Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


TELEFONUN TELLER


Bir yaz günüydü. Arkadaşım, eniştemiz rahmetli öğretmen Hasan Tuncer’le Gülnar’da beraberdik. Dernekte, kahvede arkadaşlarla söyleştik. Akşamüstü “ İyi akşamlar” diyen gitti.

O yıllarda, Gülnar’da otel de yoktu. Biraz da sitemkârca Eskiyörük’ e gitmeye karar verdik. 20 km. yol, yaya gideceğiz.. O mevsimde köylü yaylada. Yayla yolu ise 30 Km’ .den fazlaydı..

Yol azığı olarak birer şişe rakı ve ağırlıksız, bolca şekerli meze aldık. Önceleri söyleştik. Giderek türküleştirdik. Tam varmak üzereydik ki, köyün güneyindeki çam ormanından bir yangın kabardı. Hiç duraksamadan yangın yerine geçtik. Elbette söndüremezdik. Ama önünü keserek, daha çok yayılmasını önleyebilirdik. Köroğlu olmaya

da yaklaşmıştık zaten. Yangın yerinde “ Nevalemizi” belli bir yere koyduk. Sonra, üstümüzde bir don kalıncaya kadar soyunduk. Bir çakı bıçağımız bile yoktu, birer dal kopardık. Yayılmayı önlemek için, yangın çevresindeki yanıcı maddeleri temizlemeye giriştik. Arada bir nevalemizden yakıt ikmalini de ihmal etmiyorduk.

“ Yangını çıkaranları buldum!” diyen bir sesle kendimize geldik. Bağıran Orman Mühendisi bir arkadaşımızdı. Bizi tanıyamamıştı. Daha doğrusu, biz bile tanıyamazdık kendimizi. Birer zenci olmuştuk. Meğerse yangın gözetlemeden ihbar alınmış ve söndürme ekibi gelmiş. Yeni atanmış olan Orman Bölge Müdürü Ekrem Bey de, yöreyi tanıma kabilinden, yangıncılarla birlikte gelmiş. Müdürün huzuruna götürdüler bizi. Müdür inanamıyor.” Yahu siz gerçekten öğretmen misiniz?” diyor. Mühendis arkadaşımız tanıklık ediyor “ Müdürüm, vallahi öğretmen bunlar. Hem de iyi öğretmen” diye, yırtınıyor.“ Yahu durun” dedi, Müdür. “ Benim soruşum inanmadığımdan değil. Mümkün olsa onları kalbime sokacağım. Benim de öğretmen kardeşim var. Düziçi Köy Enstitüsünden mezun” dedi. Hayret. Kardeşi Ethem Altaç sınıf arkadaşımdı. Dağ başında bir dostluk zinciri kuruluvermişti. Ekrem Altaç Müdürün, bizden habersiz getirttiği “ Takdir- Teşekkür Belgesi” ni de 12 Eylül alıp götürdü, sobada yaktı.

***

Zaman zaman ziyaret ettim Sayın Müdürü. Her yönüyle Atatürk Cumhuriyeti’nin, hak etmiş bir yetkilisiydi. Bir ziyaretimde, aklıma geldi “ Sayın Müdürüm. Sizin, Gülnar’dan Aydıncık’a bir telefon hattınız var. Bizim köyün 3- 4 km. yakınından geçiyor. Bir saplantı hat çekilemez mi? Biraz düşündü. “ Neden ihtiyaç duydunuz buna?” dedi. Sayın Müdürüm. Köyümüz kasabaya iki saatlik uzaklıkta. Anayol üstü de değil. Köyde motorlu araç yok. Acil bir sıkıntıda imdat diyecek bir yol arıyoruz, dedim.

“ Bak öğretmenim. Resmiyette izin vermezler. Ancak, mesafeyi ölçün. Direklerini dikip, telini ve fincanları hazırlayın. Bağlamasını ben yaptırırım. Unutmayın ki garantisi, benim burda Müdür olduğum süredir. Sonrasını bilemem.” Deyişi de, bir kazançtı o günler için..O yıllarda köyün, memur- işçi gibi dışarıda çalışanları, bayramlarda toplanır gelirlerdi.

Biz de o ziyaretleri fırsat bilip, epeyce yardım topladık. Direkler ve işçilik köyden karşılandı.

Müdür de bağlatıverdi. Telefonu muhtar Mahmut Sarıgüzel’ in evine yerleştirdik.

***

İki yıl kadar sonra Orman Bölge Müdürü değişti. Yeni Müdür bir afetti. Adamdan sanki Müdürlük fışkırıyordu. “ Ormanın hattına saplama telefon bağlamak da ne demek? Bizi mi dinleyeceksiniz?” Hafif laflarındandı. Ne dedikse dinletemedik. O günlerin birinde Aydıncık’taydım. Orman Bölge şefi adam arıyordu. Tanışıyorduk. Niçin aradığını sordum:

“ Yahu, sizin köye göndereceğim. Orda bir telefon hattı varmış. Müdür emir verdi. Direkleri toprak seviyesinden kesecekmişiz” dedi. Köyümüz orman bölgesi olarak, Aydıncık Nahiyesine bağlıydı. O arada teyzem oğlu Musa gözüme çarptı. Musa avcı adam. Ayağına çabuk, cin gibi. Teyzoğlu, telefon direklerini kesmeye geleceklermiş. Acele git. Direklerin dibine eli sopalı birer adam otursun. Amacın dövmek değil, korkutmak olduğunu unutmayın.

Birkaç saat sonra Ormanın gönderdiği ekip geri geldi. Adam kızıyordu Şefe:“ Ne oluyor Şefim? Bizi cepheye mi gönderiyorsunuz? Her direğin dibinde eli sopalı bir adam var. Canımı dağda bulmadım arkadaş” Teknolojik gelişimin zorlamasıyla PTT hatlarını hızla yaygınlaştırdı da; bizim hat vukuattan kurtuldu. Telefonun tellerine bazen baykuşlar da konar…?

 

 

 



YAZARLAR

  • Salı 18 ° / 5 ° Bulutlu
  • Çarşamba 18 ° / 8 ° Fırtına
  • Perşembe 16 ° / 8 ° Sağanak
  • BIST 100

    1.542%0,14
  • DOLAR

    7,3550% -0,67
  • EURO

    8,9470% -0,59
  • GRAM ALTIN

    439,58% -0,50
  • Ç. ALTIN

    725,307% -0,50