YAZARLAR

  • BIST 100

    94.894%-4,17
  • DOLAR

    5,9348% 0,87
  • EURO

    6,5480% 0,86
  • GRAM ALTIN

    284,57% 1,03
  • ÇEYREK ALTIN

    469,5405% 1,03

Adana

14.10.2019

  • İMSAK 05:19
  • GÜNEŞ 06:38
  • ÖĞLE 12:30
  • İKİNDİ 15:40
  • AKŞAM 18:12
  • YATSI 19:26
  • Pazartesi 27 °C / 18 °C Güneşli
  • Salı 28 °C / 21 °C Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 27 °C / 20 °C Parçalı bulutlu

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

PROF.DR.KAAN KORA;BİPOLAR BOZUKLUK NEDİR?

Uluslararası Bipolar Bozukluklar Derneği (ISBD) üyesi olan Bipolar Bozukluklar Derneği (Bipolar Türkiye) Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kaan Kora Bipolar Bozukluklar hakkında ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

Bipolar bozukluk nedir? Neden bozukluk olarak tanımlanmaktadır?

Bipolar (iki uçlu) bozukluklar, psikiyatrik sınıflandırmalarda duygudurum bozuklukları başlığı altında yer alan; geniş bir tanımlama ile; belirsiz bir gidiş içinde, tekrarlayıcı taşkınlık (mani veya hipomani) ve çökkünlük (depresyon) dönemlerinin görüldüğü, ve hastalık dönemleri arasında kişideki klinik belirtilerin nerdeyse tümü ile ortadan kalktığı, normal bir duyguduruma döndüğü, kronik gidişli hastalıklardır.

Bir hastada depresyon veya mani tanısı konması, varolan belirtilerin bir süredir devam ettiği ve kişinin günlük yaşamını, işlevselliğini olumsuz yönde etkilemeye başladığı anlamına gelmektedir. Hangi dönemde olursa olsun, kişide görülen değişiklikler okul, iş ve sosyal yaşamını sürdürmesini güçleştirir. Depresyon döneminde hasta yatağından veya evinden çıkmak istemeyebilir, mani döneminde ise herhangi bir işe veya performansa odaklanması ve sürdürmesi olanaksız hale gelir. Sosyal ilişkiler olumsuz yönde etkilenir. Her iki durumda da şiddetli olgularda hastane yatışı gerekebilir.

Sadece burada değil, diğer tüm psikiyatrik tablolar da “bozukluk” olarak tanımlanmaktadır. Burada “bozulma”dan kasıt, varolan belirtilerin veya değişikliklerin kişinin hayatı, işlevselliği ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisini işaret etmeyi hedeflemektedir. Çünkü hem duygudurum bozukluklarında hem de başka bozukluklarda gördüğümüz bazı değişiklikler, gündelik yaşamda da karşılacağımız normal tepkilere benzemektedir. Aralarındaki ayrımı vurgulamak amacı ile “bozukluk” kavramı kullanılmaktadır.

“Bipolar” kavramının tek başına kullanılmasının, bu tanımlamanın hastalığa değil de kişinin kendi kişilik özelliklerini tanımlamaya yönelik bir sıfat haline dönüştüğü ve böyle algılandığı, bipolar bozukluğu olan kişiler tarafından belirtilmektedir.

Bipolar bozukluk tanısı nasıl konur?

Akut döneme özgü belirtiler aynı zamanda depresyon veya mani için tanı aşamasında kullanılan ölçütlerdir. Bipolar bozukluklar, hastalık gidişi içinde görülen dönemlerin tipine göre iki alt tipe ayrılır. Bipolar I bozukluk olarak adlandırılan tipte tekrarlayan mani ve

depresyon dönemleri bulunmaktadır. Bipolar II bozuklukta ise hipomani ve depresyon dönemleri vardır, maniye varacak şiddette yükselme dönemleri bulunmaz. Bir hasta zaman içinde bipolar II bozukluktan bipolar I bozukluğa dönüşebilir, ancak tersi mümkün değildir. Hastalık içinde bir kez manik dönem ile karşılaşılması bipolar I bozukluk tanısı için yeterlidir.

İlk akut dönemin manik dönem olduğu olgular yanında, genellikle  hastalık genç yaşlarda görülen bir depresyon ile başlar, bir kaç kez tekrarlayan depresyon döneminden sonra ortaya çıkan bir hipomani veya mani ile bipolar bozukluk olduğu anlaşılır. Öncesinde konulan tanı sıklıkla tekrarlayıcı major depresif bozukluktur.

Tanı koyma sürecinde sadece bipolar bozukluk için değil, tüm psikiyatrik bozukluklar için kullanılabilecek tek geçerli yöntem klinik görüşmedir. Klinik görüşmede hekimin kullanabileceği bazı yapılandırılmış soru çizelgeleri kullanılabilir ve geçerliliği yüksektir. Ayrıca bir alan taraması için kişilerin kendilerinin doldurabileceği ölçekler de kullanılabilir, ancak bu testlerin tanı koymada bir geçerliliği bulunmamaktadır, ancak şüpheli olguların saptanmasında yardımcı olabilirler. Bunlar dışında beyin görüntüleme, kan analizleri, genetik analizler, EEG (beyin elektrosu) vb. yöntemler ancak altta yatan, ve psikiyatrik bozukluğun belirtileri ile karışabilecek başka tıbbi hastalıkların varlığını saptamada kullanılabilir. Halihazırda bir kişinin hastalığının bipolar bozukluk mu, şizofreni mi, yoksa obsesif kompulsif bozukluk mu olduğunun ayrımında kullanılabilecek bir laboratuar tekniği bulunmamaktadır.

 

Bipolar bozukluğun nedenleri nelerdir, nasıl ortaya çıkar?

Bipolar bozukluk tipik olarak ergenlik sonu, ilk gençlik yıllarında başlama eğilimi gösterir, ancak her yaşta ilk hastalık dönemi görülebilir. Bipolar I bozukluk için cinsiyetler arasında görülme sıklığı açısından fark bulunmazken, bipolar II bozukluk kadınlarda daha sıktır.

Bipolar bozukluğu nedenleri arasında genetik etkenler birinci sırada gelmektedir. Bipolar bozukluğu olan bir kişinin 1. derece akrabalarında hastalıkla karşılaşma olasılığı %5 civarındadır, yani normal nüfustan 10 kat yüksektir.

Beyinde sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bazı kimyasalların (serotonin, noradrenalin gibi) bulunduğu sistemlerdeki düzensizliklerde hastalık oluşumundan sorumlu tutulmuşlardır. Ancak son dönemde bu düzensizlikler ile ilgili teoriler araştırmacılar açısından önemini yitirmektedir. Buna karşın hücre içi başka yapıların içinde bulunduğu ve sonuçta genlerde değişikliğe yol açan sistemlerdeki bozuklar son yıllarda araştırmalarda daha öne çıkan hedefler haline gelmiştir.

Beyin görüntüleme çalışmalarından elde edilen çeşitli bulgular da bipolar bozukluk hastalarında sık tekrarlayan bulgulardır. Özetle bipolar bozuklukların etiyolojisinde farklı etkenler sorumlu tutulmakta, bozukluğun çok faktörlü bir hastalık olduğu kabul edilmektedir.

Altta biyolojik olarak yatkınlığı olan bir kişinin bazen kendiliğinden, bazen stresli bir olayı takiben, bazen de uyarıcı bir madde (antidepresanlar, esrar, kokain, zayıflama amacı ile kullanılan çeşitli ilaçlar vb.) kullanmasını takiben bir atağın tetiklendiği görülebilir.

Bipolar bozukluk tedavisinde ilaç kullanımı gerekli midir? İlaçları ne kadar süreyle kullanmak gerekir,  kesilebilir mi?

Bipolar bozukluk tedavisinde ilaç tedavisi “olmazsa olmaz”dır. Başta duygudurum dengeleyici adını verdiklerimiz olmak üzere çeşitli ilaçlar hem hastalık dönemleri ortaya çıktığında belirtileri iyileştirmek için, hem de hastalık tekrarlamalarını engellemek amacı ile kullanılmaktadır.

Tedavi süresi açısından güncel yaklaşım, bipolar bozukluğun kronik bir hastalık olduğu kabul edilerek kişiyi hayatı boyunca tekrar hastalanmaktan koruyabilmeyi hedeflemektedir. Tıpkı bir tansiyon veya diyabet hastalığında olduğu gibi, iyilik halini sürdürmek için tedaviye etmek gerektiğini kabul etmek gerekir. Bir tedavi değişikliği durumunu da mutlaka bir hekimle değerlendirmek gerekir.

Geçmiş bazı çalışmalarda uzun süre (yıllarca) ilaç kullanan ve bir daha hiç hastalanmamış kişilerde ilaç kesimi arkasından hastalığın tekrarlamadığına dair veriler olsa da, takip sürelerinin ve olgu sayılarının yetersizliği nedeni ile bu verilerin geçerliği düşüktür.

Günümüzde gelişen teknoloji ve tıpta ilerlemeler, bipolar bozukluğun tanı ve tedavisinde de gelişmeler yarattı mı? Yeni tedaviler varsa neler?

Beyinde yapısal veya biyokimyasal düzeyde ne tür etkenlerin hastalığa yol açtığına dair çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmaların bir amacı da henüz hastalık ortaya çıkmadan hangi bireylerin hastalanabileceğini anlayabilmemizi sağlayacak verilere ulaşabilmektir. Ancak henüz tatminkar sonuçlara ulaşıldığını söylemek mümkün değil.

Tedavi boyutundaki gelişmeler ile ilgili beklentiler daha çok ilaç alanına yöneliktir. Son 20 yıl psikiyatrik bozukluklarda kullanılacak yeni ilaçlar açısından çok hareketli geçti. Farklı etki mekanizmasına sahip çok sayıda ilaç geliştirildi ve bu süreç biraz ivmesi azalmış olsa da halen devam etmekte. Günümüzde bipolar bozukluğun hem akut hastalık dönemlerinde hem de uzun süreli koruma amaçlı olarak kullandığımız çok sayıda ilaç bulunmaktadır.

Bipolar bozukluğun tamamen düzelmesi mümkün müdür?

Bu soruyu “tamamen düzelme” kavramını nasıl ele aldığımıza göre yanıtlamak daha doğru olur. Bir kişinin varolan hastalığın belirtilerini kontrol etmek amacı ile düzenli bir tedavi kullanması ve bu sayede hayatını, gündelik yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesini de, o hastalığa halen sahip olsa bile “tamamen düzelme” olarak adlandırabiliriz. Bipolar bozuklukta hedeflediğimiz nokta budur. Tıpkı, tıbbın başka pek çok alanındaki farklı hastalıklarda, örneğin tansiyon, diyabet, romatizma veya çeşitli allerjilerde olduğu gibi.

 Bipolar bozukluk tanısı konmuş bir birey gündelik yaşantısında nelere dikkat etmelidir?

Uyku düzeni dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir. Sık nöbetler, vardiyalı çalışma gibi koşullar hastalığın kotrol altında tutulmasını zorlaştırabilir. Çeşitli nedenler ile ardarda uykusuz kalınmasının manik dönemleri tetiklediği bilinmektedir.

Alkol kullanım bozuklukları ile bipolar bozukluklar yakından ilişkilidir, sıklıkla birarada görülmektedir. Alkolün hem doğrudan hastalık belirtilerini tetikleme hem de uyku düzenini bozarak dolaylı yoldan hastalığın gidişi üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu yüzden alınabilecek miktar ve sıklık konusu takip eden hekim ile birlikte ele alınmalıdır.

Esrar, kokain vb. maddelerden kesinlikle uzak durulmalıdır.

Bipolar bozuklukta hastanın kendisine zarar verme eğilimi sık karşılaşılan bir durum mudur?

