SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


UYANMAK... UYANMAK... UYANMAK...


Aymazlığın sebebi, yanlış davranışlardan sakınmayı sağlayan olgu ve olaylardan alınması gereken dersi almamaktır; ibret gözünü açmamaktır.

Göz ışığı görür, ışığın kaynağıdır göz; açılınca mumun yandıktan sonra etrafa ışık saçması gibi aydınlanır, aydınlatır.

Oysa bizi uyandıranlar çoktu. O vatan sevgisi ve ulus sevgisiyle dolu yürekler bizi uyandırmaya çalıştı; yıllarca bıkmadan, usanmadan, umut kesmeden...

Başta ATATÜRK, "Uyuyan milletler ya ölür, ya da köle olarak uyanır." diyerek uyandırmaya çalışmıştır.

ALİ FUAT CEBESOY, şunları yazar anılarında:

"Büyük vatan şairi NAMIK KEMAL'i okul idaresinin aldığı bütün tedbirlere rağmen yatakhanede gizli gizli okuduğumuzu unutamam. Mustafa Kemal'in bir gece vakti yanıma gelerek "Vatan Kasidesi"nin çoğaltılmış bir nüshasını 'Fuat kardeşim, bunu ezberleyelim." diye bana verirken, yavaş bir sesle, fakat büyük bir heyecanla okuduğu :

'Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin

Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten' mısralarını nasıl unutabilirim."

Atatürk öğrenciliğinden başlayarak TEVFİK FİKRET'in şiirlerinden de etkilenmiştir; sonraki yıllarda onun özgürlük, eşitlik, hak ve bağımsızlık konusundaki düşüncelerinden ışık aldığını anlatır .

MİLLET ŞARKISI

"Çiğnendi yeter, varlığımız cehl ile kahre,

Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz.

Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare;

Can kardeşi, kan kardeşi, şan kardeşiyiz biz.

Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol

Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa, var ol!

Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa;

Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.

Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,

Sönmez ebedî; her gecenin gündüzü vardır.

Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol;

Ey hak yaşa ey sevgili millet yaşa, var ol!."

TEVFİK FİKRET

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir." diye seslenir ATATÜRK

TEVFİK FİKRET de seslenir:

"Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır.

Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır.

"Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma.

Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma."

Yakınlaşır, kısalır... Doğru at adımlarını;

Düşün; bugünkü adımlar hazırlıyor yarını!"

"Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık hâline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar." dİyerek de uyarır, uyandırmaya çalışır ATATÜRK...

MEHMET ÂKİF ERSOY da uyandırmaya çalışır:

"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

«Târih»i «tekerrür» diye ta’rîf ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?"

Uyanık bir kamuoyunun doğması, halkın sorunlarının değerlendirilmesi için önce aydınlar uyanmalı... Ağızlarını tutan, kulaklarını tıkayan ve gözlerini yuman maymun heykelciklerini çalışma masalarından kaldıran aydınlar gerek bu yurda... Her bunalım döneminde, gören, duyan ve konuşan aydınlar gerek...

Yurt gerçeklerinin halka inmesi, her konuda halkın bilinçlenmesi; köklü çözüm yolları üretilmesi, toplumsal sorunların temelden ele alınması ve güncel konular arasına girmesi için aydınların büyük çaba harcaması gerek...

"Dünya koşuyor" söz mü? Beraber koşacaktın;

Heyhât, bütün azmi sen arkanda bıraktın!

Mâdem ki uyandın o medîd uykularından,

Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.

Ensendekiler "leş" diye çiğner seni sonra.

Ey yolcu uyan! Yoksa çıkarsın ki sabâha:

Bir kupkuru çöl var, ne ışık var, ne de vâha!"

MEHMET ÂKİF ERSOY

medîd: Çok uzun süren.

Aydınlar, çok uyanık olmalı; söylediklerinin karşısındakilerin anladığıyla sınırlı olduğunu unutmadan, yine yeniden anlatmalı, yazmalı... Dediklerinin tam olarak kavrandığının, özümsendiğinin, içselleştirildiğinin en azından bir kıpırdanma, bir durumdan başka duruma geçmek için bir istek yarattığının farkına varana kadar yazmalı...

Aydınlar, Sigmund Freud'un bu uyarısını dikkate almalı, "Sözcüklerin sihirli bir gücü vardır. Ya en büyük mutluluğu ya da en derin çaresizliği getirebilirler; bilgiyi öğretmenden öğrenciye aktarabilirler; sözcükler hatiplerin dinleyicilerini etkilemesini ve kararlarını dikte etmesini sağlarlar. Sözcükler, en güçlü duyguları uyandırabilir ve tüm ereklerin eylemlerini harekete geçirebilirler."

Eğer gerçekleştirilmek üzere tasarlanan, ardından koşulan, erişilmek istenen şey (erek) halkı uyandırmaksa yılmadan, usanmadan, pes etmeden çabalamak gerek...

"Desen bin kere "İnsanım!" kanan kim? Hem niçin kansın?

Hayır, hürriyetin, hakkın masûn oldukça insansın.

Bu hürriyet, bu hak bizden bugün âheng-i sa'y ister:

Nedir üç dört alın? Bir yurdun alnından boşansın ter..."

MEHMET ÂKİF ERSOY

Sözcükler: masûn: Korunan, korunmuş.

âheng-i sa'y: Yürümek, koşmak, iş yapmak uyumu

Bu olumlu değişim gerçekleşirse, her şey güzel olacak!

Umutlu, huzurlu, mutlu ve hep aydınlık günler dileğiyle...

HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Perşembe 37.3 ° / 23.2 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 23.9 ° Açık hava
  • Cumartesi 35.3 ° / 22.9 ° Dağınık bulutlar
  • BIST 100

    2.427%0,80
  • DOLAR

    17,2729% 0,33
  • EURO

    17,6417% 0,53
  • GRAM ALTIN

    969,36% 0,69
  • Ç. ALTIN

    1599,444% 0,69