YAZARLAR

  • BIST 100

    94.728%-4,34
  • DOLAR

    5,9305% 0,79
  • EURO

    6,5411% 0,75
  • GRAM ALTIN

    284,08% 0,86
  • ÇEYREK ALTIN

    468,732% 0,86

Adana

14.10.2019

  • İMSAK 05:19
  • GÜNEŞ 06:38
  • ÖĞLE 12:30
  • İKİNDİ 15:40
  • AKŞAM 18:12
  • YATSI 19:26
  • Pazartesi 27 °C / 18 °C Güneşli
  • Salı 28 °C / 21 °C Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 27 °C / 20 °C Parçalı bulutlu

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

KILIÇDAROĞLU SURİYE KONUSUNDA ERDOĞAN'A YEDİ SORU YÖNELTTİ

CHP lideri Erdoğan'a "Eğer bu ülkeyi seviyorsa, bu ülkenin çıkarlarını savunuyorsa ve bu ülke için çalıştığını iddia ediyorsa 7 soruya cevap istiyorum," diye seslendi

CHP lideri, "Şimdi ben hepinizin huzurunda 82 milyon adına Erdoğan’a 7 maddelik bir soru soruyorum. Erdoğan’a 7 maddeden oluşan 7 soru soruyorum. Eğer bu ülkeyi seviyorsa, bu ülkenin çıkarlarını savunuyorsa ve bu ülke için çalıştığını iddia ediyorsa 7 soruya cevap istiyorum," dedi  ve 6. madde olarak şunu sordu:

"Amerika’yla bir telefon görüşmesi üzerine mutabakat sağladığın anlaşılıyor, ama ortağın, yani Trump: “Haddini aşarsan ekonomini mahvederim” diyecek kadar cüretkâr ve küstah. Ne için söz verdin? Haddini aşmayacağın nokta nedir? Operasyonun sınırları hakkında bir anlaşmaya vardın mı? Bunun da cevabını bekliyoruz"

Kılıçdaroğlu bugünkü Grup toplantısında konuşmasının önemli bir bölümünü Suriye konusuna ayırdı.

"Hepimizin gündeminde zamlar var, yoksulluk var, geçim sıkıntısı var, işsizlik var, bunlar var, ama hepimizin gündeminde bir de Suriye konusu var, Ortadoğu bataklığı var. Ta en başından söyledik, “Ortadoğu bataklığına girmeyin” dedik. “Türkiye’nin orada ne işi var” dedik. “Suriye’yle dost olalım” dedik. “Ortadoğu’yla dost olalım” dedik. “Ortadoğu’yla, Arap halklarıyla kavga etmenin mantığı yoktur” dedik. “Bizim tarihi bağlarımız var, bizim kültürel bağlarımız var, bizim inanç bağlarımız var, bizim akrabalık bağlarımız var, neden düşman oluyoruz birbirimize, neden kavga ediyoruz biz” dedik," diye girdiği konuya CHP Genel Başkanı şöyle devam etti:

 "Bunu defalarca söyledim. Suriye’yle, Irak’la, İran’la Türkiye bir araya gelip Ortadoğu’yu bir barış havzasına döndürebilirler. Emperyal güçlerin neden oyuncağı oluyoruz? Bir tarafta Amerika, bir tarafta Rusya, biz neden ikisinin arasında sürekli gidip geliyoruz? İkisinden talimat alan bir saray devletine dönüştük, ikisinden de ayrı ayrı talimat alan bir saray devletine dönüştük. En ağır hakaretler yapılıyor, en ağır! Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görmediğimiz ağır hakaretlere muhatap olduk. Kimin yüzünden? Saray yüzünden. O ağır hakaretleri duyuyorlar, koşa koşa Amerika’ya gidiyor, hâlâ koşa koşa gidiyorlar. Bir fotoğraf çektirmek için yapmadıkları, atlamadıkları takla kalmadı. Rezalet üstüne rezalet! Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak bu kadar ağır hakareti asla kabul etmiyorum asla, ama saraydakiler içlerine sindiriyorlar. Anlamıyorum, bunlar tarihimizi de bilmiyorlar, Milli Kurtuluş Savaşını bilmiyorlar. O savaşı hangi koşullarda verdiğimizi bilmiyorlar. Bir taraftan bir tarafa savruluyorlar. Yönetilmeyen, savrulan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Defalarca söyledik bunu, yanlış yapıyorsunuz dedik, yapmayın etmeyin dedik, Türkiye zararlı çıkar dedik. Suriye’den kim kârlı çıktı? Özellikle AK Partiye oy veren ve milliyetçi olduğunu ifade eden ülkücü kardeşlerime seslenmek isterim: Kim kârlı çıktı Suriye politikalarından, kim? Ben söyleyeyim: 1. Amerika kârlı çıktı, 2. Rusya kârlı çıktı. Kim zararlı? Biz zararlıyız. En büyük zararı kim gördü? Suriye’deki Türkmen kardeşlerimiz gördü, orayı darmadağın ettiler. Şimdi Ortadoğu bataklığının içinde debelenen bir Türkiye gerçeği var. Üzülerek ifade ediyorum, debelenen bir Türkiye gerçeği var. Ne diyorlardı? Öyle gaz vermişlerdi ki emperyal güçler, Erdoğan’a öyle gaz vermişlerdi ki havaya girmişti: “24 saat içinde gideceğim, Şam’da Emevi Camiinde namaz kılacağım.” Buyur kıl bakalım! Bu kadar gazla giderse, akılla değil, mantıkla değil, birilerinin gazıyla gidersen işte seni Ortadoğu bataklığına böyle sokarlar. Ben Ortadoğu bataklığı dediğim zaman vay efendim, sen Ortadoğu’ya nasıl bataklık dersin diye kızıyorlar. Bugün kendileri de kullanıyorlar, o noktaya geldiler.

Değerli arkadaşlarım, gözlem noktalarımız, İdlib’de gözlem noktalarımız sorunlu, 9 numaralı gözlem noktasına Rusya izin verdiği ölçüde oraya bir şeyler götürüyoruz. Rusya’nın kontrolünde götürüyoruz oraya ve bizim askerlerimiz Rus askerleri tarafından korunuyor. Saraydakiler bunu yutuyor, saraydakiler bunu hazmediyor. Ben hazmedemiyorum, benim ağrıma gidiyor. Çünkü ben onlar gibi değil, gerçek milliyetçiyim, hakiki milliyetçiyim, saf milliyetçiyim. Memleketimi savunurum, taşını toprağını savunurum.

Altı okumuzdan birisi milliyetçilik, milliyetçiyiz. Vatanımızı seviyoruz, bayrağımızı seviyoruz, güvenlik güçlerimizi seviyoruz, askerimizi, polisimizi seviyoruz. Hiç kimsenin burnu kanamasın istiyoruz. Barış içinde yaşamak varken neden elin oğlunun söylemleriyle oralara giriyoruz, hangi gerekçeyle giriyoruz? Yazık günah değil mi bu memlekete? Bıraktık Suriye’yi ta gittik Mısır’la kavga ediyoruz. Niye kavga ediyoruz? Suriye’ye silah gönderdik, şimdi de Libya’ya silah gönderiyoruz. Niçin? Oradakiler de Müslümanlar birbirini öldürsün diye.

Değerli arkadaşlarım, en baştan beri uyardık, en baştan beri, oysa bir dönem ne kadar güzeldi, Suriye’nin Devlet Başkanı Türkiye’ye gelirdi, Türkiye’de Devlet Başkanı oraya giderdi, beraber tatil yaparlardı, sohbetler yapılırdı, futbol karşılaşmaları yapılırdı. Bütün bunların hepsi olurdu. Kimse de niye bunu yapıyorsunuz demedi, herkes hayatından memnundu. İthalatı vardı, ihracatı vardı, sanatçılar gider gelirdi, her şey çok güzeldi, ama birden bire bir sabah kalktık, en büyük düşman Suriye. Niçin, hangi gerekçeyle?

Bakın, biz CHP olarak neler yaptık, onu da söyleyeyim. Vicdan sahibi herkese seslenmek istiyorum. Vicdan sahibi, ahlâk sahibi herkese seslenmek isterim. Suriye’de karışıklık çıktığı zaman, Eylül 2011’de Suriye yönetimine bizim arkadaşlar gidip görüştüler Suriye’de karışıklıklar olmasın diye. Yine Aralık 2012’de de Suriye muhalefetiyle görüştük, yani hem Suriye’nin iktidarı, hem Suriye’nin muhalefetiyle görüştük, dedik ki: “Kavga etmeyin, barışın. Kendi sorununuzu kendiniz çözün” Biz bunu yaptık, milletvekilleri gönderdik oraya, ama iktidar silah gönderdi. Biz milletvekili gönderdik barış olsun orada diye, insanlar birbirlerini öldürmesinler diye, kadınlar, küçücük çocuklar mahvolmasın, öldürülmesin diye yaptık.

Nisan 2012’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir genel görüşme önergesi verdik. Dedik ki: “Meclis Suriye konusunu bir oturup konuşsun, nedir bu Suriye’de olan bitenler”, yine biz yaptık, Cumhuriyet Halk Partisi yaptı.

Nisan 2012’de yine Cumhuriyet Halk Partisi olarak Arap Baharı Konferansı düzenledik. Bütün Arap ülkelerinin hem birikimli, hem deneyimli siyasetçilerini, gazetecilerini davet ettik bütün Arap coğrafyasından. Arap dünyasında barışı nasıl yapabiliriz, Türkiye’yle Arap dünyası arasındaki sıcak, samimi akrabalık ilişkilerine dayanan, ekonomiyi de güçlendirecek olan ilişkileri nasıl büyütebiliriz diye bir uluslararası konferans düzenledik.

Yetmedi, 4 Ağustos 2012’de Türkiye de bir Uluslararası Suriye Konferansı düzenlesin diye Erdoğan’a çağrı yaptım ve mektup gönderdim. Elinin tersiyle itti. Türkiye’de konferans mı olur, Uluslararası Suriye Konferansı, ama Trump “Cenevre” dedi, koşa koşa Cenevre’ye gitti. Hani yoktu, niye oraya gidiyorsun o zaman? Sen düzenle, aktör olacaksın sen aktör ol, sorun çözeceksen sen sorunu çöz. Neden birilerinin gölgesine sığınıyorsun? Bu benim ağrıma gidiyor. Komşu Amerika’nın komşusu değil, Rusya’nın komşusu değil, ama benim komşum, ben sorununu çözeyim. Neden onlar çözüyorlar ve sen onların gölgesinde bir yerlere tutunmaya çalışıyorsun?

Cenevre görüşmeleri devam ediyor. 3 Şubat 2013’te Sosyalist Enternasyonal de dedi ki, bir Suriye çalışma grubu oluşturalım ve oluşturduk. Uluslararası bir Suriye Çalışma Grubunu Sosyalist Enternasyonalde oluşturduk.

Mart 2013’te dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a bir mektup yazıp Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin bir mektup gönderdik.

Yetmedi, Haziran 2016’da Suriyeli sığınmacılarımız vardı, 3.5 milyon Suriyeli. Bu Suriyelilerin durumu ne olacak? Suriyeliler kendi ülkelerine hangi koşullarda gidecek? Bununla ilgili iki rapor hazırladık.

Yetmedi, Mayıs 2018’de seçimler vardı ve seçimlerde ilk kez, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasal parti dış politikayla ilgili bir proje üretti, “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatını kuralım” dedik. “Türkiye, İran, Irak ve Suriye, dört ülke bir araya gelsin, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuralım. Sorunumuzu biz çözemiyor muyuz, niye Amerika, niye Rusya? Oturalım biz hep beraber, kendi sorunumuzu kendimiz çözelim, kendi göbeğimizi kendimiz keselim. Rusya gözlemci olsun, Amerika gözlemci olsun, Avrupa Birliği gözlemci olsun, İsrail gözlemci olsun, buna itirazımız yok, ama biz kendi sorunumuzu kendimiz çözelim. Egemen güçlerden bu bölgeyi kurtaralım”, bunu da söyledik.

Eylül 2018’de İdlib konusunda Türkiye çok sıkıştı, 6 maddelik bir çağrı yaptık ve Ekim 2019’da, yani bu ayın başlarında “Suriye’de Barışa Açılan Kapı” diye uluslararası bir Suriye konferansı düzenledik.

Bakın değerli arkadaşlar, memleketimizi seviyoruz, ama komşularımızı da seviyoruz. Memleketimizde hiç kimsenin burnu kanamasın diyoruz, ama komşularımızda da kimsenin burnu kanamasın diyoruz. Komşuda yangın çıkıyorsa, yangına müdahale etmezseniz o yangın size sıçrayacaktır. Terör örgütlerine destek verdi Türkiye bir dönem, hâlâ da destek veriyor, İdlib’de destek veriyor. Bütün dünya bunları biliyor.

ERDOĞAN'A YEDİ MADDELİK SORU

Şimdi ben hepinizin huzurunda 82 milyon adına Erdoğan’a 7 maddelik bir soru soruyorum. Erdoğan’a 7 maddeden oluşan 7 soru soruyorum. Eğer bu ülkeyi seviyorsa, bu ülkenin çıkarlarını savunuyorsa ve bu ülke için çalıştığını iddia ediyorsa 7 soruya cevap istiyorum. Onlardan birisi şu:

1. Bir zamanlar dost olduğumuz Suriye’yle durup dururken neden kavgalı hale geldik? Bir zamanlar dosttuk, neden kavgalı hale geldik? Sana, yani Erdoğan’a “Suriye’nin içişlerine karış” diyenler kimdi, kimlerdi bunlar, kimler seni aldı Suriye batağına sürükledi? Ben bunun cevabını istiyorum.

2. Türkiye’deki teröristlere, Suriye’deki teröristlere Türkiye üzerinden silah gönderenler kimlerdi? Meşru olmayan bu yolu sana kimler önerdi? Bu gayrimeşru yolu sana önerenler hâlâ senin yanındalar mı? Silahlar geliyordu Türkiye’ye, karayolu ve havayoluyla geliyordu, tırlara bindiriliyordu, yasa dışı meşru olmayan yollardan Suriye’deki teröristlere gönderiliyordu. Sana bunu kim önerdi, bu silahları sana kim verdi “al Suriye’ye götür” diye, “Müslüman’ı Müslüman’a kırdır” diye kim sana söyledi? Ben bunun cevabını bekliyorum.

3. “Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelip Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen teröristlere geçiş imkanı sağlayın” diyenler kimlerdi? Dünyanın her tarafından teröristler geldi Türkiye’ye, Türkiye’de bulundular, alındılar Suriye’ye götürüldüler. Sana kim bu teröristleri Türkiye üzerinden geçir dedi ve bunun telkinini sana kim yaptı?

4. Astana sürecinde İdlib’deki teröristlerin elinden ağır silahları alacağız sözünü verdin. Dedi ki: “İdlib’de teröristler var, söz veriyorum onların elindeki ağır silahları alacağım.” O sözü verdin. Bu sözünü dahi yerine getirememişken şimdi Fırat’ın doğusundaki tutuklu IŞİD teröristlerini ABD’den devralmaya kalkıyorsun. Evet, IŞİD’in teröristlerini Trump dedi ki: “Sana veriyorum, sen bundan sonra devral.” Biz teröristlerin bekçisi miyiz? İdlib’de teröristlerin bekçiliğini yapıyoruz, şimdi diğer yerde de IŞİD teröristlerinin bekçiliğini yapacağız. Bu tablo Türkiye Cumhuriyeti Devletine yakışıyor mu?

5. Suriyeli sığınmacıların bize maliyeti 40 milyar Dolar, kendileri söylüyorlar. Suriyeli mültecilerin, yani sığınmacıların bize maliyeti 40 milyar Dolar. Peki, Suriye bataklığının Türkiye Cumhuriyeti Devletine maliyeti ne kadar? Trump ne dedi? “Ben Amerikan vatandaşlarının ödediği vergileri oraya harcamayacağım.” Erdoğan, sen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödediği vergiyi niye o bataklığa harcıyorsun, ben bunu sormayacak mıyım?

6. Amerika’yla bir telefon görüşmesi üzerine mutabakat sağladığın anlaşılıyor, ama ortağın, yani Trump: “Haddini aşarsan ekonomini mahvederim” diyecek kadar cüretkâr ve küstah. Ne için söz verdin? Haddini aşmayacağın nokta nedir? Operasyonun sınırları hakkında bir anlaşmaya vardın mı? Bunun da cevabını bekliyoruz.

7. Büyük Ortadoğu projesinin eş başkanlığını hâlâ sürdürüyor musun? Eş başkanlığın Türkiye’ye ne faydaları oldu?

7 sorunun cevabını bekliyorum.

Tezkere bugün görüşülecek. Orada askerlerimiz var. O askerleri korumamız lazım, o askerlerin burnunun kanamaması lazım. O nedenle bu tezkereye askerlerin hatırı için, orada oğlunu gönderen askerlerin annelerinin hatırı için, o çocukların burnu kanamasın diye bu tezkereye içimiz yana yana evet diyeceğiz. Evet, işin acı tablosu budur. O askerlerin hatırı için yazıktır günahtır, bütün bu tabloyu milletin önüne koymak da benim namus borcumdu, vicdan borcumdu, siyaset borcumdu, ahlâk borcumdu. Bu tablo Türkiye’nin yaşayacağı bir tablo değildir ve bu tablodan biz çok rahatsızız. Bu tablonun düzelmesi lazım, bu tablonun düzelmesi için de bize kulak vermeleri lazım, bizi dinlemeleri lazım. Doğruları söylüyoruz, ahlâklı olarak doğruları söylüyoruz. Türkiye’nin çıkarlarını savunuyoruz, savunmaya da devam edeceğiz, ama gidip de Trump’a teslim olan bir adamdan bu memlekete hayır gelmez. Onun da altını çizmek isterim. "

 

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