Bipolar bozukluğun özellikle depresyon dönemlerinde ölüm düşünceleri ve özkıyım planları veya girişimleri gibi belirtiler ile karşılaşmak mümkün. Ancak hastanın düzenli bir takip süreci içinde bulunması, hekimine kolay ulaşabilecek bir konumda bulunması, gerektiğinde ilaç tedavisi yanında psikoterapi desteğinin bulunması, eşlik eden diğer durumların (alkol-madde kullanım sorunları, kaygı bozuklukları gibi) kontrol altında olması, hem hekimin hem de hastanın ve yakınlarının bu tür belirtileri hızlıca farkedebilecek ve gerektiğinde girişimde bulunacak iletişimde bulunmaları bu önemli riski önlemede çok etkilidir.

Bipolar bozukluk hastalarının adli olaylara karışma, suç işleme eğilimi yüksek midir?

Bipolar bozukluk hastalarının, sağlıklı olarak kabul edilen kişilerden daha fazla suça veya çeşitli adli olaylara karıştığını veya hastalığın bu olasılığı artırdığını gösteren bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Bu söylemi sadece bipolar bozukluk için belirtmekle kalmayıp, tüm psikiyatrik bozukluklara genellemek de gerekir. Zaman zaman medyada bir psikiyatrik bozukluğu bulunan kişinin işlediği veya karıştığı bir olay haberleştirilirken, maalesef hastalık tanısının ön plana çıkartıldığını görmekteyiz. Böyle bir haberin, olayın hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığı gibi toplumu tamamen yanlış bir bilgilendirme yoluna yönlendirmesi dışında, hastaları ve yakınlarını incitici, damgalayıcı ve buna bağlı oluşabilecek diğer sosyal sorunları da tetikleyebileceğini unutmamalıyız. Bu açıdan bakıldığında toplumda yaşayan herkesin, üstlendiği sorumluluk kapsamında bu konularda dikkatli olması gerekmektedir.

 Bipolar bozukluk hastalarının cezai sorumluluğu var mıdır?

Bipolar bozuklukta manik dönemler sırasında ayırt etme gücü, yargılama kapasitesi etkilenebilir. Bu nedenlerle akut mani döneminde fiili ehliyetin olmadığı kabul edilir. Ancak tedaviye uyum yeterliyse, içgörü iyiyse, ataklar sık değilse ve iyilik dönemi uzun zamandır mevcutsa fiil ehliyeti vardır. Bipolar bozuklukta hastalığın seyri, atağın özellikleri ve diğer faktörlere göre fiil ehliyeti etkilenebilir.

Mahkemece, fiil ehliyeti olmayanlara vasi, ayırt etme gücü olduğu halde, tekrarlayan hastalık nöbetleri olanlara yasal danışman atanabilir. Hastanın tedaviye uyumu artar, atakların sıklığı azalır ve iyilik dönemi uzun sürerse vesayetin kaldırılması için kişi başvurabilir ve yeniden bilirkişiden görüş sorulabilir. Bu durumlarda bilirkişi raporuna göre mahkeme vesayeti kaldırabilir ya da yasal danışman atanmasına gerek duyabilir. Vesayet altında olan kişiler adına hukuki işlemler ancak yasal temsilcileri (vasi) eliyle yapılır.

Bir bipolar bozukluk hastasının iyilik dönemi içinde iken evlenmesi, yasal süreçler ile ilgili karar vermesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Ancak akut hastalık dönemi içinde TMK’nun 125. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. Bipolar bozuklukta da bir manik ya da hipomanik dönemde yapılan evlilik de geçersiz sayılabilir. Ancak kanuna göre (TMK 147, 148) kişiler, davayı iyilik döneminde ayırt etme gücünü kazandıktan sonra açabilir.

Bipolar bozukluk hastaları çocuk sahibi olabilir mi?

