YAZARLAR

  • BIST 100

    101.471%0,02
  • DOLAR

    5,6905% -0,17
  • EURO

    6,3007% -0,24
  • GRAM ALTIN

    274,65% -0,23
  • ÇEYREK ALTIN

    453,1725% -0,23

Adana

18.09.2019

  • İMSAK 04:55
  • GÜNEŞ 06:16
  • ÖĞLE 12:38
  • İKİNDİ 16:07
  • AKŞAM 18:51
  • YATSI 20:06
  • Çarşamba 28 °C / 20 °C Güneşli
  • Perşembe 27 °C / 19 °C Güneşli
  • Cuma 27 °C / 20 °C Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN SEÇİMLERE BİR BAKIŞ

Açıkçası dünyanın en olgunlaşmış kabul edilen ülkelerinde bile ipliği pazara çıkmış olan, ?sadece oya ve sandığa dayalı? demokrasi ucubesinin en ilkel hali Türkiye´de yaşanıyor. Kimi Batılı yorumcular bu durumun çok yaygın oluşundan alabildiğince kaygılıl

Ülkenin afakını saran seçim heyecanı giderek artıyor ve dikkatleri Türkiye´nin temel rejim sorunlarının, ekonomide hızlanan çöküş sürecinin ve elbette ulusal güvenlik açmazlarının, düçar olduğu savaş koşullarının derinlerdeki nedenlerinden uzak tutan olumsuz bir etken halini alıyor.

Siyaset meydanı nafile, gereksiz ve hatta küfürlere varan polemiklerin karartması altında. Akılcı önlemler, öneriler ya da yaratılmış  anayasa dışı fiili durumlara karşı koyma hamleleri hep öteleniyor.

Bir de düşlenen, peşinde koşulan oy oranları ve  ittifaklarla varılmak istenilen hedeflere yönelik  yapay yarış atmosferi,  siyasal yaşamın ve işleyişlerin gerektirdiği akılcı ve gerçekçi yaklaşımları insanlarımızın bilinçlenebilme süreçleri bağlamında silip atıyor. Her şeyin dayandırıldığı ve hatta ?meşruiyetin´ bile tek temeli olarak dayatılan halk iradesini oluşturan seçmen kitleleri, erbab-ı siyaset tarafından bu tablo içerisinde oradan oraya savrulması ile  ilkesiz ve edilgen, oy vermekle yükümlü sürülermiş gibi kabul ediliyor.

Açıkçası dünyanın en olgunlaşmış kabul edilen ülkelerinde bile ipliği pazara çıkmış olan, ?sadece oya ve sandığa dayalı? demokrasi ucubesinin en ilkel hali Türkiye´de yaşanıyor. Kimi Batılı yorumcular bu durumun çok yaygın oluşundan alabildiğince kaygılılar. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Türkiye´deki  demokrasinin de  ?seçilmiş diktatörler´in zuhur ettiği bir  sonuca doğru hızla ilerlediğine işaret ediyorlar. Toplumsal yapıları kuralsız, denetimsiz ve hukuk dışı keyfiliklere mahkum ettiği tecrübelerle sabit hale gelen popülizm heyülası, sonuçta  ülkemizi, ulusumuzu bir daha dönüşü olmayacak felaketlerin tam ortasına sürüklemeye aday görünüyor.

Bu ölümcül tablonun ilk ve tek sorumlusu şu anda iktidarda bulunan siyasal hareket ve onun liderliği değil elbette. Bu süreç 1946 seçimleri ile başlayan ve 70 yıldır zigzaglar ve  ?iki adım ileri bir adım geri? temposu ile Türk ulusunun ve kurucusu olduğu Cumhuriyet rejiminin yıkımını hedefleyen akımların sentezi  olarak bugünlerde zirveye tırmanmıştır.  ?Atı Alan Üsküdar´ı Geçti´ diyerek, Anayasal ihlalleri ve her türlü oyun ve hileyi iktidar olabilmenin ve bunu sürdürmenin mübah yolu olarak gören bir zihniyetin bu senaryonun en yıkıcı bölümlerini sahneye koyduğu bir vakıadır elbette. Hatta denilebilir ki sahnelenen oyunda hedeflerine en çok yaklaşan da şimdiki iktidar sahipleri ve onlara itaatkar emir kulu olmayı kabul eden uydu unsurlardır.

Ne yapılabilir? Bu gidişe hiç değilse bir adım nasıl geri attırılabilir? Bu sorulara yanıt verebilmek çok zor! Ancak unutmamak gerekir ki ülkemizde Cumhuriyet´e ve kazanımlarına sahip çıkma yoluna baş koyacak geniş halk kitleleri vardır henüz. Bu kesimler ülkede yürütmeyi parlamenter denetim altında tutmanın, yargının bağımsız bir güç olarak hukukun üstünlüğünü öne çıkarma görevini üstlenmesi gerektiğini, bu hedeflerin de ancak bilinçli halk kitlelerinin mücadelesi ile başarılabileceğini bilen bireylerden oluşmaktadırlar. Ama şurası da bir gerçektir ki bu önemli toplumsal güç,  birlikte hareket edip belirleyici bir aktör olma bağlamında gerekli  yöntem ve işleyişlerinden yoksundur.  Bu gücü harekete geçirmesi beklenen bir siyasal yapılanmanın,  Cumhuriyet Halk Partisi şemailinde var olduğu söylenebilir belki.  Ama bu önemli potansiyel de ülkenin afakını saran seçim heyecanın bir parçası haline gelme talihsizliğine uğratılmış durumdadır.

Şunu dikkatle anımsamakta yarar vardır: Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin en onurlu sayfalarının yazıldığı dönemlerde hiçbir zaman ilkelerinden ve kadrolarının güvenilirliğinden vazgeçerek salt seçim kazanmak uğruna her türlü çareyi  ve taktiği ön planda tutma yanlışını göze almamıştır. Parlamenter demokrasilerde oy ağırlığından daha önemli bir faktörün var olduğunu kabul ederek güvenilir siyasal ağırlık sahibi olabilme tercihi kullanmıştır. Onun içindir ki hala toplumun en az üçte birinin ciddi potansiyel oy desteğini, tüm kaybettiği seçimlere ve uğradığı mağduriyetlere ragmen, sağlamış durumdadır. Ama bu yukarıda sözünü  ettiğimiz  Cumhuriyet´e ve kazanımlarına sahip çıkma yoluna baş koyacak geniş halk kitlelerine önderlik etme görevini üstlenebilme bağlamında yeterli olamamaktadır.  Bu görevi yerine getirebilmek için kadroları ile güvenilir olmanın, ilkelerinin önderliğinde ülkeye, ulusa ve Cumhuriyet´e sahip çıkmanın, Türkiye´yi batağa sürükleyecek her türlü yolsuzluğun ve ihanetin karşısına dimdik dikilebilmenin, anayasa ihlallerine, hukuksuzluğa ve ölümcül hatalara geçit veren bir iktidar halini almaktan evla görüldüğü bir yapıya sahip olunması gerekmektedir.  Muhalefette olmanın da en az iktidarda olma kadar önemli bir sorumluluk gerektirdiğinin kanıtlanması öncelikler arasında yer almalıdır.  

Ama yakın geçmişte CHP de popülizm sendromundan kendisini koruyamamış,  iktidar hevesine kapılıp girdiği koalisyonlarda, ya da AKP ile birlikte koalisyon kurmayı dahi içine sindirdiği ?istikşafi´ pazarlıklarda, başkanlık seçimlerinde gösterdiği o malum cumhurbaşkanı adayında ya da yerel yönetimlerdeki kadrolarda  büyük yanlışlara düşmüş, toplumdaki kredisini sarstığı dönemlerden geçmiştir.  En önemlisi Anayasa Referandumu öncesi ve sonrası yaşanan ?tek adamlı fiili duruma? karşı sessiz kalması,  parlamentonun daha şimdiden etkisizleşmesine tepki vermemesi ve de 2019´dan sonra kurulacak olan Cumhuriyet rejimine son vermeye endeksli yeni düzene razı olduğu atmosferine girmesi son derece olumsuz izlenimler olarak sayılabilir. .

Önümüzdeki önemli seçimlerin arifesinde de CHP benzer yanlışların eşiğine gelmiş gibidir.  Kimlerden oluştuğu tam kestirilemeyen, bileşenlerinin bir bölümünün silahlı bölücü örgütlerin siyasal uzantısı olduğu izlenimi bulunan ya da geçmişte  Madımak faciasının örgütçülerini bünyesinde barındırdığı unutulamayan kesimleri de kapsayabilme potansiyeli taşıyan  HAYIR cephesinin hayaletinin arkasına takılma basiretsizliği ile harekete geçmiştir. Elbette bir de sadece başkanlık seçimini kazanmakla, ayrıca  artık işlevsizliği tescillenmiş olacak mecliste çoğunluğu elde etmekle ülkenin rejim sorununu çözebilecek, ulusun çıkarlarını sonuna kadar koruyabilecek bir sonuç elde edilemeyeceği ortadadır.  Bunları dikkate almadan, sanki olağanüstü bir dönemden geçilmiyormuş gibi seçimleri demokrasi şöleni gibi görmek, oy oranlarına ve bunları manipüle etmeye aday halk oylamalarına göre bir siyasal yol çizmeye çalışmak, Cumhuriyet´e ve kazanımlarına sahip çıkma yoluna baş koyacak geniş halk kitlelerinin güvensizliğe kapılmasına neden olacaktır. Halbuki Cumhuriyet Halk Partisi, ülkenin, ulusun ve Cumhuriyet´in varlığını sürdürebilmesi görevine girişebilmek  için öncelikle tarihsel misyonuna yakışır yer tutmalıdır siyasal alanda. Özüne dönmenin, kendisine güvenecek kitlelerin önderliğine layık olduğunu kanıtlamalıdır. Ama nasıl ? İşte önümüzdeki kısa sürede bunun araştırılması gerekecektir. .

Haber Kaynak : ÖZEL HABER