CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE DE RESTORASYON, YOKSA…
CHP bir yol ayrımında temellere kadar inen sancılarla boğuşurken dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla ve kimi yüzeysel değerlendirmelerle yangına adeta körükle gitmeyi yeğledi.
Tarih: 27.6.2018 15:53:12/ 600okunma / 0yorum

Seçimler bitti, 1920 yılında kurulan TBMM´ni başlangıç noktası olarak alırsak,  98 yıllık Cumhuriyet rejimini dönüştürüp yerine Tek Adam´a tüm yetkilerin devredildiği bir nev´i şahsına münhasır rejim getiren düzenlemelerin yürürlüğe girdiği yönetim sisteminin en az zararla nasıl atlatılabileceği konusunda kafa patlatmaya başlanmak yerine siyaset arenasının birinci gündem maddesi CHP oldu.  

Seveni sevmeyeni, muhalifi koyu taraftarı, her kesimden sesler çıkmaya ve girdiği tüm seçimlerden başarısız çıkan Kılıçdaroğlu´nun istifası gerektiği yüksek perdeden tartışılmaya başlandı.

Bu ilginin nedenleri var elbette. Bir kesim, ki CHP´nin düşürüldüğü hali içlerine sindiremeyen partililer ve destek veren seçmenlerden oluşuyor, partinin giderek kurucu ilkelerini gözden çıkaran ve etnik ayrıştırıcılardan tutunuz, açıkça Atatürk Cumhuriyeti´nin temellerine aykırı siyaset güdenlere varıncaya kadar türlü çeşitli görüşlere sahip partiler ve oluşumlarla işbirliği hevesine kapılan Kılıçdaroğlu ve takımının yanlışlarına baş kaldırıyor. Kimileri  derhal olağanüstü kurultay yapılarak genel başkanlığa Muharrem İnce´nin getirilmesi gerektiğini savunuyor.

Diğer bir kesim ise, içine düşürüleceği kargaşa ve belirsizlik ortamında yeniden yanlışlara yöneleceği bir ortam yaratılarak, esasen siyasi partilerin fazlaca önemi kalmadığı yeni dönemde, Cumhuriyet Halk Partisi´nin tümüyle ‘inkıraz sürecine´ girme sürecine yardımcı olmaya çalışıyor. Yaşadığı temel sorunlarını ele almasını gündemden çıkararak, CHP´nin polemiklerle ve fevri hareketlerle dağılıp gitmesini hedefliyor. Bu kesim de olayı üst düzeyde,  genel merkez ve genel başkanlık değişiminin şart olduğu tartışmaları kapsamında, tutmayı yeğliyor.

Aslında CHP böyle bir yol ayrımında temellere kadar inen sancılarla boğuşurken dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla ve kimi yüzeysel değerlendirmelerle yangına adeta körükle gitmeyi yeğledi.

Genel Başkanı  Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarını değerlendirmesinde  seçimin tek kaybedenin AKP olduğunu söylerken, CHP örgütlerinin  önemli  görev yaptıklarını ve OHAL´e rağmen, devletin bütün imkanlarına rağmen, bütün  TVlere gazetelere, şantajlara baskılara ragmen  AKP´nin oylarını 7 puan indirdiklerini öne sürdü. Kimi çevrelerde kendisinini istifasını isteyenlere yönelik olarak, “Partide ne olacağına ne biteceğine partiler karar verir. Biz 9 ay sonra yerel seçimler var. İkinci duvarın kalan kısmını orada yıkacağız. Çok daha güçlü bir sonuç elde edeceğiz, bir tarafa yazın. Bütün veriler bunu gösteriyor. Arkadaşlarıma üç konuda talimat verdim. Hep beraber çalışacaklar. Koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur.. Bu partiye geleceklerin ortak hedefleri, ortak özlemleri olmak zorundadır. Bizim hedefimiz bu” dedi ve “Kendisine yol arayan kişilerin bu partide işi yoktu,” sözleri ile parti içi  muhalefete gözdağı vermekten geri durmadı.

İnsanın aklına, “Seçim gecesinde ve hezimet sonrasında partililerinin arasında bulunmadığı saatlerde acaba böyle bir yaklaşımda bulunmanın yollarını çok mu aradı?” sorusunu getirecek açıklamalarında neredeyse seçimin galibinin CHP olduğunu ilan etmeye varacak görüşlere yer verdi. Aslında kendisinin genel başkanlık görevine getirilmesinden bu yana sadece seçimlerdeki başarısızlıklar alanında değil Parti´nin tarihsel rolü ile  kimliğini yok edecek kimi kararlara ve icraata imza atması nedeni ile partiye umutla bağlanan kitlelerin tepkisini gözlerden uzak tutmaya yönelik bir talihsiz savunma örneği idi bu taktik. Doğrusu 24 Haziran seçimlerinde aynı yolda yürüyerek hedefe varma düşüncesinin  uğranılan hezimetin başlıca nedenleri arasında olduğunu kabul edemezdi herhalde.  Parti içinde giderek artan ‘Kılıçdaroğlu karşıtlığı´ akımına her vesile ile demokratik sayılmayacak tepkiler koyması yeni değil kendisi için. Başlangıçta, ‘ulusalcı´´ diye burun kıvırıp tasfiye ettiği kişilerden sonra her eleştiriyi ‘koltuk aşkına´ bağlayarak sindirmeye çalışması bu bağlamda dikkatle ve kaygı ile izlenmesi gereken bir olaydır başlı başına. Bu kez de benzer tepkileri göstermekte, Parti´nin tarihsel misyonu ile bağdaşmayacak kimi duruş ve açılımlardan rahatsızlık duyan muhaliflere karşı atağa geçmeyi yeğlemektedir.

Kılıçdaroğlu´nun partiyi geçmişinden koparıp ‘yeni bir kalıba sokma çabaları´ yaşamsal yanlışlardır. Bir kere yüzlerce sayfalık “Seçim Bildirgesinde´ yer alan ve  Türkiye´ye yönelik emperyalist saldırıların piyonu olan silahlı ayrılıkçlık çetesini ve uzantısını “hak ve adalet arayan” mağdurlar gibi göstermeye yönelik “Kürt Sorunu” bölümü, Partinin gerçek misyonuna dönmesini isteyenlerin ve kızgınlık gösterdikleri başlıca nedenler arasındadır.

Bunun yanısıra, kaç seçimdir olduğu gibi bu kez de CHP´nin adı ile, Altıoku ile Atatürk Devrimlerinin, laikliğin vazgeçilmezliğinı duruşu ile alanlarda ve kampanya ilkeleri arasında yeterince  yer almaması partiye umut bağlamış seçmen kitlelerince kabul görmemiştir. Nitekim Partinin Cumhurbaşkanı adayı olarak öne sürülen Muharrem İnce´nin rozetini çıkarıp partilerüstü bir nafile kimlik arayışına girmesi CHP´li sayılabilecek kitlelerin rahatsızlığına yol açmıştır. Hele eşyanın tabiatına aykırı biçimde ilkeler açısından uyuşma olanağı bulunan partilerle seçim ittfakına girmenin gözle fark edilmeyen etkisi sandıklarda kendisini göstermiştir. Tıpkı sözde demokrasi icabı noel baba gibi İYİ Parti´ye ve HDP´ye barajı aşırtma amacı ile oy ve milletvekili transferi, aynı şekilde CHP kitlesinin içinde ukte gibi yer etmiştir. Ama Kılıçdaroğlu bir dereveye kadar taktiğinde haklı çıkmıştır, zira çaresiz partililer ve CHP´ye gönül vermiş seçmenler,  Ekmek Ekmeleddin olayında olduğu gibi tıpış tıpış sandığa gidip oy vermek zorunda bırakılmışlardır. Sonuç yine de oy oranının % 20´ler bandında sürünüp kalmasından, cumhurbaşkanlığı seçiminde de alanları aktığı gözlenen yüzbinlerce insana ragmen beklenen sonuca ulaşamamaktan öteye geçmemiştir.

Bugünlerde uluorta konuşulmaya başlanan Kılıçdaroğlu karşıtlığı görüleceği üzre sadece seçimlerle ilgili değildir. CHP´nin dokularına yerleşmeye başlamış ‘popülizm sendromu´nun onun yönetimnde daha da azgınlaşıyor oluşunun bir sonucudur. Partiyi sağa açılarak seçmen katmanlarında daha muteber hale getirme hevesi Baykal zamanından beri vardır. Ama bu kez Kılıçdaroğlu gibi CHP müktesebatını içine sindirerek partiyi yönetmeyi önemsemeyen bir kişi, bu hastalığı daha da yaygınlaşmıştır. Grup toplantılarında, demeçlerde ve siyasal ortamda polemiklerle olay yaratacak duruş sergilemeyi başarı kabul eden ve bu arada partinin ve partilinin ideolojik gelişimini geri planda tutan bir uslup ister istemez CHP´yi bir seçme-seçilme mekanizması haline getirmiştir. Bir de ‘önseçimsiz aday saptama´ silahının elinde tutan kimi genel merkez aparatçik´leri ve başlarındaki Kılıçdaroğlu, partiyi tam yetki ile avuçlarının içine almışlardır. Yapılan hatalarda kollektif ortak olarak MYK üyeleri, Parti Meclisi ve hatta il başkanları ve örgüt kademeleri de vardır.  Kurultaylar öncesinde, tarihte görülmemiş biçimde, Kılıçdaroğlu´nu aday gösterme şakşakçılığna katılan il başkanları, cumhurbaşkanı adaylığı ve seçim ittifakı gibi yaşamsal kararlarda tam yetkiyi genel başkana veren parti meclisi üyeleri, tekrar aday olma olasılığını heder etmeyi göze alamayan milletvekilleri hep birlikte  CHP´deki kurumsal yönetim işleyişletinin yok edilemesine bilerek ve isteyerek göz yummuşlardır. Kamu yönetiminde nasıl ki Tek Adamlık olayı Türkiye için sakıncalar yaratıyor ise, bu durum CHP için de büyük sorun halini almıştır. Nitekim Kılıçdaroğlu, ‘Gel bakalım Muharrem´ diyerek son noktayı koyduğu tek adamlık hevesiniin ilk hazlarını, muhalifi ‘kapı önüne koyma´ cesaretini,  bu topyekün biad ve teslimiyet alışkanlıklarından almışır.

Gelelim ‘olmaz ise olmaz´ bir çözüm formülüne: Cumhuriyet Halk Partisi´nde hem seçimlerde sürüp gelen başarısızlıkları, hem de  partinin kimliğini ve tarihsel misyonunu yok eden popülizm sendromunu ortadan kaldıracak çareler elbette vardır. O da sırça köşklerden çıkıp, CHP´nin, partili ile ve seçme kitleleri ile kaynaşacağı yeni bir başlangıç yapmakla aranıp bulunabilir.  Buna CHP ‘de restorasyon dönemine girmek de denebilir. Kılıçadroğlu´nun istifası ile ya da yerine aynı zihniyetin örneği ve hatta bileşeni  Muharrem İnce gibi bir isim getirerek ya da üst kademelerde tahterevalli oyunu gibi bir inip diğeri çıkan kadroların el değiştirmesini sağlamakla bir sonuç alınamaz. Partinin  üye yapısı gözden geçirilerek sağlıklı bir Kurultay dönemine derhal girilmeli, delegelerden ilçe, il ve sonunda da genel merkez yönetimlerine kadar her kademe günün koşullarına göre baştan sona yenilenmelidir.

 CHP geçmişinde iki kez  bu deneyimleri yaşamıştır. Birincisi 1950 seçimlerini izleyen günlerde, bir de diğeri kadar başarılı olamasa da 12 Eylül sonrasında. Bu hamleye cesaret edilip, CHP özüne ve gerçek misyonuna, Atatürk Cumhuriyetçiliği´ne, Cumhuriyet´in ve Devrimlerin kazanımlarına sahip çıkma ülküsüne yeniden kavuşmaz ise, konjonktürün ivmesine bırakılacak didişmelerle Cumhuriyet Halk Partisi  kargaşa ve belirsizlik ortamında yeniden yanlışlara yöneleceği bir ortama mahkum olacak ve  esasen siyasi partilerin fazlaca önemi kalmadığı yeni dönemde, tümüyle ‘inkıraz sürecine´ girme sürecine kapılıp gidecektir.








Kaynak: ÖZEL HABER

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´yi ‘İnce mi, Kılıçdaroğlu´mu?´ kavgasından öteye geçmeyecek bir Kurultay sürecine mahkum etmemek gerekir. Bu ortamı yaratmaya kimsenin hakkı da yoktur. Unutulmamalıdır ki iki yanlıştan bir doğru hiçbir zaman çıkmaz. D
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´  OYUNU!
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´ OYUNU!
Evet, yarın kritik bir dönemeç yaşanacak, teoride seçmen iradesi hem seçim yapacak hem de görevini devretme noktasına gelen iktidarı denetlemiş olacaktır. Elbette bu olay söylendiği kadar rahat ve etkili bir süreç değildir. O kadar çok icraat alanı ve konusu var ki, sandıklarda bunun ne olduğunu anımsayan ve önemseyen seçmen bulabilmek zor.
ARTIK 24 HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
ARTIK 24 HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
1946 yılından bu yana izleme olanağı bulduğumuz çok partili parlamenter sistemin yansıması olarak yaşanan seçim kampanyalarının çok dışında bir atmosfer içinde geçti gitti günler. Ülkeyi ve ulusu ortak çözümlere yöneltecek, uzlaşmazlıkları tek bir çatı çerçevesinde, açıkçası bir meclis çatısı altında ortadan kaldırması beklenen demokratik yaklaşımlardan iz yoktu. Aksine kişisel kavgalara, hırslara, tehditlere ve toplumsal fay hatlarına prim veren düzeysiz polemikler egemen oldu ortama. Ayrıca Cumhuriyet Rejiminin sona ermesi koşullarını dayatan kurumsal yapılanmaların ne denli en az zararla düzeltilebileceği arayışları yerine, “tek adam tek adama karşı” mücadelesi damga vurdu alanlara ve söylemlere…
   ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
Bugünden bekliyor halkımız, CHP´nin ağzından Cumhuriyet, Atatürk, laiklik ve ulusal çıkarlar, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğü sözlerini ve bunlara sıkı sıkı bağlılık taahhütlerini… Cumhuriyetin uğratıldığı yol kazasından en az zararla kurtarılması için canların dişlere takılarak savaşımın sürdürüleceği kararlılığını…
YALNIZ KALINAN DÜNYA´DA İNGİLİZ´İN İPİNE TUTUNMAK
YALNIZ KALINAN DÜNYA´DA İNGİLİZ´İN İPİNE TUTUNMAK
AKP iktidarı 24 Haziran´da son derece yaşamsal ve kritik bir seçime hazırlanırken Osmanlı´nın yıkılışı ve Kurtuluş Savaşımızın etkisiz kılınması yolundaki çabaları dikkate alındığında ülkemize ve ulusumuza husumet göstermekle öne çıkan bir İngiltere´nin dostluğuna ve yardımlarına muhtaç mı kalmalıydı?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
Kılıçdaroğlu´nun tam yetki ile sürdürme çalıştığı en geniş mutabakatın pratikte fazlaca bir kıymet- i harbiyesi yoktur. Kaldı ki eğer öyle bir mutabakat “Ekmek Ekmeleddin” fiyaskosuna yol açan yeni bir basiretsizlik örneği ile sonuçlanırsa 24 Haziran seçimleri gerçekten Türkiye için aşılması zor tehditlerle dolu bir dönemin başlangıcı olur.
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
Bu değişikliğe “sistem” adını kullanmak aslında yetersiz bir saptama. Açıkça Rejim değişiyor Türkiye´de. Önümüze konulan sandıkla 3 Kasım 2019´ya yürürlüğe girmesi gereken rejim değişikliği hemen uygulamaya konulmuş olacak. Değişen rejime artık Cumhuriyet adını kullanmamız bile doğru olmayacak.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
Cumhuriyet Halk Partisinin Tüzüğü´nü. bir yönüyle Anayasası´nı, baştan sona değiştirme girişiminin Olağanüstü Kurultay´da kapalı kapılar ardında ve basının izleyemediği bir süreçte yapılması hangi ‘Demokratik Kültür´e sığar? Genel Başkanın direktifleri ile hazırlanan taslak, gerçekten Örgütün ve üyelerin baskı altında olmadan Kurultay´a sunabileceği alternatiF tekliflerle ne düzeyde örtüşebilmiştir?
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN  SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
Açıkçası dünyanın en olgunlaşmış kabul edilen ülkelerinde bile ipliği pazara çıkmış olan, “sadece oya ve sandığa dayalı” demokrasi ucubesinin en ilkel hali Türkiye´de yaşanıyor. Kimi Batılı yorumcular bu durumun çok yaygın oluşundan alabildiğince kaygılılar. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Türkiye´deki demokrasinin de ‘seçilmiş diktatörler´in zuhur ettiği bir sonuca doğru hızla ilerlediğine işaret ediyorlar.
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA geçmişten gelen sorumlulukların ağırlığını omuzlarında hissederek Yeni Yüzyılı´na başlıyor. Dokularındaki ‘programa´ sadık kalarak her türlü zorluğa göğüs germeye, görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çaba gösterecektir
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi´nin geçmişinde kökleşmiş devrimci ve atılımcı dinamikler, her zaman ülkeyi ve ulusu yeni boyutlara, daha ileri hedeflere yöneltmekten geri durmayan refleksleri harekete geçecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel sorumluluğunu kavramış kadroların kendi içinden çıkması sürecini yeniden yaşayacak, Atatürk Türkiye´sinin dümenlerinin başında yerini alacaktır.
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KAÇ-KAÇ FACİASI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
İLK 100 GÜN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI - 19
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
TOROSLAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA KUVA-Yİ MİLLİYE GÜNEŞİNİN DOĞUŞUNU MÜJDELEYEN ERZURUM KONGRESİNİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
DEMOKRASİ, KALKINMA, SAYGINLIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Ne Geceymiş Yahu?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK(2)
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DEĞİŞİM ZAMANI
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK EĞİTİMİ ULUSAL GÜCÜMÜZÜ OLUŞTURDUĞU GİBİ, “KİNDAR NESİL YETİŞTİREN EĞİTİM” DE ULUSAL YIKIMIMIZA YOL AÇAR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Türkiye Bilimsel Yayınalar Dünyadaki Yeri ve İran Güney Kore Karşılaştırması
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Ali Alp
Ata Ali Alp
aktüalite ve edebiyat
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
YAHUDİ DEVLETİ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
19 MAYIS 1919
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“YAŞAMAYA GEÇ KALDIM”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
UĞUR MUMCU
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Bereketli Hilal
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEŞEKKÜRLER TOROS KAPLANLARI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YAYLA YOLLARI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
Desteğin Tam Zamanı
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLET İÇİNDE KİŞİSEL DEVLET
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-5/3/1300599925334.jpg