Bipolar bozukluğu olan ve düzenli ilaç kullanan bir kadın çocuk sahibi olmayı planladığında bu konuyu mutlaka klinik takibi birlikte yürüttükleri hekim ile ele almalıdır. Hamilelik sırasında ilaç kullanımı, hamilelik sırası ve sonrasında atak gelişimi ve olası girişimler, önlemler konusunda bilgi sahibi olunmalı ve süreç yakın gözetim altında yürütülmelidir.

Hasta ve yakınlarına vermek istediğiniz mesajlar var mı?

  • Bipolar bozukluk kimsenin suçu, eksikliği, karakter zayıflığı ya da hatası değildir. Bipolar bozukluk, kişilerin psikolojik yapıları, sosyal durumları ile ilişkili değildir. Stres ve yaşam olayları hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırarak tetiğini çekebilir.
  • Hastalık lityum tuzu eksikliğinden ortaya çıkmaz ancak lityum tuzu bipolar bozukluk tedavisinde en etkili ilaçlardandır.
  • Bipolar bozukluk tedavi edilebilir, tıbbi bir hastalıktır.
  • Bipolar bozukluk tedavisinde en sık yapılan hata daha iyi hissetmeye başlayınca ilaçları bırakmaktır. Daha iyi hissetmeye başladığınızda iyilik halinizin kalıcı olması için ilacınızı her gün almaya devam edin.
  • Tedaviniz için kullandığınız ilacı asla kendi kendinize bırakmayın, bu hastalığınızın daha hızlı tekrarlamasına neden olabilir.
  • Bipolar bozukluk tedavisinde uzun süre kullanılan ilaçlar (duygudurum dengeleyicileri, antipsikotik ve antidepresan ilaçlar) bağımlılık yapmaz. Yan etkiler hekimin bilgisi dahilinde doğru yaklaşımlar ile giderilebilir.
  • Bipolar bozukluğu olan kişiler hastalık dönemleri dışında çalışma yaşantısını sürdürebilmektedir.
  • Hastalık hakkında bilgi edinin, hastalık dönemleri öncesi haberci belirtileri tanımaya çalışın ve onlara hazırlıklı olun, hastalığınızı tetiklediğini öğrendiğiniz veya deneyimlediğiniz durumlardan korunun.

 Bipolar bozukluk tanısı konmuş kimselere yaşam kalitelerini artırmak adına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

- Hem kendinizin hem de yakınlarınızın hastalık ve tedavisi hakkında doğru ve yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunuzdan emin olun, bunun için önce doktorunuzdan destek isteyin. Bipolar Yaşam Derneği, Bipolar Bozukluklar Derneği, Lityum Derneği gibi çeşitli derneklerin internet sitelerini ziyaret ederek hem bilgilendirici kaynaklara ulaşabilir, hem de bu amaçla düzenlenen toplantıları takip edebilirsiniz.

Bilinmeyen veya az bilinen hemen her konuda olduğu gibi, psikiyatrik bozukluklarda da ve özelinde bipolar bozukluklar için de toplumda yanlış inançların ve önyargıların varolduğuna şahit olmaktayız. Bir toplum içinde varolurken hiçbirimiz bu önyargılardan tümü ile uzak kalamayız. Bilgi sahibi olmak başta kendi kendimizi damgalamanın önüne geçebilir, kendimizi damgalamamayı ve yargılamamayı başarabilirsek, başkalarınınkiler ile daha kolay başa çıkabiliriz.

- Bipolar bozukluk ve tedavisi üzerine odaklanmak bazen çeşitli ilişki sorunları vb. konuların arkada kalmasına neden olabilir. Bu tür sorunların çözümü için de psikoterapi desteği gerekebilir, gerek gördüğünüzde hekiminize bu konuda danışmaktan çekinmeyin.

- Düzenli fiziksel aktivite, düzenli uğraş gibi hem gündelik yaşama çerçeve çizebilecek, hem de hastalığa ve tedaviye bağlı çeşitli yan etkiler ile başa çıkmada yarar sağlayabilecek etkinliklere önem vermek gerekir.

Röportaj;Gazetemiz adına yazarımız Av. Serra TAŞKÖPRÜ/ İsmail ESİNER

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER