ARTIK 24 HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
1946 yılından bu yana izleme olanağı bulduğumuz çok partili parlamenter sistemin yansıması olarak yaşanan seçim kampanyalarının çok dışında bir atmosfer içinde geçti gitti günler. Ülkeyi ve ulusu ortak çözümlere yöneltecek, uzlaşmazlıkları tek bir çatı çerçevesinde, açıkçası bir meclis çatısı altında ortadan kaldırması beklenen demokratik yaklaşımlardan iz yoktu. Aksine kişisel kavgalara, hırslara, tehditlere ve toplumsal fay hatlarına prim veren düzeysiz polemikler egemen oldu ortama. Ayrıca Cumhuriyet Rejiminin sona ermesi koşullarını dayatan kurumsal yapılanmaların ne denli en az zararla düzeltilebileceği arayışları yerine, “tek adam tek adama karşı” mücadelesi damga vurdu alanlara ve söylemlere…
Tarih: 21.6.2018 15:08:39/ 742okunma / 0yorum

İçeriğini ve geleceğe dönük etkilerini “Sözün bittiği yerde idi” diye yorumlayabileceğiz seçim kampanyasının sonuna geldik. 1946 yılından bu yana izleme olanağı bulduğumuz çok partili parlamenter sistemin yansıması olarak yaşanan seçim kampanyalarının çok dışında bir atmosfer içinde geçti gitti günler. Ülkeyi ve ulusu ortak çözümlere yöneltecek, uzlaşmazlıkları tek bir çatı çerçevesinde, açıkçası bir meclis çatısı altında ortadan kaldırması beklenen demokratik yaklaşımlardan iz yoktu. Aksine kişisel kavgalara, hırslara, tehditlere ve toplumsal fay hatlarına prim veren düzeysiz polemikler egemen oldu ortama. Ayrıca Cumhuriyet Rejiminin sona ermesi koşullarını dayatan kurumsal yapılanmaların ne denli en az zararla düzeltilebileceği arayışları yerine, “tek adam tek adama karşı” mücadelesi damga vurdu alanlara ve söylemlere…

Nedenlerden birisi çok açık: 24 Haziran´dan sonra yürütmeyi denetleyecek, ulusal bütçeyi hazırlayıp yürürlüğe koyduğu gibi uygulanmasında da sorumluluk taşıyacak ve temelde  “ulusal iradenin tecelligahı olacak” bir parlamentodan söz konusu edilemeyecekti. Yürütme Erki en yaşamsal ve temel işlevleri ile bir kişinin egemenliğine terk edilecek, hatta o kişi Yargı Erki üzerinde de söz sahibi olacaktı. Nitekim bu durumu Erdoğan biraz önce bir radyo programında, muhalefetin ‘parlamenter sisteme dönüş´ vaadlerine tepki göstererek şöyle diyordu:

“Bir defa 16 Nisan´da biz Türkiye´de bir anayasa oylaması yapmadık mı? Millet o defteri kapattı. Artık bir parlamenter demokrasi diye bir şey söz konusu değil.”  

Bakmayınız siyası partilerin, örneğin CHP´nin, yüzlerce sayfalık bir kitap halinde seçim bildirgesi ile iktidar projeleri yaparak seçmenden oy almaya çalışmalarına. Ya da milletvekili adaylarının –ceğiz, -cağız´lı cümlelerle ne gibi nafile sözler verdiklerine…  Parlamenter rejim ortadan kalkınca tüm bu vaadlerin bir anlamı da kalmamış ve gözler “Tek adam kim olacak, Saray´ın koridorlarında kurulacak iktidar kimin eline verilecek?” hedefine çevrilmiş oluyor. Dolayısı ile seçim kampanyasındaki çoğu sözlerin ve kayıkçı kavgalarının ülke geleceği ile ilgisi olmadığı için bir hükmü de bulunmuyor.

