇAĞIN SANATÇILARI
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD´NİN SON HAMLESİ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
EY ERDOĞAN EY AKP´LİLER BUNU HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Cumhuriyetin Önderleri Neden Askerlerdi?
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
DERBİ ÖNCESİ TEMSİLCİLERİMİZ TATSIZ TUZSUZ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
LOKMAN HEKİM EFSANESİ
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DÜNDEN BUGÜNE ADANASPOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ATATÜRK VE VASİYETİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
6 °C
Cumartesi
9 °C
Pazar
12 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-11/15/1546340973945.jpg