YAZARLAR

  • BIST 100

    101.930%0,00
  • DOLAR

    5,6842% 0,12
  • EURO

    6,2835% 0,32
  • GRAM ALTIN

    272,42% -1,04
  • ÇEYREK ALTIN

    449,493% -1,04

Adana

19.09.2019

  • İMSAK 04:56
  • GÜNEŞ 06:17
  • ÖĞLE 12:38
  • İKİNDİ 16:06
  • AKŞAM 18:49
  • YATSI 20:04
  • Perşembe 27 °C / 19 °C Güneşli
  • Cuma 27 °C / 20 °C Güneşli
  • Cumartesi 27 °C / 20 °C Gök gürültülü sağanak yağış

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?

Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden ka

Cumhuriyet Halk Partisi´nde parti içi muhalefeti bir tür bozgunculuk hatta ihanet gibi görme eğilimine kapılan Kemal Kılıçdaroğlu son günlerde çok çarpıcı cümleler sarfetti. Birisi şu:

 ??hiç kimse kendisini partinin üstünde görmemeli. Hiç kimse eleştirinin dozunu öyle kalkıp kamuoyu önünde ben istediğim lafı söylerim dememeli. Onu söyledim Salı günü,  ?Partiyi kim yıpratırsa kapının önüne koyacağım, nokta?,

Diğeri ise biraz da paranoya dozunda, daha vahim bir suçlama içeren  söylem? Deniz Baykal, Fikri Sağlar, Muharrem İnce´nin çıkışları ile Selin Sayek Böke´nin Genel Başkan Yardımcılığı ve Parti Sözcülüğü görevlerinden istifasını isim vermeden değerlendiren Kılıçdaroğlu´nun, Fikri Sağlar´ın ihraç talebinin görüşüldüğü PM toplantısında, ?Saray düğmeye bastı, bazı milletvekili arkadaşlarımız da buna alet oldu? dediği biliniyor artık.

İşin başka yönü de şu ki  Genel Merkez´e ve Genel Başkan´a yönelik eleştirilerin gerek parti içi kimi kesimlerde gerekse genel kamuoyuna yön vermeye çalışanlarca   tepkiyle karşılanması dikkat çekici boyutlarda.   Muhalefet hareketinin parti bütünlüğüne ve 16 Nisan referandumu sonuçlarına karşı yürütülecek savaşıma darbe vuracağı savları elbirliği edilmişçesine her fırsatta pompalanıyor. .Hatta kimi il başkanları da bu koroya katılarak Kılıçdaroğlu´na bağlılıklarını sunma mesajları yayınlamaktalar.

Fikri Sağlar´ın Parti Meclisi´nce disipline sevkedilmesi sonrasında ortalık biraz durulur gibi oldu ise de müstafi Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, dilini tutamadı ve Cumhuriyet Gazetesi ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Böke´nin söyleşisinden çarpıcı bir kaç paragrafı dikkatle okumakta yarar var:

?Biz milyonlara, bütün kişisel dertlerinizi bir kenara bırakın, hastaysanız bile o sandığa mutlaka gidin, dedik. ?Siz yoksanız demokrasi eksik? dedik. Bize düşen görev de onların ortaya koyduğu iradeye, aynı kararlılık ve ısrarla sahip çıkmaktı. Bu görüşümü paylaştım. CHP, AKP´nin ortaya koyduğu siyasetin karşısında laik, demokratik solda, bugünkü düzen altında ezilenlerin sesi olmakla yükümlü siyasi alternatif olmak zorunda. Bu alternatifin yeterince güçlü konulmadığını düşündüğüm her dönemeçte itirazımı dile getirdim.?                

?Biz bütün baskılara rağmen cesaretle, özgüvenle kendi sözünü söyleyebilen milyonları gördük. Biz öncelikle düşen, bu milyonların dışında kalanları ikna etmek değil. O milyonlara sahip çıkmak. İşte bu duygunun yaşatıldığından tereddüt duydum. Çünkü referandum buluşmalarında hep söyledim ki, ?Hayır?, salt siyasi partilerin savunacağı bir mesele olamaz. Siyaset ve demokrasi, bireyin siyasi partiler dışında örgütlenebildiği, siyasi partilerle ortaklaşabildiği bir zeminde olur. Dolayısıyla siz yoksanız, sokakta anayasal demokratik hakkınızı kullanamıyorsanız demokrasi eksik.?

?Meclis içi mücadele, yeni koşullarda yeniden tarif edilmeli. Ama alt bununla sınırlı bir siyasi mücadelenin, bu kadar derin bir rejim değişikliğine karşı koyuşa yeterli olamayacağını düşünürüm. Sokakta demokratik hakkını kullanmak için, ?ben buradayım? diyenlere, sokağın korkulacak değil, terörle özdeş değil, bir anayasal hak, demokrasinin en temel tarifi olduğunu anımsatan bir yeni siyaset zeminini sahiplenmek gerektiğini düşünüyorum.?

