YAZARLAR

  • BIST 100

    1.123%0,00
  • DOLAR

    7,8300% 0,17
  • EURO

    9,1982% 0,21
  • GRAM ALTIN

    476,80% 0,96
  • Ç. ALTIN

    786,72% 0,96

Adana

30.09.2020

  • İMSAK 05:07
  • GÜNEŞ 06:26
  • ÖĞLE 12:34
  • İKİNDİ 15:54
  • AKŞAM 18:31
  • YATSI 19:45
  • Çarşamba 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 32 ° / 21 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

ERDOĞAN: ‘DOĞU AKDENİZ’DE ÇÖZÜMÜN YOLU, DİYALOG   VE  MÜZAKEREDİR”

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Sağduyuyla hareket edilirse herkesin hakkını koruyan, kazan-kazan temelli bir formül bulunabilir” dedi.

Türkiye’nin dış siyasette daha aktif, daha kararlı bir tavır takınmasının birilerini rahatsız ettiğine vurgu yapan Erdoğan, “Bölgemizi kardeş kavgasına sürüklemeye çalışanlar, Türkiye’nin barışı ve adaleti savunan politikalarından rahatsız oluyor. Sadece dışarda değil, içerde de rahatsız oluyorlar. Ülkemizi enerji rekabetinin dışında bırakmak isteyenler, bizim haklarımızı sahip çıkmamızdan da rahatsız oluyor. Özgüven yoksunu bir Türkiye hayali kuranlar, bizim diklenmeden dik duruşumuzdan rahatsız oluyorlar. Ülkemizin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini garantiye almaya yönelik adımları, hem iç politikada hem dış politikada âdeta bir turnusol kâğıdına dönüşmüştür” ifadesini kullandı.

Erdoğan, başkalarının etki ajanlığını yapan marjinaller dışında, 83 milyonun tamamının devletin uluslararası hukuk çerçevesinde attığı adımları güçlü bir şekilde desteklediğinin altını çizerek, “Doğu Akdeniz’de Türkiye, bugüne kadar ne yaptıysa meşruiyet temelinde ve Libya ile olan mutabakat muhtıralarına göre yapmıştır. Akdeniz’de gerginliği artıran, Türkiye değil, Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yok saymaya çalışan Rum-Yunan zihniyetidir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ VE KIBRIS TÜRKLERİNİ DIŞLAYAN HİÇBİR GİRİŞİM VE ANLAŞMANIN BAŞARI ŞANSI YOKTUR”

Rum Kesimi’nin, 2003 yılından beri Ada’yı âdeta tapulu malı gibi görerek hiçbir hakkı olmadığı Ada’nın deniz yetki alanlarında petrol, doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmaya yönelik imtiyaz ruhsatları verdiğini kaydeden  Erdoğan, şöyle devam etti: 

“Rum kesiminin sözde ruhsat sahalarından bazıları ise Türkiye’nin kıta sahanlığıyla açıkça çakışıyor. Yunanistan ve Rum yönetimi, Kıbrıs Türklerinin bu coğrafyadaki hidrokarbon kaynakları üzerindeki haklarını gasp etmeye çalışıyor. Hukuksuz adımların bir başka amacı da, Akdeniz’e en uzun kıyı şeridi olan ülkemizi Antalya Körfezi’ne hapsetmektir.  Tüm bunlar, Türkiye’yi denizden çevrelemeye dönük hamlelerdir. Biz, daha önce defalarca, böyle bir oyuna asla gelmeyeceğimizi ilan ettik.  Hiçbir yabancı ülke, şirket veya geminin deniz yetki alanlarımızda izinsiz olarak arama, çıkarma faaliyetinde bulunamayacağını dile getirdik. Ancak son dönemde, Doğu Akdeniz’e sahildar olmayan bir ülkenin de kışkırtmalarıyla, Yunanistan ve Rum yönetiminin yanlış adımlar attığını görüyoruz. Kimse kendini dev aynasında görmemeli, çok açık net konuşuyorum; şov peşinde de koşmamalıdır. Türkiye olarak şimdiye kadar Yunanistan’la sorunlarımızın çözümünü hep diplomaside, müzakere masasında aradık. Kimi zaman karşılık bulamasak da komşuluk hukukumuzu gözeten bir anlayışla hareket ettik. Buradan şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Bizim kimsenin hakkında gözümüz yok, ancak hiçbir ülkeye de hakkımızı yedirtmeyiz. Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayan, hak ve hukuku çiğneyen hiçbir girişim ve anlaşmanın başarı şansı yoktur.”

“YUNANİSTAN’IN EGE VE AKDENİZ’DE ORTAYA KOYDUĞU TAVIR ART NİYETLİDİR”

AKP Genel Başkanı, Oruç Reis’in Pazartesi günü başlattığı çalışmanın, Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içinde olduğuna dikkati çekerek, bu sahanın, 2012 yılında Türkiye Petrollerine verilen ruhsat sahalarında yer aldığını, bu ruhsatların da Resmî Gazete’de yayımlayarak kamuoyu ve dünya ile paylaşıldığını açıkladı ve  Oruç Reis gemisinin bölgede 23 Ağustos’a kadar sismik araştırma faaliyetlerini yürüteceğine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

 “Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’de ortaya koyduğu tavır ise art niyetlidir. Türk kıyılarına 2 kilometre, Yunan anakarasına 580 kilometre uzaklıktaki Meis Adası üzerinden deniz yetki alanı talep etmek,  akılla ve sağduyu ile izah edilemez. 10 kilometrekarelik bir adanın 40 bin kilometrekare deniz alanına sahip olduğu iddiası, uluslararası hukuk açısından hem komik hem de temelsizdir. Buradan Yunanistan’ı, Türkiye’nin hak ve hukukuna riayet etmeye davet ediyorum. Doğu Akdeniz’de çözümün yolu, diyalog ve müzakeredir.  Sağduyu ve aklıselimle hareket edilirse herkesin hakkını koruyan, kazan-kazan temelli bir formül bulunabilir. Biz asla gereksiz macera peşinde değiliz, gerilim de aramıyoruz. Ancak benim batı Trakya'daki soydaşlarıma, kardeşlerime saldıranlar da şunu bilmeli ki bunun uluslararası hukukta da diğer yöntemlerle de hesabını verecek. Buradan Avrupa Birliğini de uyarıyorum. Avrupa Birliği olarak üyeniz olan bir ülkenin Avrupa Birliği hukukuna göre azınlıkların hukukunu koruma sorumluluğunu yerine getiriyor mu getirmiyor mu? Bunun hesabını Avrupa Birliği'nin Yunanistan yönetimine sorması lazım. Nitekim bugün yapacağımız görüşmelerde her iki siyasetçiye de bunu hatırlatacağım. Biz sadece adalet istiyoruz, hakkaniyet istiyoruz, soydaşlarımızın hukukunu korumak da bizim görevimizdir.” (Cumhurbaşkanlığı Sitesi)

 


Haber Kaynak : HABER MERKEZİ