Gelelim olayın gerçek yönüne: 24 Haziran seçimleri sadece parlamenter demokrasi işleyişlerinin değil Cumhuriyet Rejiminin de sonunu getirecek. Adına ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi!´ diye bir tanım da uydurulmuş olsa bile yaşanan ve yaşanacak olan siyasal sistemin, “Cumhuriyet Rejimi”nin okul kitaplarındaki tanımı ile bile  bir yakınlığı yok. Zira “cumhur” ile tek ciddi yaptırımlı ilişkisi, tek adamın seçileceği ya da seçilmeyeceği bir sandığa gitme süreci. Bunun yanı sıra da çoğunlukla ayrıntılarla iştigal etme işlevine hapsedilmiş öylesine bir meclis… Olağan süreçte 5 yılda bir kullanılacak olan bu yetki, ulusal iradenin sistemli ve örgütlü biçimde kullanılması anlamını hiçbir zaman taşıyamayacak. Aksine seçilen tek adamın kişisel iktidarının sorgusuz sualsiz ve denetimsiz biçimde yürütülmesine katlanma olgusuna tekrar tekrar olanak sağlayacak. Nitekim Pazar günü kullanılacak oylar, son üç yıldır yaşanmakta olan ve temelde fiili durumun  ve yürürlükteki Anayasa´ya aykırı uygulamaların hesabını sorup, buna yaptırımlar getirecek anlamını taşımayacak. Aksine bir olasılıkla geride bıraktığımız dönem kitlesel oylarla aklanmış bile olacak. Ülkenin ekonomik felaketin eşiğine getirilişi, toplumun kindar karşıtlıklara bölünüşü, etnik ayrışmanın kanlı boyutlara taşınmış oluşu, dış politika ve güvenlik alanında başarısız icraat sonunda  sınır ötesi savaşlara bulaşılmışlığı, hukukun üstünlüğü ilkesinin askıya alınışı ve OHAL´i kökleştirecek siyasal entrikalara geçit verilişi gibi her biri ayrı yaptırım gerektiren ölümcül hatalar kim vurduya gidecek. Bunun sonucu olarak da üstüne tekrar basarak söyleyelim, yeni rejimde kişisel inisiyatife teslim edilecek olan Yürütme Erki´ne bunların misli misli tekrarı için ekstra yetkiler tanınmış olacak.

Bu tablo sona ermek üzere olan kampanya sırasında yurttaşa yeterince anlatılmadı muhalefet kesimi tarafından. İktidara gelince zaten bol keseden seçim rüşvetleri, medyanın önemli ölçüde teslim alınması, seçim yasalarında alelacele yapılan düzenlemelerle sandıklarda hakimiyetin sağlanması, kısa bir süre önceye kadar galiz sözlerle iktidara hücum eden bir siyasal yapılanmanın ittifak bileşeni haline sokulması ve OHAL uygulamaları ile ülke genelinde sindirme uygulamalarının sürdürülmesi gibi hamlelerle seçimlere avantajlı girmekte.

Muhalefetin ise ilk bakışta elinde koz olarak Erdoğan ve yönetiminin sözel eleştiri silahı bulunmakta.  Denilebilir ki bu kadar kısa zamanda bu yolu tercih etmek sonuca varmayı, Erdoğan´ı yerinden etmeyi sağlayabilecek fırsatları yaratabilir. Ancak daha akılcı düşünülürse 16 Nisan Anayasasının toplumu ve ülkeyi nerelere götürmekte olduğunun bilincini yaratmak, en az seçimleri kazanmak kadar önemlidir ulus için, Cumhuriyet´in yeniden kazanılması ve ülkenin geleceği için. Bu husus dikkate alınmamış, tek hedef tek adam olarak görülmüş, hatta üzerinde uzlaşmaları eşyanın tabiatına aykırı ilkeleri ikinci plana itip bir ittifak macerasına girmek muhalefet partileri için çıkar yol olarak görülmüştür.

Hepsini bir tarafa bırakınız neredeyse yıkılmak üzere olan Cumhuriyet rejiminin kurucusu olma özelliği ile rejim meselesini en baş konu yapması gereken Cumhuriyet Halk Partisi bundan adeta bilerek kaçınmıştır. 16 Nisan´nın tahribatını ortadan kaldıracak hamleyi yürürlüğe koymada parti yöneticileri ve örgüt kademeleri belirsiz ve hatta isteksiz davranmışlardır. Daha dün kurularak seçimlerde kendisinden söz ettirmekte başarı kazanan İYİ parti bile bu konudaki eksikliği fark ederek uyarıda bulunmuş olmasına rağmen CHP liderliği ipe un sermeyi yeğlemiştir. Bununla da kalınmamış, AKP´nin hedeflediği 2023 tarihinden önce yaşamına son verilmesinin gündeme geldiği Cumhuriyet rejiminin temel direkleri olan Atatürk ilkeleri, laiklik, ulusçuluk- tam adı ile Türklük- gibi değerler ve işleyişler söz konusu bile edilmemiştir. Parti´nin seçim beyannamesi sayılacak belgelerde bu kavramların esamisi bile okunmamıştır.

Kaldı ki Tek Adam rejiminin en az zararla nasıl atlatılabileceği konusunda ileriye dönük bir plan ve program en baş konu olmalıydı bu seçim kampanyasında. CHP´nin aday olarak gösterdiği Muharrem İnce´nin bu konuda belirleyici ve lider konumunda hamleleri olmalı idi. Türkiye´nin güçlü bir ulus devlet olmanın dışında varoluş şansı olmadığı gerçeğine vurgu yapılarak, ‘restorasyon´ gibi belirsiz ve kaçamak bir kavram yerine “Yeniden Kuruluş” gibi bir hedefin ortaya konulmasına önderlik etmeliydi.

Ne yazık ki bu gerçekleşmemiştir. Seçimlerde uyumsuz ve sonu belirsiz bir ittifak yolu ile perişanları oynayan oy oranlarını düzeltmenin oportünizmine kapılındığı gibi, bizzat Muharrem İnce yeni rejimin başkanlık yetkilerine fazla ile heveslenmiş görülmektedir. Seçim reklamlarında “Muharrem İnce İktidarı” ibaresine yer verilirken, ‘astığı astık kestiği kestik´ sözlemlerle adeta rakibine nazireler düzmüştür. Apolet sökmeler, tek başına alacağı kararlarla AB´ye ve NATO´ya bağlı kalmalar; partinin temel ilkelerine aykırı ve laiklik´ i unutturmaya yönelik dinsel ve giyimsel gösteriler, partili olmakla partizan davranışlara sapma arasındaki farkı yok sayarak sürekli kendi partisinden nasıl ayrı düşünebildiğini beyan etmeler gibisine sürüyle gaflar yaparak genel sempati toplama yoluna gitmiştir. Doğrudur, 100´ün üzerinde mitingle üzerine ölü toprağı serpilmiş CHP´li kitleleri harekete geçirmiş ve büyük olasılıkla ikinci turu garantilemiş görünmektedir ama buna karşı ödenen bedel ne olacaktır, bu da en az bu başarı kadar önemlidir.

İnce,  ikinci turdan galip çıkabilir mi? Bu olasılığı yok farz edemeyiz ama eğer bu galibiyet, örneğin Türkiye´deki etnik kalkışmanın kanlı yollarını seçen siyasal kesimlerle ve çevrelerle uzlaşmalar ve verilen sözler karşılında alınacak oylarla gerçekleşecek olursa sonunun nereye varacağını kestirmek zordur. Hele Cumhuriyet Rejiminin yeniden kurulması gibi bir temel hedef hiç dikkate alınmamış, Tek Adam olabilmenin cazibesi ile şimdiki yola devam edenlerle aynı kefenin içinde yer almaya özenilmiş ise 24 Haziran seçimleri Türkiye için kim kazanırsa kazansın tam bir hezimeti temsil edecektir. Bu uyarı hedefine varır mı bugünün heyecanları ve dalgalanmaları çerçevesinde? Sanmıyoruz! Ama hiç değilse ama oportünizmin ve popülizmin etkilerini yitireceği sandık sonrasında dikkate alınması, geleceğe bir de bu gözlerle bakılması yerinde olacaktır.

---------------------------------------------------------------------

YAZARIN  NOTU:

GÜNÜN YORUMU yazımız internet sitemizde yayına girdiği sıralarda MİLLET İTTİFAKI´DAN TUTUM BELGESİ kamuoyuna açıklandı. Yazımızda da ağırlıklı olarak üzerinde durduğumuz üzere seçim kampanyasının en baş konusu olması gereken hususları içeriyor ama ancak seçime 3 gün kala böyle bir mutabakat ortaya konuluyor. Seçmen kitlelerinin kampanya boyunca bilinçlenmesini ve geleceğe bakış açılarını etkilemesi gerekirken ortaya konulan hedefler pratikte bir değer taşımaktan uzak kalıyor ve göstermelik niteliği taşımaya mahkum izlenimi veriyor.

Diğer sütunlarımızda okuyacağınız üzere CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti´nin oluşturduğu Millet İttifakı´nın ´Tutum Belgesi´nde  kuvvetler ayrılığı, çoğulcu demokrasi, rekabetçi siyasal zeminin yeniden inşası, cumhurbaşkanının yetkileri, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile OHAL´in derhal kaldırılması ve terörle etkin mücadele yer alıyor.

 

 

 








Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler: ARTIK HAZİRAN SONRASINA BAKMANIN ZAMANI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´DE İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK
CHP´yi ‘İnce mi, Kılıçdaroğlu´mu?´ kavgasından öteye geçmeyecek bir Kurultay sürecine mahkum etmemek gerekir. Bu ortamı yaratmaya kimsenin hakkı da yoktur. Unutulmamalıdır ki iki yanlıştan bir doğru hiçbir zaman çıkmaz. D
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE DE RESTORASYON, YOKSA…
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE DE RESTORASYON, YOKSA…
CHP bir yol ayrımında temellere kadar inen sancılarla boğuşurken dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla ve kimi yüzeysel değerlendirmelerle yangına adeta körükle gitmeyi yeğledi.
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´  OYUNU!
İLERİ DEMOKRASİDE ‘TAMAM MI, DEVAM MI?´ OYUNU!
Evet, yarın kritik bir dönemeç yaşanacak, teoride seçmen iradesi hem seçim yapacak hem de görevini devretme noktasına gelen iktidarı denetlemiş olacaktır. Elbette bu olay söylendiği kadar rahat ve etkili bir süreç değildir. O kadar çok icraat alanı ve konusu var ki, sandıklarda bunun ne olduğunu anımsayan ve önemseyen seçmen bulabilmek zor.
   ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
ASKIYA ALINMAKTA OLAN CUMHURİYET REJİMİNE KİM SAHİP ÇIKACAK?
Bugünden bekliyor halkımız, CHP´nin ağzından Cumhuriyet, Atatürk, laiklik ve ulusal çıkarlar, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğü sözlerini ve bunlara sıkı sıkı bağlılık taahhütlerini… Cumhuriyetin uğratıldığı yol kazasından en az zararla kurtarılması için canların dişlere takılarak savaşımın sürdürüleceği kararlılığını…
YALNIZ KALINAN DÜNYA´DA İNGİLİZ´İN İPİNE TUTUNMAK
YALNIZ KALINAN DÜNYA´DA İNGİLİZ´İN İPİNE TUTUNMAK
AKP iktidarı 24 Haziran´da son derece yaşamsal ve kritik bir seçime hazırlanırken Osmanlı´nın yıkılışı ve Kurtuluş Savaşımızın etkisiz kılınması yolundaki çabaları dikkate alındığında ülkemize ve ulusumuza husumet göstermekle öne çıkan bir İngiltere´nin dostluğuna ve yardımlarına muhtaç mı kalmalıydı?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDEN GELECEK İYİ HABERLER NE OLA Kİ?
Kılıçdaroğlu´nun tam yetki ile sürdürme çalıştığı en geniş mutabakatın pratikte fazlaca bir kıymet- i harbiyesi yoktur. Kaldı ki eğer öyle bir mutabakat “Ekmek Ekmeleddin” fiyaskosuna yol açan yeni bir basiretsizlik örneği ile sonuçlanırsa 24 Haziran seçimleri gerçekten Türkiye için aşılması zor tehditlerle dolu bir dönemin başlangıcı olur.
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
24 HAZİRAN´DA NASIL BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ YÜRÜRLÜĞE SOKACAĞIZ?
Bu değişikliğe “sistem” adını kullanmak aslında yetersiz bir saptama. Açıkça Rejim değişiyor Türkiye´de. Önümüze konulan sandıkla 3 Kasım 2019´ya yürürlüğe girmesi gereken rejim değişikliği hemen uygulamaya konulmuş olacak. Değişen rejime artık Cumhuriyet adını kullanmamız bile doğru olmayacak.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NDE ASAYİŞ BERKEMAL Mİ ARTIK?
Cumhuriyet Halk Partisinin Tüzüğü´nü. bir yönüyle Anayasası´nı, baştan sona değiştirme girişiminin Olağanüstü Kurultay´da kapalı kapılar ardında ve basının izleyemediği bir süreçte yapılması hangi ‘Demokratik Kültür´e sığar? Genel Başkanın direktifleri ile hazırlanan taslak, gerçekten Örgütün ve üyelerin baskı altında olmadan Kurultay´a sunabileceği alternatiF tekliflerle ne düzeyde örtüşebilmiştir?
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN  SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
POPÜLİZM HEYULASININ GÖLGESİNDE YAKLAŞAN SEÇİMLERE BİR BAKIŞ
Açıkçası dünyanın en olgunlaşmış kabul edilen ülkelerinde bile ipliği pazara çıkmış olan, “sadece oya ve sandığa dayalı” demokrasi ucubesinin en ilkel hali Türkiye´de yaşanıyor. Kimi Batılı yorumcular bu durumun çok yaygın oluşundan alabildiğince kaygılılar. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Türkiye´deki demokrasinin de ‘seçilmiş diktatörler´in zuhur ettiği bir sonuca doğru hızla ilerlediğine işaret ediyorlar.
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA geçmişten gelen sorumlulukların ağırlığını omuzlarında hissederek Yeni Yüzyılı´na başlıyor. Dokularındaki ‘programa´ sadık kalarak her türlü zorluğa göğüs germeye, görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çaba gösterecektir
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi´nin geçmişinde kökleşmiş devrimci ve atılımcı dinamikler, her zaman ülkeyi ve ulusu yeni boyutlara, daha ileri hedeflere yöneltmekten geri durmayan refleksleri harekete geçecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel sorumluluğunu kavramış kadroların kendi içinden çıkması sürecini yeniden yaşayacak, Atatürk Türkiye´sinin dümenlerinin başında yerini alacaktır.
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KAÇ-KAÇ FACİASI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
İLK 100 GÜN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI - 19
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
TOROSLAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA KUVA-Yİ MİLLİYE GÜNEŞİNİN DOĞUŞUNU MÜJDELEYEN ERZURUM KONGRESİNİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
DEMOKRASİ, KALKINMA, SAYGINLIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Ne Geceymiş Yahu?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK(2)
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DEĞİŞİM ZAMANI
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK EĞİTİMİ ULUSAL GÜCÜMÜZÜ OLUŞTURDUĞU GİBİ, “KİNDAR NESİL YETİŞTİREN EĞİTİM” DE ULUSAL YIKIMIMIZA YOL AÇAR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Türkiye Bilimsel Yayınalar Dünyadaki Yeri ve İran Güney Kore Karşılaştırması
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Ali Alp
Ata Ali Alp
aktüalite ve edebiyat
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
YAHUDİ DEVLETİ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
19 MAYIS 1919
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“YAŞAMAYA GEÇ KALDIM”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
UĞUR MUMCU
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Bereketli Hilal
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEŞEKKÜRLER TOROS KAPLANLARI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YAYLA YOLLARI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
Desteğin Tam Zamanı
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLET İÇİNDE KİŞİSEL DEVLET
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-5/3/1300599925334.jpg