Bir an için durup düşünelim: Sayek´in sözleri göründüğü kadarı ile Muharrem İnce´nin ve Sağlar´ın eleştirilerinin içerdiği doz kadar partinin temel politikalarını ciddi biçimde eleştiriyor. Haklılığını tartışmaya açıp bu sözlerin çağrıştıracağı daha derin noktalara götürmeden de denilebilir ki Cumhuriyet Halk Partisi geçmişinde de hep bu tür sorgulamaları, ideolojik kırılmaları ve hatta devrim niteliğinde duruşları yaşamış bir kuruluştur. Her seferinde de düşünce ve kaygı sahipleri partililer bu uğurda savaşım vermişler, hatta tartışmaları kongre ve hatta Kurultay  salonlarının dışına taşımışlardır.

Bir noktada Kılıçdaroğlu da kısmen  bunu kabulleniyor ve şöyle diyor:

?Bizim partimizde bütün arkadaşlar rahatlıkla düşüncelerini aktarırlar. Genel Başkan dahil herkesi eleştirebilirler. Parti Meclisi toplantılarında olur, diğer toplantılarda olur, İl Başkanları toplantısında olur, Belediye Başkanları toplantısında olur. Bunları yaparız, bunlar bizim demokrasi geleneğimizde var. Ama hiç kimse kendisini partinin üstünde görmemeli. Hiç kimse eleştirinin dozunu öyle kalkıp kamuoyu önünde ben istediğim lafı söylerim dememeli. Onu söyledim Salı günü,  ?Partiyi kim yıpratırsa kapının önüne koyacağım, nokta?

Ama ne yazık ki  son yıllarda bu tablonun yaşanmakta olduğunu  söylemek olası değil.  Zira ilçe ve il kongrelerinde, il ve ilçe danışma kurullarında, Kurultaylarda artık yapılmaz olan Küçük Kurultay´lar ortamını,  anımsarsak  fiili durum bambaşka. Genel Merkez ve Genel Başkan sultası o noktaya gelmiş bulunmaktadır ki partinin kimi yönetim kademeleri bu tür eleştirilere fırsat vermemek için gündemleri denetim altında tutmak eğilimindedirler. Bu tür toplantılara katılanlar açısından da hesapta hep yerel ve genel seçimlerin adaylık süreçlerinin ağırlığı fazla ile yer tutmaktadır. Yukarıyı hoşnut edip, adaylıkların tehlikeye atılmaması kaygısı, çok ciddi otosansür gereksinimini ortaya çıkarmaktadır.

Eleştirilerin dozunun görünmez ellerce  ayarlandığı, parti içinde yükselebilmek için genel merkez ve genel başkan kriterlerinin öne çıktığı tüm partisel etkinliklerde, bugün kapı önüne konma tehdidi altında da olsa konuşmayı yeğleyen milletvekillerinin tartışmaya açtığı konuları ele almak olası değildir. Nitekim 16 Nisan´dan sonra ortaya çıkan ?Olağanüstü Kurultay? gereksinmesi, gündeminin ve kapsamının genel merkezin hesap vermesi gereken sorumluları tarafından değil, partililerin, delegelerin üstleneceği  bir arayış yüzünden doğmuştur.  Halbuki Cumhuriyet Halk Partisi yakın zamanlara kadar kurulduğu günlerden başlayarak en ciddi ve yaşamsal ilkeleri tartışmış, yöneticilerini eleştirip değiştirmesini bilmiş, ideolojik kırılmaları yaşayıp, yönünü kendi iç yapısı ile bulabilmiş bir kuruluştur.

Bunları göz ardı edip,  Kılıçdaroğlu´nun ?kapının önüne koyma? tehdidini ya da FETÖ paranoyası benzeri bir zihniyete yelken açarak, ?Saray düğmeye bastı, bazı milletvekili arkadaşlarımız da buna alet oldu?  biçimindeki çirkin suçlamasını Cumhuriyet Halk Partisinin yüzyıla yaklaşan geçmişine sığdırmak, yakıştırmak olası değilidir.

Son bir söz de Böke´nin çıkışı ile ilgili olmalı? Selin Sayek Böke bizzat Kılıçdaroğlu´nun tanısı, beğenisi ve umudu ile partide milletvekilliği görevine gelmiş, bu arada Kurultay´da en yüksek oyla Parti Meclisi´ne girebilmiş bir kişidir. Acaba yaptığı eleştiriler de mi ?kapıya konma´ kriterlerine ya da ?Saray´ın aleti olma´ tanımına uygun görülerek  hak ettiğini bulacak mıdır Genel Başkan nezdinde? Bunu gerçektem meraktan soruyoruz.

Şunu da akıllardan çıkarmamak gerekir:

Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER